tamamı ile cümle

tamamı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
İlk kez, ritüel dışında Masonluğun tamamı basılı bir kitapta mevcuttu.For the first time, all of Freemasonry, except for the ritual, was available in a printed book.
Açıkçası, 1799'un sonları ve 1800'ün tamamı boyunca görevde kaldı.Obviously, he held the position during late 1799 and all 1800.
Bu kitapların tamamı satıldı.Alle Bücher sind verkauft.
Filmin tamamı hand-held kameraları ile çekildi.Der Film wurde vollständig mit Handheld-Kameras gedreht.
Bankanın tamamından sorumludur ve bu revizyonları koordine eder.Er ist für das ganze ESZB zuständig und koordiniert die Revisionen.
UGM otuz birim ve Afganistan'ın tamamına yayılmış otuz şubesi vardır.Das NDS hat 30 Abteilungen und über ganz Afghanistan verteilte Zweigstellen.
Yedi dış plakanın tamamının merkezine bir büst resmedilmiştir ki muhtemelen her biri bir tanrıya aittir.Auf jeder der sieben Außenplatten findet sich eine zentral gelegene Büste, die wohl eine Gottheit darstellt.
Kontrolnoktası sistemi ise tamamiyle revize edilmiştir.Das Transfersystem wurde komplett überarbeitet.
Anıtta yer alan heykellerin tamamı İtalyan sanatçı Enrique Alciati tarafından yapıldı.Alle Skulpturen waren vom italienischen Künstler Enrique Alciati entworfen worden.
Günümüzde neredeyse tamamı yok olmuştur.Heute sind sie fast vollständig verschwunden.
Searle’e göre böyle bir proje tamamıyla meşrudur.Ein solches Projekt ist nach Searle vollkommen legitim.
Evrendekilerin tamamı hem (ya) tek (1) hem de (ya da) sonsuz eksi tektir (sonsuz -1).Im Jenseits werden dem Seher häufig verschiedene Straforte und die damit verbundenen Strafen gezeigt.
Ancak şimdi onun içindeyim ve tamamını izleyeceğim" dedi.Ich tat, was ich konnte; ich malte, was ich sah."
Banknotların tamamı Türkiye'de basılmıştır.Alle Banknoten wurden in der Republik Türkei gedruckt.
Gösteri müziğinin tamamı Jeremy Zuckerman ve Benjamin Wynn'den oluşan "The Track Team" tarafından bestelendi.Der Soundtrack wurde vom „The Track Team“ bestehend aus Jeremy Zuckerman und Benjamin Wynn produziert.
Oyun tamamıyla ücretsizdir.Das Spiel selbst ist kostenlos.
Ve köyün tamamı Asiyan (Asî) aşiretindendir.Zu ihr gehört die Ortschaft Pétret.
Bu canlılar yaşamlarının tamamını mağara içinde sürdürebilirler.Sie verbringen ihr gesamtes Leben in der Höhle.
Bir başka dalgıçta bu olayın tamamını video ile kaydetmiştir.Dies passiert das ganze Video über.
Çiçekler çok çabuk solduğu için tamamını bir kerede yapmak gerekiyor."Denn die Blumen verwelken schnell, und das Ganze muss in einem Zug gemalt werden“.
Çalışmanın tamamında yalnızca 2 kişi dört aşamanın tamamında tepki vermiştir.Nur zwei Personen aus der gesamten Versuchsgruppe reagierten bei allen vier Gelegenheiten.
Lipanların hemen hemen tamamı öldürülmüş ya da yakalnmışlardır.Dabei werden fast alle von den Percents gefangen genommen oder umgebracht.
2007 yılında alınan araçların tamamı teslim alınmıştır.Die vorerst letzten Fahrzeuge wurden 2007 ausgeliefert.
Stringler Unicode’u tamamiyle destekler.Unicode wird voll unterstützt.
Her nasılsa, bunu tamamiyle reddediyorum.Das lehne ich absolut ab.
Tamamıyla bir yeniden oluşturma elbette mümkün değildir.Eine vollständige Wiederherstellung der Verdauung ist damit allerdings nicht möglich.
Avustralya modern Yaz Olimpiyat Oyunları'nın tamamına katılım göstermişti.Australien nahm somit an allen Olympischen Sommerspielen teil.
Nüfusun tamamina yakini muhâcirdir.Der vollkommene Glaube ist der verständige Glaube.
55 UEFA üyesinin tamamının elemelere katılımı beklenmektedir.An dem Turnier sollen alle 55 Mitgliedsverbände der UEFA teilnehmen.
Halbuki yetişkin erkeklerin tamamına yakını askere alınmıştı.Sie bewegten sich ausschließlich quadruped (auf allen vieren) fort.
Tamamıyla Yeni Mısırca kullanılarak yazılmış metinler Amarna dönemine gelmeden önceye tarihlenmektedir.Fast alle eindeutig Ali zuordenbaren Malereien stammen daher aus der Zeit vor dessen Ankunft in Indien.
Bulama yerleşenlerin bir kısmı ve Çelikhana yerleşenlerin tamamı sünniliğe geçmiştir.So besaßen fast alle Pferde, und Rinder wurden vorwiegend gezüchtet.
2009-2010 sezununda 69 maçta yer aldı ve tamamında ilk beş başladı.Zwischen 2010 und 2013 bestritt er insgesamt 52 Spiele, allesamt als Starter.
Ülkede nüfusun %99,8 gibi yüksek bir oranla neredeyse tamamı temiz su kaynaklarından yararlabilmektedir.Zudem verloren 9.4 Millionen Menschen größtenteils oder vollständig den Zugang zu sauberem Wasser.
2007'de de Nissan Diesel'in tamamını satın aldı.UD Nissan Diesel wurde im Jahr 2007 von Volvo fast vollständig übernommen.
Bugün halkın tamamı, hayvancılık ve ziraati beraber yürütmektedir.Heute dienen sie der Naherholung und als Angelweiher.
Ancak İngiltere'deki kadın futbolcular tamamıyla önyargısız oynayamadılar.Zunächst aber war das aus England stammende Fußballspiel keineswegs dominierend.
Yeni Flak 43 modeli ise neredeyse tamamıyla motorlu araçlara monte edilerek kullanıldı.Die neue Flak 43 wurde fast ausschließlich in einer beweglichen Konfiguration eingesetzt.
Suudi Arabistan'da umuma açık alanlarda kadınların bedenlerinin tamamını kapatmaları zorunludur.In Saudi-Arabien ist das Verschleiern von Frauen in der Öffentlichkeit Pflicht.
Madalyaların tamamı atletizmde elde edildi.Alle Medaillen wurden in der Leichtathletik gewonnen.
Bu sayede füze tamamiyle otomatik olarak hedefe kilitlenebilir.Damit wird der Apparat automatisch verriegelt.
Film, tamamı üç boyutlu olan ve IMAX tekniği kullanılarak çekilmiş ilk Rus filmi olma özelliğini taşır.Gleichzeitig ist es der erste russische und nicht-amerikanische Film, welcher das IMAX-Format anwendet.
Tamamıyla Mekke'de indirildiğine inanılmaktadır.Die Urkunde wurde (noch) in Megersheim ausgestellt.
Höyüğün tamamında bulunan obsidiyen ve sileksler bu açmalarda da bol miktarda ele geçirilmiştir.So wurden die Zollmauer und fast alle ihre Tore geschleift.
Filmin tamamıDer ganze Film.
Profesyonel kariyerinin neredeyse tamamını Barcelona kulübünde geçirdi.Seine Karriere vollzog sich fast ausschließlich auf den Bühnen Berlins.
Uçaktaki 27 kişinin tamamı kurtulmuştur.Alle 67 Personen konnten sich aus der Maschine retten.
Bu, oyunun finaliyle tamamıyla alakalıdır.Dabei ist alles zuletzt aufs Spielen abgesehen.
Kadınların tamamı köle de değil Gorda.Du bist nicht allein, Sklave!
Neredeyse hayatının tamamını ağaç üstünde geçirir.Es verbringt die meiste Zeit seines Lebens auf Bäumen.
Şehir, adanın tamamını kaplar.Die Stadt erstreckt sich damit über die komplette Insel.
Bu yapılar, canlının tamamını kaplamaktadır.Diese dominieren die ganze Konstruktion.
11,000 biletin tamamı 20 dakikada satıldı.Die 28.000 Tickets sollen innerhalb von 22 Minuten ausverkauft gewesen sein.
Köyün tamamı okuma yazma bilmektedir.Eine Stadt lernt schreiben.
Köyün tamamı Pomak ’tır.Die ganze Stadt zunicht’ gemacht.
Albümün tamamı İspanyolca'dır.Alle Texte sind auf Spanisch.
Metnin tamamında toplam 75 kez güneş tanrısı Re'ye yakarışlar vardır.Es gibt zunächst 75 Anrufungen an den Sonnengott Re.
Bu partikülün tamamı virion olarak adlandırılır.Diesen Teil der Zigarre nennt man Wickel.
5 - 11 Haziran 1967: Altı Gün Savaşı 7 Haziran: Kudüs'ün tamamı İSK'nin eline geçti.5. – 10. Juni 1967: Sechstagekrieg zwischen Israel und seinen Nachbarn.
Sanılanın aksine Çin seddinin tamamı tuğlalardan oluşmaz.Entgegen anderslautenden Gerüchten sind jedoch nicht alle anderen chinesischen Bistümer vakant.
İlgili Sayfalar