Babası tarafından cinsel tacize uğradığından bahsedilir.Außerdem sei sie von ihrem Vater sexuell missbraucht worden.
Selena yıllar önce babası tarafından tacize uğramıştır.Alexander wurde von seinem Vater lange betrauert.
Hor görüldü, taciz edildi, küçümsendi...Verleumdet, verehrt, verkannt.
Cinsel taciz artık şimdi sosyal bir sorun haline geldi.Le harcèlement sexuel est maintenant devenu un problème de société.
Cinsel taciz artık şimdi bir sosyal soruna dönüştü.Le harcèlement sexuel est maintenant devenu un problème de société.
Kişisel Acil Durumlar: hastalık, sakatlık, işsizlik, hırsızlık, taciz ya da ölüm gibi.Les catastrophes personnelles comme les maladies et blessures, le chômage, le vol, la harassement ou la mort.
Bu gruplar da bazen diğer Protestanlar tarafından taciz edildiler.Par ailleurs ils étaient parfois dénoncés par d'autres Polonais.
11 yaşındaki kız çocuğunu taciz etti.C'est le fils de 11 ans qui a prévenu la police.
Brady Pauline ile uzaklaşır ve taciz eder.La relation avec mère, Pauline est très tendue.
Hareketleri, çocukluğunda yaşadığı travmaya, yüksek düzeyli tacize karşı bir tepkidir.Le milieu dans lequel il passe son enfance est plus que modeste.
O, bir çocuk tacizi için cezalandırıldı.Él fue castigado por abuso infantil.
Babası tarafından cinsel tacize uğradığından bahsedilir.Aparentemente fue víctima de abuso sexual por parte de su padre.
Nitekim bir gün onların cinsel tacizine uğrayacaktır.Pero un día van a cambiar su mal suerte...
Bu göç Sekuanların arazilerine taciz etmek idi.El temor se apoderó de los habitantes de los pueblos.
11 yaşındaki kız çocuğunu taciz etti.Un afligido niño de 11 años de edad.
Mamâfih LGBT kişiler hâlâ baskı ve tacize maruz kalmaktadırlar.Las catecolaminas están asociadas al estrés y la obesidad.
Kabadayılık cinsel tacizden ve sözlü tacizden çok daha geneldir.En el fondo, las brujas son más dignas de lástima y de atención que de castigo.
Biff de Lorraine'ne taciz etmeye çalışır.Jimmy aún engaña a la esposa con Lorrell.
Nitekim bir gün onların cinsel tacizine uğrayacaktır.Un giorno, la sua disinvolta vita sessuale precipita.
1990'larda İsrail'de cinsel taciz kanununun kabulünü destekleyerek, kanunun çıkmasına yardımcı oldu.Per merito suo, Israele ha approvato la legge contro l'oppressione sessuale negli anni 1990.
Şöhreti, cinsel taciz ve cinayet sanığı Robert John Bardo'nun ilgisine neden oldu.Per il suo omicidio è stato condannato all'ergastolo Robert John Bardo, suo fan.
Gözleri çok zayıf görür ve etraftaki bayanları sürekli taciz eder.È debole di carattere e si sente sempre lasciata indietro dalle compagne.
Kıza cinsel tacizde bulundu ve baraja attı, kız boğuldu.La giovane, stremata dallo sforzo, annegò.
Bu gruplar da bazen diğer Protestanlar tarafından taciz edildiler.Talvolta i nomi venivano messi in discussione da altre compagnie.
Aynı dönemde Yahudi öğrencilere sözlü ve fiziksel tacizler gerçekleşti.В этот же период несколько еврейских студентов подверглись словесным оскорблениям и физическим нападениям.
Babası tarafından cinsel tacize uğradığından bahsedilir.Девушка признаётся, что подверглась сексуальному насилию со стороны своего отца.
Öte yandan Malta Şövalyeleri, Akdeniz'de Türk gemilerine taciz saldırılarına devam ettiler.Между тем мальтийцы продолжали нападать на турецкие корабли.
Hor görüldü, taciz edildi, küçümsendi...Её обманывают, травят и презирают.
Subat 2014 tarihinde yayınlanan görüntülerde ise, saldırı veya taciz olmadığı ortaya çıkmıştır.К 2014, однако, полностью гипотеза доказана не была и остаётся открытой проблемой.
Bu rejimde tehdit, kuşku, korku, ceza, ihbar, taciz, işkence, öldürme, toplama kampları bulunmaktadır.Вопросы веры, покаяния, угрозы и отсрочки наказания, обвинения в неверии и заблуждении.
11 yaşındaki kız çocuğunu taciz etti.Там она сыграла главную роль одиннадцатилетней девочки.
Sokak tacizi Genelde sokakta ve halka açık yerlerde gerçekleşir.Они обычно проводились на уличных перекрестках и в общественных местах.
Ertesi gün de cinsel tacizle suçlandı.А на следующий день его арестовали по подозрению в сексуальном домогательстве.
Kadınlar soyulmuş, dövülmüş, ısırılmış, parmaklarla tacize uğramış ve tecavüze maruz kalmıştı.Над ним издевались, измывались, стреляли, раненого насиловали, выкручивали и ломали руки, а потом замучили.
Kurbanın şizofren kız kardeşi tarafından insanları taciz eden öldürülür.Девушка пытается вывести на чистую воду человека, похитившего её сестру.
Her 5 kadından 1'i hayatının bir döneminde taciz veya tecavüz girişimi kurbanı oluyor.تقع إمرأة من كل خمس سيدات ضحية للإغتصاب أو محاولة الإغتصاب.
Hor görüldü, taciz edildi, küçümsendi...لقد تعرضنا للضرب والإهانة ...
Thomas trende Lizzie'ye cinsel tacizde bulunduktan hemen sonra siyah bir adamı öldürmüştür.قتل طوماس رجل زنجى في القطار بعدما وجده يتحرش جنسياً بليزى .
Babası daha sonra çocuk tacizinden suçlu bulunur ve hapishanede kendini asar.وبعد ذلك أتهم والدها باغتصاب الأطفال وانتحر شنقاً وهو في السجن.
Sokak tacizi Genelde sokakta ve halka açık yerlerde gerçekleşir.يتبرزون الأطفال علناً في الشوارع أو الميادين.
Her 5 kadından 1'i hayatının bir döneminde taciz veya tecavüz girişimi kurbanı oluyor.Uma em cada três mulheres será, em determinado momento da vida, vítima de abuso físico ou sexual.
Vakıf 2016'da Intel, Vox Media ve Re/code ile İnternet'teki tacizle savaşmak için iş birliği yaptı.Em 2016, a fundação fez parceria com a Intel, Vox Media e Recode para combater o assédio virtual.
Kıza cinsel tacizde bulundu ve baraja attı, kız boğuldu.A polícia suspeita que ele caiu e se afogou.
Brady Pauline ile uzaklaşır ve taciz eder.Em seguida ele foge com Abby e Linda.
Nitekim bir gün onların cinsel tacizine uğrayacaktır.Op een dag wordt zijn zusje vervloekt.
Bu gruplar da bazen diğer Protestanlar tarafından taciz edildiler.Hierover wordt soms geklaagd door de andere bevolkingsgroepen.
Öte yandan Malta Şövalyeleri, Akdeniz'de Türk gemilerine taciz saldırılarına devam ettiler.Ondanks de gevaren bleven de ridders doorgaan met de overvallen op Turkse schepen.
Abisi gençliğinde onu taciz etmiştir.Hij werd in zijn jeugd door leeftijdsgenoten gepest.
Dorothy Counts ilk gün okula giderken yoğun şekilde tacize uğradı.Matilda moet noodgedwongen in de eerste klas blijven waar ze zich doodverveelt.
Hébert kraliçeyi, öz oğluna cinsel taciz yapmakla itham etti.Robbrecht beschuldigt de koningin van de moord op haar zoon.
Taciz birçok kötü davranışı kapsamaktadır.Maar ik ben bedroefd om zoveel wantoestanden.
Nitekim bir gün onların cinsel tacizine uğrayacaktır.Pewnego dnia ich losy krzyżują się ze sobą.
Ertesi gün de cinsel tacizle suçlandı.Następnego dnia zastaje oskarżony o napastowanie seksualne.
Daha sonra İtalya kıyılarını taciz ederek ilerledi.Następnie udał się ku brzegom Włoch.
Kabadayılık cinsel tacizden ve sözlü tacizden çok daha geneldir.Erotyzm jest znacznie szerszym pojęciem niż seks czy seksualność.
Gözleri çok zayıf görür ve etraftaki bayanları sürekli taciz eder.Ma słabość do ładnych kobiet, zawsze dostaje bzika na ich widok.
Bu göç Sekuanların arazilerine taciz etmek idi.Najprawdopodobniej sprowadzili je na ten kontynent konkwistadorzy.
Hor görüldü, taciz edildi, küçümsendi...Był pogardzany, szkalowany, wyśmiewany.
Sonuç olarak, İran'da militanlardan ve genç devrimcilerin tacizleri ile karşı karşıya kaldı.Därför utsattes han för trakasserier av militanta unga revolutionärer i Iran.
Cinsel tacize karşı yürütülen kampanyanın sembol mor iğneydi.Nakna kvinnobröst var ett sådant motiv.