Puerto Montt, Binaların %90'ı tahrip oldu.Cusco je pogodio potres koji je uništio oko 90% zgrada.
970'te Ypres tahrip edildi ve Vlamertinge Şapeli yakıldı.V roku 970 bol Ypres zničený a kaplnka Vlamertingeho zhorela.
Konvoydaki 18 araçtan 15 tanesi tamamen tahrip edilir.15 z 18 vozidiel bolo zničených.
Kentin yaklaşık olarak yüzde sekseni tahrip oldu.Bola pri tom zničená asi tretina mesta.
Kalan ağaçlar da II. Dünya Savaşı'nın son günlerinde tahrip edildi ya da yakılmak üzere kesildi.Počas posledných dní druhej svetovej vojny boli zostávajúce stromy zničené alebo použité na kúrenie.
Görülebilen yerlerin büyük çoğunluğu önemli derecede hasarlı veya tahrip olmuş.Väčšina z nich je veľmi poškodená alebo zničená.
Binalar ve araçlar tahrip edildi.Stanice a vlaky sú rekonštruované.
Şehir II. Dünya Savaşı sırasında Müttefikler tarafından yoğun bombardıman tahrip edilmiştir.Mesto bolo počas druhej svetovej vojny ťažko poškodené spojeneckými náletmi.
Kerpiç duvarlı bu yapıların bir yangınla tahrip olduğu düşünülmektedir.Podľa nich hradba zanikla pri veľkom požiari.
1241 yılındaki Tatar istilası sırasında tahrip edilmiş, daha sonra tekrar inşa edilmiştir.Vznikol už v 12. storočí a po tatárskom vpáde roku 1241 ho znovu prebudovali.
Muhteşem Konstantinopolis Kütüphanesi tahrip edildi.Uničena je bila tudi mogočna konstantinoplska knjižnica.
Bu sahneler sonradan Michelangelo'nun Son Hüküm freskine yer açmak için tahrip edilmiştir.Te slike so bile kasneje uničene, da so dale prostor Michelangelovi Poslednji sodbi.
Bazı kimyasal maddeler ve ilaçlar spesifik olarak pankreas hücrelerini tahrip ederler.Nekatere kemikalije in zdravila uničujejo celice trebušne slinavke.
Dolayısıyla zaman içinde tamamen tahrip olmuştur.Zdi se, da je bila vas tedaj popolnoma uničena.
Kentin yaklaşık olarak yüzde sekseni tahrip oldu.V nekaj trenutkih je bilo uničenih 44 % mesta.
Depremi bir yangın takip etti ve deprem sonrası ayakta kalan binaların çoğunu tahrip etti.Potresu je sledil požar, ki je do konca uničil vse, kar je po potresu ostalo.
Bu yangın ne yazık ki kentin geleneksel alanının dörtte üçünü tahrip etmiştir.Epidemija kuge je pomorila tri četrtine mestnega prebivalstva.
Thomas Gresham'ın yaptırdığı borsa binası 1666 yılında çıkan Büyük Londra Yangını nedeniyle tahrip olmuştur.Štefana v Walbrooku, v Londonu, ki je bila uničena v velikem londonskem požaru leta 1666.
E vitamini aynı zamanda pişirmeye ve sıcağa dayanıklıdır, böylece pişirilme esnasında tahrip olmazlar.Tj. odporni so na toploto, torej jih kuhanje in pečenje ne uniči.
Mürettebat ve yolcuları tahrip olmaksızın tahliye eder.Posadka in preostali potniki so ostali nepoškodovani.
Şehir büyük oranda tahrip olmuştur.Grad se je spreminjal v pravo razvalino.
Ancak bu tür ormanların önemli bir kısmı orman kazanmak amacıyla insanlar tarafından tahrip edilmiştir.Velik del vasi pa je poraščen tudi z gozdovi.
Kentin yaklaşık yüzde sekseni tahrip olurken binlerce sivil de yaşamını yitirmiştir.Med vojno je približno polovica lokalnega prebivalstva izgubila življenje.
1974 - Bilim adamları, aerosol spreylerin ozon tabakasını tahrip ettiği konusunda uyarıda bulundu.1974 – žurnale „Science“ paskelbti tyrimų duomenys apie tai, kad aerozoliai skatina ozono sluoksnio irimą.
Kentin yaklaşık olarak yüzde sekseni tahrip oldu.Apie 30 % miesto buvo sugriauta.
Bu tahrip dalgası her yerde aynı şekilde yaşanmamıştır.Šis sluoksnis taip pat ne visur vienodai išsivystę.
Yakın mesafeden tahrip gücü yüksektir.Išėjimo įtampa artima nuliui.
Bu yangınlar her defasında kentin tamamına yakını tahrip etti.Daukšiai ne kartą kentėjo nuo gaisrų, sunaikinusių visą kaimą.
Kaçak kazılar sırasında bu mezar tahrip edilmiştir.Per karą kapinės buvo suniokotos.
Daha sonra, I. Dünya Savaşı sırasında İngiliz bombardımanı altında bu kale tahrip edildi.Toje vietoje tiltą per Pirmąjį pasaulinį karą buvo pastatę vokiečiai.
Fakat sonunda bu filo bir büyük fırtınaya uğrayıp tümüyle tahrip oldu.Visą laiką lynojo, o galiausiai pakilo tikra audra.
Mahkeme binasındaki ve polis merkezindeki evraklar da tahrip edildi.Kõik dokumendid, mis rahukohtuniku ja politseipristavi juurest leiti, hävitati.
Binalar ve araçlar tahrip edildi.Korterid ja hooned otsiti läbi.
Her iki uçakta tahrip oldu.Mõlemad lennukid kukkusid maapinnale.
970'te Ypres tahrip edildi ve Vlamertinge Şapeli yakıldı.Aastal 970 hävis Ieper ja ka Vlamertinge kabel põles maha.
Olaylarda Cumhuriyet Halk Partisi bayrağı taşıyan arabalar tahrip edildi.Toimetuse ees seisnud suursaadiku autolt rebiti Eesti riigilipp.
Muhteşem Konstantinopolis Kütüphanesi tahrip edildi.Ta maeti Konstantinoopolisse Apostlite kirikusse.
Höyük kaçak kazılarla tahrip edilmiştir.Reisijad evakueeriti täispuhutavaid liugteid mööda.
Bazı kimyasal maddeler ve ilaçlar spesifik olarak pankreas hücrelerini tahrip ederler.Mõned kemikaalid ja ravimid hävitavad kõhunäärmerakke.
1394 yılında, nihayet Timurlenk tarafından tahrip edildi.1303. aastal sai ta aga Mamelukkidelt hävitavalt lüüa.
Bölge Normanlar ve Vikingler tarafından ele geçirilerek tahrip edildi.Neid leidub praktiliselt kõikjal, kuhu normannid või viikingid jõudsid.
Bu yangınlar her defasında kentin tamamına yakını tahrip etti.Sedapuhku põles ka peaaegu terve linn maha.
Afganistan'daki yüzseksen fit uzunluğundaki muhteşem Bamiyan Buda Heykelleri Taliban tarafından tahrip edildi.Barniyan Budha yang sangat besar setinggi 180 kaki di Afganistan dihancurkan oleh Taliban.
Afganistan'daki yüzseksen fit uzunluğundaki muhteşem Bamiyan Buda Heykelleri Taliban tarafından tahrip edildi.les magnifiques Bouddhas de Bâmiyân de 50m de haut, en l'Afghanistan, étaient dynamités par les Talibans.
Ancak yanıbaşındaki deniz, balıkçılık tarafından tahrip ediliyor.그 주변 바다는 무분별한 어업으로 황폐져가고 있습니다.
Ancak yanıbaşındaki deniz, balıkçılık tarafından tahrip ediliyor.אבל הים הסמוך נבזז על ידי דייג.
Ancak yanıbaşındaki deniz, balıkçılık tarafından tahrip ediliyor.لكن البحار المجاورة يجري تدميرها بالصيد.
Ancak yanıbaşındaki deniz, balıkçılık tarafından tahrip ediliyor.パタゴニアの大陸棚の上にあるアルゼンチンでも
Anlıyorum. Demek bu yüzden bedensel tahrip seni yaralamadı.Ecco perché l'annientamento fisico non ha effetto su di te.
Anlıyorum. Demek bu yüzden bedensel tahrip seni yaralamadı.Por eso la destrucción corporal no te ha hecho daño.
Anlıyorum. Demek bu yüzden bedensel tahrip seni yaralamadı.Rozumiem już, dlaczego nie odnosisz ran.
Anlıyorum. Demek bu yüzden bedensel tahrip seni yaralamadı.Så det var därför du inte blev skadad...
Anlıyorum. Demek bu yüzden bedensel tahrip seni yaralamadı.Så det var derfor, du ikke kom til skade.
Anlıyorum. Demek bu yüzden bedensel tahrip seni yaralamadı.Για αυτό δεν σε τραυμάτισε η σωματική καταστροφή.
Anlıyorum. Demek bu yüzden bedensel tahrip seni yaralamadı.Так вот почему разрушение тела не причинило тебе вреда.
Arazi tamamen tahrip edilmişti, oradaki aşınmadan toprak kurumuştu.A föld totálisan lepusztult volt, erózió itt, szárazság ott.
Arazi tamamen tahrip edilmişti, oradaki aşınmadan toprak kurumuştu.Đất bị phá hủy hoàn toàn, sói lở nữa, đất đã hoàn toàn khô cằn.
Arazi tamamen tahrip edilmişti, oradaki aşınmadan toprak kurumuştu.Es gab Erdabtragungen und das Land war ausgetrocknet.
Arazi tamamen tahrip edilmişti, oradaki aşınmadan toprak kurumuştu.Het land was volkomen verwoest. Erosie, verdroogde aarde.
Arazi tamamen tahrip edilmişti, oradaki aşınmadan toprak kurumuştu.I terreni erano completamente distrutti, per l'erosione, la terra si era seccata.