Ana içeriğe geç
Sözlük

taş ile cümle

taş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Taşınıyorum, bu yüzden eşyalarım için kutulara ihtiyacım var.I'm moving, so I need boxes for my things.
Küçük çocuklar taşınmaktan hoşlanırlar.Small children like to be carried.
Ben el çantası taşımayı sevmiyorum.I don't like to carry a purse.
Birçok öğrenci okula sırt çantası taşır.Most students carry backpacks to school.
Birçok ülkede vatandaşların silah taşıması yasaldır.It's legal for citizens to carry guns in many states.
Kanguruların yavrularını taşımak için garip bir yöntemi var.Kangaroos have a strange method of carrying their young.
Tom anne-babasının evinden taşınacak.Tom will move out of his parents' house.
Bazı taşların üstünde dinlendik.We rested on some stones.
Protestocular polise taş attı.The protesters threw stones at the police.
Sahildeki taşları toplamayı severim.I love collecting stones at the beach.
Birçok tren eski taş tünelden geçmektedir.Many trains pass through the old stone tunnel.
Mobilyamızı taşımak için bir kamyon kiraladık.We rented a truck to move our furniture.
Diller taşa kazınmamıştır. Diller hepimizin sayesinde yaşar.Languages are not carved in stone. Languages live through all of us.
O, babasına açık bir referans taşıyordu. Bu, annesini ağlattı.He bore an unmistakable reference to his father. It made his mother cry.
Musa ilahi emirleri taşıyan dağdan indi.Moses came down from the mountain bearing divine commandments.
Bir karar vermeden önce seçenekleri titizlikle düşünüp taşınmalıyız.We should weigh the options carefully before making a decision.
Birkaç fil Avrupa'ya taşınmak için gönüllü olurdu.Few elephants would volunteer to move to Europe.
Yaralı, ambulansla taşındı.The injured were transported by ambulance.
Onu yakındaki bir eve taşıdılar.They carried him to a nearby house.
Onlar başkent Mexico City'ye taşındılar.They moved on Mexico City, the capital.
Onlar vagonları sürdü ve malzemeleri taşıdı.They drove wagons and carried supplies.
O, Nashville, Tennessee'ye batıya taşındı.He moved west to Nashville, Tennessee.
Joseph Smith kavmini birçok kez taşımak zorunda kaldı.Joseph Smith had to move his people many times.
Washington'a taşınmak için hazırlıklar yapılması gerekiyordu.Preparations had to be made for the move to Washington.
Mektuplar hızlı atlardaki biniciler tarafından taşınırdı.Letters were carried by riders on fast horses.
Onların birçoğu silah taşıyordu.Many of them carried guns.
John Wilkes Booth bir dizüstü bilgisayar taşıdı.John Wilkes Booth carried a notebook.
Garvey 1916 yılında New York City'ye taşındı.Garvey moved to New York City in 1916.
Askerler posta taşıyan trenleri korurdu.The troops would protect trains carrying mail.
Bana veda hediyesi olarak en sevdiği kitabı verip Osaka'ya taşındı.He gave me his favorite book as a farewell gift and moved to Osaka.
Yuriko, mobilya işine taşınmayı planlıyor.Yuriko is planning to move into the furniture business.
Yaralılar bir ambulansla taşındılar.The wounded were transported with an ambulance.
Uçak onları Bauru'ya taşıyacaktı.The airplane was going to carry them to Bauru.
Ana babasından miras kalan bir apartmana henüz taşındı.He just moved into an apartment he inherited from his parents.
Şehirden ayrılmak zorundaydı, bu yüzden Berlin'e taşındı.He had to leave the city, so he moved to Berlin.
Köpekler taşınmalı.Dogs must be carried.
Ayakkabımda bir taş var.There's a rock in my shoe.
Sanırım daha küçük bir eve taşınmayı düşünmemin zamanıdır.I think it's time for me to move into a smaller home.
Sanırım varoşlara taşınmamın zamanıdır.I think it's time for me to move to the suburbs.
Mobilyayı kim taşıdı?Who moved the furniture?
Al. Bunu yanında taşı. İşine yarayabilir.Here. Take this with you. It might come in handy.
Bu bavul benim taşıyamayacağım kadar çok ağır.This suitcase is too heavy for me to carry.
Savaşı kaybetmek bizim için ne anlam taşıyacak?What will losing the war mean to us?
Valizi taşıması için onu zorladım.I forced him to carry the suitcase.
Ben ona evrak çantasını taşıttım.I made him carry the briefcase.
Penisinin başı kemerin dışına taşıyor.The head of your penis is sticking out of your belt.
Yerde büyük taşlar var.There are big stones on the ground.
Tom sizin için bu bavulları taşıyacak.Tom will carry those suitcases for you.
Tom gölete bir taş attı.Tom threw a stone into the pond.
Tom köpeğe bir taş attı.Tom threw a rock at the dog.
Tom üç yıl önce Boston'a taşındı.Tom moved to Boston three years ago.
Tom daha yüksek maaş öneren bir şirkete taşındı.Tom moved to a company that offered him a higher salary.
Tom bu ayın sonunda kasabanın dışına taşınıyor.Tom is moving out of town at the end of this month.
Tom iPad istemiyor. O, Flash'ı çalıştırabilen taşınılabilir bir cihaz istiyor.Tom doesn't want an iPad. He wants a portable device that supports Flash.
Tom iPad istemiyor. Flash oynatabilen taşınabilir bir cihaz istiyor.Tom doesn't want an iPad. He wants a portable device that supports Flash.
Tom yağmur yağacağını düşünmüyor ama her ihtimale karşı bir şemsiye taşımayı planlıyor.Tom doesn't think it'll rain, but he plans to carry an umbrella just in case.
Tom gezilerde çok bagaj taşımaz.Tom doesn't carry much luggage on trips.
Tom çok miktarda nakit taşımaz.Tom doesn't carry much cash.
Tom kamp torbasını omuzunda taşıdı.Tom carried the duffle bag on his shoulder.
Tom Boston'a ne zaman taşındığını hatırlamıyor.Tom can't remember when he moved to Boston.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod