Orange Eros (turuncu / çikolata tabakalı) bir süredir de satıldı.Le breuvage Gibeau Orange Julep est maintenant vendu en magasin.
Tabakhane Deresi adı asıl bu kısma verilmektedir.Le titre de travail est Sink-o.
Günümüze ise bu kelime tabakhane olarak gelmiştir.Aux États-Unis, le terme est aujourd'hui considéré comme péjoratif.
Antarktika'nın %98'i buz tabakası ile kaplıdır.Elle est recouverte à 95% par les glaces.
Reklamda TARDIS bir buz tabakası üzerinde gösterilmiştir.Puis, la note du devoir de Bart est affiché au réfrigérateur.
Sitotrofoblast (ya da Langhans tabakası) trofoblastın iç kısmındaki tabakadır.La dysenterie (ou le typhus) fait des ravages dans les troupes.
Atlarını düşman okçularından korumak için atları tabakalı zırhlarla kaplıydı.Les chevaux étaient couverts d’une armure faite de lamelles pour les protéger des archers ennemis.
Bu yüzden, tabakala birbirlerinin üzerinde kolayca kayar.De plus, les sous-espèces s'hybrident facilement les unes avec les autres.
Vilayet tabakası onikidir.Le mouillage y est favorable.
Tabak: İçine yiyecek koymaya yarayan az derin kap.Il a une courte trompe, qui lui sert à attraper sa nourriture.
SLE kalbin tüm tabakalarında iltihaplanmaya neden olabilir.Il peut éveiller le Sohma noir en n'importe qui.
Tencere ve tabak getirmemizi istiyorlar.On servait du thé et de la pâte de coing.
Bu tabakadan aynı zamanda yüksek sanatsal mükemmeliğin pek çok örneği çıkarılmıştır.Comme ce dernier, il manifeste aussi de grands talents artistiques.
Ozon ile tepkimeye girerek, ozon tabakasındaki ozon ile reaksiyona girerek parçalanmasına neden olur.Le corona faisait réagir l’oxygène en le transformant en ozone.
Bu çeşitli parçalar daha sonra tek bir tabaka halinde gruplandırılır.Ces parutions ont été regroupées en un seul volume par la suite.
Tabakalarda tane boyutu bakından iki çeşit malzeme vardır.Il existe deux types de calcul d'un tel volume.
Kireç tabakalarına karışmış bol miktarda demir filizi toprağa kızıl bir renk verir.Ses roches contiennent d'importantes quantités de fer, donnant au sol sa couleur rouge caractéristique.
Mısır toplumu belirgin biçimde tabakalaşmış bir toplumdu ve sosyal statü kesin olarak katıydı.La société égyptienne est très stratifiée et le statut social de chaque individu est expressément affiché.
Kutikula, 2 ( ya da 3) alt tabakadan oluşur.On les classe en 2 (ou 3) catégories.
Cami, Tabaklar Camii'ye çok yakındır.Bakmi, un plat indonésien assez proche.
Erken Demir Çağı tabakalarında yedi mezar bulunmuştur.Sept sépultures, de l'âge du fer.
Genel olarak her anakütle tabakası ve örnek tabakası elemanları arasında ilişki kurulabilir.En général, tous les problèmes QSAR peuvent être partagés entre une partie codage et une partie apprentissage.
Bir Grafikler tabakası da mevcuttur.Un atelier de gravure y fonctionne aussi.
İki tane tüy tabakasına sahiptir.Il possède deux niveaux de caves.
Cahiliye Dönemi'nde kadınlar alt tabaka insanı olarak görülmüştür.Le diable le tente sous l'aspect de figures féminines.
IV. tabakada elliye yakın mezar bulunmuştur.Louis IX a demandé une tombe très simple.
Troposferden Stratosfere geçiş tabakasına Tropopoz adı verilir.La lisière entre la troposphère et la stratosphère s'appelle la tropopause.
Ozon tabakası olmaksızın,tehlikede olurduk.Sin la capa de ozono, estaríamos en peligro.
Benim gibi alt tabakadan birinin kaderi ise sadece ve sadece ezilmektir.El destino de alguien de una capa social inferior, como yo, es solo el de ser aplastado.
Tom üç tane tabak kırdı.Tom rompió tres platos.
Kendi ağırlığının kuvveti altında, buz tabakası deforme olur ve akar.Bajo la fuerza de su propio peso, la capa de hielo se deforma y fluye.
Günümüz fillerinin aksine üst dişler bir mine tabakasıyla kaplıydı.A diferencia de los elefantes modernos, los colmillos superiores estaban cubiertos de una capa de esmalte.
Eşiniz tabakları düşürmeden ne kadar süre taşıyabilir?¿Que cuanto tardará su filete?
Bu tabakalar da kendi aralarında alt tabakalara (Jatiler) ayrılır.Estas células dejan un espacio entre ellas (ostíolo).
Ek olarak, hem NO hem de NO2 ozon tabakası silinmesinde pay sahibidirler.Además el NO y el NO2 son en parte responsables del agujero de la capa de ozono.
Bu tabaka için çanak çömlek buluntularının niteliği yönünde bilgi verilmemiştir.No se conoce con seguridad el uso que se daba a estas piezas cerámicas.
16 Mayıs - Antarktika üzerinde ozon tabakasında bir delik bulunduğu kamuoyu ile paylaşıldı.1 de marzo: en la atmósfera sobre la Antártida se descubre un agujero en la capa de ozono.
Kutup buz tabakası her yıl kabaca 10 metrelik bir ölçüyle hareket eder.La razón es que la capa de hielo se mueve 10 metros por año.
Tabakam senin yadigârın...A vos Curucha, que decirte...
Mikrokanal tabak dedektörleri modern cihazların içerisinde sıkça kullanılır.Los detectores de la placa de Microchannel se utilizan comúnmente en instrumentos comerciales modernos.
Son fatura, tüketilen suşi tabaklarının sayısına ve türüne dayanmaktadır.La cuenta es calculada contando el número y tipo de platos del sushi consumido.
İki tane tüy tabakasına sahiptir.Poseía dos pares de cuernos.
Bitki ve hayvan vücutlarını örten mum tabakaları su kaybını önler.Prohibió el arrojo de cadáveres de animales y de detritos putrescibles en las cuevas.
Tabakta veya ekmek arasında tüketilir.(Yo) Compro / Compré pan.
Madencilikte cevher üzeri örtü tabakayı almak için kullanılmaktadır.El mineral se usa para comprar barriles.
Meksika'nın üst tabakası 19. yüzyılda Fransız mutfağına yönelmiştir.Engranaje Culinario La cocina mexicana en el siglo XIX.
Modern cihazlar ozon tabakasındaki incelmeyi belirleyebilmektedir.No saben cómo arreglar los agujeros en nuestra capa de ozono.
Vücutlarının bütün bölümleri kalın tabakalarla kaplıydı.El resto del cuerpo estaba cubierto por escamas.
Kazılarda hepsi Neolitik Çağ'a tarihlenen üç evrede on iki tabaka belirlenmiştir.Se recomiendan otras tres dosis durante la infancia.
Kökleri ve yumru kökleri için yetiştirilen bitkilerin oluşturduğu 'rizosfer' veya 'yer altı' tabakası.‘Rizosfera’, o dimensión "subterránea", compuesta de plantas cultivadas para sus raíces y tubérculos.
Fok balıklarının buz tabakasındaki soluk alma deliklerinde pusuya yatar.A sus pies se extiende el glaciar del Brouillard.
Bu tabakada sadece çanak çömlek kırıkları ele geçmiştir.De ti no quedan más que estos fragmentos rotos.
Temel fikir dokunmatik modül camını ince bir yalıtım malzemesi tabakası ile değiştirmektir.La idea básica es la de reemplazar el vidrio del módulo táctil por una delgada capa de material aislante.
Şiirleri besteleyen John Stevenson, bunların çoğunu İngiliz elit tabakasına dinleti olarak sundu.Muchos, incluyendo a Peter Fleming, han cantado alabanzas similares acerca del talento del joven francés.
Kanser ayrıca plevra tabakaları arasındaki sıvıya da yayılmış olabilir.El cáncer también se puede haber diseminado hasta los ganglios linfáticos más distantes.
Plüton'un atmosferi, cüce gezegenin etrafını saran bir gaz tabakasıdır.La atmósfera de Plutón es la tenue capa de gases que rodea a Plutón.
Erkekler en alt tabakada yer alır.Los perros llevan la peor parte.
Fred bir deri dayanıklı tabaka vardır.Fred tiene una capa de piel indestructible.
Oturduğu lacivert örtülü masada gümüş tabakta portakal, beyaz bir bez ve beyaz bir şarap sürahisi vardır.La más apreciada es el longueirón a la plancha, con limón y un chorro de vino blanco.
Antarktika'nın %98'i buz tabakası ile kaplıdır.40% de la isla está cubierta de glaciares.