tabut ile cümle

tabut kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Fışkırtan balina Inn? Peter Tabut "Tabut - fışkırtan balina - Aksine uğursuz特定の接続、思想I.
Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.푸츠크레이에 있는 불교 사원에 가 할머니의 관을 둘러 앉았습니다.
Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.הלכנו למקדש בודהיסטי בפוטסקריי וישבנו סביב ארונה.
Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.ذهبنا الى معبد بوذي في "فوتسكراي" وجلسنا حول النعش
Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.皆で集まって棺の周りに座って 祖母の思い出を語り合って
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.A la noche un monje vino y nos dijo que tenía que cerrar el ataúd.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.A mezzanotte giunse il monaco che ci disse che doveva chiudere il feretro.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.A minuit, le moine est venu et nous a dit qu'il devait fermer le cercueil.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.Éjfélkor jött a szerzetes, és mondta, hogy le kell zárnia a koporsót.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.자정에 스님이 오셔서 이제 관을 닫아야 한다고 말씀하시자 어머니는 저희들에게 할머니의 손을
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.La miezul nopţii a venit călugărul şi ne-a spus că trebuie să închidă sicriul.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.Lúc nửa đêm một nhà sư đến và bảo chúng tôi là ông phải đóng quan tài rồi.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.Ob polnoči je prišel menih in nam dejal, da mora zapreti krsto.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.Om middernacht kwam de monnik ons vertellen dat hij de kist moest sluiten.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.O Monge chegou à meia-noite e disse-nos que tinha de fechar o caixão.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.O polnoci prišiel mních a oznámil nám, že musí rakvu zatvoriť.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.O północy przyszedł mnich i powiedział, że musi zamknąć trumnę.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.O půlnoci přišel mnich a řekl nám, že musí zavřít rakev.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.Saat tengah malam seorang biksu datang dan mengatakan dia harus menutup peti itu.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.Um Mitternacht kam der Mönch und sagte, er müsse den Sarg schließen.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.Τα μεσάνυχτα ήρθε ο μοναχός και μας είπε ότι έπρεπε να κλείσουμε το φέρετρο.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.В полночь монах сказал, что должен закрыть гроб.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.В полунощ дойде монах и ни каза, че трябва да затвори ковчега.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.У північ прийшов ченець і сказав, що мусить закрити труну.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.בחצות הגיע הנזיר ואמר שעליו לסגור את הארון.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.في منتصف الليل جاء الراهب واخبرنا ان عليه اغلاق النعش.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.棺に蓋をしなければならないと言いました 母はみんなに祖母の手に触ってごらんと言い
Harabe halindeki bu manastıra doğru yürüyen bir sıra insan var, ve bu insanlar bir tabut taşıyorlar.و موكب من الرهبان يدخل هذا الدير المتدمر حاملً كفن
Hz. Meryem'in yavaşça tabutuna yerleştirildiğini görüyoruz.그림은 자신의 무덤에 부드럽게 몸을 눕히고 있는 성모 마리아의 모습을 보여주는 동시에
Hz. Meryem'in yavaşça tabutuna yerleştirildiğini görüyoruz."O Sepultamento de Maria"
İlk kez bir tabut hazırlama törenine şahit olmuştum.Atunci am fost martoră prima oară la pregătirea defunctului.
İlk kez bir tabut hazırlama törenine şahit olmuştum.C'est là que je l'ai vu procéder à des obsèques pour la première fois.
İlk kez bir tabut hazırlama törenine şahit olmuştum.Era la prima volta che assistevo al rito della deposizione.
İlk kez bir tabut hazırlama törenine şahit olmuştum.Foi quando eu vi o embalsamento pela primeira vez.
İlk kez bir tabut hazırlama törenine şahit olmuştum.Fue cuando vi por primera vez embalsamar a alguien.
İlk kez bir tabut hazırlama törenine şahit olmuştum.Takrat sem prvič prisostvovala balzamiranju.
İlk kez bir tabut hazırlama törenine şahit olmuştum.Toen was ik voor het eerst getuige van een aflegging.
İlk kez bir tabut hazırlama törenine şahit olmuştum.Именно тогда я впервые увидела обряд положения во гроб.
İlk kez bir tabut hazırlama törenine şahit olmuştum.وكانت تلك المرة الأولى التي أشاهد فيها التكفين
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.A insistat, fără îmbălsămare, fără sicriu deschis, fără slujbă.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.Dia bersikeras, tanpa pembalseman, tanpa peti terbuka, tanpa pemakaman.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.Ele insistiu: nem embalsamento, nem caixão aberto, nem funeral.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.Él insistió: sin embalsamar, sin ataúd abierto, ni funeral.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.Er hat darauf bestanden: keine Einbalsamierung, kein offener Sarg, keine Beerdigung.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.Ha insistito, niente imbalsamazione, nessuna camera ardente, nessun funerale.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.Han envisades. Ingen balsamering, ingen öppen kista, ingen begravning.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.Han insisterede, ingen balsamering, ingen åben kiste, ingen begravelse.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.Hij stond erop, geen balseming, geen open kist, geen begrafenis.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.Il a insisté, pas d'embaumement, pas de cercueil ouvert, pas de funérailles.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.그는 주장했단다. 시체 방부처리 하지 말고, 관도 열어놓지 말고, 장례식도 없어야 한다고.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.Nalegał, by nie było żadnego balsamowania, otwartej trumny, ani pogrzebu.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.Ông ấy một mực không ướp xác, không mở quan tài, không đám tang.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.Ragaszkodott hozzá, semmi balzsamozás, nyitott koporsó, semmi temetési szertartás.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.Trval na tom, žádné balzamování, žádná otevřená rakev, žádný pohřeb.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.Trval na tom, žiadne balzamovanie, žiadna otvorená rakva, žiadny pohreb.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.Επέμενε, όχι ταρίχευση, όχι ανοικτό φέρετρο, όχι κηδεία.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.Он настоял. Никакого бальзамирования и открытого гроба, никаких похорон.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.Той настоя, без балсамиране, без отворен ковчег, без погребение.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.הוא התעקש: בלי חניטה, בלי ארון פתוח, בלי לוויה.
Israr etti, mumyalamak yok, açık tabut yok, cenaze yok.أصر على ذلك، لا تحنيط ولا كفن مفتوح، ولا جنازة.

İlgili Sayfalar