takıntı ile cümle
takıntı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Mimarlar müellif olmayla ilgili takıntılıdırlar.Architekci mają obsesję na punkcie autorstwa.
Mimarlar müellif olmayla ilgili takıntılıdırlar.Arhitecţii sunt obsedaţi de drepturile de autor.
Mimarlar müellif olmayla ilgili takıntılıdırlar.Gli architetti sono ossessionati con la paternità.
Mimarlar müellif olmayla ilgili takıntılıdırlar.Les architectes sont obsédés par la paternité.
Mimarlar müellif olmayla ilgili takıntılıdırlar.Los arquitectos se obsesionan con la autoría.
Mimarlar müellif olmayla ilgili takıntılıdırlar.Os arquitetos são obcecados pela autoria.
Mimarlar müellif olmayla ilgili takıntılıdırlar.Архитектите са обсебени от авторството.
Mimarlar müellif olmayla ilgili takıntılıdırlar.Архитекторы одержимы авторством.
Mimarlar müellif olmayla ilgili takıntılıdırlar.Архітектори помішані на авторстві.
Oldukca takıntılıyım.Bardzo, bardzo obsesyjne.
Oldukca takıntılıyım.Foarte, foarte obsesiv.
Oldukca takıntılıyım.정말로 강박적이었죠.
Oldukca takıntılıyım.Molto, molto ossessivo.
Oldukca takıntılıyım.Muy, muy maniático.
Oldukca takıntılıyım.Très, très obsessionnel.
Oldukca takıntılıyım.Wirklich obsessiv.
Oldukca takıntılıyım.Много, много обсебващо.
Oldukca takıntılıyım.Очень, очень всепоглощающе.
Oldukca takıntılıyım.מאוד מאוד אובססיבי.
Oldukca takıntılıyım.كنت شديداً و دقيقاً
Oldukca takıntılıyım.これはカマラサウルスの簡略化した骨格です
O nesneye her yöneliğinde, o takıntıyı ya da sıkıntıyı pekiştirir.A chaque fois qu'il y pense, cela renforce l'obsession ou l'agacement.
O nesneye her yöneliğinde, o takıntıyı ya da sıkıntıyı pekiştirir.Aina kun mieli palaa kohteeseen, pinttymä tai mielipaha voimistuu.
O nesneye her yöneliğinde, o takıntıyı ya da sıkıntıyı pekiştirir.Cada vez que se torna a focar no objeto, fortalece essa obsessão ou esse incómodo.
O nesneye her yöneliğinde, o takıntıyı ya da sıkıntıyı pekiştirir.Cada vez que vamos tras el objeto, se refuerza la obsesión o el enojo.
O nesneye her yöneliğinde, o takıntıyı ya da sıkıntıyı pekiştirir.De fiecare dată când o face, întărește acea obsesie sau acea agasare.
O nesneye her yöneliğinde, o takıntıyı ya da sıkıntıyı pekiştirir.Iedere keer als het zich daarop richt, versterkt het die obsessie of die ergernis.
O nesneye her yöneliğinde, o takıntıyı ya da sıkıntıyı pekiştirir.Immer wenn der Geist zu dem Objekt zurückkehrt, verstärkt sich die Besessenheit oder die Verärgerung.
O nesneye her yöneliğinde, o takıntıyı ya da sıkıntıyı pekiştirir.In qualsiasi momento va a quella cosa, e così rinforza l'ossessione e il fastidio.
O nesneye her yöneliğinde, o takıntıyı ya da sıkıntıyı pekiştirir.대상에 대한 생각으로 가득찰 때 강박관념이나 짜증은 한층 더 강화하죠.
O nesneye her yöneliğinde, o takıntıyı ya da sıkıntıyı pekiştirir.Mỗi lần tiếp cận đối tượng, nó lại gia tăng thêm nỗi ám ảnh hay sự khó chịu đó.
O nesneye her yöneliğinde, o takıntıyı ya da sıkıntıyı pekiştirir.Och hela tiden när det återkommer till objektet, förstärker det besattheten eller irritationen.
O nesneye her yöneliğinde, o takıntıyı ya da sıkıntıyı pekiştirir.Pokaždé když se mysl k objektu vrátí, naši posedlost nebo rozmrzelost to posílí.
O nesneye her yöneliğinde, o takıntıyı ya da sıkıntıyı pekiştirir.Setiap kali mengarah ke sana, ini akan memperkuat obsesi atau kejengkelan kita.
O nesneye her yöneliğinde, o takıntıyı ya da sıkıntıyı pekiştirir.Wracając wzmacniamy obsesję czy irytację.
O nesneye her yöneliğinde, o takıntıyı ya da sıkıntıyı pekiştirir.Zakaždým, keď sa myseľ vracia k danému objektu, utvrdzuje posadnutosť alebo mrzutosť.
O nesneye her yöneliğinde, o takıntıyı ya da sıkıntıyı pekiştirir.Και κάθε φορά, ενισχύει την εμμονή ή τον εκνευρισμό.
O nesneye her yöneliğinde, o takıntıyı ya da sıkıntıyı pekiştirir.Всеки път, когато се върне към този обект, мисълта затвърждава обсебването или раздразнението.
O nesneye her yöneliğinde, o takıntıyı ya da sıkıntıyı pekiştirir.І кожного разу, коли він до нього повертається, це підсилює одержимість або роздратування.
O nesneye her yöneliğinde, o takıntıyı ya da sıkıntıyı pekiştirir.При каждом возвращении к объекту, одержимость или раздражение усиливается.
O nesneye her yöneliğinde, o takıntıyı ya da sıkıntıyı pekiştirir.בכל פעם שהיא חוזרת למחשבה הזו, היא מתגברת את הטרדה הזו או את הרוגז הזה.
O nesneye her yöneliğinde, o takıntıyı ya da sıkıntıyı pekiştirir.كل مرة يفكر بذلك الموضوع , إنه يعزز ذلك القلق أو ذلك الإزعاج .
O nesneye her yöneliğinde, o takıntıyı ya da sıkıntıyı pekiştirir.その過程は際限なく繰り返されていきます
Onun nişanlısının takıntısı, Dengesizlik...Déséquilibrée, obsédée par son fiancé,
Onun nişanlısının takıntısı, Dengesizlik...Dezechilibrata, obsedata de logodnicul ei,
Onun nişanlısının takıntısı, Dengesizlik...Nevyrovnaná, posedlá svým snoubencem,
Onun nişanlısının takıntısı, Dengesizlik...Niezrównoważona, mająca obsjesję na punkcie swojego narzeczonego
Onun nişanlısının takıntısı, Dengesizlik...Squilibrata, fissata per il fidanzato
Onun nişanlısının takıntısı, Dengesizlik...Неуравновешенная, одержимая своим женихом,
Orası, bu kutup diyarına gerçekten takıntılı hale geldiğim yerdir.A to je kde jsem se stal naprosto posedlým touto polární říší.
Orası, bu kutup diyarına gerçekten takıntılı hale geldiğim yerdir.C'est là que je suis devenu véritablement obsédé par ce royaume polaire.
Orası, bu kutup diyarına gerçekten takıntılı hale geldiğim yerdir.Där blev jag blev fullständigt besatt av polarvärlden.
Orası, bu kutup diyarına gerçekten takıntılı hale geldiğim yerdir.Di sanalah saya menjadi terobsesi dengan dunia kutub.
Orası, bu kutup diyarına gerçekten takıntılı hale geldiğim yerdir.Ecco perché sono rimasto letteralmente ossessionato da questo regno polare.
Orası, bu kutup diyarına gerçekten takıntılı hale geldiğim yerdir.E foi aí que fiquei verdadeiramente obcecado com este reino polar.
Orası, bu kutup diyarına gerçekten takıntılı hale geldiğim yerdir.És itt váltam a sarki birodalom valódi megszállottjává.
Orası, bu kutup diyarına gerçekten takıntılı hale geldiğim yerdir.그리고 저는 이 때, 극 지방에 대해 진심으로 애정을 가지기 시작했습니다.
Orası, bu kutup diyarına gerçekten takıntılı hale geldiğim yerdir.Og det er der jeg i sandhed blev besat af dette polarlandskab.
Orası, bu kutup diyarına gerçekten takıntılı hale geldiğim yerdir.Şi acolo am devenit cu adevărat obsedat de acest tărâm polar.
Orası, bu kutup diyarına gerçekten takıntılı hale geldiğim yerdir.Siellä syttyi intohimoni tähän pohjoiseen valtakuntaan.