takıntı ile cümle

takıntı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Ben her zaman o genel kültüre takıntılı bir çocuk olmuşumdur.Ich war schon immer so ein Kind, dass von Allgemeinwissen fasziniert war.
Ben her zaman o genel kültüre takıntılı bir çocuk olmuşumdur.Ik was altijd al zo'n door trivia geobsedeerd kind.
Ben her zaman o genel kültüre takıntılı bir çocuk olmuşumdur.Întotdeauna am fost obsedat de cultură generală.
Ben her zaman o genel kültüre takıntılı bir çocuk olmuşumdur.J'ai toujours été obsédé par la culture générale.
Ben her zaman o genel kültüre takıntılı bir çocuk olmuşumdur.Jeg var altid den slags barn der var besat af paratviden.
Ben her zaman o genel kültüre takıntılı bir çocuk olmuşumdur.저는 항상 그런 잡학에 빠진 아이였죠.
Ben her zaman o genel kültüre takıntılı bir çocuk olmuşumdur.Siempre fui ese tipo de niño obsesionado con la trivia.
Ben her zaman o genel kültüre takıntılı bir çocuk olmuşumdur.Sono sempre stato quel tipo di bambino ossessionato dalle nozioni.
Ben her zaman o genel kültüre takıntılı bir çocuk olmuşumdur.Tôi luôn là một thằng bé đam mê tìm hiểu những thứ xung quanh.
Ben her zaman o genel kültüre takıntılı bir çocuk olmuşumdur.Zawsze miałem świra na punkcie ciekawostek.
Ben her zaman o genel kültüre takıntılı bir çocuk olmuşumdur.Ως παιδί είχα πάντα εμμονή με τις γενικές γνώσεις.
Ben her zaman o genel kültüre takıntılı bir çocuk olmuşumdur.Бях обсебено от телевизионните игри дете.
Ben her zaman o genel kültüre takıntılı bir çocuk olmuşumdur.Я всегда был ребёнком, помешанным на фактах.
Ben her zaman o genel kültüre takıntılı bir çocuk olmuşumdur.תמיד הייתי כזה ילד מכור לטריוויה
Ben her zaman o genel kültüre takıntılı bir çocuk olmuşumdur.ولقد كنت دائماً من الأطفال المهووسين بالإشياء التافهة
Ben kıyafet konusunda takıntılıyım.A ta je, jsem posedlá oblečením.
Ben kıyafet konusunda takıntılıyım.집착을 합니다.
Ben kıyafet konusunda takıntılıyım.Minulla on pakkomielle asukokonaisuuksiin.
Ben kıyafet konusunda takıntılıyım.Sou obcecada por roupas.
Ben kıyafet konusunda takıntılıyım.אני אובססיבית ללבוש.
Ben kıyafet konusunda takıntılıyım.أنني مهووسة بالملابس
Ben kıyafet konusunda takıntılıyım.洋服を探すのも 着るのも大好き
Bir coşku içinde hapsoldum Bu takıntımı yok edersen Canımı çıkarmış olursunNo dejaré que lo entierres
Bir müellif yoktur. Mimarlar müellif olmayla ilgili takıntılıdırlar.한 사람이 작가인 작업이 아닙니다. 건축가들은 작가주의에 집착하죠.
Bir müellif yoktur. Mimarlar müellif olmayla ilgili takıntılıdırlar.אין מקור, אדריכלים אובססיביים למקורות.
Bir müellif yoktur. Mimarlar müellif olmayla ilgili takıntılıdırlar.لا يوجد ابتكار .. هندسة العمارة مهووسة بالابتكار
Bir sebebi kültürümüzün gençliği bir takıntı haline getirmiş olması.Bene, per una ragione, siamo una cultura ossessionata dalla gioventù.
Bir sebebi kültürümüzün gençliği bir takıntı haline getirmiş olması.Bueno, por una parte, somos una cultura obsesionada con la juventud.
Bir sebebi kültürümüzün gençliği bir takıntı haline getirmiş olması.Ei bine, pe de o parte, suntem o cultură obsedată de tinereţe.
Bir sebebi kültürümüzün gençliği bir takıntı haline getirmiş olması.글쎄요, 한 가지 이유는 현재는 젊은이들의 문화가 널리 퍼져 있어
Bir sebebi kültürümüzün gençliği bir takıntı haline getirmiş olması.Nun, zum Einen leben wir in einer Kultur des Jugendwahns.
Bir sebebi kültürümüzün gençliği bir takıntı haline getirmiş olması.Po pierwsze, naszą kulturę opanowała obsesja młodości.
Bir sebebi kültürümüzün gençliği bir takıntı haline getirmiş olması.Pour une raison, nous avons une obsession pour la jeunesse.
Bir sebebi kültürümüzün gençliği bir takıntı haline getirmiş olması.Ten eerste zijn we een cultuur die geobsedeerd is door de jeugd.
Bir sebebi kültürümüzün gençliği bir takıntı haline getirmiş olması.Vì 1 điều, chúng ta có nền văn hóa bị ám ảnh bởi tuổi thanh xuân.
Bir sebebi kültürümüzün gençliği bir takıntı haline getirmiş olması.Zaprvé, jsme kultura posedlá mládím.
Bir sebebi kültürümüzün gençliği bir takıntı haline getirmiş olması.Πρώτα απ'όλα είμαστε μια κουλτούρα που έχει εμμονή με τα νιάτα.
Bir sebebi kültürümüzün gençliği bir takıntı haline getirmiş olması.Е, първо, ние сме обсебена от младостта култура.
Bir sebebi kültürümüzün gençliği bir takıntı haline getirmiş olması.Одна из причин в том, что мы -- культура, помешанная на молодости.
Bir sebebi kültürümüzün gençliği bir takıntı haline getirmiş olması.ובכן, הסיבה הראשונה היא שאנחנו חברה שהיא אובססיבית בנוגע לנעורים.
Bir sebebi kültürümüzün gençliği bir takıntı haline getirmiş olması.حسناً، أولاً لأننا ثقافة مهووسة بالشباب.
Bir sebebi kültürümüzün gençliği bir takıntı haline getirmiş olması.そこで 高齢の素晴らしい人々の周りに座して
Bir takıntım var, her yolculuğumda pasaportun benimle olup olmadığını beş dakikada bir kontrol ediyorum.Eu tenho um hábito compulsivo de checar meu passaporte a cada cinco minutos quando estou viajando.
Bir takıntım var, her yolculuğumda pasaportun benimle olup olmadığını beş dakikada bir kontrol ediyorum.Ho un'abitudine ossessivo-compulsiva di controllare il mio passaporto ogni cinque minuti quando viaggio.
Bir takıntım var, her yolculuğumda pasaportun benimle olup olmadığını beş dakikada bir kontrol ediyorum.J'ai cette obsession de vérifier mon passeport toutes les cinq minutes quand je voyage.
Bir takıntım var, her yolculuğumda pasaportun benimle olup olmadığını beş dakikada bir kontrol ediyorum.Op reis heb ik de dwangmatige gewoonte elke vijf minuten te controleren of ik mijn paspoort nog heb.
Bir takıntım var, her yolculuğumda pasaportun benimle olup olmadığını beş dakikada bir kontrol ediyorum.Tengo el TOC de controlar mi pasaporte cada cinco minutos cuando viajo.
Bir takıntım var, her yolculuğumda pasaportun benimle olup olmadığını beş dakikada bir kontrol ediyorum.Έχω μια συνήθεια ιδεοψυχαναγκαστικής διαταραχής να ελέγχω το διαβατήριό μου κάθε πέντε λεπτά όταν ταξιδεύω.
Bir takıntım var, her yolculuğumda pasaportun benimle olup olmadığını beş dakikada bir kontrol ediyorum.У меня обсессивно-компульсивная привычка проверять паспорт каждые пять минут во время путешествий.
Bizler TED'de bu açıklık fikrine biraz takıntılıyız.Also bei TED sind wir fast schon besessen von der Idee der Offenheit.
Bizler TED'de bu açıklık fikrine biraz takıntılıyız.A tak nás v TEDovi taktrochu posadla táto myšlienka otvorenosti.
Bizler TED'de bu açıklık fikrine biraz takıntılıyız.Bij TED zijn we een beetje geobsedeerd door dit idee van openheid.
Bizler TED'de bu açıklık fikrine biraz takıntılıyız.En TED, nos volvimos un poco obsesivos con esta idea de apertura.
Bizler TED'de bu açıklık fikrine biraz takıntılıyız.Et donc, à TED, nous sommes devenus un peu obsédés par cette idée d'ouverture.
Bizler TED'de bu açıklık fikrine biraz takıntılıyız.Jadi, di TED, kami telah menjadi agak terobsesi dengan ide keterbukaan ini.
Bizler TED'de bu açıklık fikrine biraz takıntılıyız.La TED suntem cam obsedaţi de ideea de deschidere.
Bizler TED'de bu açıklık fikrine biraz takıntılıyız.Nos, mi a TED-nél, kicsit megszállottak lettünk ezzel a nyíltság gondolattal.
Bizler TED'de bu açıklık fikrine biraz takıntılıyız.På TED har vi blivit lite besatta av den här idén om öppenhet.
Bizler TED'de bu açıklık fikrine biraz takıntılıyız.Por isso, no TED, ficamos um pouco obcecados com essa ideia de abertura.
Bizler TED'de bu açıklık fikrine biraz takıntılıyız.Quindi, a TED, siamo un pò ossessionati da quest'idea di apertura.

İlgili Sayfalar