Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.Ale tento omyl se ukázal být jako osudový.
Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.Ale ukázalo sa, že táto chyba bola k niečomu dobrá.
Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.Ampak ta napaka se je izkazala za srečo v nesreči.
Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.Dar această greșeală s-a dovedit a fi norocoasă.
Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.Ez a véletlen például utólag igen szerencsésnek bizonyult.
Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.Jednak ten błąd okazał się owocny.
Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.하지만 이 실수는 우연한 발견이라고 밝혀졌어요.
Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.Maar deze fout bleek achteraf "een gelukkig ongeluk".
Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.Mais cette erreur est plutôt bien tombée.
Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.Ma questo errore si rivelò un caso fortunato.
Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.Namun kesalahan ini ternyata menguntungkan.
Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.Nhưng sai sót này lại trở thành may mắn trời cho.
Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.Pero este error resultó ser bastante afortunado.
Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.Αλλά αυτό το λάθος αποδείχθηκε να είναι κάπως μια απρόσμενη και ευτυχής ανακάλυψη.
Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.Но оказалось, что эта ошибка имела очень хорошее последствие.
Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.אבל הטעות הזו התבררה כתגלית מקרית.
Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.ولكن هذا الخطأ تبين أنه سار عكس المتوقع
Fakat bu hata talihli bir olaya dönüştü.無事に残った培養物は
Gerçekten talihliyim.Ich bin wirklich ein Glücksfall.
Gerçekten talihliyim.Igazán szerencsés vagyok.
Gerçekten talihliyim.Ik ben een echte gelukzak.
Gerçekten talihliyim.J'ai vraiment de la chance.
Gerçekten talihliyim.Jeg er virkelig heldig.
Gerçekten talihliyim.Jestem bardzo szczęśliwa.
Gerçekten talihliyim.정말로 행운이죠.
Gerçekten talihliyim.Mám opravdu štěstí.
Gerçekten talihliyim.Realmente tenho muita sorte.
Gerçekten talihliyim.Res imam srečo.
Gerçekten talihliyim.Saya sangat beruntung.
Gerçekten talihliyim.Sono molto fortunata.
Gerçekten talihliyim.Soy muy afortunada.
Gerçekten talihliyim.Sunt cu adevărat norocoasă.
Gerçekten talihliyim.Thấy mình rất may mắn.
Gerçekten talihliyim.Είμαι πραγματικά τυχερή.
Gerçekten talihliyim.Мені дуже пощастило.
Gerçekten talihliyim.Мне очень повезло.
Gerçekten talihliyim.Наистина съм щастлива.
Gerçekten talihliyim.אני באמת ברת מזל.
Gerçekten talihliyim.أنا حقا محظوظة.
Gerçekten talihliyim.でも時々すごく寂しくなるの
Kendimi kutsanmış ve talihli buluyorum, 15 yıl önce cesaret gösterip또한 제가 감사하고 행운이라고 생각하는 것은 15년 전에 종신교수직을 제안받은
Kendimi kutsanmış ve talihli buluyorum, 15 yıl önce cesaret gösteripEt j'ai vraiment de la chance d'avoir eu il y a 15 ans
Kendimi kutsanmış ve talihli buluyorum, 15 yıl önce cesaret gösteripואני מרגיש מבורך ובר מזל שלפני 15 שנה היה לי את האומץ להתפטר
Kendimi kutsanmış ve talihli buluyorum, 15 yıl önce cesaret gösteripوانا اشعر اني بنعمة كبيرة لدرجة انني منذ 15 عام تحليت بالشجاعة للاستقالة
Kendimi kutsanmış ve talihli buluyorum, 15 yıl önce cesaret gösteripニューヨーク大学の 約束された地位を離れ 自分の生まれた国に 戻る勇気を持てたことは
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.A descoberta da penicilina, por exemplo, foi um dos acidentes mais felizes de todos os tempos.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.De exemplu, descoperirea penicilinei, este unul dintre cele mai norocoase accidente din istorie.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.Die Entdeckung, die zu Penicillin geführt hat, ist zum Beispiel einer der glücklichsten Unfälle aller Zeiten.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.Hãy lấy việc phát minh ra penicillin làm ví dụ, đó là một trong những sự cố đáng mừng nhất trong lịch sử.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.Itt van például a penicillin felfedezése, ami egyike minden idők legszerencsésebb véletleneinek.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.예를 들어, 페니실린의 발견은 역사상 가장 운이 좋은 사고였습니다.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.La scoperta della penicillina, per esempio, è uno degli incidenti più fortunati di tutti i tempi.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.Například objev, který vedl k penicilinu, je jedna z nejšťastnějších nehod všech dob.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.Na przykład odkrycie penicyliny jest jednym ze szczęśliwszych.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.Objav, ktorý viedol k penicilínu, napríklad, je jednou z najšťastnejších nehôd všetkých čias.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.Odkritje penicilina, na primer, je ena najbolj srečnih nezgod vseh časov.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.התגלית שהובילה לפניצילין, למשל, היא אחת התאונות המשמחות בכל הזמנים.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.الإكتشاف الذي قاد إلى البنسلين مثلا هو واحد من أكثر الحوادث السعيدة على مر الأوقات.
Penisilinin bulunmasına yol açan keşif, örneğin, tüm zamanların en talihli kazalarından biridir.今までで最高のアクシデントによるものです 生物学者 アレクサンダー・フレミングが ずさんな実験をして
Şimdi ise uzaya çıkacak kadar talihliyiz.Acum noi avem norocul să începem expansiunea spaţială.