tabut ile cümle

tabut kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Warrior'ı bir tabuta tıktı.Thủ phủ huyện Tawang đóng ở Tawang.
Yaklaşık 500.000 kişi caddelerde tabutun geçişini takip etti.約50万の人々が沿道に並び、棺を見送った。
Onun beğeneceği bir tabut olmalı."」と言い当てた、という逸話を持つ車好きである。
Tabutu Père-Lachaise mezarlığına götürülürken on binlerce hayranı korteje katıldı.ペール・ラ・シェーズ墓地に埋葬されるピアフを何万人ものパリ市民が見送る。
Jack akşam kapıyı kırar ve cenaze odasına girer, tabutun kapağını kaldırır.ジャックは教会に入って部屋を探索し、父の棺を発見する。
Adada Jack tabutun kapağını açar ve içinin boş olduğunu görüp sinirlenir.ジャックは棺を開けるが、中は空であった。
Tabut daha sonra tekrar kilitlenir ve sonraki 80 yıl boyunca kamuoyundan gizli şekilde saklanır.その後巴が復旧、秘密裏に八洲本土へ帰還する。
Şölenin en sonunda önceden yaptırdığı tabutu çıkararak bu tabutun kime uyarsa ona verileceğini söyler.他宣布,如果这副棺材适合谁,就把棺材送给他。
Shew cenaze töreninin düzenlenmesine yardımcı oldu; hatta tabutu kendisi aldı.玛丽·肖帮忙组织了葬礼,甚至出钱买了棺材。
4 Nisan 1970'te detaylı mezar tablolarına sahip bir Sovyet KGB ekibi gizlice beş ahşap tabutu çıkardı.1970年4月4日,苏联克格勃的小隊在马格德堡的施密尔舒總部從保密的埋葬處挖掘出裝著他們的五个木箱。
Burada bir tabut görür.二人決定開棺查看。
Havayolları Jack'in babasının tabutunu uçağa almak istememektedir, çünkü gerekli evrakları bulunmamaktadır.잭은 이를 확인 하고 아버지의 시체를 가지고 비행기에 타려 하지만 공항측에서는 적절한 서류 없이 시체를 비행기에 둘 수 없다는 이유로 거절한다.
Shew cenaze töreninin düzenlenmesine yardımcı oldu; hatta tabutu kendisi aldı.이후 예장도(禮葬圖)를 살펴서 그에 맞게 장례를 치렀다.
Bu açık tabut cenazeleri tarafından eğer kurban başından hasar görmüşse yapılan bir şeydir.이 유골 무덤들은 연령대가 유사하다는 것으로 보면 우연이 아님을 보여준다.
Tabutun içerisinde John Locke vardır.ג'ון סקופס באתר Find a Grave
Havaalanında Jack'e babasının tabutunun kaybedildiği bildirilir.Джак признава, че той е намереното в чантата бебе.
Ardından mumya tabutların içine yerleştirilirdi.Накрая полагали мумията в ковчега.
Burada bir tabut görür.Накрая в храстите вижда труп.
O gece, Logan'ın cesedi salonun dışında bir tabut içinde görüntülenir.Loganovo tijelo je izloženo u otvorenom lijesu ispred saloona kao primjer pravde.
Onun beğeneceği bir tabut olmalı."Organski je riječ koju volim koristiti."
Tabut kapatılır.Cintorín je oplotený.
Bu metinler Tabut Metinleri olarak bilinirler.Kapela hovorieva o týchto skúškach ako o Podkrovných Demách.
Tabut ve aracın sürücüsü ise kaybolmuştur.Z vozňa bolo odstránené stanovisko vodiča a elektrická výzbroj.
Yaklaşık 500.000 kişi caddelerde tabutun geçişini takip etti.Okrog pol milijona ljudi se je zbralo ob ulicah, po katerih so nesli krsto.
Onun beğeneceği bir tabut olmalı.""Moški, ki je rad slab".
Tabutları taşıyan gemilere saldırdılar ve cesetleri alarak kaçtılar.Oni so se privezali pod ovce in tako pobegnili in skočili na svoje ladje.
Kont Orlok da tabutu ile Bremen'e gelmiştir.(COBISS) Uredniško delo Med Artaudom in Brechtom.
Ancak tabutun içindeki kişi kamera açısından görünmemektedir.Etalis – sporokarpas nesuskirstytas į kameras.
En sonunda beyaz bir tabut seçerler.Galiausiai reikia pasirinkti popieriaus spalvą.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Alcuni giorni dopo siamo andati in un tempio buddista a Footscray e ci siamo sedute accanto alla sua bara.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Beberapa hari kemudian, kami pergi ke sebuah kuil Budha di Footscray dan duduk di sekitar peti matinya.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Días más tarde, fuimos a un templo budista en Footscray y nos sentamos alrededor de su ataúd.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.După câteva zile, am mers la un templu budist din Footscray şi am stat pe lângă sicriu.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Ein paar Tage später gingen wir in einen Buddhistischen Tempel in Footscray und saßen um ihren Sarg.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Enkele dagen later gingen we naar een Boeddhistische tempel in Footscray en zaten bij haar kist.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Kilka dni później poszłyśmy do świątyni buddyjskiej w Footscray i usiadłyśmy obok jej trumny.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Néhány nap múlva együtt elmentünk egy buddhista templomba Footscray-ben, és körülültük a koprorsóját.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Nekaj dni kasneje smo šle v budistični tempelj v Footscrayju in sedele ob njeni krsti.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.O pár dní neskôr sme šli do budhistického chrámu vo Footscray a posadali si okolo jej rakvy.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Pár dní poté jsme se vydaly do budhistického chrámu ve Footscray a sedly si vedle její rakve.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Passados alguns dias fomos a um templo Budista em Footscray e sentamo-nos ao redor do seu caixão.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Vài ngày sau, chúng tôi đến một ngôi chùa đạo Phật ở Footscray và ngồi quanh quan tài của bà.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Λίγες μέρες αργότερα, πήγαμε σε ένα βουδιστικό ναό στο Φούτσκρεϊ και καθίσαμε γύρω από το φέρετρό της.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.А за кілька днів ми сиділи біля бабусиної труни у буддійському храмі у передмісті Футскрей.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Няколко дни след това ние отидохме в будистки храм във Футскрей и седнахме около ковчега й.
Bu durum sadece morgdan hava alanına olan taşıma, gümrük formaliteleri ve tabut masraflarını aileye bırakıyor.Esto deja los costos de enviar desde la morgue al aeropuerto, permisos de aduanas y féretro a la familia.
Cenazenin tabuta koyulmasına yardımcı olmak için geldik.Estamos aqui para ajudar com o embalsamento.
Cenazenin tabuta koyulmasına yardımcı olmak için geldik.Nous sommes ici pour vous accompagner dans ces obsèques.
Cenazenin tabuta koyulmasına yardımcı olmak için geldik.Siamo qui per deporre il corpo nella bara.
Cenazenin tabuta koyulmasına yardımcı olmak için geldik.Suntem aici pentru a vă asista la ritual.
Cenazenin tabuta koyulmasına yardımcı olmak için geldik. Tütsüyü yakmamı ister misiniz?Midva bova uredila pokojnika.
Cenazenin tabuta koyulmasına yardımcı olmak için geldik.Venimos a ayudarles a embalsamarla.
Cenazenin tabuta koyulmasına yardımcı olmak için geldik.We zijn hier om te helpen met afleggen.
Cenazenin tabuta koyulmasına yardımcı olmak için geldik.Ήρθαμε να σας βοηθήσουμε με την τοποθέτηση του νεκρού στο φέρετρο.
Cenazenin tabuta koyulmasına yardımcı olmak için geldik.Мы здесь, чтобы помочь вам с погребением.
Cenazenin tabuta koyulmasına yardımcı olmak için geldik.نحن هنا لنساعدكم في تكفينه
Evet. Tabut hazırlama işleri... ...eskiden aile arasında yapılırdı.-Da, včasih so trupla balzamirali svojci.
Fışkırtan balina Inn? Peter Tabut "Tabut - fışkırtan balina - Aksine uğursuzSpouter Inn: -.? פיטר קופין "קופין - Spouter - רעות למדי כי
Fışkırtan balina Inn? Peter Tabut "Tabut - fışkırtan balina - Aksine uğursuzSpouter 호텔 : -.? 피터 코핀은 "코핀 - Spouter - 그걸 오히려 불길한
Fışkırtan balina Inn? Peter Tabut "Tabut - fışkırtan balina - Aksine uğursuzنزل الثرثار : --؟ بيتر التابوت "التابوت -- الثرثار -- لا تحمد عقباها وإنما في أن

İlgili Sayfalar