Belirlenen günde krallık giysilerini giyen Hirodes tahtına oturarak halka bir konuşma yaptı.Ðến kỳ, vua Hê-rốt mặc áo chầu, ngồi trên ngai, truyền phán giữa công chúng.
Belirlenen günde krallık giysilerini giyen Hirodes tahtına oturarak halka bir konuşma yaptı.Egy kitûzött napon pedig Heródes királyi ruhájába felöltözve és székibe ülve nyilvánosan szóla hozzájuk.
Belirlenen günde krallık giysilerini giyen Hirodes tahtına oturarak halka bir konuşma yaptı.En un día señalado, Herodes, vestido de sus vestiduras reales, se sentó en el tribunal y les arengaba
Belirlenen günde krallık giysilerini giyen Hirodes tahtına oturarak halka bir konuşma yaptı.헤롯이 날을 택하여 왕복을 입고 위에 앉아 백성을 효유한대
Belirlenen günde krallık giysilerini giyen Hirodes tahtına oturarak halka bir konuşma yaptı.Men på en fastsat Dag iførte Herodes sig en Kongedragt og satte sig på Tronen og holdt en Tale til dem,
Belirlenen günde krallık giysilerini giyen Hirodes tahtına oturarak halka bir konuşma yaptı.Nel giorno fissato Erode, vestito del manto regale e seduto sul podio, tenne loro un discorso
Belirlenen günde krallık giysilerini giyen Hirodes tahtına oturarak halka bir konuşma yaptı.Niin Herodes määrättynä päivänä pukeutui kuninkaalliseen pukuun, istui istuimelleen ja piti heille puheen;
Belirlenen günde krallık giysilerini giyen Hirodes tahtına oturarak halka bir konuşma yaptı.num dia designado, Herodes, vestido de trajes reais, sentou- se no trono e dirigia-lhes a palavra.
Belirlenen günde krallık giysilerini giyen Hirodes tahtına oturarak halka bir konuşma yaptı.På en fastsatt dag klædde da Herodes sig i kongelig skrud og satte sig på sin trone og holdt en tale til dem,
Belirlenen günde krallık giysilerini giyen Hirodes tahtına oturarak halka bir konuşma yaptı.På utsatt dag klädde sig då Herodes i konungslig skrud och satte sig på tronen och höll ett tal till dem.
Belirlenen günde krallık giysilerini giyen Hirodes tahtına oturarak halka bir konuşma yaptı.Potom na určený deň sa obliekol Heródes do kráľovského rúcha, sadol na prestol a povedal k nim reč.
Belirlenen günde krallık giysilerini giyen Hirodes tahtına oturarak halka bir konuşma yaptı.V uložený pak den Herodes, obleka se v královské roucho, a posadiv se na soudné stolici, učinil k nim řeč.
Belirlenen günde krallık giysilerini giyen Hirodes tahtına oturarak halka bir konuşma yaptı.Και εν ημερα ωρισμενη ενδυθεις ο Ηρωδης βασιλικην στολην και καθησας επι του θρονου, εδημηγορει προς αυτους.
Belirlenen günde krallık giysilerini giyen Hirodes tahtına oturarak halka bir konuşma yaptı.В назначенный день Ирод, одевшись в царскую одежду, сел на возвышенном месте и говорил к ним;
Belirlenen günde krallık giysilerini giyen Hirodes tahtına oturarak halka bir konuşma yaptı.И понеже не въздаде слава на Бога, начаса един ангел от Господа го порази, та биде изяден от червеи и умря.
Belirlenen günde krallık giysilerini giyen Hirodes tahtına oturarak halka bir konuşma yaptı.Призначеного ж дня Ірод, одігшись у царські шати і сівши на престолі, промовляв до них:
Belirlenen günde krallık giysilerini giyen Hirodes tahtına oturarak halka bir konuşma yaptı.ויהי ביום המועד וילבש הורדוס לבוש מלכות וישב על כסא המשפט ויטף אליהם אמרתו׃
Belirlenen günde krallık giysilerini giyen Hirodes tahtına oturarak halka bir konuşma yaptı.ففي يوم معين لبس هيرودس الحلّة الملوكية وجلس على كرسي الملك وجعل يخاطبهم.
Belirlenen günde krallık giysilerini giyen Hirodes tahtına oturarak halka bir konuşma yaptı.希 律 在 所 定 的 日 子 、 穿 上 朝 服 、 坐 在 位 上 、 對 他 們 講 論 一 番
Belirlenen günde krallık giysilerini giyen Hirodes tahtına oturarak halka bir konuşma yaptı.希律 在 所定 的 日子 、 穿上 朝服 、 坐在 位 上 、 對他們講論 一番
Ben bu tahtın sahibiyim!Je suis le propriétaire de ce trône !
Ben bu tahtın sahibiyim!¡Soy el dueño de este trono!
Ben bu tahtın sahibiyim!Ta là chủ nhân của ngai vàng này!
Ben bu tahtın sahibiyim!Аз съм господаря на този трон!
Ben bu tahtın sahibiyim!Этот трон мой по праву!
Ben de ithal bir tahtırevan isterdim... ... ama kocam çok tutucu.A mí también me gustaría tener un palanquín de importación, pero mi marido es tan conservador.
Ben de ithal bir tahtırevan isterdim... ... ama kocam çok tutucu.J'aimerais tellement en avoir un moi aussi, mais mon mari est si conservateur.
Ben de ithal bir tahtırevan isterdim... ... ama kocam çok tutucu.Tôi cũng thích kiệu nhập lắm, nhưng ông nhà tôi bảo thủ quá.
Ben de ithal bir tahtırevan isterdim... ... ama kocam çok tutucu.И аз бих искала такъв, но съпругът ми е консервативен.
Ben de ithal bir tahtırevan isterdim... ... ama kocam çok tutucu.Я бы тоже купила заморский паланкин, но мой муж консерватор!
"Benim gibi birine bakıp kafamdan birkaç tahtanın eksik olduğunu düşünmek insan doğasına özgü."C'est la nature humaine que de voir quelqu'un moi et de penser que j'ai perdu la boule.
"Benim gibi birine bakıp kafamdan birkaç tahtanın eksik olduğunu düşünmek insan doğasına özgü."É da natureza humana olhar para alguém como eu e presumir que perdi alguns parafusos.
"Benim gibi birine bakıp kafamdan birkaç tahtanın eksik olduğunu düşünmek insan doğasına özgü."E în firea umană să privești la unul ca mine și să presupui că mi-am pierdut mintea.
"Benim gibi birine bakıp kafamdan birkaç tahtanın eksik olduğunu düşünmek insan doğasına özgü."E' normale per le persone osservare qualcuno come me e pensare che ci manchi qualche rotella.
"Benim gibi birine bakıp kafamdan birkaç tahtanın eksik olduğunu düşünmek insan doğasına özgü."Es ist menschlich, jemanden wie mich anzusehen und anzunehmen, mit mir stimme etwas geistig nicht.
"Benim gibi birine bakıp kafamdan birkaç tahtanın eksik olduğunu düşünmek insan doğasına özgü."Es muy humano que al ver a alguien como yo supongan que he perdido parte de mis encantos.
"Benim gibi birine bakıp kafamdan birkaç tahtanın eksik olduğunu düşünmek insan doğasına özgü."Het is menselijk om naar mensen als ik te kijken en te denken dat ik een slag van de molen heb gekregen.
"Benim gibi birine bakıp kafamdan birkaç tahtanın eksik olduğunu düşünmek insan doğasına özgü."Je přirozené, že když se lidé dívají na někoho jako já, myslí si, že jsem nějak postižený.
"Benim gibi birine bakıp kafamdan birkaç tahtanın eksik olduğunu düşünmek insan doğasına özgü.Khi ai đó nhìn vào một người như tôi tự nhiên thôi họ sẽ nghĩ rằng tôi đã mất một vài giác quan nào đó.
"Benim gibi birine bakıp kafamdan birkaç tahtanın eksik olduğunu düşünmek insan doğasına özgü.저 같은 사람을 보고 정상이 아니라고 생각하는 건 당연히 그럴 수 있습니다.
"Benim gibi birine bakıp kafamdan birkaç tahtanın eksik olduğunu düşünmek insan doğasına özgü."Sangat manusiawi untuk melihat orang seperti saya dan menyangka bahwa saya kehilangan beberapa sekrup.
"Benim gibi birine bakıp kafamdan birkaç tahtanın eksik olduğunu düşünmek insan doğasına özgü."Természetes reakció ránézni valakire, mint én, és azt feltételezni, hogy meg van hülyülve.
"Benim gibi birine bakıp kafamdan birkaç tahtanın eksik olduğunu düşünmek insan doğasına özgü."To zupełnie naturalne, że kiedy ktoś na mnie patrzy, przyjmuje za pewnik, że trochę ześwirowałem.
"Benim gibi birine bakıp kafamdan birkaç tahtanın eksik olduğunu düşünmek insan doğasına özgü."В човешката природа е, когато гледат някой като мен, да си мислят, че съм мръднал.
"Benim gibi birine bakıp kafamdan birkaç tahtanın eksik olduğunu düşünmek insan doğasına özgü."Людям свойственно, когда они смотрят на такого как я, думать, что у меня не всё в порядке с головой.
"Benim gibi birine bakıp kafamdan birkaç tahtanın eksik olduğunu düşünmek insan doğasına özgü."זה הטבע האנושי להסתכל על מישהו כמוני ולהניח שאני קצת משוגע.
"Benim gibi birine bakıp kafamdan birkaç tahtanın eksik olduğunu düşünmek insan doğasına özgü.من طبيعة النفس البشرية انها حينما تنظر الي تفترض انني فقدت قدراتي
"Benim gibi birine bakıp kafamdan birkaç tahtanın eksik olduğunu düşünmek insan doğasına özgü.輝きを失ったと推測するのは当然です 人に --
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Ce sera lui qui me bâtira une maison, et j`affermirai pour toujours son trône.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Costui mi costruirà una casa e io gli assicurerò il trono per sempre
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Der soll mir ein Haus bauen, und ich will seinen Stuhl bestätigen ewiglich.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.El Îmi va zidi o casă, şi -i voi întări pe vecie scaunul lui de domnie.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Él me edificará una casa, y yo estableceré su trono para siempre
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Esse me edificará casa, e eu firmarei o seu trono para sempre.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Hän on rakentava minulle huoneen, ja minä vahvistan hänen valtaistuimensa ikuisiksi ajoiksi.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Han skal bygge mig et Hus, og jeg vil grundfæste hans Trone evindelig.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Han skal bygge mig et hus, og jeg vil trygge hans trone til evig tid.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Han skall bygga ett hus åt mig, och jag skall befästa hans tron för evig tid.
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.저는 나를 위하여 집을 건축할 것이요 나는 그 위를 영원히 견고하게 하리라
Benim için tapınak kuracak olan odur. Ben de onun tahtını sonsuza dek sürdüreceğim.Người ấy sẽ cất cho ta một cái đền , và ta sẽ làm cho ngôi nước người vững_bền đến đời_đời .