Ana içeriğe geç
Sözlük

tabu ile cümle

tabu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bir tabur haricinde bütün birimleri tugay içerisindedir.Toutes les unités à l'exception de l'infanterie sont mises sur transport.
Bu toplum içerisinde homofobi oldukça yaygındır ve eşcinsellik büyük bir tabu olarak görülür.Dans la société occidentale, la sexualité est un sujet très particulier et en partie tabou.
Evrensel bir tabu yoktur ancak tabu mekanizması her zaman aynıdır.Les humains normaux n'ont aucun pouvoir, mais aucun tabou magique non plus.
Taburun %71'i zayiata uğradı.Elles ont shooté à 71 % de réussite.
1911'de Annecy'deki Chasseurs Alpinler 11. Taburunun komutası verildi.En 1939, le 11e bataillon de chasseurs alpins fut mis en garnison dans la vallée.
Yaklaşık 36 kişi hafif yaralanmalardan hastaneye kaldırılmış; aynı gün çoğu hasta taburcu edilmiştir.Environ 36 personnes ont été traitées pour des blessures légères à modérées, la plupart de façon ambulante.
Tümen emrinde ayrıca iki topçu taburu vardır.À sa base nous trouvons deux archères-canonnières.
1942'de Erzurum Müstahkem Mevkii İstihkam Taburu Bölük Komutanlığı'na atandı ve bir bomba kazasında yaralandı.En 1942, il rejoignit le commandement d'Erzurum et fut grièvement blessé par une bombe.
Alay İkinci Tabur Komutanlığı'na atandı.Il est remplacé par le commandant du 2e bataillon.
Tedavi için hastaneye götürüldü ve bir sonraki gün taburcu edildi.Il l'avait amenée à l'hôpital et elle était décédée le lendemain.
Mayıs ayında taburcu edildi.Il est libéré en mai.
Tabut ve aracın sürücüsü ise kaybolmuştur.Le contrôleur et le conducteur du train sont tués.
Piyade Alayı’nın 1. Taburu, 10 Ocak muharebelerine katılabilmiştir.Impressionnées par les capacités du 1er escadron, elles rejoignirent la Belle Verte.
Aile bir masa çevresindeki taburelerde oturarak birlikte yerdi.Il est l'occasion de se retrouver en famille autour de la table.
Tabula Peutingeriana'da Ebrinum olarak yazılmış.Elle est mentionnée sur la table de Peutinger.
Tabucchi, Antonio (d.Faulkes, Anthony (éd.).
Sınavlarda, yıllık teftişlerde ve Cuma sabahı divan taburlarında giyilirdi.Lors des essais libres du vendredi matin.
Diğer iki taburun kaybı ise 766’dır.Le nombre total de joueurs a été de 766.
Oluşumu: Piyade: Altı alay ve altı tüfek taburu.Opérateurs radio : 6 soldats avec fusils.
Gürcü Taburu, ilk gün 400 Nazi askerini öldürdü.En tout, quatorze Huelgoatains ont été sauvagement abattus par les soldats nazis ce jour-là.
19 Haziran 1940'ta taburcu edildi.Elle fut dissoute le 11 juin 1940.
Nuri Killigil'in cesedi bulunamadı ve boş tabutla defnedildi.Siri Kumar n’était pas mort mais brûlé.
15 Mart - Alman taburları Çekoslovakya'ya doğru yola çıktı.15 mars : l'Allemagne occupe la Tchécoslovaquie.
Kane maçtan sonra tabutu önce baltaladı, sonra da yaktı.Sous la Révolution, le château est pillé puis incendié.
Üç taburu bulunmaktaydı.Elle disposait de trois usines.
İstihkam taburları genelde aşağıdaki gibi teşkillenmiştir.La diffusion se fait, comme d'habitude, en direct.
Sonraki, kondansatör sabit akım deşarj bir İdischarge ile taburcu olması gerekiyor.Le caissier doit alors encaisser la facture, dans une caisse protégée contre l'effraction.
Ardından mumya tabutların içine yerleştirilirdi.Les cendres peuvent alors être celles du cercueil.
Tom çoğu vampirler gibi bir tabut içinde uyumaz.Tom no duerme en un ataúd como la mayoría de los vampiros.
Neredeyse tüm bakım işleri merdiven veya tabure bile kullanılmadan yapılabiliyordu.Casi todas las tareas de mantenimiento se podían realizar sin utilizar una escalera o taburete.
Tabutun içerisinde John Locke vardır.Entonces se ve dentro del ataúd el cuerpo de John Locke.
1917 yılında yaralandıktan sonra tıbbi gerekçelerle taburcu edildi.Después de ser herido en 1917 fue dado de baja por razones médicas.
Uçak enkazının bir kısmı buradadır ve içlerinde bir tabut da vardır.Más restos del avión están aquí, incluso un ataúd.
Sumgayit şehrinde bir spor kulübü ve kurduğu tabur onun adını taşıyor.En la ciudad de Sumgayit el club deportivo y el tabor creado por él llevan su nombre.
Daha sonra Assen'de bir piyade taburunun komutanı oldu.Luego fue comandante de un batallón de infantería en Assen.
Adada Jack tabutun kapağını açar ve içinin boş olduğunu görüp sinirlenir.En la isla, Jack abre el ataúd para encontrar que está vacío y furiosamente lo destruye.
Havayolları Jack'in babasının tabutunu uçağa almak istememektedir, çünkü gerekli evrakları bulunmamaktadır.La línea aérea rechaza poner el cuerpo de su padre en el avión porque no tiene la documentación apropiada.
1793'e gelindiğinde Landes gönüllüleri 4e tabur komutanı oldu.A principios de 1793 es el cuarto batallón de voluntarios de Landes.
Cumhurbaşkanlığı Tören Taburu ve Muhafız Taburu olarak görev yapmaktadır.Sirve como escolta presidencial y unidad de guardia ceremonial.
Tabula Peutingeriana'da Ebrinum olarak yazılmış.En la Tabula Peutingeriana también es mencionado.
1918 Alman Bahar Saldırısı sırasında, 1. Bavyera Piyade Alayında 3. Tabura komuta etti.Durante la Ofensiva de Primavera de 1918, mandó el 3.º Batallón del 1.º Regimiento de Infantería bávaro.
Bölük ve tabur komutanlarının tanklarında genellikle ek bir telsiz vardır.Los tanques de los comandantes de la compañía o batallón suele llevar una radio adicional.
Tabutu yarım ton ağırlığındaydı ve 12 kişi tarafından taşınması gerekiyordu.El ataúd medía 3 metros de largo, pesaba media tonelada y requirió de doce hombres para ser llevado a hombros.
Karadaki taburlar zor durumda kalmıştır.Existencia de calles en mal estado.
Tank Bölümü, iki bağımsız tank taburu ve 89. Assault Aviation Division.4 Mi-24 en servicio y 8 almacenados. Ucrania Fuerza Aérea de Ucrania.
Aile bir masa çevresindeki taburelerde oturarak birlikte yerdi.En cuanto ha reunido una familia, la deposita en la mesa.
Paraşüt Piyade Taburunun bir bölümünden oluşmuş planörcüler, 550.Con Grupo Autobuses Línea 514 de Almirante Brown.
Kyuhyun 5 Temmuz 2007 tarihinde hastaneden tam 78 gün sonra taburcu oldu.Salió del hospital el 5 de Julio de 2007, 78 días después.
Kefenlenmiş, tabuta koyulmuş ölüye cenaze adı verilir.Tuvieron que buscarle, ataúd tras ataúd.
1942 yılında piyade taburları kendilerine ait altı adet tanksavar topuyla donatılmış müfrezelere kavuştu.A partir de 1942, los batallones de Infantería obtuvieron sus propios pelotones antitanque de 6 cañones.
Tank tümenleri bünyesinde ise 12 adet obüsten oluşan bir tabur bulunuyordu.Más tarde se descubrió que sólo había un fortín con 12 ametralladoras.
Tedavi için hastaneye götürüldü ve bir sonraki gün taburcu edildi.Fue llevada al hospital y murió al día siguiente.
1- Rusya: 2009 senesi itibarıyla iki tabur konuşlanmıştır.(1) (2) En el año 1986 se disputaron 2 torneos.
Askerde tabur kâtipliğine kadar yükselir.Yo he de marchar al campo De batalla.
1992 yılında Aliyar Aliyev, Taburun İstihbarat Biriminin Komutanı olarak atandı.En 1992 Kulikov se convirtió en el Comandante de las Tropas de Interior.
Tabutu Père-Lachaise mezarlığına götürülürken on binlerce hayranı korteje katıldı.A su muerte diez mil personas acompañaron su cuerpo al Cementerio de Père-Lachaise.
Bu nedenle dağınık olarak inebilen taburlar bir hayli zor şartlarda toparlanabildiler.Aquellos que no pudieron escapar a tiempo enfrentaron circunstancias muy difíciles.
Taburları ayırmak kolaydı.Los tabiques eran fáciles de desmontar.
Tabuları ayakta tutar.Los Valles Pasiegos.
Bu taburlardan 117.Entre 117 libros.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod