tabu ile cümle

tabu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Ben Muhafız Taburundan Gamelon.Gamelan z trzeciego batalionu.
Ben Muhafız Taburundan Gamelon.Qui è Gamelan, del Battaglione Sovrano.
Ben Muhafız Taburundan Gamelon.Γκάμελαν, Διοικητικό Τάγμα.
Ben Muhafız Taburundan Gamelon.Говорит Гамелан из независимого батальона.
Bir başka tabuyu daha devirdik, yaşamımızda.Abbiamo violato un altro tabù nelle nostre vite.
Bir başka tabuyu daha devirdik, yaşamımızda.Am încălcat încă un tabu în vieţile noastre.
Bir başka tabuyu daha devirdik, yaşamımızda. Bu bonus tabuChúng tôi đã phạm vào một điều tối kỵ khác trong cuộc sống của mình, và đâu là một điều tối kỵ thưởng thêm.
Bir başka tabuyu daha devirdik, yaşamımızda. Bu bonus tabuNamreč prekršila sva še en tabu v najinem življenju, to bo tudi bonus tabu.
Bir başka tabuyu daha devirdik, yaşamımızda.Hemos violado otro tabú en nuestras vidas.
Bir başka tabuyu daha devirdik, yaşamımızda.Kami telah melanggar pantangan lainnya dalam hidup.
Bir başka tabuyu daha devirdik, yaşamımızda.우리는 우리의 삶에서 또 다른 금기를 위반해 왔습니다.
Bir başka tabuyu daha devirdik, yaşamımızda.Megsértettünk még egy tabut a saját életünkben is.
Bir başka tabuyu daha devirdik, yaşamımızda.Nós violámos mais um tabu na nossa vida,
Bir başka tabuyu daha devirdik, yaşamımızda.Nous avons enfreint encore un autre tabou dans nos propres vies.
Bir başka tabuyu daha devirdik, yaşamımızda.V našem životě jsme se dotkli ještě jednoho tabu.
Bir başka tabuyu daha devirdik, yaşamımızda.V našich životoch sme porušili ešte ďalšie tabu.
Bir başka tabuyu daha devirdik, yaşamımızda.We hebben nog een taboe geschonden in ons leven.
Bir başka tabuyu daha devirdik, yaşamımızda.Wir haben noch ein weiteres Tabu in unserem Leben gebrochen.
Bir başka tabuyu daha devirdik, yaşamımızda.Złamaliśmy jeszcze jedno tabu w naszych życiach.
Bir başka tabuyu daha devirdik, yaşamımızda.Παραβιάσαμε και άλλο ένα ταμπού στις ζωές μας.
Bir başka tabuyu daha devirdik, yaşamımızda.Ми порушили ще одне табу у своєму житті.
Bir başka tabuyu daha devirdik, yaşamımızda.Мы нарушили ещё одно табу в своей жизни.
Bir başka tabuyu daha devirdik, yaşamımızda.Ние нарушихме още едно табу в нашия живот.
Bir başka tabuyu daha devirdik, yaşamımızda.אנחנו הפרנו עוד טאבו בחיים שלנו.
Bir başka tabuyu daha devirdik, yaşamımızda.لقد كسرنا " تابو " آخر .. في حياتنا ..
Bir başka tabuyu daha devirdik, yaşamımızda.犯しました おまけのタブーです
Birçoğu 1998'deki isyanın konuşulacak bir tabu olduğunu söyledi.Beaucoup ont dit que le soulèvement de 1998 est un sujet tabou.
Birçoğu 1998'deki isyanın konuşulacak bir tabu olduğunu söyledi.Molti hanno detto che la rivolta del 1998 è qualcosa di cui non si parla, è un tabù.
Birçoğu 1998'deki isyanın konuşulacak bir tabu olduğunu söyledi.Muchos dijeron que el disturbio de 1998 es un tema tabú. Sigue siendo un tema delicado.
Birçoğu 1998'deki isyanın konuşulacak bir tabu olduğunu söyledi.Muitos disseram que a revolta de 1998 é uma espécie de tabu.
Birçoğu 1998'deki isyanın konuşulacak bir tabu olduğunu söyledi.Wielu twierdzi że zamieszki z 1998 roku to temat tabu.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Alcuni giorni dopo siamo andati in un tempio buddista a Footscray e ci siamo sedute accanto alla sua bara.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Beberapa hari kemudian, kami pergi ke sebuah kuil Budha di Footscray dan duduk di sekitar peti matinya.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Días más tarde, fuimos a un templo budista en Footscray y nos sentamos alrededor de su ataúd.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.După câteva zile, am mers la un templu budist din Footscray şi am stat pe lângă sicriu.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Ein paar Tage später gingen wir in einen Buddhistischen Tempel in Footscray und saßen um ihren Sarg.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Enkele dagen later gingen we naar een Boeddhistische tempel in Footscray en zaten bij haar kist.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Kilka dni później poszłyśmy do świątyni buddyjskiej w Footscray i usiadłyśmy obok jej trumny.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Néhány nap múlva együtt elmentünk egy buddhista templomba Footscray-ben, és körülültük a koprorsóját.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Nekaj dni kasneje smo šle v budistični tempelj v Footscrayju in sedele ob njeni krsti.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.O pár dní neskôr sme šli do budhistického chrámu vo Footscray a posadali si okolo jej rakvy.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Pár dní poté jsme se vydaly do budhistického chrámu ve Footscray a sedly si vedle její rakve.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Passados alguns dias fomos a um templo Budista em Footscray e sentamo-nos ao redor do seu caixão.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Vài ngày sau, chúng tôi đến một ngôi chùa đạo Phật ở Footscray và ngồi quanh quan tài của bà.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Λίγες μέρες αργότερα, πήγαμε σε ένα βουδιστικό ναό στο Φούτσκρεϊ και καθίσαμε γύρω από το φέρετρό της.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.А за кілька днів ми сиділи біля бабусиної труни у буддійському храмі у передмісті Футскрей.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Няколко дни след това ние отидохме в будистки храм във Футскрей и седнахме около ковчега й.
Bir simyacı, insan dönüşümü tabusuna uymazsa, gerçeğin kapısını aralarlar.Cuando un alquimista comete el tabú de la transmutación humana acaba abriendo la puerta de la verdad.
Bir simyacı, insan dönüşümü tabusuna uymazsa, gerçeğin kapısını aralarlar.Kiedy alchemik łamie tabu transmutacji człowieka, otwiera w rezultacie wrota prawdy.
Bir simyacı, insan dönüşümü tabusuna uymazsa, gerçeğin kapısını aralarlar.Kun alkemisti rikkoo ihmisen transmutaation tabun- -portti totuuteen aukeaa.
Bir simyacı, insan dönüşümü tabusuna uymazsa, gerçeğin kapısını aralarlar.Når alkymister gennemfører en menneskelig transmutation, - - så åbner de sandhedens dør.
Bir simyacı, insan dönüşümü tabusuna uymazsa, gerçeğin kapısını aralarlar.När en alkemist genomför en mänsklig transmutation- -så öppnar de sanningens dörr.
Bir simyacı, insan dönüşümü tabusuna uymazsa, gerçeğin kapısını aralarlar.Quando um alquimista comete o tabu da transmutação humana, acaba por abrir a porta da verdade.
Bir simyacı, insan dönüşümü tabusuna uymazsa, gerçeğin kapısını aralarlar.Quando un alchimista infrange il tabù della trasmutazione umana, finisce per aprire il cancello della verità.
Bir simyacı, insan dönüşümü tabusuna uymazsa, gerçeğin kapısını aralarlar.Όταν τολμά ένας αλχημιστής την ανθρώπινη μεταστοιχείωση καταλήγει να ανοίγει την πύλη της αλήθειας.
Bir simyacı, insan dönüşümü tabusuna uymazsa, gerçeğin kapısını aralarlar.Когда алхимик нарушает запрет на трансмутацию человека, он открывает врата истины.
Bir simyacının en büyük tabusunu!¡el mayor tabú de la alquimia!
Bir simyacının en büyük tabusunu!En alkemists största tabu.
Bir simyacının en büyük tabusunu!- en alkymists største tabu.
Bir simyacının en büyük tabusunu!Se on alkemistien suurin tabu.

İlgili Sayfalar