tabut ile cümle
tabut kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Cenazesi 23 Eylül'de sabah 9:30 civarında, tabutu Yüksek Mahkeme'ye vardığı zaman başladı.Her funeral began at around 9:30 am on September 23 when her casket arrived at the Supreme Court.
Ertesi gün, Ginsburg'ün tabutu yeniden Yüksek Mahkeme basamaklarının tepesine yerleştirildi.The following day, Ginsburg's casket was again placed at the top of the Supreme Court steps.
El Argar'ın eski İber kültürü, B evresinde (MÖ 1500-1300) tabutlar için pitoslar kullandı.The ancient Iberian culture of El Argar used pithoi for coffins in its B phase (1500-1300 BC).
2006 yılında öküz derisine sarılmış tekne şeklinde bir tabut bulundu.In 2006, a coffin wrapped with ox hide in the shape of a boat was found.
Her mezar, tabutun üst ucuna yakın dikey bir kavak direği ile işaretlenmiştir.Each tomb is marked by a vertical poplar post near the upper end of the coffin.
Direkler ve tabutlar kimi durumda kırmızıya boyanmıştı.The posts and coffins may be painted red.
Tabutlar mumyalanmış cesetlerin üzerine monte edilmişti.The coffins were assembled over the bodies which had become mummified.
Llywelyn tabutu günümüzde Llanrwst St Grwst Kilisesi'nde bulunur.Among the poets who lamented his passing was Einion Wan:
, güvenli tabutlarla diri diri gömülme korkusunu ele aldılar.Inventors addressed the fear of being buried alive with safety coffins.
Kadın, mesajının geldiği gün 45 tabutun gelmesinin beklendiğini belirtti.[1][2]The woman stated that 45 coffins were expected to arrive on the day of her message.[33][34]
"Üç tabut hazırlayın.""Get three coffins ready."
The Melbourne Leader gazetesi cenazeyi şöyle anlattı: "Tabutu dört at çekti.The Melbourne Leader described the funeral: "The coffin was drawn by four horses.
Tabut daha sonra tekrar kilitlenir ve sonraki 80 yıl boyunca kamuoyundan gizli şekilde saklanır.Der Sarg wurde daraufhin wieder verschlossen und blieb weitere 80 Jahre der Öffentlichkeit verborgen.
Yaklaşık 500.000 kişi caddelerde tabutun geçişini takip etti.Etwa 500.000 Menschen säumten die Straßen, um den Sarg zu sehen.
Tabut cenaze arabasına saat üçte taşındı.Zu dreien folgten wir dem Sarg.
Adada Jack tabutun kapağını açar ve içinin boş olduğunu görüp sinirlenir.Jack öffnet den Sarg und findet diesen leer vor.
Yoldan geçen bir prens tabuttaki kıza aşık olur ve cüceleri ikna ederek tabutu yanında götürür.Ein junger Prinz, der in Schneewittchen verliebt ist, möchte sie in ihrem gläsernen Sarg zu sich mitnehmen.
Tabut ve aracın sürücüsü ise kaybolmuştur.Der Rennwagen samt Fahrer wird abgeschleppt.
Bugün bir tabut satın alırsanız, onu yüzde yirmi indirimle alacaksınız.Si vous achetez un cercueil aujourd'hui, vous aurez droit à une réduction de vingt pour cent.
Yaklaşık 500.000 kişi caddelerde tabutun geçişini takip etti.Près de 500 000 personnes sont alignées dans les rues pour voir passer le cercueil.
Shew cenaze töreninin düzenlenmesine yardımcı oldu; hatta tabutu kendisi aldı.Shew l’aida à organiser ses funérailles, prenant à sa charge le cercueil.
Bu tank için ‘’’7 kardeş için tabut’’’ yakıştırması yapıldı.Le M3 reçut le surnom de « cercueil pour sept frères ».
Tabut ve aracın sürücüsü ise kaybolmuştur.Le contrôleur et le conducteur du train sont tués.
Nuri Killigil'in cesedi bulunamadı ve boş tabutla defnedildi.Siri Kumar n’était pas mort mais brûlé.
Kane maçtan sonra tabutu önce baltaladı, sonra da yaktı.Sous la Révolution, le château est pillé puis incendié.
Ardından mumya tabutların içine yerleştirilirdi.Les cendres peuvent alors être celles du cercueil.
Tom çoğu vampirler gibi bir tabut içinde uyumaz.Tom no duerme en un ataúd como la mayoría de los vampiros.
Tabutun içerisinde John Locke vardır.Entonces se ve dentro del ataúd el cuerpo de John Locke.
Uçak enkazının bir kısmı buradadır ve içlerinde bir tabut da vardır.Más restos del avión están aquí, incluso un ataúd.
Adada Jack tabutun kapağını açar ve içinin boş olduğunu görüp sinirlenir.En la isla, Jack abre el ataúd para encontrar que está vacío y furiosamente lo destruye.
Havayolları Jack'in babasının tabutunu uçağa almak istememektedir, çünkü gerekli evrakları bulunmamaktadır.La línea aérea rechaza poner el cuerpo de su padre en el avión porque no tiene la documentación apropiada.
Tabutu yarım ton ağırlığındaydı ve 12 kişi tarafından taşınması gerekiyordu.El ataúd medía 3 metros de largo, pesaba media tonelada y requirió de doce hombres para ser llevado a hombros.
Kefenlenmiş, tabuta koyulmuş ölüye cenaze adı verilir.Tuvieron que buscarle, ataúd tras ataúd.
Tabutu Père-Lachaise mezarlığına götürülürken on binlerce hayranı korteje katıldı.A su muerte diez mil personas acompañaron su cuerpo al Cementerio de Père-Lachaise.
Onun beğeneceği bir tabut olmalı."Un chico ama a su perro."
İsrail'de, devlet ve asker cenazeleri dışında tabut kullanılmamaktadır.In Israele non si usano bare, con l'eccezione dei funerali militari e statali.
Tabut ve aracın sürücüsü ise kaybolmuştur.L'autista e lo scassinatore sono morti.
Uçak enkazının bir kısmı buradadır ve içlerinde bir tabut da vardır.Qui ci sono altri resti dell'aereo, tra cui una bara.
Adada Jack tabutun kapağını açar ve içinin boş olduğunu görüp sinirlenir.Sull'isola, Jack apre la bara scoprendo che è vuota, così, arrabbiato, la distrugge.
Tabut kapatılır.La bara viene chiusa.
Onun beğeneceği bir tabut olmalı."È un gergo che non mi piace".
Eğer mevcutsa, İsrail toprağı vücudun çeşitli bölgelerine konur ve bir kısmı tabut içine serpiştirilir.Terra di Israele (afar), se disponibile, viene messa su varie parti del corpo e infine gettata sulla bara.
Tabutun içerisinde John Locke vardır.(EN) John Carroll, su Find a Grave.
Tabutun içerisinde John Locke vardır.В гробу лежит Джон Локк.
Havaalanında Jack'e babasının tabutunun kaybedildiği bildirilir.В аэропорту Джеку сообщают, что был потерян гроб с телом его отца.
Tabut ve aracın sürücüsü ise kaybolmuştur.Начальник управления и его водитель погибли.
1964 yılında, Tabutçular Çıkmazı'ndaki konaktan taşınıp, sekiz sınıflı, kaloriferli yeni binaya geçilmiştir.В 1923 году в состав уезда переданы 8 волостей упразднённого Хвалынского уезда.
Ama Undertaker tabutun içinde yoktu!Барабана под куполом тогда не было.
O günden sonra tabut zemin üzerinde tutuldu.После этого яму закидывали землей.
Tabut kapatılır.وتنسد الحفرة.
Tabutun omuzlarda, hızlı adımlarla taşınması gerekir.اعتمد في تنقلاته على التحرك على قدميه لمسافات أميالا طويلة.
Afacan ve kabadayı.Yarasa olabilir.Tabutta uyur.Menfaatçidir.يِنُوْم : بكسر الياء وضم النون وتسكين الواو - ينام.
Senna'nın rakiplerinden Alain Prost, tabutunu taşıyanlar arasındaydı.O rival de Senna, Alain Prost, estava entre as pessoas que carregavam o caixão funerário.
O günden sonra tabut zemin üzerinde tutuldu.A partir de então, o túmulo permaneceu no chão.
Kefenlenmiş, tabuta koyulmuş ölüye cenaze adı verilir.A seu pedido, um caixão é preparado para ele.
Bu sırada tabut, alana getirildi ve Papaz Lucious Smith konuşma yaptı.Encerramento da cerimônia pelo Pastor Lucious Smith.
Onun beğeneceği bir tabut olmalı."«O peixe que gostava de ser cão».
Ankara Belediye Başkanı'nın emriyle tabutu, Türk bayrağına sarılı olarak defnedilmiştir.O embaixador do México decidiu então que fosse sepultado coberto com a bandeira mexicana.
Warrior'ı bir tabuta tıktı.Admitiu dormir em um caixão.
Tabutları taşıyan gemilere saldırdılar ve cesetleri alarak kaçtılar.Ao encontrar as criaturas, eles carregaram para o caminhão.