Sandbank, Kafka'nın yaygınlığına rağmen, esrarengiz tarzının henüz taklit edilmediğini savunmuştur.Sandbank argues that despite Kafka's pervasiveness, his enigmatic style has yet to be emulated.
Birçok ünlü sanatçı gibi Poe'nun eserlerini de taklit edenler olmuştur.Like many famous artists, Poe's works have spawned imitators.
'Yerçekimi' davranışıyla birleşince gerçekçi bir hareket yayını taklit eder.Combined with the 'gravity' behavior, it will simulate a realistic arc of motion.
Hayal gücü taklitten daha kuvvetlidir.It's harder than you might imagine.
Rakipler tarafından taklit edilmeleri güç olmalıdır.Difficult to imitate by competitors.
Fin politikacıları sıklıkla diğer Kuzey Avrupa ülkelerini ve İskandinav ülkelerini taklit ettiler.Finnish politicians have often emulated other Nordics and the Nordic model.
Simülasyon gerçek dünya içerisindeki bir işlemin veya sistemin zamana bağlı taklitidir.A simulation is the representation of the real world process or system over a period of time.
Taklit edilemez.Impossible Images.
Batıyı taklit ederek Ruslar en çok ikinci sınıf olabileceklerine inanıyordu.By copying the west, he felt, Russian artists could be, at best, second-rate.
Taklit vasabi Japonya'da bulunmaktadır ancak seiyo wasabi ("batı wasabi'si") olarak adlandırılır.In Japan, horseradish is referred to as seiyō wasabi (西洋わさび, "western wasabi").
Karıncaları taklit eder ve onların beden yapısına şaşırtıcı biçimde benzer.Dragons - Their shape is similar to that of a snakes, and they are as fast as a whip.
Parkinson hastaligini taklit eden diger hastaliklar Parkinsonian hastaliklar olarak tanimlanir.When other diseases mimic Parkinson's disease, they are categorized as parkinsonism.
Blair başka bir otospi daha yapar ve yaratığın diğer organizmaları taklit ettiğini keşfeder.Blair autopsies the new creature and learns that it can perfectly imitate other organisms.
Bu yaklaşım doğal olarak dengeli bir ekosistem takliti için girişim oldu.This approach was an attempt to mimic a balanced ecosystem in nature.
Resmin, van Gogh'u taklit etmek için yapılıp yapılmadığına dair hiçbir kanıt bulunmamaktadır.There is no evidence to suggest that the painting was intentionally created as a fake Van Gogh.
Herkesi görünüş ve ses olarak taklit edebilme yeteneği vardır.He is able to perfectly imitate absolutely anyone's looks and voice.
Halk da onları taklit ediyordu.They were also outgunning them.
Hayvan oyunu: kişilerden birisi bir köpek, kedi veya at gibi bir hayvanı taklit eder.Animal-play: where a player is treated as a non-human animal such as a dog, pony, or cat.
Spor oyunları, geleneksel sporların oynanışları taklit edilerek geliştirilmiş video oyunlarıdır.Sports game – games that simulate the practice of traditional sports.
Doğru taklit edemeyen ilk kişi yanar ve sonraki elde ebe olur.)Person to left of dealer nominates trumps or no trumps and then becomes dealer for next hand.)
Çünkü burada mevzu doğayı taklit etmek değildir.The artist does not set out to imitate nature.
Bu sahneler çok sık taklit edilmektedir.These works are frequently exhibited.
Şarkının video klibini Melina Matsoukas yönetti ve Rihanna, Slash'i canlandırarak taklit etti.Melina Matsoukas directed the song's music video, which portrays Rihanna impersonating Slash.
Taklitçi ahtapot (Thaumoctopus mimicus), diğer canlıları taklit edebilen bir ahtapot türüdür.The third Ventriloquist is, possibly, a metahuman capable of controlling other beings.
İngiliz Parlamentosu'nu taklit ediyor.It was dedicated to the English parliament.
Böylece BPA vücudun kendi hormonlarını taklit eder ve nörolojik ve çoğalan problemlere sebep olur.So BPA mimics the body's own hormones and causes neurological and reproductive problems.
Kenya'da, Tanzanya'da, Güney Afrika'da taklit edilmeye çalışıldı.It's been replicated in Kenya, and Tanzania, and South Africa and many other places.
Bir davul makinesi efekti taklit etmek için ya da ona benzer bir şey için.I can use them in unison to mimic the effect of a drum machine or something like that.
- Zaten seni taklit etmişlerdi.- What was good, he stole from you.
İyi bir taklitti.You understand? Can you count?
Wikileaks ya da Korsan Partisi, TPB ile ne yaptıysalar aynısını taklit ettiler.WikiLeaks or the Pirate Party copied what they had done with TPB.
Unutmayın ki temel tanım bu. Taklit edilen şey.Remember that, that's the core definition: that which is imitated.
Taklit edilen bir şey. Ya da insandan insana kopyalanarak geçen bilgi.It's that which is imitated, or information which is copied from person to person.
Çünkü taklit edilemeyen tek şey var ki... o da insan kalbi, insan ruhudur.But the one thing that can be ever simulated is the human heart, the human soul.
Birbirlerinin hareketlerini taklit ediyorlar.They're manipulating each other's rhythms.
(Jüri şaşırmış görünüyordu.) "O, bir başkasının taklit sahip olmalıdır Öte yandan, "Kral" dedi.(The jury all looked puzzled.) 'He must have imitated somebody else's hand,' said the King.
Her mesleği tekrarlamak veya taklit etmek çok kolay. Zamanla insanlar çalışmayı bırakacak.It's very easy to repeat and to replicate any profession, but in time people will not work.
Hala imzamı taklit edemiyor musunuz?You can't duplicate my signature yet?
Kemiğin vücutta normal olarak maruz kalacağı sıvı akımını taklit eden tüpler var.It has tubes which mimic the flow of fluids that bones would normally experience in the body.
Ama ben bunları yapmıyorum, ben bir illüzyonistim, gerçek bir sihirbazı taklit eden biri.No, I don't do that; I'm a conjurer, who is someone who pretends to be a real magician. (Laughter)
Yunusların normal repertuarının dışındalar, fakat yunuslar tarafından kolayca taklit edilebilirler.They're outside the dolphin's normal repertoire, but they're easily mimicked by the dolphins.
Görsel nesneyi işaret edebiliyorlar ya da ıslığı taklit edebiliyorlardı.They could point at the visual object, or they could mimic the whistle.
Islıkları işe yarar biçimde taklit etmeyi öğrenirler mi peki?Now, will they learn to mimic the whistles functionally?
Ve bu eğiticinin ıslığını taklit eden koruma altındaki bir yavru.This is a calf in captivity making an imitation of that trainer's whistle.
Çok çok az insan dışı memeli sesleri taklit edebilir.Very few nonhuman mammals can imitate sounds.
Ve bir grup şimdilerde bu hidrojen jonglörü hidrojenazı taklit etmeyi başardı.And a team has now just been able to mimic that hydrogen-juggling hydrogenase.
Diğer insanları seyrederek ve kopya ya da taklit ederek onların yaptığını öğrenebiliriz.We can learn by watching other people and copying or imitating what they can do.
En soldaki tam bir ıvır zıvır -- eBay'den aldığım bir taklit.On the far left is a piece of crap -- a replica I bought on eBay.
Ön koltuktaki beyefendi arkadaşımın bakışını mükemmel bir şekilde taklit etti doğrusu.There's actually a gentleman in the front row who's doing a perfect imitation of her look.
Gördüğünüzü taklit edebilirsiniz.You can mimic what you can see.
Ekosistemleri taklit etmek amacıyla tasarlanmış bazı proje örnekleri vardir.And there are some examples of projects that have deliberately tried to mimic ecosystems.
Başka birini oynamaktan, başkasının duygularını taklit etmekten utanıyordum.I was ashamed to impersonate someone else, to play another's emotions.
Aynı formu defalarca üretebilir, taklit edebiliriz.HE WOULD HAVE HAD THE EXACT SAME FORM REPLlCATED OVER AND OVER AGAlN.
Taklit etmen gereken köpekbalığı ya da canavar değil.You're not supposed to rip off the shark or the monster.
İşe yarayan kısmı taklit et.Rip off the stuff that matters.
Bunu yapabilmek için onların imzasını taklit etmeye koyuldum.In order to do that, I set out to forge their signature.
Annemin imzası üzerinde çalışmaya başladım, çünkü babamınki taklit edilemeyecek kadar imkansızdır.I started working on my mother's signature, because my father's is absolutely impossible to forge.
Bunu başka hiç bir şekilde yaratamaz ve taklit edemezsiniz.You couldn't really create this or simulate it in any other way.
Sonra, bebeğin görme keskinliğini taklit etmek için kameranın optik düzeneğini değiştirdik.So, we modified the optics of the camera in order to mimic the baby's visual acuity.
Şimdi gördüklerini taklit etme kapasitesinde olduklarını biliyoruz.We know now that they're capable of imitating behaviors that they see.