takıntı ile cümle

takıntı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bakın bilim iletişiminde ciddilikle ilgili bir takıntı var.Veste, v znanstveni komunikaciji vlada obsedenost z resnostjo.
Bakın bilim iletişiminde ciddilikle ilgili bir takıntı var.Viete, vo vedeckej komunikácii existuje istá posadnutosť vážnosťou.
Bakın bilim iletişiminde ciddilikle ilgili bir takıntı var.Víte, v komunikaci na poli vědy existuje posedlost vážností.
Bakın bilim iletişiminde ciddilikle ilgili bir takıntı var.Vous savez, dans la transmission du savoir scientifique il y a cette obsession du sérieux.
Bakın bilim iletişiminde ciddilikle ilgili bir takıntı var.Wetenschapscommunicatie is geobsedeerd door ernst.
Bakın bilim iletişiminde ciddilikle ilgili bir takıntı var.W naukach przyrodniczych panuje obsesja pisania w sposób poważny.
Bakın bilim iletişiminde ciddilikle ilgili bir takıntı var.Ya saben, en la comunicación de la ciencia hay cierta obsesión con la seriedad.
Bakın bilim iletişiminde ciddilikle ilgili bir takıntı var.Ξέρετε, στην επικοινωνία της επιστήμης υπάρχει αυτή η εμμονή με τη σοβαρότητα.
Bakın bilim iletişiminde ciddilikle ilgili bir takıntı var.Всеизвестно е, че научната комуникация е обсебена от сериозността си.
Bakın bilim iletişiminde ciddilikle ilgili bir takıntı var.Научные сообщения, знаете ли, одержимы серьёзностью.
Bakın bilim iletişiminde ciddilikle ilgili bir takıntı var.Розумієте, наукові тексти тяжіють до серйозності.
Bakın bilim iletişiminde ciddilikle ilgili bir takıntı var.בלימודי המדע יש הרי רצינות כפייתית.
Bakın bilim iletişiminde ciddilikle ilgili bir takıntı var.تعلمون ، في محاولة توصيل العلوم هناك هوس بالجدية.
Bakın bilim iletişiminde ciddilikle ilgili bir takıntı var.常に真面目に という固定観念が定着しています 最悪です 冗談ではありません
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.A nagyapám egyéb dolgok iránt is megszállottá tett, mint például a bűvészkedés.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.Byly i další věci, které jsem díky dědovi začal zbožňovat. Třeba kouzla.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.Dziadek wspierał i inne moje obsesje, np. magię.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.Él, de alguna manera, alentaba mi obsesión hacia otras cosas también, como la magia.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.Ele também acedia à minha obsessão por outras coisas, como a magia.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.El mi-a alimentat de asemenea obsesia către alte lucruri, cum ar fi magia.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.Er lenkte meine Faszination auch auf andere Bereiche, wie Zauberei.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.Han accepterede også mine andre besættelser, som trylleri.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.Hij maakte ook grappen over mijn andere obsessies, zoals magie.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.Il tolérait également mes autres obsessions, comme la magie.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.In un certo senso, inoltre, assecondò la mia ossessione anche per altre cose, come la magia.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.Isoisäni herätti kiinnostukseni myös muunlaisiin asioihin, kuten taikuuteen.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.그분은 제게 마술같은 다른 취미도 만들어주셨습니다
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.Ông cũng hay đùa vui về nỗi ám ảnh của tôi đối với những thứ khác, như ảo thuật chẳng hạn.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.Μου εκπληρούσε και άλλες επιθυμίες όμως, όπως τα μαγικά.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.А еще он подтрунивал над другими моими увлечениями, типа магии.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.Той донякаде угаждаше на страста ми и за други неща, като магиите.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.הוא גם הזין את האובססיה שלי לדברים אחרים, כמו קסמים.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.و قد جارى جدى نوعا ما شغفى بأشياء أخري أيضا ..كالسحر مثلا.
Başka şeylere olan takıntılarıma da bir şekilde ayak uyduruyordu, mesela sihir.ルー タネン マジックショップという ニューヨークの手品用品の店に行きました
Bence, bu takıntı yaratıcılığımızın ve üreticiliğimizin kaynağı ve kökenidir.Bagi saya, obsesi ini adalah sumber dan akar dari produktivitas dan kreatifitas.
Bence, bu takıntı yaratıcılığımızın ve üreticiliğimizin kaynağı ve kökenidir.Đối với tôi, chính sự ám ảnh này là nguồn gốc của tất cả những năng suất và sáng tạo của chúng ta.
Bence, bu takıntı yaratıcılığımızın ve üreticiliğimizin kaynağı ve kökenidir.For mig, denne besættelse er en kilde og rod til al vores produktivitet og kreativitet.
Bence, bu takıntı yaratıcılığımızın ve üreticiliğimizin kaynağı ve kökenidir.Für mich ist diese Besessenheit die Quelle und Wurzel von all unserer Produktivität und Kreativität.
Bence, bu takıntı yaratıcılığımızın ve üreticiliğimizin kaynağı ve kökenidir.제 의견으로는 이 집념이 우리의 모든 생산력과 창조력의 제공처이고 뿌리입니다.
Bence, bu takıntı yaratıcılığımızın ve üreticiliğimizin kaynağı ve kökenidir.Minulle tämä pakkomielle on kaiken tuotteliaisuutemme ja luovuutemme ydin.
Bence, bu takıntı yaratıcılığımızın ve üreticiliğimizin kaynağı ve kökenidir.Para mí esta obsesión es la raíz de toda nuestra productividad y creatividad.
Bence, bu takıntı yaratıcılığımızın ve üreticiliğimizin kaynağı ve kökenidir.Para mim, esta obsessão é a fonte e raiz de toda a nossa produtividade e criatividade.
Bence, bu takıntı yaratıcılığımızın ve üreticiliğimizin kaynağı ve kökenidir.Pentru mine, acestă obsesie e sursa şi rădăcina productivităţii şi creativităţii noastre.
Bence, bu takıntı yaratıcılığımızın ve üreticiliğimizin kaynağı ve kökenidir.Per me, questa ossessione è fonte e radice di tutta la nostra capacità produttiva e creativa.
Bence, bu takıntı yaratıcılığımızın ve üreticiliğimizin kaynağı ve kökenidir.Pour moi, cette obsession est la source et la racine de l'ensemble de notre productivité et de créativité.
Bence, bu takıntı yaratıcılığımızın ve üreticiliğimizin kaynağı ve kökenidir.Pre mňa táto posadnutosť je zdrojom a koreňom všetkej našej produktivity a kreativity.
Bence, bu takıntı yaratıcılığımızın ve üreticiliğimizin kaynağı ve kökenidir.Pro mě je tato posedlost zdrojem a základem veškeré naší produktivity a kreativity.
Bence, bu takıntı yaratıcılığımızın ve üreticiliğimizin kaynağı ve kökenidir.Számomra ez a szenvedély a forrása és gyökere az összes produktivitásunknak és kreativitásunknak.
Bence, bu takıntı yaratıcılığımızın ve üreticiliğimizin kaynağı ve kökenidir.Voor mij is deze obsessie de bron en de wortel van al onze productiviteit en creativiteit.
Bence, bu takıntı yaratıcılığımızın ve üreticiliğimizin kaynağı ve kökenidir.Według mnie ta obsesja jest źródłem i przyczyną całej naszej produktywności i kreatywności.
Bence, bu takıntı yaratıcılığımızın ve üreticiliğimizin kaynağı ve kökenidir.Για μένα, η εμμονή αυτή είναι η πηγή και η ρίζα όλης της παραγωγικότητας και της δημιουργικότητας μας.
Bence, bu takıntı yaratıcılığımızın ve üreticiliğimizin kaynağı ve kökenidir.Для мене це нав'язлива ідея є витоком і коренем всієї нашої продуктивності та творчості.
Bence, bu takıntı yaratıcılığımızın ve üreticiliğimizin kaynağı ve kökenidir.Для меня эта навязчивая идея является источником и корнем всей нашей производительности и творчества.
Bence, bu takıntı yaratıcılığımızın ve üreticiliğimizin kaynağı ve kökenidir.За мен, тази маниакалност е източника и корена на цялата ни продуктивност и изобретателност.
Bence, bu takıntı yaratıcılığımızın ve üreticiliğimizin kaynağı ve kökenidir.עבורי, הרדיפה הזו היא המקור והשורש של כל היצרנות והיצירתיות שלנו.
Bence, bu takıntı yaratıcılığımızın ve üreticiliğimizin kaynağı ve kökenidir.بالنسبة لي .. هذا الهوس هو الاساس لكل الانتاج والابداع
Bence, bu takıntı yaratıcılığımızın ve üreticiliğimizin kaynağı ve kökenidir.生産や創造の すべての根源です 昨年 諸般の事情から
Ben her zaman o genel kültüre takıntılı bir çocuk olmuşumdur.80年代に流行した 『トリビアル・パスート』というゲームで
Ben her zaman o genel kültüre takıntılı bir çocuk olmuşumdur.Byl jsem ten typ dítěte, které je posedlé znalostmi všeho druhu.
Ben her zaman o genel kültüre takıntılı bir çocuk olmuşumdur.Eu sempre fui aquela espécie de miúdo obcecado por trivialidades.

İlgili Sayfalar