Halk da onları taklit ediyordu.Também eram imitados capitéis.
Lashley segmenti böldü ve Zayn'le beraber taklitçileri dövdü.Lashley interrompeu o segmento e atacou Zayn e os impostores.
İngiliz Parlamentosu'nu taklit ediyor.Criado o Parlamento inglês.
Daily Mirror gazetesinin haberine göre Bourdin bir daha asla kimseyi taklit etmeyeceğini iddia etmiştir.De acordo com o The Daily Mirror, Bourdin afirmou que "nunca mais se passaria por ninguém".
O, Uday çıkışı örnekleri ve şekilde taklit için altı ay eğitim gördü.Ele foi treinado durante seis meses, para imitar os padrões de Uday fala e forma.
Eserlerinin bir dizi taklit Sanat, Derbent Müzesi'nde bulunmaktadır.Uma série de suas obras estão no Museu de Artes imitativa, Derbent.
Birçok ünlü sanatçı gibi Poe'nun eserlerini de taklit edenler olmuştur.Assim como diversos artistas famosos, as obras de Poe geraram diversos imitadores.
Bu "kayan hafıza engeli" bir karşıtlığı taklit etmek için kullanılır.Esta "memória de bloco deslizante" pode ser usada para simular um contador.
Adele, ayrıca Spice Girls'ü genç bir kızken akşam partilerinde taklit etti.Adele as personificava durante jantares em família quando era criança.
Nero'un ölümünde yaklaşık 20 yıl sonra İmparator Domitianus zamanında üçüncü bir taklitçisi ortaya çıkmıştır.Vinte anos depois do suicídio de Nero surgiu, durante o cruel reinado de Domiciano, outro usurpador.
Halk da onları taklit ediyordu.Ook zijn er mensen geschilderd.
Aniston'nın saç kesimi "The Rachel" diye adlandırılıp dünyanın her yerinde taklit edildi.Haar haarstijl werd wereldwijd gekopieerd en werd bekend als 'The Rachel'.
Dünyanın her köşesinde taklit yarışmaları yapıldı.Over de hele wereld worden trailrunning wedstrijden georganiseerd.
Sahibi Jughead'i taklit eder.Hij doet dienst als Juspions mentor.
Film, Charles Dickens'ın ünlü kitabı A Christmas Caroldan taklittir.Het is de oudste bekende verfilming van Charles Dickens' boek A Christmas Carol.
Bir süre sonra taklit edilmeye başlanınca tedavülden kaldırıldı.Zodra het een beetje slechter begon te gaan, werden ze uitgewezen.
Bu yüzden birçoğu sesleri taklit edebilir.Hierdoor kunnen geluiden goed gelokaliseerd worden.
Ara sıra Kraliyet Hava Kuvvetlerindeki üstlerinin taklitini yapardı.Hij werd vlieger bij de Koninklijke Luchtmacht.
Kız arkadaşının orgazm takliti yapmadığından nasıl emin olabilirsin?Hoe kan je er zeker van zijn dat je vriendin geen orgasme veinst?
Maymunlar maymunları taklit eder.Apen apen apen na.
1999 yılında Sikta mot stjärnorna programına Amanda Marshall'ı taklit ederek katılmıştır.W 1999 roku wystąpiła w szwedzkim programie Sikta mot stjärnorna, w którym naśladowała Amandę Marshall.
Spagetti Westernler taklit ettikleri Amerikan Western filmlerinden bazı açılardan farklılaşırlar.Motywy spaghetti westernu podrabiali niektórzy reżyserzy amerykańscy.
Halk da onları taklit ediyordu.Są też odławiane przez ludzi.
Batıyı taklit ederek Ruslar en çok ikinci sınıf olabileceklerine inanıyordu.W klasyfikacji drużyn najlepsi okazali się Rosjanie.
Sığırcığın taklitçilik yeteneği çok uzun zamandan beri tanınmaktadır.Znaczenie przyrodnicze tej hali doceniano już dawno.
Asıl soru: Niçin taklit ediyorsunuz?Podstawowym pytaniem jest: Dlaczego robisz to, co robisz?
Ara sıra Kraliyet Hava Kuvvetlerindeki üstlerinin taklitini yapardı.Służył w Królewskich Siłach Lotniczych.
Bu yüzden birçoğu sesleri taklit edebilir.Potrafią wydawać różnorodne odgłosy.
Bu sahneler çok sık taklit edilmektedir.Scena ta jest często przedstawiana w malarstwie.
Nero'un ölümünde yaklaşık 20 yıl sonra İmparator Domitianus zamanında üçüncü bir taklitçisi ortaya çıkmıştır.Tjugo år efter Neros död, under Domitianus styre, framträdde en tredje bedragare.
Yaptığı komedi şovlarında O. J. Simpson, Michael Jackson ve Tiger Woods gibi siyahi ünlüleri taklit etmiştir.Han gestaltade ofta kända personer som O. J. Simpson, Michael Jackson och Tiger Woods.
Nathan'ın ebeveynleri genç yaşta onun olağanüstü ezber yeteneğini ve taklit, şarkı sevgisini fark etti.Föräldrarna såg sonens begåvning och kärlek till sången.
Asıl soru: Niçin taklit ediyorsunuz?Den grundläggande frågan är: Varför ser landskapet ut som det gör?
Birçok ünlü sanatçı gibi Poe'nun eserlerini de taklit edenler olmuştur.Liksom många konstnärer har Poe följts av många imitatörer och plagiatörer.
Özel ağ bağlantısını taklit etmek için, gönderilen veriler gizlilik amacıyla şifrelenir.Vid emulering av en privat länk krypteras de data som skickas av säkerhetsskäl.
Diğer taraftan, insan vücudunu taklit etmeye çalışmak onu daha iyi anlamayı sağlamaktadır.З іншого боку, спроба імітувати людський організм приводить до кращого розуміння вказаних задач.
Asıl soru: Niçin taklit ediyorsunuz?Суть питання: чому ми медитуємо?
Karınca taklit eden türleri de bulunur.Також є самостійні монети із зображенням слона.
Sığırcığın taklitçilik yeteneği çok uzun zamandan beri tanınmaktadır.Вартові пізнають свої здібності протягом досить довгого часу.
Halk da onları taklit ediyordu.Це стосувалося й схимників.
Film, Charles Dickens'ın ünlü kitabı A Christmas Caroldan taklittir.Сюжет фільму взято з розповіді Чарльза Діккенса Різдвяна історія.
Tom Mary'yi taklit etti.Том імітував Мері.
Tom Mary'yi taklit etti.Том наслідував Мері.
Karıncaları taklit eder ve onların beden yapısına şaşırtıcı biçimde benzer.Jejich spiny se pak kompenzují a chovají se jako bosony.
X.25 geleneksel telefon bağlantılarını taklit eden sanal devreler konsepti üzerine inşa edildi.Model X.25 byl založen na tradičním telefonním konceptu vytvoření spolehlivých okruhů skrz sdílenou síť.
Çoğunlukla diğer kuşların şarkılarının kısa parçalarını taklit eder.Mnohdy napodobuje i zpěv jiných ptáků.
Genellikle hayvan seslerini taklit etmek için kullanılır.Tradičně se používá ke snímání zvuku při filmování.
Taklitçiler türedi.Nenkovičtí se dočkali.
Bu sahneler çok sık taklit edilmektedir.Această scenă a fost frecvent imitată.
Fin politikacıları sıklıkla diğer Kuzey Avrupa ülkelerini ve İskandinav ülkelerini taklit ettiler.Politicienii finlandezi au imitat adesea celelalte țări nordice și modelul nordic.
Sanatındaki art nouveau tarzı çoğunlukla taklit edilmiştir.Stilul său Art Nouveau a fost de multe ori imitat.
Taklit vasabi Japonya'da bulunmaktadır ancak seiyo wasabi ("batı wasabi'si") olarak adlandırılır.În Japonia, hreanul este cunoscut ca seiyō wasabi (西洋わさび, „wasabi vestic”).
Böyle parçalar çok örnek alındı, sonra Nabokov ve diğerleri tarafından taklit edildi.Acest gen de poezie a fost ulterior parodiat de Vladimir Nabokov și alții.
Hayal gücü taklitten daha kuvvetlidir.A avea mai mult noroc decât minte.
Kendi şarkılarımı söylemeye karar verdiğimde ayıldım ki, böyle taklitle yürümez.Când am început să cânt eram foarte timidă, nu comunicam deloc cu publicul.
Resmin, van Gogh'u taklit etmek için yapılıp yapılmadığına dair hiçbir kanıt bulunmamaktadır.Desenele induc în eroare și nimeni nu s-ar gândi că au fost trasate de van Gogh.
Taklitçilerin arasında bir orijinal.Este prototipul cefeidelor.
O bir taklit.Aia este un fals.
Sadece onu taklit et.Doar falsifică-l.
Beni taklit etmeye çalışma.Nu încerca să mă imiți.