Ana içeriğe geç
Sözlük

taht ile cümle

taht kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
10
ORT. KELİME
Artık hiçbir lanet kalmayacak. Tanrının ve Kuzunun tahtı kentin içinde olacak, kulları Ona tapınacak.Og ingen forbannelse skal være mere, og Guds og Lammets trone skal være i den, og hans tjenere skal tjene ham,
Artık hiçbir lanet kalmayacak. Tanrının ve Kuzunun tahtı kentin içinde olacak, kulları Ona tapınacak.Ya no habrá más maldición. Y el trono de Dios y del Cordero estará en ella, y sus siervos le rendirán culto
Artık hiçbir lanet kalmayacak. Tanrının ve Kuzunun tahtı kentin içinde olacak, kulları Ona tapınacak.Аз съм Алфа и Омега, първият и последният, началото и краят.
Artık hiçbir lanet kalmayacak. Tanrının ve Kuzunun tahtı kentin içinde olacak, kulları Ona tapınacak.И ничего уже не будет проклятого; но престол Бога и Агнца будет в нем, и рабы Его будут служить Ему.
Artık hiçbir lanet kalmayacak. Tanrının ve Kuzunun tahtı kentin içinde olacak, kulları Ona tapınacak.І вже більш не буде жодного проклону; а престол Бога і Агнця буде в ньому, і слуги Його служити муть Йому
Artık hiçbir lanet kalmayacak. Tanrının ve Kuzunun tahtı kentin içinde olacak, kulları Ona tapınacak.וכל חרם לא יהיה עוד וכסא האלהים והשה יהיה בה ועבדיו ישרתהו׃
Artık hiçbir lanet kalmayacak. Tanrının ve Kuzunun tahtı kentin içinde olacak, kulları Ona tapınacak.ولا تكون لعنة ما في ما بعد. وعرش الله والخروف يكون فيها وعبيده يخدمونه.
Artık hiçbir lanet kalmayacak. Tanrının ve Kuzunun tahtı kentin içinde olacak, kulları Ona tapınacak.以 後 再 沒 有 咒 詛 . 在 城 裡 有 神 和 羔 羊 的 寶 座 . 他 的 僕 人 都 要 事 奉 他
Artık hiçbir lanet kalmayacak. Tanrının ve Kuzunun tahtı kentin içinde olacak, kulları Ona tapınacak.以 後 再 沒有 咒詛 . 在 城裡 有神 和 羔羊 的 寶座 . 他 的 僕人 都 要事 奉他
Aynı zamanda tahtadan bir duvara tırmanıyormuş gibi hissediyorsunuz.Bạn sẽ cảm thấy mình đang leo lên bức tường gỗ
Aynı zamanda tahtadan bir duvara tırmanıyormuş gibi hissediyorsunuz.Doch dann erreicht man die Baumkrone, als würde man durch eine Wolkendecke stoßen.
Aynı zamanda tahtadan bir duvara tırmanıyormuş gibi hissediyorsunuz.Het voelt alsof je een muur van hout beklimt.
Aynı zamanda tahtadan bir duvara tırmanıyormuş gibi hissediyorsunuz.나무벽을 올라가고 있는 것처럼 느껴질 겁니다.
Aynı zamanda tahtadan bir duvara tırmanıyormuş gibi hissediyorsunuz.Mais quand on pénètre la canopée, c'est comme si on passait au-dessus des nuages.
Aynı zamanda tahtadan bir duvara tırmanıyormuş gibi hissediyorsunuz.Ma się wrażenie wspinania po murze lasu.
Aynı zamanda tahtadan bir duvara tırmanıyormuş gibi hissediyorsunuz.Se siente que se está escalando una pared de madera.
Aynı zamanda tahtadan bir duvara tırmanıyormuş gibi hissediyorsunuz.Simți că escalezi un perete din lemn.
Aynı zamanda tahtadan bir duvara tırmanıyormuş gibi hissediyorsunuz.Ti senti come se scalassi una parete di legno.
Aynı zamanda tahtadan bir duvara tırmanıyormuş gibi hissediyorsunuz.Úgy érezzük, mintha egy a fafalon másznánk fel.
Aynı zamanda tahtadan bir duvara tırmanıyormuş gibi hissediyorsunuz.Вам кажется, будто вы взбираетесь по древесной стене.
Aynı zamanda tahtadan bir duvara tırmanıyormuş gibi hissediyorsunuz.Чувстваш се, все едно се катериш по стена от дърво.
Aynı zamanda tahtadan bir duvara tırmanıyormuş gibi hissediyorsunuz.אתה מרגיש כאילו אתה מטפס על קיר מעץ.
Aynı zamanda tahtadan bir duvara tırmanıyormuş gibi hissediyorsunuz.تحس وكأنك تتسلق جدارا من الخشب.
Aynı zamanda tahtadan bir duvara tırmanıyormuş gibi hissediyorsunuz.でもセコイアの樹冠に到達すると
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.A tak Salomon usiadł na stolicy Dawida ojca swego, i zmocniło się bardzo królestwo jego.
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.A tak sedel Šalamún na tróne Dávida, svojho otca, a jeho kráľovstvo sa upevnilo a stálo veľmi pevne.
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.Derpå satte Salomo sig på sin Fader Davids Trone, og hans Herredømme blev såre stærkt.
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.Ðoạn , Sa-lô-môn ngồi trên ngai Ða - vít , cha mình , và nước người được lập rất vững_bền .
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.Ðoạn, Sa-lô-môn ngồi trên ngai Ða-vít, cha mình, và nước người được lập rất vững bền.
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.I dosedl Šalomoun na stolici Davida otce svého, a utvrzeno jest království jeho velmi.
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.In Salomon je zasedel prestol Davida, očeta svojega, in kraljestvo njegovo je bilo dobro utrjeno.
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.Ja Salomo istui isänsä Daavidin valtaistuimelle, ja hänen kuninkuutensa tuli hyvin vahvaksi.
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.Kemudian Salomo menjadi raja menggantikan Daud, ayahnya. Kekuasaan Salomo sebagai raja sangat kukuh
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.솔로몬이 그 아비 다윗의 위에 앉으니 그 나라가 심히 견고 하니라
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.Och Salomo satte sig på sin fader Davids tron, och han konungamakt blev starkt befäst.
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.Og Salomo satt på sin far Davids trone, og hans kongedømme blev meget sterkt.
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.Salomão, pois, assentou-se no trono de Davi, seu pai; e o seu reino se fortificou sobremaneira.
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.Salomone sedette sul trono di Davide suo padre e il suo regno si consolidò molto
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.Salomon s`assit sur le trône de David, son père, et son règne fut très affermi.
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.Salomón se sentó en el trono de su padre David, y su reino fue firmemente establecido
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.Salomo werd de nieuwe koning in opvolging van zijn vader David. Zijn koningschap verliep erg goed.
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.Solomon a şezut pe scaunul de domnie al tatălui său David, şi împărăţia lui s'a întărit foarte mult.
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.Und Salomo saß auf dem Stuhl seines Vaters David, und sein Königreich ward sehr beständig.
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.Και εκαθησεν ο Σολομων επι του θρονου Δαβιδ του πατρος αυτου και εστερεωθη η βασιλεια αυτου σφοδρα.
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.И сел Соломон на престоле Давида, отца своего, и царствование его было очень твердо.
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.И Соломон седна на престола на баща си Давида; и царството му се закрепи твърдо.
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.ושלמה ישב על כסא דוד אביו ותכן מלכתו מאד׃
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.وجلس سليمان على كرسي داود ابيه وتثبّت ملكه جدا
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.所 羅 門 坐 他 父 親 大 衛 的 位 、 他 的 國 甚 是 堅 固
Babası Davutun tahtına geçen Süleymanın krallığı çok sağlam temellere oturmuştu.所羅門 坐 他 父親 大衛 的 位 、 他 的 國甚 是 堅固
Baktım, Keruvların başı üzerindeki kubbenin üzerinde laciverttaşından tahta benzer bir nesne gördüm.이에 내가 보니 그룹들 머리 위 궁창에 남보석 같은 것이 나타나는데 보좌 형상 같더라
Baktım, Keruvların başı üzerindeki kubbenin üzerinde laciverttaşından tahta benzer bir nesne gördüm.Plotseling verscheen in de lucht een troon van blauw saffier boven de hoofden van de cherubs.
Baktım, Keruvların başı üzerindeki kubbenin üzerinde laciverttaşından tahta benzer bir nesne gördüm.ואראה והנה אל הרקיע אשר על ראש הכרבים כאבן ספיר כמראה דמות כסא נראה עליהם׃
Baktım, Keruvların başı üzerindeki kubbenin üzerinde laciverttaşından tahta benzer bir nesne gördüm.ثم نظرت واذ على المقبب الذي على راس الكروبيم شيء كحجر العقيق الازرق كمنظر شبه عرش.
Baktım, Keruvların başı üzerindeki kubbenin üzerinde laciverttaşından tahta benzer bir nesne gördüm.我 觀 看 、 見 惹 韁 皎 頭 上 的 穹 蒼 之 中 、 顯 出 藍 寶 石 的 形 狀 、 彷 彿 寶 座 的 形 像
Baktım, Keruvların başı üzerindeki kubbenin üzerinde laciverttaşından tahta benzer bir nesne gördüm.我 觀看 、 見惹韁皎頭 上 的 穹蒼 之中 、 顯出 藍寶 石 的 形狀 、 彷彿寶 座 的 形像
Belirlenen günde krallık giysilerini giyen Hirodes tahtına oturarak halka bir konuşma yaptı.A dnia pewnego Herod oblekłszy się w szatę królewską i siadłszy na stolicy, uczynił rzecz do nich.
Belirlenen günde krallık giysilerini giyen Hirodes tahtına oturarak halka bir konuşma yaptı.A un jour fixé, Hérode, revêtu de ses habits royaux, et assis sur son trône, les harangua publiquement.
Belirlenen günde krallık giysilerini giyen Hirodes tahtına oturarak halka bir konuşma yaptı.A v določeni dan obleče Herod kraljevsko oblačilo in sede na prestol in jim je govoril.
Belirlenen günde krallık giysilerini giyen Hirodes tahtına oturarak halka bir konuşma yaptı.Ðến kỳ , vua Hê-rốt mặc áo chầu , ngồi trên ngai , truyền phán giữa công_chúng .
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod