PvdA, bir refah devleti inşa etmeyi taahhüt eden, geleneksel bir sosyal demokrat parti olarak başladı.Liberaalne partei töötas mõningase eduga ka ühtse, ungaristatud riigi loomisega.
AB, 2010’a kadar biyolojik çeşitlilik kaybını durdurmayı taahhüt etmiştir.De EU heeft zich ertoe verbonden de teloorgang van de biodiversiteit een halt toe te roepen in 2010.
AB, 2010’a kadar biyolojik çeşitlilik kaybını durdurmayı taahhüt etmiştir.Die EU hat sich dazu verpflichtet, dem Biodiversitätsverlust bis 2010 Einhalt zu gebieten.
AB, 2010’a kadar biyolojik çeşitlilik kaybını durdurmayı taahhüt etmiştir.EU har åtagit sig att stoppa förlusten av biologisk mångfald till år 2010.
AB, 2010’a kadar biyolojik çeşitlilik kaybını durdurmayı taahhüt etmiştir.EU on sitoutunut pysäyttämään luonnon monimuotoisuuden vähenemisen vuoteen 2010 mennessä.
AB, 2010’a kadar biyolojik çeşitlilik kaybını durdurmayı taahhüt etmiştir.EU se je zavezala, da bo ustavila upadanje biotske raznovrstnosti do leta 2010.
AB, 2010’a kadar biyolojik çeşitlilik kaybını durdurmayı taahhüt etmiştir.EU se zavázala zastavit úbytek biologické rozmanitosti do roku 2010.
AB, 2010’a kadar biyolojik çeşitlilik kaybını durdurmayı taahhüt etmiştir.La UE está comprometida a detener la pérdida de biodiversidad para el año 2010.
AB, 2010’a kadar biyolojik çeşitlilik kaybını durdurmayı taahhüt etmiştir.L'UE s'etait engagée à stopper la perte de biodiversité d'ici 2010.
AB, 2010’a kadar biyolojik çeşitlilik kaybını durdurmayı taahhüt etmiştir.UE este angajată să stopeze pierderea biodiversităţii până în 2010.
AB, 2010’a kadar biyolojik çeşitlilik kaybını durdurmayı taahhüt etmiştir.UE zaangażowana jest w zatrzymanie utraty różnorodności biologicznej do roku 2010.
AB, 2010’a kadar biyolojik çeşitlilik kaybını durdurmayı taahhüt etmiştir.Η ΕΕ έχει δεσμευτεί να ανασχέσει την απώλεια βιοποικιλότητας μέχρι το 2010.
AB, 2010’a kadar biyolojik çeşitlilik kaybını durdurmayı taahhüt etmiştir.Е Се поел ангажимент за спиране на загубата на биоразнообразие до 2010 година.
Alternatif ise bir taahhüt stratejisi ve prensip edilmiş bir diyalogtur.A alternativa é a estratégia de envolvimento e diálogo em primeiro lugar.
Alternatif ise bir taahhüt stratejisi ve prensip edilmiş bir diyalogtur.Alternativa este o strategie a angajării şi a dialogului în principal.
Alternatif ise bir taahhüt stratejisi ve prensip edilmiş bir diyalogtur.Alternatywą jest strategia zaangażowania i obiektywnego dialogu.
Alternatif ise bir taahhüt stratejisi ve prensip edilmiş bir diyalogtur.A másik lehetőség az elkötelezett és fegyelmezett párbeszéd stratégiája.
Alternatif ise bir taahhüt stratejisi ve prensip edilmiş bir diyalogtur.Die Alternative ist eine Strategie der Verbindlichkeit und des prinzipientreuen Dialogs.
Alternatif ise bir taahhüt stratejisi ve prensip edilmiş bir diyalogtur.Het alternatief is een strategie van betrekkingen en principiële dialoog.
Alternatif ise bir taahhüt stratejisi ve prensip edilmiş bir diyalogtur.대안은 교섭과 원칙에 입각한 대화의 전략입니다.
Alternatif ise bir taahhüt stratejisi ve prensip edilmiş bir diyalogtur.La alternativa es una estrategia de compromiso y diálogo de principios.
Alternatif ise bir taahhüt stratejisi ve prensip edilmiş bir diyalogtur.L'alternativa è una strategia di impegno e un dialogo di principio.
Alternatif ise bir taahhüt stratejisi ve prensip edilmiş bir diyalogtur.La solution est une stratégie d'engagement et de dialogue basés sur des principes.
Alternatif ise bir taahhüt stratejisi ve prensip edilmiş bir diyalogtur.Một cách khác là có một chiến lược cho sự cam kết và đối thoại mang tính nguyên tắc.
Alternatif ise bir taahhüt stratejisi ve prensip edilmiş bir diyalogtur.Η εναλλακτική λύση είναι μια στρατηγική συμμετοχής και διαλόγου βάσει αρχών.
Alternatif ise bir taahhüt stratejisi ve prensip edilmiş bir diyalogtur.Алтернативата е стратегия на ангажираност и принципен диалог.
Alternatif ise bir taahhüt stratejisi ve prensip edilmiş bir diyalogtur.Альтернативой является стратегия исполнения обязательств и принципиального диалога.
Alternatif ise bir taahhüt stratejisi ve prensip edilmiş bir diyalogtur.האפשרות החלופית היא אסטרטגיה של מפגש ודיאלוג מוסדר
Alternatif ise bir taahhüt stratejisi ve prensip edilmiş bir diyalogtur.البديل هو استراتيجية الانخراط في حوار مؤسس
Alternatif ise bir taahhüt stratejisi ve prensip edilmiş bir diyalogtur.原則に基づいた対話が功を奏するのです 私は現代の外交において この手法を
Aylık daha masraflı olur ama... ...uzun süreli taahhüt vermeden... ...aynı özellikleri almış olurlar.오랜 기간을 이용할 경우 비용은 더 많이 들겠지만 제공하는 서비스는 동일합니다
Aylık daha masraflı olur ama... ...uzun süreli taahhüt vermeden... ...aynı özellikleri almış olurlar.أكثر كلفة لكنه لن يلزمهم بفترة زمنية طويلة كهذه وسيحصلون على نفس الميزات.
Birlik kurumlarıve organlarıile Üye Devletlerin hükümetleri, bu ilkeye saygıgöstermeyi taahhüt ederler.Inštitúcie a orgány únie a vlády členských štátov sa zaväzujú rešpektovaťtúto zásadu.
Birlik kurumlarıve organlarıile Üye Devletlerin hükümetleri, bu ilkeye saygıgöstermeyi taahhüt ederler.Institucije in organi Unije ter vlade držav članic se obvezujejo, da bodo to načelo spoštovali.
Birlik kurumlarıve organlarıile Üye Devletlerin hükümetleri, bu ilkeye saygıgöstermeyi taahhüt ederler.Instytucje i organy Unii oraz rządy Państw Członkowskich zobowiązująsiędo przestrzegania tej zasady.
Birlik kurumlarıve organlarıile Üye Devletlerin hükümetleri, bu ilkeye saygıgöstermeyi taahhüt ederler.Orgánya instituce Unie se stejnějako vlády členských státůzavazují dodržovat tuto zásadu.
Birlik kurumlarıve organlarıile Üye Devletlerin hükümetleri, bu ilkeye saygıgöstermeyi taahhüt ederler.Unionens institutioner ochorgan samt medlemsstaternas regeringar förbinder sig att respektera denna princip.
Birlikte gitmek gerekir fikirler o üç ilke taahhüt Ayrıca jüriKövetkező demokrácia majd a szocializmus részlege nacionalista párt, hogy lesz kész
Birlikte gitmek gerekir fikirler o üç ilke taahhütIdeen und Kanonen muss einhergehen
Birlikte gitmek gerekir fikirler o üç ilke taahhüt함께 가야한다 아이디어 아버지는 세 원칙을 다하고
Birlikte gitmek gerekir fikirler o üç ilke taahhütחייבים ללכת ביחד רעיונות שביצע שלושה עקרונות
Birlikte gitmek gerekir fikirler o üç ilke taahhütويجب أن تسير جنبا الى جنب أفكار ارتكب ثلاثة مبادئ
Birlikte gitmek gerekir fikirler o üç ilke taahhüt彼は三原則を犯したアイデア また陪審に
Bir müşteri için projenin meyvelerini görmeden taahhüt etmek çok şey aslında.A kliensnek elég nagy dologra kell elköteleznie magát, mielőtt még látná a koncepció gyümölcsét.
Bir müşteri için projenin meyvelerini görmeden taahhüt etmek çok şey aslında.Asta e o mare responsabilitate pentru un client înainte de a vedea de fapt fructificarea conceptului.
Bir müşteri için projenin meyvelerini görmeden taahhüt etmek çok şey aslında.Cela fait beaucoup à assumer, pour le client, avant même d'avoir vu la réalisation du concept.
Bir müşteri için projenin meyvelerini görmeden taahhüt etmek çok şey aslında.Có nhiều điều để khách hàng chấp nhận trước khi bạn thật sự thấy được kết quả của khái niệm này.
Bir müşteri için projenin meyvelerini görmeden taahhüt etmek çok şey aslında.Dla klienta to wiele, gdy nie widzi zrealizowanego projektu.
Bir müşteri için projenin meyvelerini görmeden taahhüt etmek çok şey aslında.Eso implica mucho compromiso del cliente sin ver realmente la realización del concepto.
Bir müşteri için projenin meyvelerini görmeden taahhüt etmek çok şey aslında.Het is heel wat om daar als cliënt in toe te stemmen, voor je de uitwerking van het concept hebt gezien.
Bir müşteri için projenin meyvelerini görmeden taahhüt etmek çok şey aslında.클라이언트에게는 전체 컨셉이 어떻게 돌아가는지 보기도 전에 내리기엔 꽤 부담 스러운 결정이었습니다.
Bir müşteri için projenin meyvelerini görmeden taahhüt etmek çok şey aslında.Είναι μεγάλη δέσμευση για τον πελάτη, πριν μάλιστα να δει τους καρπούς αυτής της ιδέας.
Bir müşteri için projenin meyvelerini görmeden taahhüt etmek çok şey aslında.Замовнику не просто піти на таке, коли проект існує тільки на папері.
Bir müşteri için projenin meyvelerini görmeden taahhüt etmek çok şey aslında.Това е голям ангажимент от страна на един клиент, преди всъщност да може да се види осъществяването на идеята.
Bir müşteri için projenin meyvelerini görmeden taahhüt etmek çok şey aslında.Это нелёгкое решение для клиента, который ещё не видел реализацию проекта.
Bir müşteri için projenin meyvelerini görmeden taahhüt etmek çok şey aslında.זהו הרבה עבור הלקוח להתחייב לפני שאתה ממש רואה את הגשמתו של הרעיון.
Bir müşteri için projenin meyvelerini görmeden taahhüt etmek çok şey aslında.إنّ ذلك كثير ليلتزم به العميل قبل أن يرى الفائدة من الفكرة.
Bir müşteri için projenin meyvelerini görmeden taahhüt etmek çok şey aslında.この決断をするのは 並大抵ではありません しかし 僕らの見解を基に "これなら!"と
Bu borçlanmalarda yaptıkları taahhüt mektupları kabul etmektirCeea ce fac când dau împrumuturi este să accepte cambii
Bu borçlanmalarda yaptıkları taahhüt mektupları kabul etmektirCe qu'elles font lorsqu'elles réalisent des prêts est d'accepter des obligations"