tabu ile cümle

tabu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Çünkü taburunuzun bir kısmı ishalse, savaş alanında o kadar da etkili olmayacaklardır.Denn mit Durchfall sind die Truppen nicht so wirklich effektiv auf dem Schlachtfeld.
Çünkü taburunuzun bir kısmı ishalse, savaş alanında o kadar da etkili olmayacaklardır.Eftersom, ifall dina trupper får diarré, är de inte lika effektiva på slagfältet.
Çünkü taburunuzun bir kısmı ishalse, savaş alanında o kadar da etkili olmayacaklardır.왜냐하면 병사들 중 일부라도 설사에 걸리면 전장에서의 전투력이 떨어지기 때문입니다.
Çünkü taburunuzun bir kısmı ishalse, savaş alanında o kadar da etkili olmayacaklardır.Mert ha a katonáid egy részének megy a hasa, nem annyira hasznosak a csatatéren.
Çünkü taburunuzun bir kısmı ishalse, savaş alanında o kadar da etkili olmayacaklardır.Parce que si certains de vos soldats ont la diarrhée ils ne sont pas si efficaces sur le champ de bataille.
Çünkü taburunuzun bir kısmı ishalse, savaş alanında o kadar da etkili olmayacaklardır.Pentru că dacă trupele tale fac diaree nu mai sunt aşa de eficace pe câmpul de luptă.
Çünkü taburunuzun bir kısmı ishalse, savaş alanında o kadar da etkili olmayacaklardır.Perché se alcune delle tue truppe contraggono la diarrea, non sono più efficienti sul campo di battaglia.
Çünkü taburunuzun bir kısmı ishalse, savaş alanında o kadar da etkili olmayacaklardır.Ponieważ, jeśli niektóre z twoich oddziałów zapadną na biegunkę, ich skuteczność na polu walki osłabnie.
Çünkü taburunuzun bir kısmı ishalse, savaş alanında o kadar da etkili olmayacaklardır.Porque si algunas de sus tropas tenían diarrea no eran tan efectivos en el campo de batalla.
Çünkü taburunuzun bir kısmı ishalse, savaş alanında o kadar da etkili olmayacaklardır.Want als je troepen diarree krijgen, zijn ze lang niet zo effectief op het slagveld.
Çünkü taburunuzun bir kısmı ishalse, savaş alanında o kadar da etkili olmayacaklardır.Защото, ако някои от войниците ти получат диария, не са толкова ефективни на бойното поле.
Çünkü taburunuzun bir kısmı ishalse, savaş alanında o kadar da etkili olmayacaklardır.Потому что если у кого-то из вашего войска диарея, оно не столь эффективно на поле боя.
Çünkü taburunuzun bir kısmı ishalse, savaş alanında o kadar da etkili olmayacaklardır.מכיוון שאם חלק מכוחותיך סובלים משלשול, הם לא אפקטיביים בשדה הקרב
Çünkü taburunuzun bir kısmı ishalse, savaş alanında o kadar da etkili olmayacaklardır.لأنه إذا أصيب بعض جنودك بالإسهال فإنهم لم يكونوا بتلك الفاعلية في ساحة المعركة.
Çünkü taburunuzun bir kısmı ishalse, savaş alanında o kadar da etkili olmayacaklardır.効果的に戦えません 胸の鎧 装甲は ローマのとても優れた戦略の一部ですが
Diğer bir sebep -- belkide bence en kuvvetli sebep-- yavaşlamanın neden zor gelmesi kültürel bir tabudur.또다른 이유는 - 아마도 가장 강력한 이유라고 생각하지만요 -- 왜 느려지기가 어려운가는, 그것이 문화적 금기로서
Diğer bir sebep -- belkide bence en kuvvetli sebep-- yavaşlamanın neden zor gelmesi kültürel bir tabudur.סיבה נוספת -- אם כי, לדעתי, הסיבה החזקה ביותר -- מדוע קשה לנו כל-כך להאט היא הטאבו התרבותי
Diğer bir sebep -- belkide bence en kuvvetli sebep-- yavaşlamanın neden zor gelmesi kültürel bir tabudur.文化的なタブーが関わっています 私たちの文化でスローダウンは
Evet. Tabut hazırlama işleri... ...eskiden aile arasında yapılırdı.-Da, včasih so trupla balzamirali svojci.
Fakat siz artık çalışmaya başladınız. Çünkü ben o hastaneden taburcu olacağımı bilmiyordum.Tôi không biết mình sẽ ra khỏi Viện vì việc đó.
Fışkırtan balina Inn? Peter Tabut "Tabut - fışkırtan balina - Aksine uğursuzSpouter Inn: -.? פיטר קופין "קופין - Spouter - רעות למדי כי
Fışkırtan balina Inn? Peter Tabut "Tabut - fışkırtan balina - Aksine uğursuzSpouter 호텔 : -.? 피터 코핀은 "코핀 - Spouter - 그걸 오히려 불길한
Fışkırtan balina Inn? Peter Tabut "Tabut - fışkırtan balina - Aksine uğursuzنزل الثرثار : --؟ بيتر التابوت "التابوت -- الثرثار -- لا تحمد عقباها وإنما في أن
Fışkırtan balina Inn? Peter Tabut "Tabut - fışkırtan balina - Aksine uğursuz特定の接続、思想I.
Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.푸츠크레이에 있는 불교 사원에 가 할머니의 관을 둘러 앉았습니다.
Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.הלכנו למקדש בודהיסטי בפוטסקריי וישבנו סביב ארונה.
Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.ذهبنا الى معبد بوذي في "فوتسكراي" وجلسنا حول النعش
Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.皆で集まって棺の周りに座って 祖母の思い出を語り合って
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.A la noche un monje vino y nos dijo que tenía que cerrar el ataúd.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.A mezzanotte giunse il monaco che ci disse che doveva chiudere il feretro.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.A minuit, le moine est venu et nous a dit qu'il devait fermer le cercueil.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.Éjfélkor jött a szerzetes, és mondta, hogy le kell zárnia a koporsót.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.자정에 스님이 오셔서 이제 관을 닫아야 한다고 말씀하시자 어머니는 저희들에게 할머니의 손을
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.La miezul nopţii a venit călugărul şi ne-a spus că trebuie să închidă sicriul.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.Lúc nửa đêm một nhà sư đến và bảo chúng tôi là ông phải đóng quan tài rồi.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.Ob polnoči je prišel menih in nam dejal, da mora zapreti krsto.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.Om middernacht kwam de monnik ons vertellen dat hij de kist moest sluiten.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.O Monge chegou à meia-noite e disse-nos que tinha de fechar o caixão.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.O polnoci prišiel mních a oznámil nám, že musí rakvu zatvoriť.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.O północy przyszedł mnich i powiedział, że musi zamknąć trumnę.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.O půlnoci přišel mnich a řekl nám, že musí zavřít rakev.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.Saat tengah malam seorang biksu datang dan mengatakan dia harus menutup peti itu.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.Um Mitternacht kam der Mönch und sagte, er müsse den Sarg schließen.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.Τα μεσάνυχτα ήρθε ο μοναχός και μας είπε ότι έπρεπε να κλείσουμε το φέρετρο.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.В полночь монах сказал, что должен закрыть гроб.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.В полунощ дойде монах и ни каза, че трябва да затвори ковчега.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.У північ прийшов ченець і сказав, що мусить закрити труну.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.בחצות הגיע הנזיר ואמר שעליו לסגור את הארון.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.في منتصف الليل جاء الراهب واخبرنا ان عليه اغلاق النعش.
Gece yarısı keşiş gelip tabutu kapatması gerektiğini söyledi.棺に蓋をしなければならないと言いました 母はみんなに祖母の手に触ってごらんと言い
Harabe halindeki bu manastıra doğru yürüyen bir sıra insan var, ve bu insanlar bir tabut taşıyorlar.و موكب من الرهبان يدخل هذا الدير المتدمر حاملً كفن
Hassas olmaya devam ediyor, olaylar hakkında konuşmak zor, ama tabu bunu açıklamak için bir kelime değil.Es difícil hablar de los hechos, pero tabú no es la palabra para describirlo.
Hassas olmaya devam ediyor, olaylar hakkında konuşmak zor, ama tabu bunu açıklamak için bir kelime değil.É um tema sensível. É difícil falar sobre os acontecimentos, mas tabu não é a palavra para descrevê-los.
Hassas olmaya devam ediyor, olaylar hakkında konuşmak zor, ama tabu bunu açıklamak için bir kelime değil.Il reste sensible, c'est difficile de parler de ces événements, mais tabou n'est pas le mot qui les décrivent.
Hassas olmaya devam ediyor, olaylar hakkında konuşmak zor, ama tabu bunu açıklamak için bir kelime değil.Rimane un problema delicato, è difficile parlare degli eventi, ma tabù non è la parola per descriverlo.
Hassas olmaya devam ediyor, olaylar hakkında konuşmak zor, ama tabu bunu açıklamak için bir kelime değil.Wciąż jest to temat drażliwy, ciężko się o tym mówi, ale tabu nie jest dobrym słowem na jego określenie.
Her gün birçok insan, bu tabu yüzünden kendi canlarına kıyıyor.Banyak orang yang bunuh diri setiap hari karena hal tabu ini
Her gün birçok insan, bu tabu yüzünden kendi canlarına kıyıyor.Beaucoup de gens se suicident à cause de ce tabou.
Her gün birçok insan, bu tabu yüzünden kendi canlarına kıyıyor.Het komt door dit taboe dat er elke dag veel mensen zichzelf om het leven brengen.
Her gün birçok insan, bu tabu yüzünden kendi canlarına kıyıyor. İncil, çok tehlikeli bir metin.E tabu miatt minden nap sokan öngyilkosak lesznek.

İlgili Sayfalar