tamamı ile cümle
tamamı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Maçların tamamı Tokyo'daki stadyumlarda oynanmıştır.Alle Spiele fanden in Tokio statt.
IMDb'de Alevler İçinde Filmin müzikleri Filmin tamamı (Azerice)Im Film sind die jiddischen Lieder Es brennt (orig.
62 yolcu ve 12 mürettebatın tamamı öldü.Alle 216 Passagiere und 12 Besatzungsmitglieder kamen ums Leben.
Köy halkının tamamı deniz ve orman ürünlerinden doğrudan ya da dolaylı olarak yararlanmaktadır.Fast alle Einwohner haben direkt oder indirekt mit dem Weinbau zu tun.
İstasyonların tamamı engelli erişimine sahiptir.Der Bahnhof ist vollständig barrierefrei erreichbar.
Araçların tamamı teslim edilmiştir.Es sind alle bestellten Fahrzeuge ausgeliefert worden.
Seracılık ilçe nüfusunun tamamına yakınını doğrudan etkilemektedir.Ungewöhnlich ist auch, das sich fast die gesamte Bevölkerung in der Stadt konzentriert.
Elde ettiği bu başarı eğitimini yarıda bırakmaya ve kendini tamamıyla sanata adamaya cesaretlendirdi.Dessen Erfolg ermutigte ihn, das Studium abzubrechen und sich ganz der Kunst zu widmen.
Kumaş topları standart boyutlarda üretilir ve kumaşın tamamı tek bir kimono yapmak için kullanılır.Diese Ballen haben festgelegte Ausmaße, und der komplette Stoff wird für die Produktion des Kimonos verwendet.
Nüfusunun tamamını Peştunlar oluşturur.Faktisch die gesamte Bevölkerung wird von Awaren gestellt.
Bu köyde nüfusun tamamı keskoi aşiretine mesuptur.Der ganze Bezirk leidet unter diesem Bevölkerungsschwund.
1965-66 sezonunda ise ligdeki takımların tamamı üç şehirde yer almaktaydı.Allein in der Saison 1965/66 gab es drei verschiedene Trainer.
1971'de üç konuşmacının bu dili konuştuğu bilinmekteydi; ancak 1981'de tamamıyla yok olduğu belirtilmektedir.Drei Sprecher waren 1965 bekannt, aber schon 1981 konnten keine Sprecher gefunden werden.
Onlar fakir olanlara tamamını verdiler."Sie befinden sich alle in kurzer Gehdistanz zueinander.
Ortaya çıkarılan teknolojilerin tamamına birden eğitim teknolojileri denir.Die Menge aller technisch möglichen Aktivitäten wird als Technologiemenge bezeichnet.
Tamamı kendi el yazısıydı.Was lag in der eigenen Hand.
Çoğu omurgasız hayvan, vücudunun tamamını yenileyebilir.Zudem ist bei den meisten Schmetterlingen der gesamte Körper beschuppt.
Tamamı 6 mahalle olup, 3000 kırmızı kiremitli altlı üstlü süslü konaklar vardır.Sie besitzen außen 3 ganze sowie innen 3 verkürzte feine Längsrillen.
31 Ocak 2012'de ise tamamı yayınlandı. ^ Koski, Genevieve.Abgerufen am 31. Januar 2013. Alles zum Thema: Sasha.
İşaret, halterci tamamıyla hareketsiz konuma geçince verilir.Das Signal hat zu erfolgen, sobald der Heber absolut bewegungslos ist.
Süveyde'nin hemen hemen tamamı rejimin kontrolündedir.Spanien steht fortan gänzlich unter der Kontrolle des franquistischen Regimes.
Cinse ait türlerin tamamı Afrika'da bulunur.Alle Arten sind in Afrika heimisch.
Hane reislerinin tamamı ziraatla uğraşmakta ve 14 kilelik arazide çiftçilik faaliyetlerini sürdürmekteydi.Trotzdem vererbt er seinen zehn Mägden und Knechten den gesamten Bauernhof.
Bugün tamamına yakını doldurulmuş olan ya da kaybolan doğal limanları vardır.Natürliche Häfen fehlen fast völlig.
Köyün tamamı Kafkasya'dan gelen Kabardey Çerkesleri'dir.Deren gemeinsamer Ursprung ist die Kabarettgruppe Schlabarett.
Şirketin tamamı aileye aittir.Das Unternehmen ist vollständig in Familienbesitz.
Oyrotlarda 13 farklı kötücül ruh kategorisinin tamamını anlatır.In dem großen Verbreitungsgebiet werden insgesamt 13 verschiedene Unterarten unterschieden.
Tamamı İsmet İnönü portreli olarak bastırılmıştır.Er bestritt seinen Lebensunterhalt als Porträtfotograf.
4 uçağın tamamının 2010 yılında hizmete girmesi beklenmektedir.Ursprünglich war geplant, alle vier Schiffe 2005 in Dienst zu stellen.
Programlama dillerinin neredeyse tamamında var olan, yaygın kullanılan bir döngüdür.Die gängigen Programmiersprachen sind Turing-vollständig.
Başlangıçta populus Romanus'un tamamını ifade ediyorlardı.Ursprünglich sprach die gesamte Bevölkerung den romanischen Dialekt Surmiran.
Yarımada tamamiyle sit bölgesi kapsamındadır.Sie sind höchstens halbstängelumfassend sitzend.
2005 yılında, STS-144’ teli köpük dökülmesi problemi tamamiyle çözülememişti.Im Vergleich zu anderen Objekten wurde 2015 TB145 erst spät entdeckt.
Kazada uçaktaki üçü mürettebat on bir kişinin tamamı hayatını kaybetti.Das Flugzeug explodierte noch in der Luft, wobei drei von zehn Besatzungsmitgliedern ums Leben kamen.
Bu konserin tamamı kaydedilerek 2007 yılında konser DVD’si haline getirildi.Eine Aufzeichnung dieses Konzerts erschien 2010 auf DVD.
Albümün tamamı, grubun MySpace sayfasında yayınlanmadan birkaç gün öncesine kadar dinlenebiliyordu.Das komplette Album war bis zur Veröffentlichung auf der offiziellen MySpace-Seite anzuhören.
Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Girne Bölgesi'nin tamamına tekabül eder.Sie umfassen zusammengenommen das gesamte Territorium der Provinz.
Profesyonel kariyerinin tamamını Torpedo Moskova kulübünde geçirmiştir.In seiner Laufbahn spielte er ausschließlich bei Torpedo Moskau.
Yaşayan beş türün tamamı Fregata cinsinde yer alır.Die 50 Traders sitzen auf einer eigenen Tribüne.
Anketlerin tamamı 2015 yılına aittir.Alle Daten gelten für das Jahr 2015.
Her şeye rağmen Kalfat topraklarının tamamı tarıma elverişlidir.Das Bodendenkmal erstreckt sich allerdings auf das gesamte Anwesen.
Filmdeki konser görüntülerinin tamamı My World Tour esnasındaki Madison Square Garden konserine aittir.Außerdem zeigt der Film Auftritte von dem Konzert SMTown Live World Tour in Madison Square Garden in New York.
Daha sonraları Chronicle gazetesi şifreli bölümün tamamını yayımladı.Das Konsortium veröffentlicht seither Kompilationen des gesamten Katalogs.
Kanalın tamamının geçiş süresi gemiler için yaklaşık 12 saattir.Zehn Minuten dauert in etwa die Durchfahrt des Schiffes.
Proletarii'nin tamamı tek bir kabileye kayıtlıydı.Ursprünglich wurden alle Salanganen einer einzigen Gattung zugeordnet.
Bu filmlerin tamamı Türkiye'de de gösterime girmiştir.Einige dieser Ausstellungen werden in ganz Dänemark gezeigt.
Saldıran grubun tamamı öldürülür; ancak gerçekleşen çatışmalarda Joel ağır bir şekilde yaralanır.Bei einem Unfall kommt Ludwig ums Leben, Johann wird schwer verletzt.
Şarkının tamamı Estelle tarafından seslendirildi.Gesungen wird sie von Estelle.
DVD'de turnenin şarkı listesindeki yirmi bir şarkının tamamı yer alırken, CD'de on üç şarkıya yer verildi.Zwei Songs auf der dritten CD wurden jedoch an anderen Orten der Tour aufgenommen.
Köyde yaşayan halkın tamamı Gürcüdür.Hierbei ist die Gesamtheit der Einwohner des Dorfes gemeint.
Dönüşünde kolağası iken (Kd. yüzbaşı) istifa etti ve kendini tamamiyle sanata verdi.Danach kehrte er zu seinem Heimatverein zurück und wurde dessen Cheftrainer.
Ekonomik ve siyasi kapitülasyonlar ise tamamıyla kaldırıldı.Die politischen und wirtschaftlichen Strukturen waren weitestgehend zusammengebrochen.
Bunların tamamı Afrika'da yaşamaktadır.Alle Fundorte liegen in Afrika.
Ömrünün neredeyse tamamını Oostende'de geçirmiştir.Er hat fast sein ganzes Leben in Victoria verbracht.
Gemi tamamıyla savunmasız kalmıştı.Das Schiff blieb bewegungslos liegen.
Bibliyografya veya bibliyografi, bir konu hakkındaki yayınların tamamı.Verlagsgeschichte, Bibliografie sämtlicher erschienener Publikationen.
Duanın tamamı Allah’a ait 250 isim ile 750 sıfat ve münâcâtı kapsar.Der Gebetssaal für Frauen kann 750 Gläubige aufnehmen und fällt vergleichsweise bescheiden aus.
Uçakta bulunan 47 kişinin tamamı hayatını kaybetmiştir. ^ Pakistan'da yolcu uçağı düştü - CNN Türk71 Menschen an Bord: Flugzeug bei Moskau offenbar abgestürzt.
Suikast girişiminden sağ kurtulan Zakhaev, sol kolunun tamamını kaybeder.Commander Ahab überlebt, verliert dabei jedoch sein linkes Bein.
Tamamı erkek 65 Suriyeli sporcu oyunlarda yer aldı.In sechzehn Staffeln nahmen 65 Athleten teil.
İlgili Sayfalar