Tom bu kitaplığı biraz yardım almadan taşıyamaz.Tom can't move this bookcase without a little help.
Tom sırtı ağrıdığı için piyanoyu taşımaya yardım edemiyor.Tom can't help move the piano because he has a bad back.
Tom tüm bu bavulları taşıyamaz bu yüzden ona yardım etmelisin.Tom can't carry all those suitcases so you should help him.
Tom bir harita taşımazsa, her zaman kaybolur.Tom always gets lost if he doesn't carry a map.
Tom her zaman çantasında bir harita ve pusula taşır.Tom always carries a map and compass in his bag.
Keşke Tom kanepeyi taşımama yardım etse.I wish Tom would help me move the sofa.
Sanırım Tom'un şu ana kadar taşınması olası değil.I think it's unlikely that Tom would ever move.
Tom'un kırmızı bir çanta taşıdığını hiç hatırlamıyorum.I don't remember ever seeing Tom carrying a red bag.
Tom Mary'nin yardımı olmadan kitaplığı taşımaya çalıştı.Tom tried moving the bookcase without Mary's help.
Tom Mary'nin kanepeyi taşımasına yardım etmeliydi.Tom should have helped Mary move the sofa.
Tom bir taş aldı ve Mary'ye fırlattı.Tom picked up a stone and threw it at Mary.
Tom Mary'ye valizini taşıttı.Tom made Mary carry his suitcase.
Tom Mary'nin şifonyerini taşımasına yardım etti.Tom helped Mary move the dresser.
Tom Mary'nin bavullarını taşımasına yardım etti.Tom helped Mary carry her suitcases.
Tom Mary'nin mobilyayı taşımasına yardımcı olur.Tom helps Mary move the furniture.
Tom Mary'den o Boston'a taşındığından beri haber almadı.Tom hasn't heard from Mary since she moved to Boston.
Tom Mary'yi omuzlarında taşıdı.Tom carried Mary on his shoulders.
Tom Mary'yi sırtında taşıdı.Tom carried Mary on his back.
Tom Mary'nin Boston'a ne zaman taşındığını hatırlayamıyor.Tom can't remember when Mary moved to Boston.
Tom ve Mary yaralı adamı yol kenarına taşıdılar.Tom and Mary carried the injured man to the side of the road.
Tom ve Mary önümüzdeki ay taşınıyorlar.Tom and Mary are moving next month.
Mary Tom'dan valizini taşımasını istedi.Mary asked Tom to carry her suitcase.
Sanırım daha küçük bir daireye taşınmamın vakti geldi.I think it's time I moved to a smaller apartment.
Tom Mary'nin onun taşınmasına yardım edeceğini duyduğunda gerçekten memnun oldu.Tom was really glad to hear that Mary was going to help him move.
Tom piyanosunu taşımak için ona yardım edecek bazı kişiler arıyordu.Tom was looking for some people to help him move his piano.
Tom, bir kucak dolusu kitap taşıyordu.Tom was carrying an armful of books.
Tom'un diğer çocuklara taş atmayacak kadar aklı var.Tom knows better than to throw rocks at the other children.
Tom John ile gelecek hafta taşınıyor.Tom is moving in with John next week.
Tom kolunun altında keman taşıyor.Tom is carrying a violin under his arm.
Tom Mary'nin taşınmasına yardım etmeye ikna edildi.Tom got talked into helping Mary move.
Tom sahip olduğu her şeyi küçük bir valiz içerisinde taşıdı.Tom carried everything he owned in a small suitcase.
Tom nereye giderse gitsin her zaman yanında bir kamera taşır.Tom always carries a camera with him wherever he goes.
O, yanında taşıdığı bütün parayı bana verdi.He gave me all the money he was carrying with him.
Kuzenim gibi inşaatçılar, sık sık şantiyeye ağır malzemeler taşımak zorundalar.Builders, like my cousin, often have to carry heavy materials to site.
Tom her zaman bir silah taşır mı?Does Tom always carry a gun?
O benim elbiselerimi taşıdı.She moved my clothes.
Baba, artık yürüyemiyorum. Beni taşı.Daddy, I can't walk any more. Carry me.
Bu kutu taşıyamayacağım kadar çok ağır.This box is too heavy for me to carry.
Bu kutu çok ağır, bu yüzden onu taşıyamıyorum.This box is very heavy, so I can't carry it.
Tom Boston'a taşınmak istiyor.Tom wants to move to Boston.
Tom Boston'a taşınmayı düşünüyor.Tom is thinking about moving to Boston.
Taş yerinde ağırdır.A stone is heavy on its own turf.
Taş düştüğü yerde ağırdır.A stone is heavy on its own turf.
Camdan evlerde oturanlar başkalarının evlerine taş atmamalıdır.Those who live in houses made of glass mustn't throw stones at the houses of other people.
Tom Boston'da iyi bir iş bulamadı, bu yüzden Şikago'ya taşındı.Tom couldn't find a decent job in Boston, so he moved to Chicago.
Nehre taş atmayın.Don't throw stones into the river.
Ailesini terk etti, Tahiti'ye taşındı.He abandoned his family and moved to Tahiti.
Ben geçen ay taşındım.I moved last month.
Uzaktan bakıldığında, bu taş bir kişinin yüzü gibi görünüyor.From a distance, that stone looks like a person's face.
Şehirde yaşamak taşrada yaşamaya göre gerçekten farklıdır.Living in the city is really different to living in the country.
Kentsel alanlarda toplu taşıma sadece özel ulaşımdan daha hızlıdır.Public transportation is only faster than private transportation in urban areas.
Ahşaptan yapılan evler taştan yapılanlara göre daha çabuk yanar.A wooden house burns more easily than a stone house.
Mari birkaç yaz önce benim altımdaki daireye taşındı.Mari moved into the apartment below me a couple of summers ago.
Bu kutuyu ona üst kata taşıtacağım.I'll get him to carry this box upstairs.
Beni taşıt tutar.I get motion sickness.
Buraya dün taşındım.I moved here yesterday.
O taştan bir kalbe sahip.He has a heart of stone.
Onun taştan bir kalbi var.He has a heart of stone.
Kyoko benim için valizimi taşıyacak kadar yeterince kibardı.Kyoko was kind enough to carry my baggage for me.
Taşınmama yardım etti.He helped me move.