Ana içeriğe geç
Sözlük

taş ile cümle

taş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
O, Kanada'ya taşındı.He moved to Canada.
Tom Boston'a taşındı.Tom moved to Boston.
Tom Mary'ye bir taş attı ama bu onu incitmedi.Tom threw a rock at Mary, but it didn't hit her.
Aranızda günahsız olan, ona ilk taşı atsın.He that is without sin among you, let him first cast a stone at her.
Orası, doğduğum yerden sadece bir taş atımı uzaklıkta.It's only a stone's throw away from where I was born.
Çiftliklerini sattılar ve şehre taşındılar.They sold their farm and moved to the city.
Tom bir fincan kahve taşıyarak salona geldi.Tom came into the lounge, carrying a cup of coffee.
Bu mobilya taşındığım zaman dairemdeydi.This furniture was in my apartment when I moved in.
Tom iki valiz taşıyarak Mary'nin peşinden gitti.Tom followed behind Mary, carrying two suitcases.
Tom Mary'nin taşları suya atışını izledi.Tom watched Mary throwing rocks into the water.
Tom kirli tabakları mutfağa taşıdı.Tom carried the dirty dishes into the kitchen.
Tom üç bardak espresso taşıyarak içeri geldi.Tom came in carrying three cups of espresso.
Tom şemsiye taşıyan tek kişiydi.Tom is the only one carrying an umbrella.
Tom suya taşlar fırlatıyordu.Tom was throwing rocks into the water.
Tom bazı alışveriş torbaları taşıyordu.Tom was carrying some shopping bags.
Taşımacılık araçlarımız yok.We have no means of transportation.
Ne taşımamı istiyorsun?What do you want me to carry?
Tom çalışmak için bir evrak çantası taşıyor.Tom carries a briefcase to work.
Tom iki bavul taşıyordu.Tom was carrying two suitcases.
Tom bir şey taşıyarak içeri girdi.Tom came in carrying something.
Tom içeriye yiyecek taşıyarak girdi.Tom came in carrying groceries.
Tom ağaç altındaki çalılığa taşındı.Tom moved into the underbrush.
Tom bazı sandalyeler taşıyor.Tom is carrying some chairs.
Tom onun sonraki hamlesini düşünüp taşındı.Tom pondered his next move.
Tom senin için onu taşıyabilir.Tom can carry that for you.
Tom Boston'a geri taşındı.Tom moved back to Boston.
Bunu cüzdanında taşı.Carry this in your purse.
Tom, Avustralya'ya taşındı.Tom moved to Australia.
Neden taşınıyoruz?Why are we moving?
O nehir her yıl taşar.That river floods every year.
O diğer oyunculara taş çıkartır.He ran rings around the other players.
Seni kollarımda taşıyabilirim.I can carry you in my arms.
Seni kollarımda taşıyabilir miyim?May I carry you in my arms?
Bu gri bir taş yapıdır.It's a gray stone building.
Boston'a geri taşınmayı düşünüyoruz.We're thinking of moving back to Boston.
Hiç nakit taşımıyorum.I'm not carrying any cash.
Önümüzdeki ay taşınıyoruz.We're moving next month.
Buraya taşındığımızdan beri beş yıl oldu.It's been five years since we moved here.
Tom Mary'nin kocasından ödünç aldığı bir kros kayağı taşıyordu.Tom was carrying a pair of cross-country skis that he'd borrowed from Mary's husband.
Tom'un valizlerini taşımasına yardım etmeliydin.You should've helped Tom carry his suitcases.
Tom bu kadar çok para taşımaması gerektiğini bilmeliydi.Tom should've known better than to carry so much money.
Ben ebeveynlerimin evinden taşınacağım.I will move out of my parents' house.
Tom ve Mary son zamanlarda Boston'a taşındılar.Tom and Mary have recently moved to Boston.
Bunu arabaya taşıyabilir misin?Could you carry it to the car?
Araba beş kişi taşır.The car holds five people.
Tom Mary'nin kanepeyi odanın diğer tarafına taşımasına yardım etti.Tom helped Mary move the sofa to other side of the room.
Tom mutfağa yürüdü, bir yiyecek çantası taşıyordu.Tom walked into the kitchen, carrying a bag of groceries.
Geçen yıl eve taşındık.We moved house last year.
Geçen yıl taşındık.We moved house last year.
Tom kutuyu mutfağa taşıdı ve masaya koydu.Tom carried the box into the kitchen and put it on the table.
Uçak biraz yedek yakıt taşımalıdır.The aeroplane must carry some spare fuel.
Tom valizimi taşımak için yeterince nazikti.Tom was kind enough to carry my suitcase for me.
Bu taş Tom'aydı.The joke is on Tom.
Beraber taşınıyoruz.We're moving in together.
Eski çağlardan beri insanlar şurup yapmak için avokadonun taşını kullanılmışlar.The people from ancient times used the stone of the avocado fruit to make syrup.
Bu ağaç birçok meyve taşır.This tree bears a lot of fruit.
O, ölüm riski taşıyor.He runs the risk of dying.
Adam, kollarında bir havluya sarılmış bir tavşan taşıyordu.The man carried a rabbit wrapped in a towel in his arms.
Kollarıyla onu kaldırdı ve yatağına taşıdı.He lifted her in his arms and carried her to her bed.
Onu kollarında taşıdı.He carried her in his arms.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
taş ile cümle - Sayfa 14 - taş kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App