Ana içeriğe geç
Sözlük

taş ile cümle

taş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
O bunun bir risk taşıyacağını söylüyor.He says that it would carry a risk.
Tom taşınabilir bir evde yaşıyor.Tom lives in a mobile home.
Bu ağaç tatsız meyveler taşıyor.This tree bears ugly fruits.
Otobüs birçok yanıcı malzeme taşır.The bus carries a lot of inflammable materials.
Tom evin anahtarını bahçedeki bir taşın altına sakladı.Tom hid the house key under a rock in the garden.
Kutuları önceden tavan arasına taşıdın mı?Have you already carried the boxes up to the attic?
Bu bardağı taşıran son damla.I can't take any more.
Tom Mary'nin onun yanında oturabilmesi için taşındı.Tom moved over so that Mary could sit next to him.
Öncelikle mangalı bodrumdan bahçeye taşımak zorundayız.First we have to carry the barbecue from the cellar out into the garden.
Eşekler ağır paketleri taşıyorlardı.The donkeys were carrying heavy packs.
Yeni bir şehre taşınmayı düşünüyorum.I'm thinking of moving to a new city.
Ben senin yeni evine taşınmana yardım edeceğim.I'll help you move to your new house.
Ne taşıyorsun?What are you carrying?
Bu taş çok güzel. Onu nerede buldun?This stone is beautiful. Where did you find it?
Oğlan bir taş atıyor.The boy throws a stone.
Bir erkek çocuğu bir taş atıyor.A boy is throwing a stone.
Kırsala taşınmak istiyorum.I want to move to the country.
Tom Mary'nin valizini onun için taşıdı.Tom carried Mary's suitcase for her.
Tom bavulumu taşımayı önerdi.Tom offered to carry my suitcase.
Tom Mary'nin çantasını taşımayı önerdi.Tom offered to carry Mary's bag.
Tom Mary'yi kollarında taşıdı.Tom carried Mary in his arms.
Ne zaman taşınabiliriz?When can we move in?
Ne zaman taşınabilirim?When can I move in?
Ben bir taşın üzerinde takıldım ve bileğimi burktum.I tripped on a stone and twisted my ankle.
Tom şişeye taş attı, onu vurdu ve onu kırdı.Tom threw a rock at the bottle, hit it and broke it.
Tom üç şişe şarap taşıyarak odaya geldi.Tom came into the room carrying three bottles of wine.
Bu pipo lüle taşından oyulmuş.This pipe is carved from meerschaum.
1906'da Paris'e taşındı.She moved to Paris in 1906.
Ne düşünüp taşınıyorsun?What are you contemplating?
Ben bu taşı taşıyamam.I can't carry this stone.
Tom sizi taşıyacak.Tom will carry you.
Seni taşıyacağız.We will carry you.
Sizi taşıyacağız.We will carry you.
Seni taşıyacaklar.They will carry you.
Liisa Markku'nun taşınmak zorunda olduğuna karar verdi.Liisa decided that Markku had to move out.
Farklı bir ülkeye taşınmam gerekiyor.I need to move to a different country.
Vitrin bir taşla kırıldı.The shop window was broken by a stone.
Antartika'ya taşınmak istiyorum.I want to move to Antarctica.
Bir tane taşıdım.I carried one.
Sen hiçbir şey taşımadın.You carried nothing.
O bir bavul taşıdı.She carried a suitcase.
O bir sandalye taşıdı.She moved a chair.
Tom'un ne taşıdığını bulun.Find out what Tom is carrying.
Tom bir evrak çantası taşıyarak odaya girdi.Tom entered the room carrying a briefcase.
Onunla birlikte taşınmayı düşünüyorum.I'm thinking of moving in with him.
Tom'la birlikte taşınmayı düşünüyorum.I'm thinking of moving in with Tom.
Sevgilisi ile taşınmayı düşünüyor.She's thinking of moving in with her boyfriend.
Kız arkadaşı ile taşınmayı düşünüyor.He's thinking of moving in with his girlfriend.
Birlikte taşınmayı düşünüyorlar.They're thinking about moving in together.
O film aynı adı taşıyan bir kitaba dayanır.That movie is based on a book of the same name.
Gelip piyanomu taşımama yardım etmek için pazartesi günü biraz zamanın var mı?Would you have some time on Monday to come over and help me move my piano?
Tom kucak dolusu posta taşıyarak ofise girdi.Tom entered the office carrying an armload of mail.
Genç kadın kucağında bir bebek taşıyordu.The young woman was carrying a baby in her arms.
Tom'un Boston'a taşınmayı planladığını biliyor muydun?Did you know that Tom is planning on moving to Boston?
Tom'un Boston'a taşınmayı planladığına dair kesinlikle fikrim yoktu.I certainly had no idea Tom was planning to move to Boston.
Kötü haber taşıyıcısı olmaktan nefret ediyorum.I hate to be the bearer of bad news.
Tom'un Boston'a taşındığını duydum.I heard that Tom moved to Boston.
Tom'un Boston'a taşınmayı planladığını duydum.I heard that Tom plans to move to Boston.
Üç yıl önce Boston'a taşındım.I moved to Boston three years ago.
Kanepeyi taşırken yardıma ihtiyacım var.I need help moving the sofa.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
taş ile cümle - Sayfa 15 - taş kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App