Ana içeriğe geç
Sözlük

tabu ile cümle

tabu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Hem "kutsal" hem "kirlenmiş" şeyler tabu olabilirler.Sageli võivad sõnad "adept" ja "pühitsetu" olla sünonüümid.
1908 Haziranında Binbaşı rütbesiyle 17. Nizamiye Alayının 3. Tabur komutanı oldu.Aastal 1708 sai ta 3. jalaväediviisi ülemaks.
Tümen emrinde ayrıca iki topçu taburu vardır.Pataljoni koosseisus on: staap, suurtükiväekool kaks patareid.
Tabur Leningrad'a ulaştı ve hemen savaş için konuşlandırıldı.Derrida võeti sõjaväkke ja saadeti Alžeeriasse, kus käis sõda.
1793'e gelindiğinde Landes gönüllüleri 4e tabur komutanı oldu.1799 alanud Prantsusmaa-vastaste sõdade ajal määrati ta riigipiire kaitsva 4. armee juhatajaks.
ABD'de her sene yaklaşık 185.000 kişi hastaneden ampütasyonla ilişkili rahatsızlıkla taburcu oluyor.현재 미국에선 매년 약 185,000 절단과 관련된 환자들이 퇴원합니다.
ABD'de her sene yaklaşık 185.000 kişi hastaneden ampütasyonla ilişkili rahatsızlıkla taburcu oluyor.Bien, hay aproximadamente 185 000 altas hospitalarias relacionadas a amputaciones cada año en Estados Unidos.
ABD'de her sene yaklaşık 185.000 kişi hastaneden ampütasyonla ilişkili rahatsızlıkla taburcu oluyor.Es gibt jährlich etwa 185.000 Amputationen in Verbindung mit Krankenhausentlassungen in den USA.
ABD'de her sene yaklaşık 185.000 kişi hastaneden ampütasyonla ilişkili rahatsızlıkla taburcu oluyor.Mỗi năm ở Mĩ có khoảng 185,000 ca xuất viện liên quan đến cắt bỏ các chi của cơ thể.
ABD'de her sene yaklaşık 185.000 kişi hastaneden ampütasyonla ilişkili rahatsızlıkla taburcu oluyor.Ora, ci sono approssimativamente 185 000 dimissioni ospedaliere per amputazione ogni anno negli Stati Uniti.
ABD'de her sene yaklaşık 185.000 kişi hastaneden ampütasyonla ilişkili rahatsızlıkla taburcu oluyor.Sunt aproximativ 185.000 de amputări în spitale în fiecare an in SUA.
ABD'de her sene yaklaşık 185.000 kişi hastaneden ampütasyonla ilişkili rahatsızlıkla taburcu oluyor.V súčasnosti sa v nemocniciach v USA ročne vykoná asi 185 000 úkonov súvisiacich s amputáciou.
ABD'de her sene yaklaşık 185.000 kişi hastaneden ampütasyonla ilişkili rahatsızlıkla taburcu oluyor.V ZDA opravijo približno 185,000 amputacij na leto.
ABD'de her sene yaklaşık 185.000 kişi hastaneden ampütasyonla ilişkili rahatsızlıkla taburcu oluyor.W USA przeprowadza się 185 tysięcy amputacji każdego roku.
ABD'de her sene yaklaşık 185.000 kişi hastaneden ampütasyonla ilişkili rahatsızlıkla taburcu oluyor.Γίνονται περίπου 185.000 εξιτήρια νοσοκομείου από ακρωτηριασμό κάθε χρόνο στις Η.Π.Α.
ABD'de her sene yaklaşık 185.000 kişi hastaneden ampütasyonla ilişkili rahatsızlıkla taburcu oluyor.Приблизительно 185 000 госпитализаций, связанных с ампутацией, проводятся в США каждый год.
ABD'de her sene yaklaşık 185.000 kişi hastaneden ampütasyonla ilişkili rahatsızlıkla taburcu oluyor.עכשיו, יש בערך 125,000 שחרורים מבתי חולים אחרי קטיעות כל שנה בארצות הברית.
ABD'de her sene yaklaşık 185.000 kişi hastaneden ampütasyonla ilişkili rahatsızlıkla taburcu oluyor.الآن، يوجد تقريباً 185.000 حالة بتر في المستشفيات كل عام في الولايات المتحدة.
ABD'de her sene yaklaşık 185.000 kişi hastaneden ampütasyonla ilişkili rahatsızlıkla taburcu oluyor.毎年手足を切断して 退院している これは事故や病気によるものだ
Ağır yaralı olarak gelmiş, ama Korgeneral Raven ziyaretine gelince hemen iyileşmiş ve taburcu edilmiş.Był ciężko ranny, ale po wizycie generała Ravena od razu wyzdrowiał i został wypisany.
Ağır yaralı olarak gelmiş, ama Korgeneral Raven ziyaretine gelince hemen iyileşmiş ve taburcu edilmiş.Han blev indlagt med kvæstelser, men efter Ravens besøg - - kom han sig straks.
Ağır yaralı olarak gelmiş, ama Korgeneral Raven ziyaretine gelince hemen iyileşmiş ve taburcu edilmiş.Han las in med svåra skador men efter Ravens besök- -återhämtade han sig direkt.
Ağır yaralı olarak gelmiş, ama Korgeneral Raven ziyaretine gelince hemen iyileşmiş ve taburcu edilmiş.Kimblee oli loukkaantunut, mutta kun Raven kävi- -hän toipui heti ja pääsi pois.
Ağır yaralı olarak gelmiş, ama Korgeneral Raven ziyaretine gelince hemen iyileşmiş ve taburcu edilmiş.Εισήχθη με σοβαρά τραύματα, αλλά μετά την επίσκεψη του Ρέιβεν, ανέρρωσε αμέσως και πήρε εξιτήριο.
Ağır yaralı olarak gelmiş, ama Korgeneral Raven ziyaretine gelince hemen iyileşmiş ve taburcu edilmiş.Она сказала, он был тяжело ранен, но после посещения генерала Рейвена он сразу поправился, и его выписали.
Ancak sonrasında Ulusal Meclis oraya bazı taburlar gönderdi.Aber dann sandte die Nationalversammlung einige Truppen.
Ancak sonrasında Ulusal Meclis oraya bazı taburlar gönderdi.Ale poté vyslalo Národní shromáždění vojenské jednotky.
Ancak sonrasında Ulusal Meclis oraya bazı taburlar gönderdi.Ale wtedy, Zgromadzenie Narodowe wysłało oddziały żołnierzy.
Ancak sonrasında Ulusal Meclis oraya bazı taburlar gönderdi.Dar apoi, Adunarea Nationala a trimis trupe de soldati.
Ancak sonrasında Ulusal Meclis oraya bazı taburlar gönderdi. İşler çirkinleşti.Pero entonces, la asamblea nacional mandó algunas tropas y las cosas se pusieron feas
Ancak sonrasında Ulusal Meclis oraya bazı taburlar gönderdi. İşler çirkinleşti.Но тогава Националното събрание изпраща войска и нещата загрубяват.
Ancak sonrasında Ulusal Meclis oraya bazı taburlar gönderdi.그런데 그 때 프랑스 국민 의회가 몇 몇 군대를 보내왔습니다
Ancak sonrasında Ulusal Meclis oraya bazı taburlar gönderdi.Mais alors, l'Assemblée nationale a envoyé des troupes et les choses ont très mal tourné.
Ancak sonrasında Ulusal Meclis oraya bazı taburlar gönderdi.Ma poi, l'Assemblea Nazionale ha mandato delle truppe.
Ancak sonrasında Ulusal Meclis oraya bazı taburlar gönderdi.Mas, em seguida, a Assembleia Nacional enviou algumas tropas.
Ancak sonrasında Ulusal Meclis oraya bazı taburlar gönderdi.Але тоді, Національна Асамблея послала воїнів.
Ancak sonrasında Ulusal Meclis oraya bazı taburlar gönderdi.و لكن وقتها أرسلت الجمعية القومية بعض الجيوش.
Ancak sonrasında Ulusal Meclis oraya bazı taburlar gönderdi.そうすると、事態はやっかいなことになる。
Anlıyorum. Tabuyu çignedin, degil mi?Już rozumiem.
Aradaki buzları çözüyordu, bir tabunun üstesinden geliyordu, ve bence bu da tasarımın yapabileceği birşey.Ça brisait la glace, ça surmontait un stigmate, et je pense que c'est aussi ce que le design peut faire.
Aradaki buzları çözüyordu, bir tabunun üstesinden geliyordu, ve bence bu da tasarımın yapabileceği birşey.Era romper el hielo, era superar un estigma, y pienso que eso es algo que el diseño puede hacer.
Aradaki buzları çözüyordu, bir tabunun üstesinden geliyordu, ve bence bu da tasarımın yapabileceği birşey.E' stato un rompere il ghiaccio, superare uno stigma sociale, e credo che il design possa fare anche questo.
Aradaki buzları çözüyordu, bir tabunun üstesinden geliyordu, ve bence bu da tasarımın yapabileceği birşey.덕분에 좌중은 입을 열었죠. 부끄러움을 넘어서는 것 이것도 디자인이 할 수 있는 일이라고 생각해요.
Aradaki buzları çözüyordu, bir tabunun üstesinden geliyordu, ve bence bu da tasarımın yapabileceği birşey.Nó đã phá tan tảng băng, nó đã vượt qua sự mặc cảm, và tôi nghĩ đó cũng là điều mà thiết kế có thể làm.
Aradaki buzları çözüyordu, bir tabunun üstesinden geliyordu, ve bence bu da tasarımın yapabileceği birşey.To przełamało lody, pokonało przepaść. Uważam, że to właśnie potrafi design.
Aradaki buzları çözüyordu, bir tabunun üstesinden geliyordu, ve bence bu da tasarımın yapabileceği birşey.Крига скресла, сором був подоланий і, я думаю, це теж заслуга дизайну.
Aradaki buzları çözüyordu, bir tabunun üstesinden geliyordu, ve bence bu da tasarımın yapabileceği birşey.Лед был сломан, стыд был преодолен и, я думаю, это тоже заслуга дизайна.
Aradaki buzları çözüyordu, bir tabunun üstesinden geliyordu, ve bence bu da tasarımın yapabileceği birşey.זה שבר את הקרח, זה היה להתגבר על סטיגמה, ולדעתי גם זה משהו שהעיצוב יכול לעשות.
Aradaki buzları çözüyordu, bir tabunun üstesinden geliyordu, ve bence bu da tasarımın yapabileceği birşey.كانت بمثابة كسر للحواجز، لدفع الخجل، وايضاً امكانية التصميم لايصال الفكره.
Aradaki buzları çözüyordu, bir tabunun üstesinden geliyordu, ve bence bu da tasarımın yapabileceği birşey.解き放てることも デザインがなしうることなのです
Askerler İsayı, Pretorium denilen vali konağına götürüp bütün taburu topladılar.Allora i soldati lo condussero dentro il cortile, cioè nel pretorio, e convocarono tutta la coorte
Askerler İsayı, Pretorium denilen vali konağına götürüp bütün taburu topladılar.A vitézek pedig elvivék õt az udvar belsõ részébe, a mi az õrház; és összehívák az egész csapatot.
Askerler İsayı, Pretorium denilen vali konağına götürüp bütün taburu topladılar.A vojaci ho odviedli do vnútra do nádvoria, ktoré je prätórium, a svolali celú čatu.
Askerler İsayı, Pretorium denilen vali konağına götürüp bütün taburu topladılar.Die Kriegsknechte aber führten ihn hinein in das Richthaus und riefen zusammen die ganze Schar
Askerler İsayı, Pretorium denilen vali konağına götürüp bütün taburu topladılar.Entonces los soldados le llevaron dentro del atrio, que es el Pretorio, y convocaron a toda la compañía
Askerler İsayı, Pretorium denilen vali konağına götürüp bütün taburu topladılar.In vojaki ga odpeljejo noter na dvor, to je v sodno palačo, in skličejo vso trumo.
Askerler İsayı, Pretorium denilen vali konağına götürüp bütün taburu topladılar.군병들이 예수를 끌고 브라이도리온이라는 뜰 안으로 들어가서 온 군대를 모으고
Askerler İsayı, Pretorium denilen vali konağına götürüp bütün taburu topladılar.Lecz żołnierze wprowadzili go do dworu, to jest do ratusza, i zwołali wszystkiej roty.
Askerler İsayı, Pretorium denilen vali konağına götürüp bütün taburu topladılar.Lính điệu Ðức Chúa Jêsus vào sân trong, tức là trong chỗ trường án; và nhóm cả cơ binh lại đó.
Askerler İsayı, Pretorium denilen vali konağına götürüp bütün taburu topladılar.Lính điệu Ðức_Chúa_Jêsus vào sân trong , tức_là trong chỗ trường án ; và nhóm cả cơ binh lại đó .
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod