talep ile cümle
talep kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Hala yeni yeni talepler ortaya çıkıyor.Postavljeni su i novi zahtijevi.
Talep artınca fiyatı artmakta, düşünce de azalmaktadır.Tada ponuda raste a potražnja pada.
Üstelik arz ve talep sürekli değişir.Tlačna i usisna strana neprestano se mijenjaju.
1999 yılında Danimarka Adalet Bakanı Frank Jensen Kam'ın iadesini talep etti.Godine 1999., danski ministar pravosuđa Frank Jensen traži izruženje Kama, no Njemačka je izručenje odbila.
Şubat ayında üniversite öğrencileri Lehçe eğitim hakkı talep ederek greve gitti.Veljača U veljači se vrši nominacija studenata na stručne prakse u inozemstvu.
Bu satış için yüksek fiyat talep ettiler.Mislim da su platile cijenu za ovaj čin.
Ya da aşırı talep varsa fiyatı yükseltir.Ako nema dovoljno ponuda, cijena se povećava.
Roma kralı seçilen kişin teorik olarak Papa tarafından taç giydirilmesini talep edebilirdi.Nakon izbora kralj rimljana je teoretski mogao da nosi titulu car tek nakon što bi bio okrunjen od pape.
Bu süre sonunda adama gelip yurtdışına gönderilmeyi talep ettiğini açıklar.Tada je pušten i dopušten mu je odlazak u inozemstvo.
İşçilerine zarar verilmesi Schindler'in şikayetlere ve hükümetten tazminat taleplerine yol açmıştır.Kada bi Nijemci ozlijedili njegove radnike, Schindler bi odmah ulagao prigovore vladi.
Önceleri dar amaçlı olan bu eylemler kısa zamanda bağımsızlık taleplerine dönüştü.Uskoro su postali sve glasniji zahtjevi za punom neovisnošću.
Sunucu, istemciye talep edilen servisleri sunar.Osim posta, nastoji se dati milostinju potrebnima.
Çünkü demokratik taleplerle ortaya çıkmıştı.U svezi je s demokratskim poretkom.
Veled Dâde bağımsızlıktan önce bile bölgeyi talep etmişti.Njome je vladao u razdoblju nakon stjecanja nezavisnosti.
Sürpriz bir şekilde Sawyer karşılığında bir şey talep etmeden manifestoyu Hurley'e verir.Na iznenađenje svih, Sawyer daje svoj popis Hurleyju bez većih problema.
İdo, Esperantoda reform talep eden Esperantocular tarafından oluşturulmuştur.Ido, čo je reformované esperanto.
Fakat talep reddedildi.Žiadosť bola ale zamietnutá.
Themistokles Donanma'nın komutanlığını talep etmişti.Heydrich musel opustiť námorníctvo.
Yani kurumları kendi istekleri ve talepleri doğrultusunda şekillendirirler.To umožňovalo cenzorom postupovať podľa vlastnej vôle a požiadaviek.
Ekonomik değeri oldukça yüksektir ve Akdeniz pazarlarında büyük talep görür.Majú vysoký relatívny podiel na trhu a je možné očakávať vysoký rast trhu.
Fransızlar daha fazla toprak talep ediyor, Avusturyalılar gönülsüz davranıyordu.Francúzske sily boli početne slabšie ako rakúske.
Bağımsızlık talepleri yükseldi.No žiadalo väčšiu samostatnosť.
Ayaklananlar geri çekilmeyi reddetti ve kabinenin istifasıyla siyasi gidişatta değişiklik talep etti.Nedovolili mu odísť, kým nesúhlasil so zmenou ekonomických podmienok podľa priania obyvateľov.
Askerler kendilerine cülus bahşişi ödenmesini talep ettiler.Posádka musel presvedčiť stovky ľudí aby im zapožičali svoju elektrickú zásuvku.
Macaristan'da bu dönemde diyet meclisi talep edildi.Projekt zalesnenia púštnej krajiny bol v tom čase spochybňovaný.
Bu nedenle müşteri taleplerinin görünürlüğünü mümkün olan en uzak noktaya kadar genişletmek gereklidir.Preto sa od zrkadloviek vyžaduje, aby bol hľadáčik čo najväčší a najjasnejší.
Yoğun talep üzerine Polonya'da üretimine devam edildi.Podmienkou bolo jej trvalé zdržiavanie sa v Poľsku.
Ayrıca Çin'de misyonerlik yapmak isteyen Cizvitlerin misyonerlik yapma taleplerini reddetti.Počas štúdií neúspešne žiadal o vyslanie na misiu do Číny.
İşçi grevlerine katılan, köylülerin toprak taleplerine destek çıktı.Podporu obyvateľom miest vyjadrili aj dedinčania, ktorí sa zúčasťňovali roľníckych povstaní.
Otelde, Selena eksik finansal kâğıtlar talep etti.Pri hotelu je Selena zahtevala tudi manjkajoče finančne dokumente.
Bu arada İngiliz hükümeti Beneš'in bir arabulucu talep etmesini istedi.V tem času je britanska vlada zahtevala od Beneša sprejetje mediatorja.
Chamberlain Südet Almanlarının taleplerinin makul ve Hitler'in isteklerinin sınırlı olduğunu düşünüyordu.Chamberlain je verjel, da so pritožbe sudetskih Nemcev upravičene, Hitlerjevi nameni pa omejeni.
Yani kurumları kendi istekleri ve talepleri doğrultusunda şekillendirirler.Zemlja so si razdelili seveda po lastnih željah in interesih.
Eylemciler talepleri Rus güçlerinin Çeçenistan'dan geri çekilmesiydi.Zahtevali so takojšen umik ruske vojske iz Čečenije.
Talep edilmesine rağmen Zehra Develioğlu, bebeğini adli tıp muayenesine getirmedi.Sodniki so kljub temu Kramniku onemogočili dostop do njegovega stranišča.
Mimari tarzlar, her bir müşterinin talep ve gereksinimleri doğrultusunda evrilir.Arhitekturni slogi se razvijajo in spreminjajo v skladu z zahtevami vsakega posameznega odjemalca.
Norveç hükümeti bu talepleri de reddetti ve mümkün olduğunca Alman istilasına direneceklerine dair söz verdi.Nemško poveljstvo mu je očitalo, da je vselej zavračal mobilizacijo v nemško vojsko.
Bizans İmparatoru Marcianus'tan da yardım talep edilmiştir.Koncil je sklical bizantinski cesar Marcijan.
Mısır hükümeti acil ateşkes talep eder.Zato je od zaveznikov zahteval takojšnje premirje.
Bu talep 41'e karşı 5 oyla reddedildi.Do te odločitve je prišlo s 14 glasovi proti 6.
Ariovistus bir karşılıklı görüşme teklif edip Sezar'a elçiler göndererek onunla şahsen görüşmeler talep etti.Ariovist je Cezarju poslal delegacijo z zahtevo, da se z njim sestane.
8'den 9'a kadar olan maddeler, yurttaşlık, mültecilerin geri gönderilmesi ve mülk talepleri ile ilgili idi.8-9 straipsniai nagrinėjo pilietybės, pabėgėlių repatriacijos ir nuosavybės pretenzijų klausimus.
Norveç hükümeti bu talepleri de reddetti ve mümkün olduğunca Alman istilasına direneceklerine dair söz verdi.Be to, vyriausybė pranešė, kad priešinsis vokiečiams kiek tik galės ir prašė norvegų pagalbos.
570 yılı civarında, Yemen Kralının yarı kardeşi "Ma'd-Karib" I. Hüsrev'in müdahelede bulunmasını talep etti."Ma 'd-Karib" Jemeno karaliaus pusiau brolis paprašė Khosrau įsikišimo.
Husçular taleplerini "Prag'ın Dört Maddesi" adı verilen bir beyanname ile açıkladılar.Husitai paskelbė pareiškimą, kuris buvo pavadintas „Keturi Prahos straipsniai“.
23 Ekim 1956'da Budapeşte'de demokratik değişiklikler talep eden barışçıl gösteriler başladı.Sukilimas prasidėjo 1956 m. spalio 23 d. studentų demonstracija Budapešte.
1962 yılında FRELIMO'nun kurulması ile birlikte özgürlük talepleri de dile getirilmeye başlanmıştır.1962 metais buvo įkurtas nepriklausomybės judėjimas FRELIMO.
Uluslararası bir destek olmadan, Litvanya'nın Alman taleplerine boyun eğmekten başka çaresi yoktu.Lietuvai neliko nieko kito, kaip tik sutikti su Vokietijos reikalavimais.
Bunu takiben insanlar bu şarkının talepleri ile ülke genelinde radyo istasyonlarına talepleri oldular.Ten jie norėjo savo reikalavimus paskelbti per valstybinį radiją.
Bu iş için teminat talep etmezler.Už šį darbą jiems niekas neatlygina.
Mesela bir ülkede mala olan talep esnekse fiyat düşürülür sürümden kazanılır.Pvz.: nuo didesnės automobilio vertės, negu nustatyta valstybės, nustatomas nuošimtis, kurį reikia sumokėti.
Pasaportlar genellikle gerekli olmadığında bile, Amerikalılar ABD pasaportlarını talep ettiler.A. Strong, iš dalies bijodama prarasti pasą, turėjo dažnai grįžti į JAV.
Bu talep 41'e karşı 5 oyla reddedildi.Nepaisant to, jis pateikia apeliaciją, kuri po svarstymo 5 balsais prieš 4, atmetama.
Pasaport talep üzerine verilir ve 10 yıl süreyle geçerlidir.Jie kartu kreipėsi patento ir gavo jį dešimčiai metų.
Bu mallara Batı Afrika'da büyük talep bulunmaktaydı.Šis aliejus ypač populiarus Vakarų Afrikoje.
Alman milliyetçiler birleşik bir Almanya talep etmeye başladılar.Saksa rahvuslased hakkasid nõudma ühinenud Saksamaad.
Bu yüzden piyasa fiyatları (en azından başlangıçta) talepteki artışa rasyonel bir karşılık veriyordu.Seetõttu võisid hinnad vähemalt esialgu reageerida ratsionaalselt nõudluse kasvule.
Ürünleri, müşterilerin gereksinim ve talepleri belirler.Turgu suunavad tarbijate soovid ja vajadused.
Karl’ın talepleri vatandaşları memnun etmemiştir.Ülikud polnud aga Charlesi valitsemisega rahul.
Eyalet valisinin kendilerinden yardım talep etmediğini duyurdu.Rootsi valitsus teatas, et ei kavatse Saabi päästa.