Ana içeriğe geç
Sözlük

taklit ile cümle

taklit kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Beni taklit etme.Nu mă imita.
Sandbank, Kafka'nın yaygınlığına rağmen, esrarengiz tarzının henüz taklit edilmediğini savunmuştur.Sandbank szerint Kafka elterjedtsége ellenére titokzatos stílusa máig feltáratlan.
Ortaya koyulan yapıtlar genellikle çeviri ve taklittir.Fennmaradt művei többnyire mesék és fordítások.
Birçok ünlü sanatçı gibi Poe'nun eserlerini de taklit edenler olmuştur.A többi híres művészhez hasonlóan Poe-nak is rengeteg utánzója akadt.
Halk da onları taklit ediyordu.A rengéseket a lakosság is érezte.
Batıyı taklit ederek Ruslar en çok ikinci sınıf olabileceklerine inanıyordu.A nyugati művészet másolásával úgy érezte, hogy a legjobb orosz művészek csak másodrendűek lehetnek.
Sığırcığın taklitçilik yeteneği çok uzun zamandan beri tanınmaktadır.A seregélyek hangutánzó képességét régóta ismeri az ember.
İngiliz Parlamentosu'nu taklit ediyor.Angol mintára működő parlamentáris demokráciája van.
ABD'deki hayvanat bahçelerinin çoğunda doğal ortam mümkün olduğunca taklit edilir.A kifutókban dél-amerikai állatok kapnak helyet a lehető legtermészetesebben bemutatva őket.
İlk olarak büyükbabasının yürüyüşünü, mimiklerini ve sesini taklit etmeye başladı.Vágyódni kezdett édesanyja, kutyája és mostohatestvére után.
Guguklu saatlerde, sesleri taklit edilmektedir.A harangjátékot minden órában megszólaltatják.
Annesini taklit etmeyi çok seviyor.Szeret az anyukája porszívójával maszturbálni.
Okuldan, öğretmenlerinin taklitlerini yapması yüzünden atıldı.Elmagyarázta, hogy miben rejlik tanításaik hibája.
Hayal gücü taklitten daha kuvvetlidir.Kovempaa kuin kuvitelmat.
Ayrıca birçok dizi, X-Men'i bir reklam veya ticari marka olarak taklit etme girişiminde bulunmuştur.Monet näistä asiakkaista myös esiintyivät Max Factorin mainoksissa ja tekivät tuotemerkkiä tunnetuksi.
Nietzsche, örneği taklit edilemeyecek kadar benzersiz ve ürkütücüdür...Tämä värisävy on terriereille hyvin epätyypillinen ja poikkeuksellinen.
Taklit yapma da ve kılık değiştirmede oldukça yeteneklidir.Hän on erinomainen naamioitumaan ja muuttamaan ääntään.
İngiliz Parlamentosu'nu taklit ediyor.The Parliament Acts (englanniksi) Britannian parlamentti.
Ara sıra Kraliyet Hava Kuvvetlerindeki üstlerinin taklitini yapardı.Korda palveli Kuninkaallisissa ilmavoimissa.
Yunanca taklit anlamına gelir.Kreikkalainen muoto on χξϛ´.
Ama şu an insani sohbetleri sadece taklit etmek şeklindedir.Puhesynteesi on ihmispuheen mallintamista keinotekoisesti.
Orta sınıf, elinden geldiğince üst sınıfların lüks yemek biçimlerini taklit etmeye çalıştı.Aalto pyrki saamaan opiskelijoille niin paljon jokinäköalaa kuin mahdollista.
Hayvan oyunu: kişilerden birisi bir köpek, kedi veya at gibi bir hayvanı taklit eder.Hahmoa on saattamassa lemmikki, joka on kissa, koira tai ratsu.
Dans edilir, taklit yapılır, şarkı söylenir.Nyt saa viihtyä, tanssia ja laulaa!
Hayal gücü taklitten daha kuvvetlidir.Είναι πιο ανθεκτική απ' όσο δείχνει.
Bu disipline göre heykel en iyi sanat şekli olarak ortaya konmuştur, çünkü ilahi yaratılışı taklit etmektedir.Σύμφωνα με αυτή τη θεωρία, η γλυπτική είναι η υψηλότερη μορφή τέχνης γιατί μιμείται τη θεία δημιουργία.
UGG markası Çin’den gelen taklit ürünler başta olmak üzere taklit kurbanıdır.Το εμπορικό σήμα και προϊόν UGG έχει καταστεί θύμα απομιμήσεων, κυρίως στην Κίνα.
Halk da onları taklit ediyordu.Επίσης, διηύρυνε τους ορίζοντές τους.
Çünkü burada mevzu doğayı taklit etmek değildir.Όμως η θεωρία δεν ερμηνεύει το φυσικό κακό.
Fin politikacıları sıklıkla diğer Kuzey Avrupa ülkelerini ve İskandinav ülkelerini taklit ettiler.Finske politikere har ofte efterlignet de øvrige nordiske lande og den skandinaviske velfærdsmodel.
Aniston'nın saç kesimi "The Rachel" diye adlandırılıp dünyanın her yerinde taklit edildi.Jennifer Anistons frisure bliver f.eks. kaldt ”The Rachel” og bliver kopieret af kvinder over hele verden.
Ama daha çok doğa üzerine çalışmaya ve taklit etmeye zaman ayırıyordu.I stedet brugte han tid på at iagttage og analysere naturen og dens opbygning.
Bu sahneler çok sık taklit edilmektedir.Scenen er ofte blevet parodieret.
Oyuncular ebeyi taklit etmeye çalışır.Gadekunstner vil pirre eventyrlysten.
Dans edilir, taklit yapılır, şarkı söylenir.Digte kan læses, reciteres, deklameres eller synges.
Asıl soru: Niçin taklit ediyorsunuz?Spørgsmål: Hvad var årsagen til afvigelsen?
Sığırcığın taklitçilik yeteneği çok uzun zamandan beri tanınmaktadır.Brøndbys mesterskab har været sikkert i to uger.
Sahibi Jughead'i taklit eder.Han bliver portrætteret af Judd Hirsch.
Halk da onları taklit ediyordu.Mændene led også.
Oyuncular ebeyi taklit etmeye çalışır.Alle skuespillerne spiller fiksjonelle versjoner av seg selv.
Müslümanlar Kur’ân'ın içerik ve anlatımının eşsiz ve taklit edilemez olduğuna inanır.Hjertesutraen sier: «Form er ikke noe annet enn Tomhet.
Halk da onları taklit ediyordu.Mennene led også.
Televizyon programı Latin telenovelalarda yaygın kullanılan tropeleri ve cihazları taklit eder.TV-serien bruker en rekke begreper fra latinske telenovelaserier.
Komedyenlerden, politikacılara kadar çok taklit edilmeye başlar.Utøverne spenner fra nyetablerte til mer erfarne artister.
Ayrıca Alman şifre makinelerini de taklit edebiliyordu.Han tok også bilder av de tyske anleggene.
Bu yüzden birçoğu sesleri taklit edebilir.Kan ha mye å si for lyden.
Hertzfeld sonunda Macintosh 512K bilgisayarın ilk örneğini kullanarak taklit demo önerir.Andy akhirnya menyarankan untuk berpura-pura presentasi menggunakan prototipe komputer Macintosh 512K.
Hayal gücü taklitten daha kuvvetlidir.Kekuatan mereka lebih kuat dari yang diperkirakan.
En büyük eleştiri ise Lady Gaga'yı taklit etmesidir.Dia sering dideskripsikan sebagai kunci suara musik Lady Gaga.
İngiliz Parlamentosu'nu taklit ediyor.Parlemen ini dibuat menyerupai model Parlemen Britania Raya.
Erkeklerin taklit yeteneği vardır.Manusia memiliki kemampuan ini.
Silvía Night gençleri oldukça etkilemiştir.Çocuklar günlük konuşmalarında onun tarzını taklit etmektedirler.Di Bavaria beberapa orang tua mengkhawatirkan anak-anak mereka menggunakan dialek dalam pidato sehari-hari.
Dans edilir, taklit yapılır, şarkı söylenir.Bangunlah, bangunlah, nyanyikanlah suatu nyanyian!
Müslümanlar Kur’ân'ın içerik ve anlatımının eşsiz ve taklit edilemez olduğuna inanır.Artinya, bahwa setiap muslim menjadi saksi atas pernyataan ikrar, sumpah dan janji yang dinyatakannya.
Aniston'nın saç kesimi "The Rachel" diye adlandırılıp dünyanın her yerinde taklit edildi.Kiểu tóc của Aniston được gọi bằng tên "The Rachel" và sao chép rộng rãi trên toàn thế giới.
Lashley segmenti böldü ve Zayn'le beraber taklitçileri dövdü.Lashley cắt ngang đoạn và tấn công kẻ mạo danh cùng với Zayn.
Televizyon programı Latin telenovelalarda yaygın kullanılan tropeleri ve cihazları taklit eder.Chương trình nhại lại các thiết bị thường được sử dụng trong các bộ lạc điện tử Latinh.
Sığırcığın taklitçilik yeteneği çok uzun zamandan beri tanınmaktadır.Tính ưu việt của chó đua tốc độ đã được khẳng định từ lâu.
Taklit vasabi Japonya'da bulunmaktadır ancak seiyo wasabi ("batı wasabi'si") olarak adlandırılır.Trong tiếng Nhật, cải ngựa được biết đến như là 西洋わさび (seiyō wasabi hay "wasabi Tây Dương").
Taklit biftek, çeşitli et parçalarından biftek şeklinde oluşan bir gıda ürünüdür.Bít tết là một sản phẩm thực phẩm được hình thành thành một hình dạng từ các miếng thịt khác nhau.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
taklit ile cümle - Sayfa 8 - taklit kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App