Ana içeriğe geç
Sözlük

tabu ile cümle

tabu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
Bir başka tabuyu daha devirdik, yaşamımızda.אנחנו הפרנו עוד טאבו בחיים שלנו.
Bir başka tabuyu daha devirdik, yaşamımızda.لقد كسرنا " تابو " آخر .. في حياتنا ..
Bir başka tabuyu daha devirdik, yaşamımızda.犯しました おまけのタブーです
Birçoğu 1998'deki isyanın konuşulacak bir tabu olduğunu söyledi.Beaucoup ont dit que le soulèvement de 1998 est un sujet tabou.
Birçoğu 1998'deki isyanın konuşulacak bir tabu olduğunu söyledi.Molti hanno detto che la rivolta del 1998 è qualcosa di cui non si parla, è un tabù.
Birçoğu 1998'deki isyanın konuşulacak bir tabu olduğunu söyledi.Muchos dijeron que el disturbio de 1998 es un tema tabú. Sigue siendo un tema delicado.
Birçoğu 1998'deki isyanın konuşulacak bir tabu olduğunu söyledi.Muitos disseram que a revolta de 1998 é uma espécie de tabu.
Birçoğu 1998'deki isyanın konuşulacak bir tabu olduğunu söyledi.Wielu twierdzi że zamieszki z 1998 roku to temat tabu.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Alcuni giorni dopo siamo andati in un tempio buddista a Footscray e ci siamo sedute accanto alla sua bara.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Beberapa hari kemudian, kami pergi ke sebuah kuil Budha di Footscray dan duduk di sekitar peti matinya.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Días más tarde, fuimos a un templo budista en Footscray y nos sentamos alrededor de su ataúd.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.După câteva zile, am mers la un templu budist din Footscray şi am stat pe lângă sicriu.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Ein paar Tage später gingen wir in einen Buddhistischen Tempel in Footscray und saßen um ihren Sarg.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Enkele dagen later gingen we naar een Boeddhistische tempel in Footscray en zaten bij haar kist.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Kilka dni później poszłyśmy do świątyni buddyjskiej w Footscray i usiadłyśmy obok jej trumny.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Néhány nap múlva együtt elmentünk egy buddhista templomba Footscray-ben, és körülültük a koprorsóját.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Nekaj dni kasneje smo šle v budistični tempelj v Footscrayju in sedele ob njeni krsti.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.O pár dní neskôr sme šli do budhistického chrámu vo Footscray a posadali si okolo jej rakvy.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Pár dní poté jsme se vydaly do budhistického chrámu ve Footscray a sedly si vedle její rakve.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Passados alguns dias fomos a um templo Budista em Footscray e sentamo-nos ao redor do seu caixão.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Vài ngày sau, chúng tôi đến một ngôi chùa đạo Phật ở Footscray và ngồi quanh quan tài của bà.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Λίγες μέρες αργότερα, πήγαμε σε ένα βουδιστικό ναό στο Φούτσκρεϊ και καθίσαμε γύρω από το φέρετρό της.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.А за кілька днів ми сиділи біля бабусиної труни у буддійському храмі у передмісті Футскрей.
Birkaç gün sonra, Footscary'deki bir Budist tapınağına gittik ve tabutunun çevresine oturduk.Няколко дни след това ние отидохме в будистки храм във Футскрей и седнахме около ковчега й.
Bir simyacı, insan dönüşümü tabusuna uymazsa, gerçeğin kapısını aralarlar.Cuando un alquimista comete el tabú de la transmutación humana acaba abriendo la puerta de la verdad.
Bir simyacı, insan dönüşümü tabusuna uymazsa, gerçeğin kapısını aralarlar.Kiedy alchemik łamie tabu transmutacji człowieka, otwiera w rezultacie wrota prawdy.
Bir simyacı, insan dönüşümü tabusuna uymazsa, gerçeğin kapısını aralarlar.Kun alkemisti rikkoo ihmisen transmutaation tabun- -portti totuuteen aukeaa.
Bir simyacı, insan dönüşümü tabusuna uymazsa, gerçeğin kapısını aralarlar.Når alkymister gennemfører en menneskelig transmutation, - - så åbner de sandhedens dør.
Bir simyacı, insan dönüşümü tabusuna uymazsa, gerçeğin kapısını aralarlar.När en alkemist genomför en mänsklig transmutation- -så öppnar de sanningens dörr.
Bir simyacı, insan dönüşümü tabusuna uymazsa, gerçeğin kapısını aralarlar.Quando um alquimista comete o tabu da transmutação humana, acaba por abrir a porta da verdade.
Bir simyacı, insan dönüşümü tabusuna uymazsa, gerçeğin kapısını aralarlar.Quando un alchimista infrange il tabù della trasmutazione umana, finisce per aprire il cancello della verità.
Bir simyacı, insan dönüşümü tabusuna uymazsa, gerçeğin kapısını aralarlar.Όταν τολμά ένας αλχημιστής την ανθρώπινη μεταστοιχείωση καταλήγει να ανοίγει την πύλη της αλήθειας.
Bir simyacı, insan dönüşümü tabusuna uymazsa, gerçeğin kapısını aralarlar.Когда алхимик нарушает запрет на трансмутацию человека, он открывает врата истины.
Bir simyacının en büyük tabusunu!¡el mayor tabú de la alquimia!
Bir simyacının en büyük tabusunu!En alkemists största tabu.
Bir simyacının en büyük tabusunu!- en alkymists største tabu.
Bir simyacının en büyük tabusunu!Se on alkemistien suurin tabu.
Böylece taburcu kağıtlarını imzaladım, ve bir ambülans geldi, onu evine götürmek için acil personeli geldi.Así fue que firmé el alta, y la ambulancia junto con los paramédicos la llevaron a su casa.
Böylece taburcu kağıtlarını imzaladım, ve bir ambülans geldi, onu evine götürmek için acil personeli geldi.Assim, assinei os papéis da alta e uma ambulância veio e os paramédicos levaram-se para casa.
Böylece taburcu kağıtlarını imzaladım, ve bir ambülans geldi, onu evine götürmek için acil personeli geldi.A tak som podpísal prepúšťaciu správu, došla sanitka a odviezla ju domov.
Böylece taburcu kağıtlarını imzaladım, ve bir ambülans geldi, onu evine götürmek için acil personeli geldi.Donc j'ai signé les formulaires, et une ambulance est arrivée, et les ambulanciers sont venus la chercher.
Böylece taburcu kağıtlarını imzaladım, ve bir ambülans geldi, onu evine götürmek için acil personeli geldi.Dus ik tekende de ontslagpapieren, en de ambulance kwam om haar naar huis te brengen.
Böylece taburcu kağıtlarını imzaladım, ve bir ambülans geldi, onu evine götürmek için acil personeli geldi.그래서 전 퇴원 허가서에 서명을 했고 구급차가 와서 응급구조요원들이 그녀를 집으로 데려다 줬죠.
Böylece taburcu kağıtlarını imzaladım, ve bir ambülans geldi, onu evine götürmek için acil personeli geldi.Podpisałem więc wypis ze szpitala i podjechała karetka z sanitariuszami, by zabrać ją do domu.
Böylece taburcu kağıtlarını imzaladım, ve bir ambülans geldi, onu evine götürmek için acil personeli geldi.Tak jsem podepsal propouštěcí formuláře, a sanitka přijela, a odvezli ji domů.
Böylece taburcu kağıtlarını imzaladım, ve bir ambülans geldi, onu evine götürmek için acil personeli geldi.Thế là tôi kí giấy tờ xuất viện, và xe cứu thương tới, y sĩ đưa bà về nhà.
Böylece taburcu kağıtlarını imzaladım, ve bir ambülans geldi, onu evine götürmek için acil personeli geldi.Οπότε υπέγραψα το εξιτήριο, και ήρθε ένα νοσοκομειακό όχημα με τους τραυματιοφορείς να την πάνε σπίτι.
Böylece taburcu kağıtlarını imzaladım, ve bir ambülans geldi, onu evine götürmek için acil personeli geldi.Подписах документите за изписване, линейката дойде и парамедиците я отведоха в къщи.
Böylece taburcu kağıtlarını imzaladım, ve bir ambülans geldi, onu evine götürmek için acil personeli geldi.Я виписав її, приїхала швидка і парамедики забрали її додому.
Böylece taburcu kağıtlarını imzaladım, ve bir ambülans geldi, onu evine götürmek için acil personeli geldi.Я подписал бумаги о выписке, приехала скорая, и медицинские работники увезли её домой.
Böylece taburcu kağıtlarını imzaladım, ve bir ambülans geldi, onu evine götürmek için acil personeli geldi.אז חתמתי על מסמכי השיחרור, הגיע אמבולנס, באו פרמדיקים כדי לקחתה הביתה.
Böylece taburcu kağıtlarını imzaladım, ve bir ambülans geldi, onu evine götürmek için acil personeli geldi.بهذا قمت بتوقيع اوراق الخروج, وجاءت سيارت الاسعاف, المسعفين واخذوها لمنزلها.
Böylece taburcu kağıtlarını imzaladım, ve bir ambülans geldi, onu evine götürmek için acil personeli geldi.救急車が着くと 救急隊員が来て彼女を帰しました 私は病棟の仕事に戻りました
Bu bonus tabuIni adalah pantangan bonus.
Bu bonus tabu그리고 이것은 보너스 금기사항입니다.
Bu bonus tabuA to je bonusové tabu.
Bu bonus tabuAV:私たちは一緒に働いてはいけない 特に3人の子持ちでは
Bu bonus tabuC'est un tabou bonus.
Bu bonus tabuDas ist ein Bonus-Tabu.
Bu bonus tabuDit is een bonustaboe.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod