Ana içeriğe geç
Sözlük

tabiat ile cümle

tabiat kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Tabiat ruhu yansıtır.Màu trắng tượng trưng cho tinh thần.
Doğuştan gelme bir tabiattır." dedi.生まれつきの気質か?」と残している。
İsmi, Katolik ve Batı Avrupa ("Latin") tabiatından türemiştir.この名称の由来は帝国のカトリック教会並びに西欧の人々("ラテン人")の性質に由来する。
Thomas'ın tabiat tarihine olan ilgisini paylaşan eşi Mary, ona bu gezilerde eşlik etti.トーマスの妻は、自然史についての彼の興味を共有し、収集旅行にも同行した。
Yılkı, tabiatta serbest dolaşan yabani atlar.武平年間、通直散騎常侍に転じた。
(Tabiatın enerjiden meydana geldiği) görüşünü savunan ilk kişi odur.主われを愛すを初めて和訳した人物。
Tsagaan Şuvuut uul demektedir) tabiatı koruma alanı Uvs Nuurın Ay Sav Korusu içindedir.またアイテムの風ブエ(風ダイコ)を持っていると月の頭に甘え度(恐れ度)が上昇するようになる。
Merian sadece ressam değil, aynı zamanda bir tabiat araştırıcısıydı.凯恩斯不但是一个理论家,而且是一个实践家。
Yılkı, tabiatta serbest dolaşan yabani atlar.就加通直散骑常侍。
Fakat bu tabiat harikası yer halkın çok hoşuna gitmiş.我覺得人們會愛上這張專輯,老兄。
Bu denemelerin üslubu dolayısıyla aksi tabiatlı ve kızgın üsluplu bir yazar olma şöhreti kazandı.對於獲勝最醜,作者表示不會生氣。
İlave boyutlar Tabiatta dört uzayzaman boyutundan başka boyutlar var mıdır?여분 차원 우주에서 4차원 이상의 시공간이 존재하는가?
(Koro:"Bu güzel tabiat bu sen manzara bir daha saadet vermez bizler.."“설현 친언니 “난 기자, 넌 설현…다신 이렇게 만나지 말자ㅠㅠ””.
Yumuşak bir tabiata sahipti.굉장히 느긋한 성격을 지녔다.
Watson için, filmin tabiatının büyük kısmı üç ana karakterin arasındaki gerilimi olgunluğuyla yatıştırmasıdır.עבור אמה ווטסון, רוב ההומור של הסרט נבע מהמתח בין שלוש הדמויות המובילות ככל שהם התבגרו.
Çarmıhta, İsa'nın insani tabiatı gibi tanrısal tabiatı da acı çekmiştir.נשארה פתוחה השאלה כיצד הגיע הטבע האנושי אל ישו, בן האלוהים.
İnsani tabiatı ve Tanrı tabiatı tek bir kişilikte birleşirler fakat karışmazlar.כעת נשמתו וגופו של אל מתאחדים, אך לא בעולם האמיתי.
Merian sadece ressam değil, aynı zamanda bir tabiat araştırıcısıydı.מנטן לא הייתה רק מדענית אלא גם מוזיקאית וציירת.
Watson için, filmin tabiatının büyük kısmı üç ana karakterin arasındaki gerilimi olgunluğuyla yatıştırmasıdır.За Уотсън, голяма част от хумора във филма се ражда от напрежението между трите главни герои.
TiO2'nin tabiattaki en yaygın formudur.Това е най-често срещаната форма на TiO2 в природата.
Tabiatı kadar yemekleri de güzeldir.Вкусовите им качества са много добри.
Başkent Sofya’daki Ulusal Tabiat ve Matematik Lisesini Altın madalya ile tamamlar.Завършва със златен медал Националната природо-математическа гимназия в София.
Ksenonun tabiattaki varoluşu dokuz kararlı izotoptan ibarettir.Природният ксенон е смес от девет устойчиви изотопа.
Tabiat Başkurtistan topraklarına eşsiz bir güzellik armağan etmiştir.Природата е дарила Източните Родопи с необикновена красота.
Mesela cin, melek, şeytan, İhvan-ı Safâ'ya göre tabiat kuvvetlerinin (el-kuvvetu't-tabiiyye) sembolleridir.Boga i njegovih anđela i Sotone i njegovih palih anđela (koji su zbačeni na Zemlju i kušaju ljude na grijeh).
Tabiat Parkı yapılması için teklif edilmiştir.Lastovo je proglašeno Parkom prirode.
Toryum tabiatta uranyumdan yaklaşık üç kat daha fazla bulunur.Zalihe torija se procjenjuju tri puta većim od zaliha uranija.
Söz konusu ada, şimdiye kadar görülmemiş bir tabiat olayına sahiptir.Dnevnik.hr Do sada neviđena vrsta morske nemani
Bir tabiatta iki kişiliği barındırmaktadır.Društvo osoba osnivaju barem dvije osobe.
Bu bakımdan, kurulu iktidar, yaratılmış tabiattır, “natura naturata”dır.Substancia je príroda tvoriaca (natura naturans) stvorenú prírodu (natura naturata).
İnsani tabiatı ve Tanrı tabiatı tek bir kişilikte birleşirler fakat karışmazlar.Toto spojenie človeka a Boha ale neznamená splynutie v jedno bytie.
Tabiat açısından çok yönlüdür.Zaujíma sa o prírodu v najširšom rozsahu.
2006'da Alman Tabiat Bilgini Akademisi Leopoldina'ya üye oldu.V roku 1768 bol zvolený za člena Nemeckej akadémie vied - Leopoldina.
Watson için, filmin tabiatının büyük kısmı üç ana karakterin arasındaki gerilimi olgunluğuyla yatıştırmasıdır.Emma Watson je dejala, da se ji je najbolj smešna pri filmu zdela napetost med tremi glavnimi junaki.
Köyde "Dokuzkardeşler Çamı" Tabiat Anıtı Bulunmaktadır.V okolici naselja so kamnolomi »braškega« kamna.
Bu, kişinin fiziksel ve psikolojik tabiatının kaynağıdır.To je vpliv misli na psihično in fizično bitje človeka.
Ormanın içinde,tabiatın tam içinde bir yerdir.V gozdu je rastlin v izobilju.
Fakat bu tabiat harikası yer halkın çok hoşuna gitmiş.Takšen kralj bi bil dober, saj bi ga ljudstvo imelo zelo rado.
Diğer kötülük ruhları tekrar canlandırma çemberinin dışında dururlar ve sonsuza kadar tabiatta dolaşırlar.Jų kūnai bus atgaivinti amžinam tobulumui, sielos apvalytos ir vėl suvienytos su Dievu.
KÇD'lar, kaynaklarının tabiatından dolayı polarizedirler.Gravitatsioonilained on polariseerutud nende allika loomuse tõttu.
Bir tabiatta iki kişiliği barındırmaktadır.See tähendab, et ühes inimeses on kaks isiksust.
10 tanesi ise tabiat tarafından gelir, sen hiç bir şey yapamazsın.10 d'entre elles sont dues à la providence sur laquelle vous ne pouvez agir.
10 tanesi ise tabiat tarafından gelir, sen hiç bir şey yapamazsın.10-et a természet ád, ezekkel kapcsolatban nem tehetsz semmit.
10 tanesi ise tabiat tarafından gelir, sen hiç bir şey yapamazsın.10 je daných prírodou a ty nemôžeš urobiť nič.
10 tanesi ise tabiat tarafından gelir, sen hiç bir şey yapamazsın.10 je daných přírodou a ty nemůžeš udělat nic.
10 tanesi ise tabiat tarafından gelir, sen hiç bir şey yapamazsın.나머지 10은 여러분이 어쩔 수 없는 자연발생적인 것들입니다.
10 tanesi ise tabiat tarafından gelir, sen hiç bir şey yapamazsın.10 komen van de natuur, en daar kan je niets aan doen.
10 tanesi ise tabiat tarafından gelir, sen hiç bir şey yapamazsın.10 przysyła natura, z którymi nic nie można zrobić.
10 tanesi ise tabiat tarafından gelir, sen hiç bir şey yapamazsın.10 sind naturgegeben und du kannst nichts dagegen tun.
10 tanesi ise tabiat tarafından gelir, sen hiç bir şey yapamazsın.10 sono mandate dalla natura e non possiamo farci niente.
10 tanesi ise tabiat tarafından gelir, sen hiç bir şey yapamazsın.10 son producto de la naturaleza y no se puede hacer nada.
10 tanesi ise tabiat tarafından gelir, sen hiç bir şey yapamazsın.10 sunt trimise de natură, nu poţi face nimic în legătură cu ele.
10 tanesi ise tabiat tarafından gelir, sen hiç bir şey yapamazsın.10 sự việc còn lại là do khách quan, con không thể làm khác được.
10 tanesi ise tabiat tarafından gelir, sen hiç bir şey yapamazsın.10 είναι σταλμένα από τη φύση για τα οποία δεν μπορείς να κάνεις κάτι.
10 tanesi ise tabiat tarafından gelir, sen hiç bir şey yapamazsın.10 оставшихся - это то, что ты никак не можешь изменить.
10 tanesi ise tabiat tarafından gelir, sen hiç bir şey yapamazsın.10 послані природою, з цим нічого не вдієш.
10 tanesi ise tabiat tarafından gelir, sen hiç bir şey yapamazsın.As outras dez são enviadas pela natureza e podemos fazer nada com delas.
10 tanesi ise tabiat tarafından gelir, sen hiç bir şey yapamazsın.Десет са изпратени от природата, за които не можете да направите нищо.
10 tanesi ise tabiat tarafından gelir, sen hiç bir şey yapamazsın.עשרה נשלחו ע"י הטבע ואין לכם כל השפעה עליהם.
10 tanesi ise tabiat tarafından gelir, sen hiç bir şey yapamazsın.و أما الـ 10 فهي مقدرة ولا تستطيع أن تفعل أي شيء حيالها.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod