İlk taahhüt, Ocak 2010'da Lutris GitHub deposuna gönderildi.The first commit was pushed to the Lutris GitHub repository in January, 2010.
II. Dünya Savaşı sonrası siyasi taahhütPolitical commitment after World War II
11/21 itibaryla politika ve taahhütlere dayalı küresel sera gazı emisyon senaryolarıGlobal greenhouse gas emission scenarios, based on policies and pledges as of 11/21
Gideceği yere ulaştığından emin olmak için mektubu taahhütlü gönderin.Senden Sie den Brief per Einschreiben, um sicher zu sein, dass er sein Ziel erreicht!
Bu uygulama, tüm yurttaşlara kapsamlı bir sosyal güvenlik sistemi oluşturmayı taahhüt ediyordu.Demgemäß setzte er sich für den Ausbau der Sozialversicherung für alle ein.
Bünyesindeki denetim mekanizması ile ülkelerin taahhütlerini yerine getirmesini kontrol etmektedir.Die Organisation überprüft nach eigenen Angaben die Einhaltung ihrer Bedingungen vor Ort.
Yapılan anlaşmayla, İran bu örgüte karşı etkin mücadele edeceğini taahhüt etti.Cela représenté un sérieux défi que l'Iran devra affronter d'une manière ou d'une autre.
Ona teklif yapılsa da bir önceki taahhütü kabul edilmedi.Mais, ainsi qu'il a été dit précédemment, sa réclamation n'a pas été accueillie.
Onun taahhüt onun benzerlik bir hatıra pulu yayınlayarak karşıladı.Une simple plaque rappelle son souvenir.
Bu anlaşma, iki ülkenin Avusturya'ya karşı bir savaşta birbirine yardım edeceğini taahhüt ediyordu.Cet accord prévoyait une clause d'assistance mutuelle dans le cas d'une guerre avec l'Autriche.
AB KKTC'ye 259 Milyon Euro yardım taahhüt etti.L'Union européenne s'est engagée à verser 259 millions d'euros d'aide dans la zone d'occupation turque.
Kartaca, Sirakuza'ya ve onun müttefiklerine saldırmamayı taahhüt edecektir.Cartago se comprometía a respetar en el futuro a Siracusa y a sus aliados.
Buluşmanın en önemli sonucu hareketin taleplerini içeren metin Caracas Taahhütü oldu.El encuentro tuvo como principal acuerdo, el Compromiso de Caracas un texto reivindicativo del movimiento.
Bu uygulama, tüm yurttaşlara kapsamlı bir sosyal güvenlik sistemi oluşturmayı taahhüt ediyordu.El PIE exige la introducción de un sistema de seguridad social completo a nivel europeo.
Taraflar 15 yıl ateşkese uymayı taahhüt ederler.Los colonos volvieron a vivir tranquilos durante 15 años.
Amerika'nın Irak için taahhütleri açık uçlu değildir." dedi.Avevamo verificato quotidianamente che la stampa americana manteneva il silenzio sulla Spagna".
Bunun yanında söz kesme esnasında taahhüt edilen eşyalar alınır.Во время спаривания разбиваются по парам.
Amerika'nın Irak için taahhütleri açık uçlu değildir." dedi.У США нет возможности заткнуть ему рот».
Bir borç ilişkisinde borçlu, alacaklı olan tarafa karşı belli bir taahhütte bulunmuştur.يؤلف أرجو الأجر من عالم الغيب فإن كان فيه بعض شيء يعيبه.
Taahhüt periyodu yetişkinler için 50 yıl, çocuklar için 70 yıl olarak alınmıştır.اقتُرِحَ هرمٌ غذائيٌّ معدَّلٌ للراشدين الذين تجاوز عمرُهم السبعين.
Son anda, turne Usher'in "mesleki ve kişisel taahhütleri" yüzünden ertelendi.Eventualmente, a turnê foi adiada devido a “compromissos profissionais e pessoais” de Usher.
Kartaca, Sirakuza'ya ve onun müttefiklerine saldırmamayı taahhüt edecektir.Cartago não atacaria o Reino de Siracusa e seus aliados.
Bunu, taahhütlü posta ile yollamak isterim.Gostaria de enviar isto por carta registrada.
Kartaca, Sirakuza'ya ve onun müttefiklerine saldırmamayı taahhüt edecektir.Carthago mocht geen oorlog voeren met Syracuse of zijn bondgenoten.
Askeri işbirliği karşılığında buradan kendilerine toprak vermeyi taahhüt etti.W zamian za służbę wojskową otrzymywali ziemię.
Polonya'nın NATO ve Avrupa Birliği üyeliğinden kaynaklanan taahhütleri uygulamak.Opowiada się za wyjściem Polski z Unii Europejskiej i NATO.
Bu uygulama, tüm yurttaşlara kapsamlı bir sosyal güvenlik sistemi oluşturmayı taahhüt ediyordu.Partiet vill att Europeiska unionen garanterar en gemensam miniminivå på socialstandard för alla medborgare.
PvdA, bir refah devleti inşa etmeyi taahhüt eden, geleneksel bir sosyal demokrat parti olarak başladı.Singapore förde till en början en demokratiskt socialistisk politik med inriktning på välfärdsstat.
Bu anlaşma, iki ülkenin Avusturya'ya karşı bir savaşta birbirine yardım edeceğini taahhüt ediyordu.Згідно з цією угодою обидві країни мали допомагати одна одній у війні проти Австрії.
Örnegin köpeğini kaybeden şahıs A bulunması halinde bulana belli miktarda para vereceğini taahhüt eder.Власник, який загубив певну річ, обіцяє винагороду тому, хто її знайде.
Bu uygulama, tüm yurttaşlara kapsamlı bir sosyal güvenlik sistemi oluşturmayı taahhüt ediyordu.Generál chtěl zavést státní sociální péči pro všechny občany.
Bu anlaşma, iki ülkenin Avusturya'ya karşı bir savaşta birbirine yardım edeceğini taahhüt ediyordu.Cele două state s-au angajat să se ajute într-un război împotriva Austriei.
Bu komite üye ülkelerin sözleşmede düzenlenen taahhütleri yerine getirip getirmediklerini belirler.Curtea de justiție verifică întâi dacă acel stat a încălcat sau nu obligațiile ce-i revin prin Tratatul UE.
Bu nedenle, taahhüt edilen işlem değişiklikleri kaybolabilir.Mai exact, interpretarea pe care noi o dăm observațiilor se poate schimba.
Onun taahhüt onun benzerlik bir hatıra pulu yayınlayarak karşıladı.El a hotărât să ia acel drapel ca amintire.
PvdA, bir refah devleti inşa etmeyi taahhüt eden, geleneksel bir sosyal demokrat parti olarak başladı.A PvdA hagyományos szociáldemokrata szellemiségű pártként működött, támogatta a jóléti állam létrehozását.
Japonya İran tarafından sadece para taahhüt ettiği için eleştirilmiştir.Iran kritisoi Japania vain rahan syytämisestä.
Smith, 2002 yılında Funk Odyssey turunda aile taahhütleri nedeniyle Jamiroquai'ten ayrıldı.Smith lähti Jamiroquaista 29. huhtikuuta 2002 yhtyeen Funk Odyssey -kiertueen aikana perheasioiden vuoksi.
Taraflar 15 yıl ateşkese uymayı taahhüt ederler.Οι ΗΠΑ έπεισαν τους Εθνικιστές να δεχθούν 15 μέρες εκεχειρία.
İnşaat çalışmaları ilerledikçe, ilaveler yapılarak taahhüt tutarı 1,5 milyar doları aştı.Ενώ όλες οι περιοδείες της Μαντόνα έχουν αποφέρει έσοδα πάνω από 1,5 δισεκατομμύρια δολάρια.
Kotaların % 25'i altın ile, kalan% 75'i milli para ile ödenmiş veya taahhüt edilmiştir.Χρηματοδοτήθηκε από την ΕΕ σε ποσοστό 75%, ενώ το υπόλοιπο συμπληρώθηκε από εθνικούς πόρους.
Son anda, turne Usher'in "mesleki ve kişisel taahhütleri" yüzünden ertelendi.Akhirnya, tur ditunda karena komitmen "profesional dan pribadi" Usher.
Bu anlaşma, iki ülkenin Avusturya'ya karşı bir savaşta birbirine yardım edeceğini taahhüt ediyordu.Mereka berjanji untuk membantu satu sama lain dalam perang melawan Austria.
Kartaca, Sirakuza'ya ve onun müttefiklerine saldırmamayı taahhüt edecektir.Carthage phải kiềm chế việc tấn công Syracuse và các đồng minh của nó.
Taraflar 15 yıl ateşkese uymayı taahhüt ederler.Lính từ các Quảng Bình đến Khánh Hòa phải chịu 15 năm.
İnşaat çalışmaları ilerledikçe, ilaveler yapılarak taahhüt tutarı 1,5 milyar doları aştı.Trạm Y tế xã Phú Tiến được đầu tư xây dựng với kinh phí 1,5 tỷ đồng.
Kartaca, Sirakuza'ya ve onun müttefiklerine saldırmamayı taahhüt edecektir.カルタゴはシラクサとその同盟国を攻撃しない。
Bunun yanında söz kesme esnasında taahhüt edilen eşyalar alınır.縄文時代に入ってこれらに加え磨製石斧が作られた。
PvdA, bir refah devleti inşa etmeyi taahhüt eden, geleneksel bir sosyal demokrat parti olarak başladı.伝統的に福祉国家建設を目指す社会主義政党を標榜してきた。
Bunun yanında söz kesme esnasında taahhüt edilen eşyalar alınır.然壞劫時彼性潛隱至成劫位彼性復顯。
PvdA, bir refah devleti inşa etmeyi taahhüt eden, geleneksel bir sosyal demokrat parti olarak başladı.工黨作為社會民主主義政黨,承諾建立福利國家。
Buna göre Türkiye ve Yunanistan hükümetlerine acilen askeri ve ekonomik yardım taahhüt edilecekti.따라서 당시 이 원칙에 따라 그리스와 터키의 반공 정부에 미국이 군사적, 경제적으로 원조를 했다.
Tarafsız ve nükleer yayılmacılık karşıtı olma taahhütü verir.הישאר אובייקטיבי ונייטרלי כלפי הרעיונות שתציג.
Bu, taahhüt seçeneklerine daha fazla odaklanmak için yapılır.Ето защо се обръща все повече внимание на възможностите за вторичната ѝ обработка.
Havayolu için inşası taahhüt edilen hangarlar bitirilemedi.Преминава преоборудване за самолетоносач, което не е завършено.
Buna göre Türkiye ve Yunanistan hükümetlerine acilen askeri ve ekonomik yardım taahhüt edilecekti.В помощ на гръцките интереси естествен съюзник са турската армия и администрация.
Bu, taahhüt seçeneklerine daha fazla odaklanmak için yapılır.Odvisna pa je od več rezilnih pogojev.
Kartaca, Sirakuza'ya ve onun müttefiklerine saldırmamayı taahhüt edecektir.Kartagina nepuls Sirakūzų ir jos sąjungininkų.
ABD diğer uluslara dolar ihrac edip karşılığında altın rezervi bulundurmayı taahhüt etmişti.Ameerika Ühendriigid kohustusid omakorda esimesel nõudmisel dollarite vastu kulda andma.
Bu anlaşma, iki ülkenin Avusturya'ya karşı bir savaşta birbirine yardım edeceğini taahhüt ediyordu.Kohtumisel lepiti kokku, et mõlemad riigid suurendavad toetust Süüria mõõdukale opositsioonile.