Fakat bir hafta boyunca giriştikleri taarruzlar püskürtüldü.Innerhalb nur einer Woche wurden die Verteidigungslinien durchbrochen.
Kuzey-batıdan gelecek bir taarruz, savunulabilecek doğal mevziler vardır.Im Norden des Ortes befindet sich der unter Naturschutz stehende Neuteich.
Öğlen saatlerine kadar süren karşı taarruz da sonuçsuz kalmıştır.Ein dritter Angriff der bis drei Uhr nachmittags anhielt blieb ebenfalls erfolglos.
On iki genel taarruzunda da başarılı olamadı.In seinen zwölf Oberligaeinsätzen konnte er keine Tore erzielen.
Oyunun temasında taarruz ve müdafaa işlenir.Das Spiel muss gleichzeitig defensiv und offensiv gespielt werden.
Stalin'in Berlin Taarruzu'nu geciktirmekteki amacı muhtemelen politikti.Ein weiterer Grund für ein baldiges Ende des Berlin-Dada mag das politisch-destruktive Chaos gewesen sein.
Esasen Berlin'e yönelen ana taarruz kolu buydu.Von hier aus sollte der Hauptstoß auf Berlin erfolgen.
Aynı zamanda bu taarruzda Ulusal Savunma Kuvvetleri de bulunmuştur.So war beispielsweise auch ein TV-Team vor Ort.
Güneyde de taarruz aynı derecede iyi gelişti.Die Südwand ist identisch aufgebaut.
Bir başka taarruz daha hazırlandı.Ein weiterer Umbau ist geplant.
Bu karşı taarruz durumu beklenmedik bir biçimde tersine çevirdi.Die Ablehnung kam aus seiner Sicht unerwartet.
Sonuçta taarruz başarı sağladı ve kaledeki Alman garnizonu teslim oldu.Der Versuch scheiterte und die spanische Garnison kapitulierte.
Bunun nedeni, Volkhov Cephesi taarruzunun 27 Ağustos'tan önce başlamamasıdır.La raison est que l'offensive du front de Volkhov ne débute pas avant le 27 août.
Volkhov Cephesi taarruzu 27 Ağustos sabahı başladı.L'offensive du front de Volkhov commence le 27 août au matin.
JDAM (Joint Direct Attack Munition) Boeing tarafından üretilen müşterek doğrudan taarruz mühimmatıdır.Une bombe JDAM, pour Joint Direct Attack Munition est une bombe guidée par GPS produite par Boeing.
Oysa Sovyet kış karşı taarruzları Wehrmacht'ı yıpratmıştı ancak imha edememişti.La contre-offensive hivernale avait affaibli la Wehrmacht, mais ne l'avait pas détruite.
Her iki taarruz, sert Alman direnciyle durduruldu.Les deux attaques furent stoppées par une résistance allemande extrêmement puissante.
Sovyet kuvvetleri, karşı taarruzlarını başlatmak için hazırdılar.Les fronts soviétiques étaient désormais prêts à lancer leur contre-offensive.
Bu taarruz için Romalılar hazır değillerdi .Les Romains n’avaient pas cette limite.
Mihver taarruzu hemen ertesi sabah başlatıldı.J'ai ouvert la petite bourse le lendemain matin.
STAVKA, taarruz eksenini batıya, Yelnya ve Smolensk yönüne kaydırmaya karar verdi.La Stavka décida de plutôt déplacer l'attaque vers l'ouest, en direction de Ielnia et de Smolensk.
Zaten ayrıntılı bir taarruz planı da yapılmamıştı.Enfin, il n'y avait pas de plan de campagne détaillé.
8 Ağustos günü Rumlar taarruza geçti.Le 8 août, la partie est perdue par forfait.
Fakat bu taarruzu tehir ediyoruz.Nous méritions cette merde.
26 Ağustos 1922 tarihinde Türk Ordusu genel bir taarruza başladı.Commencée le 26 août 1922, l'offensive turque effectue une percée le 27 août.
Avcı ya da taarruz hava unsurları bulunmamaktadır.Elle ne dispose ni de radar ni d'avion de chasse à vision nocturne.
F2 modelinden sonraki) tankı ve SdKfz.142 Sturmgeschütz III (StuG III) taarruz topu (Ausf.F2, de même que les canons d'assaut SdKfz.142/1 Sturmgeschütz III (StuG III) Ausf.
Gün sonunda müttefikler, taarruz başlangıç hatlarına geri çekilmişlerdir.Au cours des quatre jours suivants, ils réussissent à repousser les Alliés jusqu'à leur point de départ.
General Friessner'in emirleri ise, Fretter-Pico Ordu Grubu'nun Oradea'dan girişeceği bir taarruzu emretmiştir.Pendant ce temps, les ordes de Friessner incluaient une attaque d'Oradea avec l'armée de Fretter-Pico.
Ancak taarruzu güçten düşmeye başladı.Celui-ci s'effondre sous leur poids.
Sonra Ardenler Taarruzu'nda general Hasso von Manteuffel'in altında hizmet etti.Plus tard, Bayerlein servit sous les ordres du général Hasso von Manteuffel, pendant l'offensive des Ardennes.
Böylece bir Alman karşı taarruzu olasılığı iyice azalacaktı.Ils étaient alors trop faibles pour résister à une éventuelle attaque allemande.
Seddülbahir Cephesi’nde ise harekata gece taarruzu olarak uygulanmıştı.Pour éviter la cavalerie perse, il fallait agir de nuit.
Yeni taarruzun 30 Ağustos'ta başlaması planlandı.La contre-offensive, débuta le 30 août.
İkinci taarruzda Kızıl Ordu artık tam bir savaş makinesi olmuştu.Car Radio Londres est devenue une véritable arme de guerre.
26 Ağustos - Büyük Taarruz başladı.26 décembre : L'Ouverture tragique op.
Luftwaffe’nin 48. Panzer Kolordusunu korumadaki yetersizliği sonucunda taarruz durmuştur.Un des résultats de l'inactivité de la Luftwaffe pour le 48e Panzercorps fut l'arrêt de son action offensive.
1 Mart - Kızıl Ordu birlikleri Kırım’da taarruza geçti.Le 7 novembre, l'Armée rouge entre en force en Crimée.
Alman taarruzu tam bir sürpriz oldu.L’attaque anglaise est une surprise totale.
Kızıl Ordu, kasabayı ele geçirmek için bir dizi karşı taarruz başlatmıştır.L'infanterie russe, sur plusieurs colonnes, veut emporter la ville.
Bu taarruz da durduruldu.Cet arrêt est également fermé.
Bu taarruz, Memel'e yönelecek ve bu iki Ordular Grubu arasındaki bağlantıyı kesecekti.Pour Mesnil ce refus marqua la rupture définitive entre les deux amis.
Sovyet savunması, taarruzu Budapeşte'ye 20 km'den daha az bir mesafede durdurmayı başardı.Cette action soviétique bloque l'offensive près de Bicske à moins de 20 kilomètres au nord de Budapest.
Fakat bir Waffen SS karşı taarruzuyla geri çekilmek zorunda kaldılar.Il s'agissait de travailler avec des SS retournés.
Tümen, bu sırtlara iki kola ayrılarak taarruz edecektir.Rapidement, il donnera ces terres à deux marguilliers.
Taarruzun, bir haftanın sonunda 110 – 120 km'lik derinliğe (operatif derinlik) ulaşması öngörülmüştür.Vitesse : Il faut compter oralement le plus vite possible de 1 à 120.
Bu taarruzlar, 1942 yılı Şubat ayı sonuna gelindiğinde, Kızıl Ordu'nun da gücünün tükenmesi sonucunda durdu.À l'arrivée des troupes américaines, fin 1944, le groupe Mario a pratiquement cessé d'exister.
Bu plan, Belgorod'a kuzeybatı yaklaşımından bir taarruzu öngörmekteydi.Il charge Bradley d'agir de manière similaire au nord.
Gün sonunda 28. Ordu Alman mevzilerine karşı taarruzunu daha fazla sürdüremedi.À la fin de la journée, la 28e armée se retrouva incapable d'attaquer.
Büyük Taarruz zaferle sonuçlandı.Ce dernier finit par triompher.
23 Aralık 1942 günü ise taarruz çıkış hattına çekilmeye başlamıştır.Le 11 octobre 1932, ils lancent une vaste contre-attaque.
Cephe taarruzu tüm gün sürmüştür.Le linge devait bouillir toute la journée.
Nitekim, ani bir taarruzla Gorizia’nın içlerine kadar ilerler.Il expire soudainement entre les bras de Grete.
Bu sefer Japonya'dan zombiler taarruz ediyor.Cette fois, ce sont les États-Unis qui battent le Japon.
Diğer iki kolordu ise kanat taarruzları yapacaklarlardır.Quant aux deux autres secteurs ils correspondent à des marais d'eau douce.
Saat 24:00 dolaylarında köydeki taarruz durduruldu.À midi, le village est pris.
Ancak kent, ilk taarruz girişimiyle alınamadı.Cependant, Universal n'est pas satisfait du premier montage.
Bu gedikler, sonuç alıcı bir taarruza olanak sağladı.Il y conclut un arrangement semble-t-il profitable.
Alman kuvvetleri 29 - 30 Haziran'da bir genel taarruz başlattılar.Un nouveau bombardement a lieu dans la nuit du 29 au 30 juin.
Romalılar hemen bunlara taarruz ettiler.Les Romains y ont laissé des traces.