tabu ile cümle
tabu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Ancak sonrasında Ulusal Meclis oraya bazı taburlar gönderdi.そうすると、事態はやっかいなことになる。
Anlıyorum. Tabuyu çignedin, degil mi?Już rozumiem.
Aradaki buzları çözüyordu, bir tabunun üstesinden geliyordu, ve bence bu da tasarımın yapabileceği birşey.Ça brisait la glace, ça surmontait un stigmate, et je pense que c'est aussi ce que le design peut faire.
Aradaki buzları çözüyordu, bir tabunun üstesinden geliyordu, ve bence bu da tasarımın yapabileceği birşey.Era romper el hielo, era superar un estigma, y pienso que eso es algo que el diseño puede hacer.
Aradaki buzları çözüyordu, bir tabunun üstesinden geliyordu, ve bence bu da tasarımın yapabileceği birşey.E' stato un rompere il ghiaccio, superare uno stigma sociale, e credo che il design possa fare anche questo.
Aradaki buzları çözüyordu, bir tabunun üstesinden geliyordu, ve bence bu da tasarımın yapabileceği birşey.덕분에 좌중은 입을 열었죠. 부끄러움을 넘어서는 것 이것도 디자인이 할 수 있는 일이라고 생각해요.
Aradaki buzları çözüyordu, bir tabunun üstesinden geliyordu, ve bence bu da tasarımın yapabileceği birşey.Nó đã phá tan tảng băng, nó đã vượt qua sự mặc cảm, và tôi nghĩ đó cũng là điều mà thiết kế có thể làm.
Aradaki buzları çözüyordu, bir tabunun üstesinden geliyordu, ve bence bu da tasarımın yapabileceği birşey.To przełamało lody, pokonało przepaść. Uważam, że to właśnie potrafi design.
Aradaki buzları çözüyordu, bir tabunun üstesinden geliyordu, ve bence bu da tasarımın yapabileceği birşey.Крига скресла, сором був подоланий і, я думаю, це теж заслуга дизайну.
Aradaki buzları çözüyordu, bir tabunun üstesinden geliyordu, ve bence bu da tasarımın yapabileceği birşey.Лед был сломан, стыд был преодолен и, я думаю, это тоже заслуга дизайна.
Aradaki buzları çözüyordu, bir tabunun üstesinden geliyordu, ve bence bu da tasarımın yapabileceği birşey.זה שבר את הקרח, זה היה להתגבר על סטיגמה, ולדעתי גם זה משהו שהעיצוב יכול לעשות.
Aradaki buzları çözüyordu, bir tabunun üstesinden geliyordu, ve bence bu da tasarımın yapabileceği birşey.كانت بمثابة كسر للحواجز، لدفع الخجل، وايضاً امكانية التصميم لايصال الفكره.
Aradaki buzları çözüyordu, bir tabunun üstesinden geliyordu, ve bence bu da tasarımın yapabileceği birşey.解き放てることも デザインがなしうることなのです
Askerler İsayı, Pretorium denilen vali konağına götürüp bütün taburu topladılar.Allora i soldati lo condussero dentro il cortile, cioè nel pretorio, e convocarono tutta la coorte
Askerler İsayı, Pretorium denilen vali konağına götürüp bütün taburu topladılar.A vitézek pedig elvivék õt az udvar belsõ részébe, a mi az õrház; és összehívák az egész csapatot.
Askerler İsayı, Pretorium denilen vali konağına götürüp bütün taburu topladılar.A vojaci ho odviedli do vnútra do nádvoria, ktoré je prätórium, a svolali celú čatu.
Askerler İsayı, Pretorium denilen vali konağına götürüp bütün taburu topladılar.Die Kriegsknechte aber führten ihn hinein in das Richthaus und riefen zusammen die ganze Schar
Askerler İsayı, Pretorium denilen vali konağına götürüp bütün taburu topladılar.Entonces los soldados le llevaron dentro del atrio, que es el Pretorio, y convocaron a toda la compañía
Askerler İsayı, Pretorium denilen vali konağına götürüp bütün taburu topladılar.In vojaki ga odpeljejo noter na dvor, to je v sodno palačo, in skličejo vso trumo.
Askerler İsayı, Pretorium denilen vali konağına götürüp bütün taburu topladılar.군병들이 예수를 끌고 브라이도리온이라는 뜰 안으로 들어가서 온 군대를 모으고
Askerler İsayı, Pretorium denilen vali konağına götürüp bütün taburu topladılar.Lecz żołnierze wprowadzili go do dworu, to jest do ratusza, i zwołali wszystkiej roty.
Askerler İsayı, Pretorium denilen vali konağına götürüp bütün taburu topladılar.Lính điệu Ðức Chúa Jêsus vào sân trong, tức là trong chỗ trường án; và nhóm cả cơ binh lại đó.
Askerler İsayı, Pretorium denilen vali konağına götürüp bütün taburu topladılar.Lính điệu Ðức_Chúa_Jêsus vào sân trong , tức_là trong chỗ trường án ; và nhóm cả cơ binh lại đó .
Askerler İsayı, Pretorium denilen vali konağına götürüp bütün taburu topladılar.Men Stridsmændene førte ham ind i Gården, det vil sige Borgen, og de sammenkalde hele Vagtafdelingen.
Askerler İsayı, Pretorium denilen vali konağına götürüp bütün taburu topladılar.Niin sotamiehet veivät hänet sisälle linnaan, se on palatsiin, ja kutsuivat siihen koko sotilasjoukon.
Askerler İsayı, Pretorium denilen vali konağına götürüp bütün taburu topladılar.Och krigsmännen förde honom in i palatset, eller pretoriet, och kallade tillhopa hela den romerska vakten.
Askerler İsayı, Pretorium denilen vali konağına götürüp bütün taburu topladılar.Og stridsmennene førte ham bort, inn i gården, det er borgen, og kalte hele vakten sammen,
Askerler İsayı, Pretorium denilen vali konağına götürüp bütün taburu topladılar.Os soldados, pois, levaram-no para dentro, ao pátio, que é o pretório, e convocaram toda a coorte;
Askerler İsayı, Pretorium denilen vali konağına götürüp bütün taburu topladılar.Ostaşii au adus pe Isus în curte, adică în palat, şi au adunat toată ceata ostaşilor.
Askerler İsayı, Pretorium denilen vali konağına götürüp bütün taburu topladılar.Zij namen Hem mee naar de binnenplaats van de burcht en riepen het hele bataljon bijeen.
Askerler İsayı, Pretorium denilen vali konağına götürüp bütün taburu topladılar.Žoldnéři pak uvedli jej vnitř do síně, do radného domu, a svolali všecku sběř.
Askerler İsayı, Pretorium denilen vali konağına götürüp bütün taburu topladılar.А воины отвели Его внутрь двора, то есть в преторию, и собрали весь полк,
Askerler İsayı, Pretorium denilen vali konağına götürüp bütün taburu topladılar.Воїни ж повели Його в середину двору, чи то в Претор, і скликали всю роту.
Askerler İsayı, Pretorium denilen vali konağına götürüp bütün taburu topladılar.Тогава Пилат, като искаше да угоди на народа, пусна им Варава, а Исуса би и Го предаде на разпятие.
Askerler İsayı, Pretorium denilen vali konağına götürüp bütün taburu topladılar.ויוליכהו אנשי הצלב אל החצר הפנימית הוא בית המשפט ויזעיקו את כל הגדוד׃
Askerler İsayı, Pretorium denilen vali konağına götürüp bütün taburu topladılar.فمضى به العسكر الى داخل الدار التي هي دار الولاية وجمعوا كل الكتيبة.
Askerler İsayı, Pretorium denilen vali konağına götürüp bütün taburu topladılar.兵 丁 把 耶 穌 帶 進 衙 門 院 裡 . 叫 齊 了 全 營 的 兵
Askerler İsayı, Pretorium denilen vali konağına götürüp bütün taburu topladılar.兵丁 把 耶穌帶進 衙門 院裡 . 叫齊 了 全營 的 兵
AV: Üç çocuğun varken aynı işte çalışmamalısın, tabusu ki biz bunu yapıyoruz.Krátky bonus pre vás, a to, že by sme nemali pracovať spolu, hlavne keď máme tri deti -- a pracujeme.
AV: Üç çocuğun varken aynı işte çalışmamalısın, tabusu ki biz bunu yapıyoruz.Бързо бонус табу за вас, че ние не трябва да работим заедно, най-вече с трите си деца -- но ние го правим.
AV: Üç çocuğun varken aynı işte çalışmamalısın, tabusu ki biz bunu yapıyoruz.Ось воно: нам не слід було б працювати разом, та ще й маючи трьох дітей, але ми працюємо.
Babam bugün hastaneden taburcu oluyor. bu sebeple eve gidip yemeği ailecek yemek durumundayım.Astazi tata este externat din spital. Trebuie sa merg acasa si sa iau cina cu familia.
Babam bugün hastaneden taburcu oluyor. bu sebeple eve gidip yemeği ailecek yemek durumundayım.Aujourd'hui, mon père sort de l'hôpital, donc je dois rentrer manger à la maison.
Babam bugün hastaneden taburcu oluyor. bu sebeple eve gidip yemeği ailecek yemek durumundayım.Danes bodo odpustili mojega očeta iz bolnišnice, zato se moram vrniti domov in tam večerjati.
Babam bugün hastaneden taburcu oluyor. bu sebeple eve gidip yemeği ailecek yemek durumundayım. Demek öyle?Dzisiaj mój tata jest wypisywany ze szpitala więc muszę wracac do domu, tam zjem ze wszystkimi ah, naprawdę?
Babam bugün hastaneden taburcu oluyor. bu sebeple eve gidip yemeği ailecek yemek durumundayım.Hari ini Ayah saya keluar dari rumah sakit. Jadi saya ingin pulang dan makan malam di rumah.
Babam bugün hastaneden taburcu oluyor. bu sebeple eve gidip yemeği ailecek yemek durumundayım.Hôm nay là ngày ba cháu xuất viện, vì thế cháu phải về nhà dùng cơm tối.
Babam bugün hastaneden taburcu oluyor. bu sebeple eve gidip yemeği ailecek yemek durumundayım.Idag så skrivs min pappa ut från sjukhuset, så jag behöver gå hem å äta middag hemma.
Babam bugün hastaneden taburcu oluyor. bu sebeple eve gidip yemeği ailecek yemek durumundayım.Questo è il giorno in cui mio padre esce dall'ospedale, quindi devo andare a casa e mangiare.
Babam bugün hastaneden taburcu oluyor. bu sebeple eve gidip yemeği ailecek yemek durumundayım.Vandaag is de dag dat mijn vader wordt ontslagen van het ziekenhuis. Dus moet ik naar huis en thuis eten.
Babam bugün hastaneden taburcu oluyor. bu sebeple eve gidip yemeği ailecek yemek durumundayım.Σήμερα είναι η μέρα που βγαίνει ο πατέρας απ'το νοσοκομείο, γι'αυτό πρέπει να πάω σπίτι και να δειπνήσω εκεί.
Babam bugün hastaneden taburcu oluyor. bu sebeple eve gidip yemeği ailecek yemek durumundayım.Сегодня мой отец выписался из больницы, так что мне нужно идти домой и пообедать там.
Babam bugün hastaneden taburcu oluyor. bu sebeple eve gidip yemeği ailecek yemek durumundayım.,היום זה היום שאבא שלי משתחרר מהעבודה .אז אני צריך לחזור הביתה ולאכול ארוחת ערב בבית
Babam bugün hastaneden taburcu oluyor. bu sebeple eve gidip yemeği ailecek yemek durumundayım.اليوم هو يوم خروج والدي من المشفى لذلك يجب على الذهاب للمنزل وتناول العشاء فيه
Babam bugün hastaneden taburcu oluyor. bu sebeple eve gidip yemeği ailecek yemek durumundayım.家で食事する事になってるんです そうか
Ben Muhafız Taburundan Gamelon.Al habla Gamelan, del batallón soberano.
Ben Muhafız Taburundan Gamelon. Ana kapıdayız.Täällä Gamelan, olemme pääportilla.
Ben Muhafız Taburundan Gamelon.Det er Gribelan.
Ben Muhafız Taburundan Gamelon.Det här är Gamelan.
Ben Muhafız Taburundan Gamelon.Fala Gamelan, do Batalhão Sovereign.