Alay İkinci Tabur Komutanlığı'na atandı.Sirvió en el 2.º Garde-Regimient zu Fuß.
Onun beğeneceği bir tabut olmalı."Un chico ama a su perro."
Praefectus alae: Süvari taburu komutanı.Espiral Maior. pp. Solapa de cubierta.
Mayıs ayında taburcu edildi.Es destituido en el mes de enero.
Sonuç olarak 9. Tümen, bir sonraki muharebeyi 9 taburluk bir kuvvetle karşılamak durumundadır.Él incluso al final se encuentra a sí mismo en la mira de Nine Ball.
Tank Avcıları Taburu.Batallón de Tanques.
Initially, 65 tankette taburu bulunuyordu.Inicialmente se formaron 65 batallones de tanquetas, cada uno con aproximadamente 50 tanquetas.
Daha sonra aynı alayda tabur komutanı oldu.En el mismo campo de batalla tomó el mando del regimiento.
Taburun görev bölgesinde 9. Tümen’in üç topçu bataryası bulunmaktadır.AA. de Honduras existen cuatro batallones de artillería.
İsrail'de, devlet ve asker cenazeleri dışında tabut kullanılmamaktadır.In Israele non si usano bare, con l'eccezione dei funerali militari e statali.
1991 yılında Khocalı'da yaratılmış savunma taburunun yaratıcılarından olmuş, daha sonra komutan seçilmiştir..Fu uno dei fondatori del gruppo di autodifesa creato a Khojaly nel 1991 e in seguito fu nominato comandante.
Rebuck kitap hakkında, "Blair, başbakanlık anılarını yayınlayarak tabuları yıktı.Umar gli rispose: "Se i libri contraddicono il Corano, sono blasfemi.
Tabut ve aracın sürücüsü ise kaybolmuştur.L'autista e lo scassinatore sono morti.
Aile bir masa çevresindeki taburelerde oturarak birlikte yerdi.La famiglia mangiava insieme, seduta su sgabelli intorno ad un tavolo.
Hizmeti kısa sürdü çünkü Ocak 1907'de bir astım krizi sonrasında taburcu edildi.Rimasero alcuni relitti, ma scomparvero nel gennaio 1904 in seguito ad una tempesta.
Uçak enkazının bir kısmı buradadır ve içlerinde bir tabut da vardır.Qui ci sono altri resti dell'aereo, tra cui una bara.
Adada Jack tabutun kapağını açar ve içinin boş olduğunu görüp sinirlenir.Sull'isola, Jack apre la bara scoprendo che è vuota, così, arrabbiato, la distrugge.
Mezkur alayın 3. Taburu bütün mevcuduyla harbe girdi ve taarruza başladı.L'intero 3º reggimento si mise in posizione di battaglia e cominciò a risalire il pendio.
19 Haziran 1940'ta taburcu edildi.Il 19 giugno 1940 egli fu fatto evacuare.
Sumgayit şehrinde bir spor kulübü ve kurduğu tabur onun adını taşıyor.Il Club sportivo e il battaglione creati da lui nella città di Sumgait porta il suo nome.
Daha sonra Assen'de bir piyade taburunun komutanı oldu.Quindi è diventato commandante di un battaglione di fanteria a Assen.
Günümüzde Devrimciler Ordusu bünyesinde bir taburdur.Attualmente stanno modernizzando alcune delle attrezzature dell'esercito.
Ertesi gün taburcu oldu.L'indomani fu giorno di riposo.
Ağır Panzer Taburuna geçti.Panzerarmee passarono alla controffensiva.
Tedavi için hastaneye götürüldü ve bir sonraki gün taburcu edildi.Fu portato in ospedale per accertamenti e dimesso il giorno successivo.
15 Mart - Alman taburları Çekoslovakya'ya doğru yola çıktı.15 marzo: la Germania occupa la Cecoslovacchia.
Tabut kapatılır.La bara viene chiusa.
Mayıs ayında taburcu edildi.Fu scarcerato nel mese di dicembre.
22 Temmuz Salı günü, İngiliz ordusuna ait dört tabur süvari İskoç ordusuyla karşılaştı.Il 22 luglio, la cavalleria inglese, divisa in tre battaglioni, giunse in vista dell'esercito scozzese.
Onun beğeneceği bir tabut olmalı."È un gergo che non mi piace".
32. Alay’ın iki taburu da Bilecik yönünde hareket etmiştir.Il conto per le 8 Bandiere di cavalleria ritorna su ambedue le serie di fatture.
Mayıs 1992’de üç taburdan ibaret alay yaratıldı.Dev'essere cresciuta almeno di due pollici da ottobre a oggi».
Üç taburu bulunmaktaydı.Era a tre navate.
Sıtma hastalığına yakalandıktan sonra 1943 yılında taburcu edildi.Dopo il secondo ferimento, nel 1944 venne congedato.
10. Tümen’in diğer iki taburu da hemen ardından sahile indirilecektir.I 2 fumetti Sotto la superficie vanno ambientati subito dopo.
Üstelik bu taburun tamamı kızlardan oluşmaktadır.Tutta la setta è composta da bambini.
Eğer mevcutsa, İsrail toprağı vücudun çeşitli bölgelerine konur ve bir kısmı tabut içine serpiştirilir.Terra di Israele (afar), se disponibile, viene messa su varie parti del corpo e infine gettata sulla bara.
Örtü kuvvetini oluşturan 3. Avustralya Tugayı’nın üç taburunun eratı birbirine karışmış durumda idi.Per questo compito venne scelta la 3ª Brigata australiana.
Taburlar halinde örgütlenmiş bir lejyonu kontrol etmek daha kolaydı.Il che può rendere più agevole il compito delle truppe regolari impegnate nella controguerriglia.
Sınavlarda, yıllık teftişlerde ve Cuma sabahı divan taburlarında giyilirdi.Veniva vestito nei funerali e nel venerdì Santo.
1942 yılının ilk aylarında geriye 2 bölük ve 8 obüsten oluşan bir tabur kaldı.Dall'inizio del 1942 rimase solo un battaglione (2 batterie con 8 obici).
Tabutun içerisinde John Locke vardır.(EN) John Carroll, su Find a Grave.
Örgüt Enternasyonalist Özgürlük Taburu bünyesine katılmıştır.Ha influenza nel mondo della boxe delle arti marziali miste.
Bu bir tabu.Это табу.
Tabutun içerisinde John Locke vardır.В гробу лежит Джон Локк.
Havaalanında Jack'e babasının tabutunun kaybedildiği bildirilir.В аэропорту Джеку сообщают, что был потерян гроб с телом его отца.
15 Mart - Alman taburları Çekoslovakya'ya doğru yola çıktı.15 марта — германские войска вступили в Чехословакию.
Samir, ilk olarak Dernagul'daki inşaat taburunda görev yaptı.Сначала Самир служил в строительном батальоне в Дернагуле.
Sahile en yakın Yarbay Pavlos Kouropis emrindeki 251.piyade taburu harekete geçti.Ближе других подразделений к пляжу дислоцировался 251-й пехотный батальон подполковника Павлос Куруписа.
1911 - Sonradan IBM adını alacak olan "Computing Tabulating Recording Corporation" adlı şirket kuruldu.1911 — в США основана компания «Computing-Tabulating-Recording Company», известная сегодня под именем IBM.
Elini kolunu iyice bağlayıp bir tabureye oturtur.Она подает ему руку и сажает к себе в седло.
Tabura, Conk Bayırı’na taarruz için hazırlık yapmaları, bu arada askerin kahvaltı etmesi emredilmişti.Это было объявлено под предлогом того, чтобы дать командам возможность позавтракать.
1992'de olduğu tabura yeni bir emir verildi, Kırmızıkent'i düşmandan kurtarmak.В 1992 году его команда получила новое поручение, что Гырмызыкент должен был быть освобожден от врага.
22 Temmuz Salı günü, İngiliz ordusuna ait dört tabur süvari İskoç ordusuyla karşılaştı.Во вторник 22 июля английская конница, двигавшаяся четырьмя отрядами, настигла противника.
1917 yılında yaralandıktan sonra tıbbi gerekçelerle taburcu edildi.В 1917 он был демобилизован после тяжёлого ранения.
Öğleye doğru 6. Bölük birlikleri, 31. alayın 3. taburundan iki takımla takviye edildi.Около полудня подошли роты II батальона 43-го полка, с их помощью были отбиты ещё 3 атаки Красной армии.
Saat 10.00'da tabur sahile doğru ateş etmeye başladı.В 4 часа на берегу началась стрельба ...
Bu taburların üçte birindeki erat, üç günlük kesintisiz muharebelerden yorgun ve uykusuzdur.А сражались три дня без сна неотступно.
Ağır Tank Taburu bulunmaktaydı.На них шёл тяжёлый танк.
Daha sonra aynı alayda tabur komutanı oldu.Затем командовал стрелковым батальоном в том же полку.