Otelde, Selena eksik finansal kâğıtlar talep etti.La hotel, Selena a cerut hârtiile care lipseau.
Halihazırdaki Sovyetler köylü ve işçilerin taleplerini yansıtmamaktadır.Sovietele din acel moment nu mai exprimau voința muncitorilor și țăranilor.
Bu nedenle İngiltere ve Fransa Çekoslovakya'ya, Nazi taleplerine boyun eğmesi tavsiyesinde bulundular.Marea Britanie și Franța au recomandat așadar Cehoslovaciei să accepte cererile naziștilor.
Gün ışığına çıkmasıyla birlikte, Mayer'ın diğer alanlardaki yetenekleri de talep görmeye başladı.Odată cu aparițiile sale publice tot mai dese, talentul lui Mayer a fost cerut și în alte domenii.
Fakat Woodrow Wilson, Orlando'nun taleplerine kuvvetle karşı koydu.Președintele american Woodrow Wilson s-a opus cu tărie cererilor lui Orlando.
Yeğeni II. Vasili'ye karşı Moskova tacını talep etti.A pretins tronul de la Moscova împotriva nepotului său Vasili II-lea al Moscovei.
864 yılında nihayet başlangıçta Mufarrag tarafından talep edilen resmi atama alındı.În 864, el a reușit să obțină în cele din urmă învestitura oficială solicitată anterior de Mufarrag.
Müslüman kadınların camilere erişebilme hakkı talep edilmelidir.Comunitățile devenite musulmane au nevoie de cărți.
Lupus'un oğlu Arnefrit, Friuli'yi talep etse de Grimoald buna izin vermemiştir.Fiul său, Arnefrid a revendicat Friuli la moartea tatălui său, însă Grimoald s-a opus acestuia.
Ürünleri, müşterilerin gereksinim ve talepleri belirler.Se identifică clienții și cerințele lor.
Ancak her iki tarafın da taleplerinde kesin fikirli olması, bu girişimin de sonuçsuz kalmasına sebep oldu.Lipsa unei viziuni clare privind intențiile SUA au subminat însă aceste apeluri.
Kraldan mükafat olarak Radames, esirlerin hayatının bağışlanmasını ister ve özgür bırakılmalarını talep eder.Radames cere faraonului să acorde viață și libertate prizonierilor.
Türkiye bu talepleri geri çevirdi.Turcia a respins acuzațiile.
Norveç hükümeti bu talepleri de reddetti ve mümkün olduğunca Alman istilasına direneceklerine dair söz verdi.Guvernul a suprimat aceste demonstrații pe cât posibil, promițând că va pune capăt stării de urgență.
REPORT: Talep edilen bilgiyi ver.Ediție bilingvă comentată.
252 parça gemiyle gelen Viking donanması bölgeye saldırmadan önce fidye talep etmiştir.O flotă de 271 de trireme a fost trimisă acolo să aștepte sosirea perșilor.
P502 Geri dönüşüm/ Geri kazanım için üreticinizden/tedarikçinizden bilgi talep edin.S59 – Adresați-vă producătorului/furnizorului pentru informații privind recuperarea/ reciclarea.
Yeni cephane talep ediyorlardı.S-a cerut parașutarea de muniții.
İlk kez talep esnekliğini ileri sürmüştür.A exprimat pentru prima dată în mod explicit principiul inducției complete.
Uluslararası bir destek olmadan, Litvanya'nın Alman taleplerine boyun eğmekten başka çaresi yoktu.Fără susținere materială, Lituania nu a avut de ales decât să accepte ultimatumul.
Arz- talep dengesizliklerini gidermek.Repararea inechităților sociale.
Roma Cumhuriyeti ise elindeki savaş esirlerinin iadesi için oldukça ağır fidye talep etmektedir.României i s-a impus plata unor despăgubiri de război înrobitoare.
Teröristlerin taleplerine asla boyun eğmeyeceğiz.Nu ne vom supune niciodată, cererilor teroriștilor.
Onun taleplerini karşılarım.I-am îndeplinit cerințele.
Onun taleplerini karşılarım.Am răspuns cerinţelor lui.
Talepleriniz mantıksız.Solicitările dumneavoastră nu sunt rezonabile.
Talepleriniz mantıksız.Solicitările voastre nu sunt rezonabile.
Talep listemi okudun mu?Ai citit lista mea de cereri?
Ben memnuniyet talep ediyorum.Solicit mulțumire.
Ondan ne talep ediyorsun?Ce vrei de la ea?
Bir at talep etti.Én ilyen lovat akartam.
Ancak, 1880 yılında mekan sahibi kira artışı talep edince kulüp taşınmaya karar verdi.1880-ban a tulajdonos felemelte a bérleti díjat, ami miatt a klubnak ismét költöznie kellett.
Beta sürümünü denemek isteyen diğer web posta meraklıları, erişim izni veren bir davetiye talep edebildi.Más webmail rajongóknak, akik ki akarták próbálni a béta verziót, kérni kellett egy meghívót a tesztbe.
Alman hükümetinden talepleri vardı.Németország eleget tett a követelésnek.
Bir sonraki sabah Lilly, Vali ayrılmadan önce ondan son bir iyilik talep eder.Linc egy szívességet kér tőle, mielőtt elmegy.
Bunun üstüne Fransa, Birleşmiş Milletler'in toplanması için oturum talep etti.A támadás után Franciaország sürgette az ENSZ BT ülésének összehívását.
Katkı payı olarak da % 5 ücret talep etmektedir.A munkáltató ugyancsak 5%-ot köteles befizetni.
Ürünleri, müşterilerin gereksinim ve talepleri belirler.A vállalat kielégíti a fogyasztói igényeket, szükségleteket.
Şubat ayında üniversite öğrencileri Lehçe eğitim hakkı talep ederek greve gitti.1990 márciusában az egyetem magyar hallgatói sztrájkba kezdtek, egyenlő jogokat követelve.
Ülkenin nispeten fakir olmasına rağmen Napolyon çok ağır yeni vergiler ve ödemeler talep etti.Ígéretei ellenére Napóleon csak igen sovány javadalmazást nyújtott nekik, szűkösen éltek.
Çevre köylerden içme suyu için talep alır.A környező települések innen fogják kapni az ivóvizet.
İkinci kişiye verilmesi beklenen ödül, kimsenin talepte bulunmaması üzerine verilmedi.A terjesztőnek a kapott adománnyal elszámolnia senki felé sem kell.
Dergi maddi desteği olmayan yazarlardan ücret talep etmeyecektir.A Kiadó a szerzőknek nem fizet honoráriumot.
Fakat, tüm uzlaşı talepleri red edilince, sonunda Konstantinos'un sabrı taştı.Nyugodt beszéde végül megnyugtatja Corentint.
Keyfi olarak tutuklanan ve gözaltına alınanların serbest bırakılması talep ediliyor.Haladéktalanul szabadon kell engedni az összes túszt és törvénytelenül fogva tartott személyt.
Yeni cephane talep ediyorlardı.Muníciót kértek.”
Ermenistan bu sınır trafiğinin yeniden açılmasını talep etmektedir.Liberland nyílt határ politikát tervez folytatni.
Böylece köylülerin talepleri kısmen karşılandı.A parasztok kitüntetéskét kalászkoszorút kaptak.
Depolama alan ağları günümüzde işletmelerin veri depolama taleplerine etkili çözümler sunabilmektedirler.Állagának megőrzése napjainkban a régészek számára látszólag megoldhatatlan problémákat vet fel.
Talepler temelde birbiriyle çelişkili idi.A pontok alapvetően ellentmondásosak.
16 talep, Imre Sinkovits tarafından okunan Nemzeti dal (Ulusak Şarkı) sonrası okundu.Itt olvasták fel a 16 pontot, miután Sinkovits Imre elszavalta a Nemzeti dalt.
Bu nedenle el yazısıyla yazılıp çoğaltılıp dağıtıldı. Talepler şu şekildeydi;Ezért diktálva, kézírással sokszorosítoták, stencilezve terjesztették.
Şov bütün dünyada 140'tan fazla ülkede talep görmüştür.Show’ta on esitetty tähän mennessä yli 140 maassa.
Rinuccio Schicchi'dan kendilerine yardım etmesini talep eder.Rinuccio ehdottaa Gianni Schicchiä auttamaan.
Ayrıca Vatacis açıkça Theodoros'un teslim edilmesini talep etti.Napier vaati kuitenkin Teodoroksen antautumista.
Pasaport talep üzerine verilir ve 10 yıl süreyle geçerlidir.Rekisteröinti on maksullinen ja voimassa kymmenen vuotta.
Kraldan mükafat olarak Radames, esirlerin hayatının bağışlanmasını ister ve özgür bırakılmalarını talep eder.Radames puolestaan pyytää vankien vapauttamista.
Osmanlı Devleti çaresizce ateşkes talep etmek zorunda kalır.Islamilaiset maat vaativat välitöntä tulitaukoa Lähi-itään.
Bitcoin'in değerini piyasadaki arz ve talep koşulları belirlemektedir.Bitcoinien arvo virallisiin valuuttoihin nähden määräytyy kysynnän ja tarjonnan perusteella.
Büyük bir talep eksikliği yaşanıyordu çünkü insanların satın alma gücü çok düşmüştü.Tämä herätti monissa tyytymättömyyttä, sillä ihmiset olivat kyllästyneet sotimiseen.