Buna karşın ceza yargılamalarında davalı tabiri kullanılmaz.По време на обвинителните процеси полът на обвиняемите не е от значение.
The Muppet Show, Muppet tabir edilen kuklalar ekseninde geliştirilmiş olan bir televizyon şovudur.Мъпет шоу, известен тв сериал, използващ кукли разширите.
Bu biçimler heykelsiydi ve tabiri caizse oyunbazlardı.Той е гледал на сценария като абсолютния си шедьовър.
Çünkü Turan, bir tabir-i tarih değil; bir hakikat-ı ırkiyedir.Веер и Зара не е обикновена история – това е любовна легенда.
Hikayenin bazı yerlerinde bu kılıca atfen Kırılan Kılıç tabiri geçmektedir.Тези събития са разказани в книгата Заклетият меч.
Soğuk yaktı tabiri ile bu anlatılır.Исперих се характеризира като студена.
Bazı insanlar, kelimenin Svahili dilindeki Ka-dinga pepo tabirinden geldiğini düşünüyorlar.Някои хора смятат, че идва от фразата на суахили: Ka-dinga pepo.
Gerçek zamanlı strateji oyunları genellikle savaş oyunları için kullanılan bir tabirdir.Хек карта е дизайн за игри на дъска, обикновено използван за военни игри.
“Dang humması” tabiri 1828 sonrasına dek pek kullanılmıyordu.Izraz denga groznica opće je prihvaćen tek nakon 1828.
Fransa'da ise copropriété ya da "ortak mülkiyet" şeklinde tabir edilir.Sredstva za proizvodnju su ili u javnom vlasništvu, ili u vlasništvu radnika kooperativno.
Bagyo, Filipinlerde kasırga için kullanılan yerel bir tabirdir.Sibat je vrsta koplja, koja se koristila na Filipinima.
Bu tabirler asimetrik karşıtlık oluştururlar.Borg ih smatra nedostojnim asimilaciji.
Bazı tarihçiler ise yaşananlar için “Pekin Katliamı” tabirini kullanmaktadır.Medzi niektorými historikmi je udalosť označovaná ako Pekinský masaker.
"Drama" tabiri, oyunun tüm aksiyonunu tanımlamak için kullanılmıştır.Výraz dráma sa používal na označenie všetkých divadelných hier.
Tabir caiz ise, onlar bayramları dört gözle beklerler.Vigílie sú predvečernou prípravou na veľké sviatky.
“Dang humması” tabiri 1828 sonrasına dek pek kullanılmıyordu.Izraz mrzlica denga se je začel splošno uporabljati šele po letu 1828.
Oklokrasi (Yunanca: οχλοκρατία, okhlokratía; Latince: ochlocratia), ayak takımı yönetimi anlamına gelen tabir.Ohlokracija (iz grščine: οχλοκρατία - okhlokratía in latinščine: ochlocratia) je vladavina sodrge, drhali.
Yani diplomatik bir tabirle söylemek gerekirse.Pojmuje se kot diplomatska četrt.
Tabir, diğer gazeteciler arasında kısa süre yayıldı.Ši frazė greitai pasklido tarp kitų žurnalistų.
Aslen Japonca’da “Fullmetal” tabiri inatçı birini tanımlamak için kullanılır.Originalioje Japonų kalboje, terminas „Fullmetal“ yra naudojamas apibūdinti užsispyrusį žmogų.
Koordinat düzleminde "x" ekseni olarak tabir edilir.Löömise korral lisatakse malendi sihtvälja ette "x".
Eşik Bekçisi tabiri de kullanılır.Usukaitsjaid kasutatakse ka ennustamiseks.
Truva atı tabiri o kadar yaygınlaşır ki deyim olarak da kullanılmaya başlar.On proovitud tänapäeva hobustegi peal – töötab tõesti.
332'ye kadar devam etti. Tarihçilerin tabiriyle eşek kadar zaman diilimi.Tätä voidaan kutsua jo hiton pitkäksi ajaksi.
Ancak en çok bilinen bazı Japon medya kuruluşları bu tabiri doğrudan çevirmeyi tercih etmiştir.Sin embargo, muchos medios informativos de Japón optaron por una traduccion directa de la palabra.
Ancak en çok bilinen bazı Japon medya kuruluşları bu tabiri doğrudan çevirmeyi tercih etmiştir.Ωστόσο, μερικά μεγάλα ιαπωνικά μέσα ενημέρωσης επέλεξαν να χρησιμοποιήσουν μια άμεση μετάφραση της λέξης.
Ancak en çok bilinen bazı Japon medya kuruluşları bu tabiri doğrudan çevirmeyi tercih etmiştir.Однако некоторые крупные японские СМИ решились на прямой перевод этого слова.
Aslında Dünya, Buckminster Fuller'ın da meşhur tabiriyle bir uzay gemisi.C'est à dire le fait que la Terre, comme Buckminster Fuller l'a fameusement dit, est un vaisseau spatial :
Aslında Dünya, Buckminster Fuller'ın da meşhur tabiriyle bir uzay gemisi.To znamená pochopit, že Země je, jak Buckminster Fuller s oblibou tvrdil, "Kosmická loď.
Aslında Dünya, Buckminster Fuller'ın da meşhur tabiriyle bir uzay gemisi.حقيقة أن الأرض هي كما قال "بكمنستر فولر" عبارة عن سفينة فضاء
Ayak takımı tabiri ile, evet.En termes crus, oui.
Ayak takımı tabiri ile, evet.In un certo senso, si.
Ayak takımı tabiri ile, evet.Ja, so kann Mann es auch sagen.
Ayak takımı tabiri ile, evet.Να στο πω λιανά, ναι.
Ayak takımı tabiri ile, evet.Выражаясь вашим языком, да.
Ayak takımı tabiri ile, evet.あなたがでてるビデオも
Ben, onun kendinden bahsederken kullandığı bir tabirden çok etkilenmiştim.> Ich war sehr hingerissen von einer Aussage die er später über sich selbst traf.
Ben, onun kendinden bahsederken kullandığı bir tabirden çok etkilenmiştim. [otobiyografi yazarı]난 오히려 자신의 만들 것 이라고 그가 문에서 찍은 것입니다.
Ben, onun kendinden bahsederken kullandığı bir tabirden çok etkilenmiştim. [otobiyografi yazarı]Θα σταθώ σε μια δήλωση που έκανε για τον εαυτό του
Ben, onun kendinden bahsederken kullandığı bir tabirden çok etkilenmiştim. [otobiyografi yazarı]أفضل استخدام خطاب عنه
Biliyor olmalıyım çünkü gemilerde, onların tabiriyle ışık gemilerinde uzun süre vakit geçirdim.lŠÔ"Æ"n‹..."É"Î"µ"Ä "æ"è—Ï— "I"É A "±"ÌŽž"_"Å "Þ"ç"É—v‹ "³"ê"鈤"Ì—E‹C"ð"à"Á"Ä ƒT [ƒrƒX"ð"·"é"æ"¤"É"È"é"Ü"Å
Biliyor olmalıyım çünkü gemilerde, onların tabiriyle ışık gemilerinde uzun süre vakit geçirdim.Mein Name ist Linda Dillon, und ich kenne die galaktische Familie schon mein ganzes Leben lang.
Biliyor olmalıyım çünkü gemilerde, onların tabiriyle ışık gemilerinde uzun süre vakit geçirdim.Я должна знать, так как я провела много времени на борту кораблей, или световых кораблей, как они их называют.
Biliyor olmalıyım çünkü gemilerde, onların tabiriyle ışık gemilerinde uzun süre vakit geçirdim.,אני אמורה לדעת
"Bizler yıldız-tozlarıyız" tabiri şimdi çok daha anlaşılırdı.En d'autres mots, c'était assez évident selon ces descriptions que nous sommes des poussières d'étoiles.
"Bizler yıldız-tozlarıyız" tabiri şimdi çok daha anlaşılırdı.Jinými slovy z toho popisu jasně vyplývá, že jsme tvořeni hvězdným prachem.
"Bizler yıldız-tozlarıyız" tabiri şimdi çok daha anlaşılırdı.بكلمات أخرى كان واضحا من ذلك الوصف بأننا غبار نجميّ
Bu çalışma "yüksek tanımlı" tabir ettiğimiz o çizgiyi aşmadan mümkün olamadı.En het werkte niet totdat we de stap konden maken naar high definition.
Bu çalışma "yüksek tanımlı" tabir ettiğimiz o çizgiyi aşmadan mümkün olamadı.E tutto questo non poteva funzionare prima che potessimo varcare la soglia dell'alta-definizione.
Bu çalışma "yüksek tanımlı" tabir ettiğimiz o çizgiyi aşmadan mümkün olamadı.고밀도라 말하는 이 선을 넘은 후에야 작동을 했죠.
Bu çalışma "yüksek tanımlı" tabir ettiğimiz o çizgiyi aşmadan mümkün olamadı.Nó chỉ hoạt động đến khi ta đạt tới ngưỡng độ phân giải cao.
Bu çalışma "yüksek tanımlı" tabir ettiğimiz o çizgiyi aşmadan mümkün olamadı.Și nu a mers până când nu am putut să trecem de linia care zice definiție înaltă.
Bu çalışma "yüksek tanımlı" tabir ettiğimiz o çizgiyi aşmadan mümkün olamadı.To nie działałoby, gdybyśmy nie doszli do terminu "wysoka jakość".
Bu çalışma "yüksek tanımlı" tabir ettiğimiz o çizgiyi aşmadan mümkün olamadı.Und das ging einfach nicht, bis wir die Grenze zu High Definition überschritten hatten.
Bu çalışma "yüksek tanımlı" tabir ettiğimiz o çizgiyi aşmadan mümkün olamadı.Y esto no serviría de nada sin atravesar la línea de la alta definición.
Bu çalışma "yüksek tanımlı" tabir ettiğimiz o çizgiyi aşmadan mümkün olamadı.И това просто не работеше, докато не можахме да пресечем тази линия, наречена висока резолюция.
Bu çalışma "yüksek tanımlı" tabir ettiğimiz o çizgiyi aşmadan mümkün olamadı.Но ничего не работало, пока мы не дошли до высокого разрешения.
Bu çalışma "yüksek tanımlı" tabir ettiğimiz o çizgiyi aşmadan mümkün olamadı.וזה פשוט לא עבד עד אשר יכולנו לחצות קו ההפרדה הנקרא הפרדה גבוהה.
Bu çalışma "yüksek tanımlı" tabir ettiğimiz o çizgiyi aşmadan mümkün olamadı.و هذا الأمر لم ننجح فى القيام به إلا بعبورنا إلى عصر الـ هاى ديفينشن = المواصفات القياسية الفائقة
Bu çalışma "yüksek tanımlı" tabir ettiğimiz o çizgiyi aşmadan mümkün olamadı.私たちは「不気味の谷」と呼ばれるこのラインを超えることができました。