takıntı ile cümle
takıntı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.Mindenki tudja, hogyha valaki követi a szenvedélyeit, az valamennyire megszállott.
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.Mọi người đều biết những ai theo đuổi đam mê nhìn chung đều bị ám ảnh
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.Semua orang tahu orang-orang yang mengejar gairah mereka sedikit obsesif.
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.Toată lumea ştie că cei care-şi urmează pasiunea în viaţă sunt oarecum obsedaţi, puţin ciudaţi.
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar."Toda a gente sabe que as pessoas que perseguem as suas paixões "são meio obsessivas.
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.Todos saben que las personas que persiguen sus pasiones son un tanto obsesivas ¿un poco raras?
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.Tout le monde sait que les gens qui poursuivent leurs passions sont quelque part obsédés.
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.Tutti sanno che chi insegue le proprie passioni è in qualche modo ossessivo.
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.Wiemy, że ludzie podążający za swoimi pasjami są nieco obsesyjni.
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.Όλοι γνωρίζουν ότι οι άνθρωποι που κυνηγάνε το πάθος τους, έχουν κάποιες εμμονές.
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.Все знают, что люди, преследующие свои страсти немного зациклены.
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.Всички знаят, че хората, които следват страстите си, са донякъде вманиачени.
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.Загально відомо, що люди, які слідують за своїм захопленням дещо повернуті на цьому.
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.וכולם יודעים שאנשים שרודפים אחרי חלומם
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.الكل يعرف أن من يتتبع شغفه
Herkes bilir ki hayallerini takip eden insanlar bir şekilde takıntılıdırlar.どこかオタクっぽい ちょっと 変わってる そうだろう?
Houdini ve onun sualtında yaşadığı zorlukları takıntı haline getirmiştim.저는 Houdini와 그의 수중 도전에 사로잡혔습니다.
Houdini ve onun sualtında yaşadığı zorlukları takıntı haline getirmiştim.Tôi bị ám ảnh bởi Houdini và các thử thách dưới nước của ông.
Houdini ve onun sualtında yaşadığı zorlukları takıntı haline getirmiştim.היתה לי אובססיה עם הודיני ואתגריו שנעשו מתחת לפני המים
Houdini ve onun sualtında yaşadığı zorlukları takıntı haline getirmiştim.كنت لدي هاجس خاص بالساحر "هوديني" وتحدياته تحت الماء
Houdini ve onun sualtında yaşadığı zorlukları takıntı haline getirmiştim.最初は 水中でどれだけ息を止めていられるか
İş almaya çalıştı, kimse ona iş vermedi -- ama takıntılıydı, bunun hakkında konuştu, konuştu, konuştu.Opętało go. Nikt nie chciał go zatrudnić. Howard lubi żydowskie powiedzenie:
İş almaya çalıştı, kimse ona iş vermedi -- ama takıntılıydı, bunun hakkında konuştu, konuştu, konuştu.Hij zocht klandizie, en niemand wilde hem - maar hij was bezeten, en hij praatte en praatte en praatte erover.
İş almaya çalıştı, kimse ona iş vermedi -- ama takıntılıydı, bunun hakkında konuştu, konuştu, konuştu.그는 이 생각에 사로잡혀 일을 구하려 했지만, 아무도 써주지 않았습니다. 하지만 그는 좌절하지 않고 자신의 발견을 끊임없이 주장하고 다녔습니다.
İş almaya çalıştı, kimse ona iş vermedi -- ama takıntılıydı, bunun hakkında konuştu, konuştu, konuştu.Kukaan ei ottanut häntä enää töihin -- hän oli pakkomielteinen, ja hän puhui vain siitä.
İş almaya çalıştı, kimse ona iş vermedi -- ama takıntılıydı, bunun hakkında konuştu, konuştu, konuştu.Snažil sa získať kšeft, nikto ho nenajal -- bol ako posadnutý, a rozprával o tom stale dokola, znova a znova.
İş almaya çalıştı, kimse ona iş vermedi -- ama takıntılıydı, bunun hakkında konuştu, konuştu, konuştu.Tentou arranjar trabalho, mas ninguém o contratava. Ele estava obcecado e só falava naquilo.
İş almaya çalıştı, kimse ona iş vermedi -- ama takıntılıydı, bunun hakkında konuştu, konuştu, konuştu.Всеки си гледал бизнеса и никой не искал да го наеме, но той бил обсебен и говорел, говорел, говорел за това.
İş almaya çalıştı, kimse ona iş vermedi -- ama takıntılıydı, bunun hakkında konuştu, konuştu, konuştu.Он пытался получить заказы, но никто его не нанимал — он был одержим и говорил об этом, говорил, говорил.
İş almaya çalıştı, kimse ona iş vermedi -- ama takıntılıydı, bunun hakkında konuştu, konuştu, konuştu.いつまでもずっとその話ばかりをしました 彼の好きな諺は
Kıskançlığa kıyasla sevinç. Yoğun doyumsuzluk ve takıntıya karşılık bir çeşit içsel özgürlük hissi.Radost postavit proti žárlivosti, vnímání vnitřní svobody proti silné lakotě a posedlosti,
Konu hakkında bir kez sen almak o, sizinle oldukça takıntılı hale şey.Lo que ocurre con este tema es que una vez que te llega, se convierte en obsesivo.
Konu hakkında bir kez sen almak o, sizinle oldukça takıntılı hale şey.Το πράγμα για το θέμα είναι ότι μόλις πάρετε αυτό, καθίσταται αρκετά έμμονη μαζί σας.
Kumaş baskı, ciltleme ve kutu yapımı konusunda takıntılıyım.Estoy obsesionado con el empastado de libros y la fabricación de cajas.
Kumaş baskı, ciltleme ve kutu yapımı konusunda takıntılıyım.Ich bin vom Siebdruckverfahren und Buchbinden und Kistenbauen fasziniert.
Kumaş baskı, ciltleme ve kutu yapımı konusunda takıntılıyım.Ik ben ook geobsedeerd door zeefdrukken en boekbinden en dozen maken.
Kumaş baskı, ciltleme ve kutu yapımı konusunda takıntılıyım.Jeg er besat af silketryk og bogbinderi, og at lave kasser.
Kumaş baskı, ciltleme ve kutu yapımı konusunda takıntılıyım.Je suis obsédé par la sérigraphie, la reliure, la confection de boîtes.
Kumaş baskı, ciltleme ve kutu yapımı konusunda takıntılıyım.전 실크스크린도 좋아했고 제본도 좋아했고 상자 만들기도 좋아했습니다.
Kumaş baskı, ciltleme ve kutu yapımı konusunda takıntılıyım.Oda vagyok a selyemszitanyomásért, meg a könyvkötésért meg a dobozkészítésért.
Kumaş baskı, ciltleme ve kutu yapımı konusunda takıntılıyım.Rakastan myös silkkipainamista, kirjansitomista ja laatikoiden valmistusta.
Kumaş baskı, ciltleme ve kutu yapımı konusunda takıntılıyım.Sou obcecado por serigrafia, encadernação e fabrico de caixas.
Kumaş baskı, ciltleme ve kutu yapımı konusunda takıntılıyım.Sunt obsedat de proiectarea pe mătase şi de legarea cărţilor şi de realizarea cutiilor.
Kumaş baskı, ciltleme ve kutu yapımı konusunda takıntılıyım.Tôi bị ám ảnh bởi kỹ thuật in lụa và đóng gáy sách và đóng hộp.
Kumaş baskı, ciltleme ve kutu yapımı konusunda takıntılıyım.Uwielbiam druk sitowy, introligatorstwo i skrzynki.
Kumaş baskı, ciltleme ve kutu yapımı konusunda takıntılıyım.Zbožnuju sítotisk a vazbu a sestavování krabic.
Kumaş baskı, ciltleme ve kutu yapımı konusunda takıntılıyım.Έχω εμμονή με τη μεταξοτυπία, τη βιβλιοδεσία και με την κατασκευή κουτιών.
Kumaş baskı, ciltleme ve kutu yapımı konusunda takıntılıyım.А еще я фанатею по шелкографии, переплету книг и сборке коробок.
Kumaş baskı, ciltleme ve kutu yapımı konusunda takıntılıyım.Обсебен съм от щамповането и подвързването на книги и изработването на кутии.
Kumaş baskı, ciltleme ve kutu yapımı konusunda takıntılıyım.אני מת על הדפסת משי וכריכת ספרים ובניית קופסאות.
Kumaş baskı, ciltleme ve kutu yapımı konusunda takıntılıyım.أنا مهووس بالطباعة بواسطة الأقمشة الحريرية و تجليد الكتب و صنع الصناديق.
Kumaş baskı, ciltleme ve kutu yapımı konusunda takıntılıyım.子供の頃の私は しょっちゅう箱やなんかをバラしていました
Lütfen beni affedin: desenlerin belirlenmesiyle bir takıntım var.Dívám se na knížku ve svých rukou.
Lütfen beni affedin: desenlerin belirlenmesiyle bir takıntım var.Je vous prie de m'excuser : identifier des schémas est une obsession chez moi.
Lütfen beni affedin: desenlerin belirlenmesiyle bir takıntım var.Por favor, discúlpeme: Estoy obsesionada con la identificación de patrones.
Lütfen beni affedin: desenlerin belirlenmesiyle bir takıntım var.Por favor, me desculpe: eu sou obcecada com padrões de identificação.
Lütfen beni affedin: desenlerin belirlenmesiyle bir takıntım var.Vi prego di perdonarmi: sono ossessionata dagli schemi di indentificazione.
Lütfen beni affedin: desenlerin belirlenmesiyle bir takıntım var.Παρακαλώ συγχωρήστε με: Είμαι παθιασμένη με την αναγνώριση προτύπων.
Lütfen beni affedin: desenlerin belirlenmesiyle bir takıntım var.Пожалуйста, извините меня: я зациклена на выявлении схем.
Mimarlar müellif olmayla ilgili takıntılıdırlar.Architecten zijn bezeten door het auteurschap.