Ana içeriğe geç
Sözlük

taşımak ile cümle

taşımak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu iki proto-Gotik kabile birçok birbirine benzer karakterler taşımaktaydı.Estas divindades pan-finlandesas controlavam vários aspectos da natureza.
Bununla beraber bu tür uğraşlar her zaman için risk taşımaktadır.Os riscos, seja como for, estão sempre presentes.
Sürekli gelişimde her zaman en iyiyi yakalamak arzusu TKY de hep bir ileri safhaya taşımaktadır.Do desejo de procurar sempre a felicidade, onde quer que ela esteja.
Keygen programını yazmak, kullanmak ve bellekte taşımak bir suçtur ve bilişim suçlarından sayılmaktadır.Fundar, subvencionar e manter uma escola constitui um ato de misericórdia.
Sakarya Nehri yılda 5 milyar m³ su taşımaktadır.«Comboios no Algarve custam cinco milhões por ano».
Hatta 3 faz taşımak esastır.Será preciso ofertar as mesmas 3 vazas positivas.
Kın, kılıç ya da diğer kesici silahları tutmak, taşımak veya saklamak için kullanılan kılıftır.Uma bainha é um estojo para segurar ou proteger uma espada, faca ou outra grande lâmina.
En büyük torunu eşinin adını taşımaktadır.O primeiro diretor tomou o nome do animal de estimação de sua esposa.
Koşucuların, aynı zamanda kuyruk arkası olarak da bilinirler, görevi ise koşu oyunlarında topu taşımaktır.Missões secundárias, como participar em corridas, podem ocupar o jogador durante horas.
Yolcu vagonu, yolcu taşımak için tasarlanmış bir demiryolu vagonudur.Um vagão fechado é um tipo de vagão de trem usado para transporte de cargas.
Stadyum 60.000 kişi kapasitesi taşımaktaydı.Os estádios candidatos deveriam ter a capacidade mínima de 60 000 lugares.
Desargues teoremi, Desargues grafiği ve Ay üzerindeki Desargues krateri, onun adını taşımaktadır.Naar hem zijn de stelling van Desargues en de krater Desargues op de maan genoemd.
Halen, buralarda birçok yer Çerkes (Adıge) adları taşımaktadır.Zo was hij in het bezit van tal van domeinen die nog steeds zijn naam dragen.
Ancak sigortacının hasar giderleri azalacağından sovtaj önem taşımaktadır.Hierdoor wordt de schadelast van de verzekeraar beperkt.
Bazıları ise nükleer başlık da taşımaktadır.Sommige zijn uitgerust met nucleaire raketten.
Üzerimizde taşımak sevap mıdır?"Wat zal de herinnering aan ons zijn?”
Underground'ın devamı niteliği taşımaktadır.De andere, Underground, bleef echter in ontwikkeling.
Carrera 4 ve Carrera 4S'in sırasıyla Carrera ve Carrera S ile aynı motorları taşımaktadır.Vervolgens kwamen de vierwielaangedreven Carrera 4 en Carrera 4S.
Günde ortalama 90.000 yolcu taşımaktadır.De tram vervoert per dag gemiddeld 90.000 mensen.
O kadar çok yağmalanmıştı ki köy ganimeti taşımak için 60 katır gerekmişti.Het was zo zwaar dat er vierentwintig olifanten moesten worden ingezet om het te kunnen verslepen.
İşi otele gelen müşterilerin bavullarını taşımaktır.Ook zorgt deze dienst voor bezorging van de bagage op de hotelkamer.
Orta tempolu bir R&B şarkısı olan "Party", 1980'lerin funk ve soul müziğinden izler taşımaktadır.Party is een mid-tempo R&B nummer dat invloeden heeft van '80 en '90 jaren funk en soul muziek.
Elif yani karnında kendi bebeğini taşımaktadır.Duimen: De mama van Knofje heeft een baby in haar buik.
Dünya genelinde yaklaşık olarak 500 milyon insan ya Hepatit B ya da Hepatit C hastalığı taşımaktadır.Wereldwijd dragen circa 150 tot 200 miljoen mensen een chronische vorm van hepatitis C-infectie.
Carbonia 1939'den beri "Città d'İtalia" (İtalya Şehri) statüsü taşımaktadır.Lourosa heeft sinds 19 april 2001 de status van stad (cidade).
Konaklama tesisi olarak restore edilmiş konaklar tarih öncesinin ihtişamını taşımaktadır.Met het juiste voorkeursbeleid zetten we de fouten van vroeger weer recht.
Kendi dalında Türkiye'de bir ilk olma özelliği taşımaktadır.We weten alleen dat ze in Toerov hun eigen vorstelijke heerschappij hadden.
Önceki neslinde olduğu gibi aynı dönemin Passat'ı ile benzerlikler taşımaktadır.We passen voor de grootte van de rij hetzelfde principe toe als in het vorige voorbeeld.
Devletin görevi ülkeyi bu beş aşamadan en üstün konuma taşımaktır.Ze houdt ervan de huishoudelijke taken op zich te nemen als de vijf op stap zijn.
Zamanın gemileri iki tarette dört top taşımaktaydı.Ieder schip had vier kanonnen aan boord.
Sahneyi taşımak için iki Boeing 747 tipi uçak kiralandı.Twee vliegtuigen van het type Boeing 747 botsten toen op elkaar op de startbaan van het vliegveld.
Bu araç hem mürettebatı hem de yedek mühimmatı taşımak için üretildi.Het voertuig had voldoende ruimte om de bemanning en munitie van het wapen mee te voeren.
Aydınlatma gücü, kullanıldığı bilim dalına göre farklı anlamlar taşımaktadır.Er zijn verschillende triviale namen in omloop, afhankelijk van de gebruikte wetenschappelijke indeling.
Neredeyse bütün modern sınıf savaş gemileri bir çeşit CIWS taşımaktadır.Daarom hebben vrijwel alle moderne grote schepen een bulbsteven.
Bayrak ayrıca Slovak armasını taşımakta.De Slowaakse vlag werd buiten gebruik gesteld.
Bölgede yapılan balıkçılık yerel ekonomi için hayati önem taşımaktadır.Zeer belangrijk voor de plaatselijke economie is de visindustrie.
Sarız ilçesi karasal iklim koşullarını taşımaktadır.Deze dalkom zorgt voor gunstige klimatologische omstandigheden.
1935 yılında Kızıl Ordu, T-27'leri Tupolev TB-3 uçaklarının gövde altında taşımak için denemelerde bulundu.De Sovjets hebben in 1935 nog experimenten uitgevoerd om de T-27 via de lucht te vervoeren.
Ayrıca II. Hans-Adam, Rietberg Kontu ile Troppau ve Jägerndorf Dükü unvanını taşımaktadır.Hij draagt ook de titels Herzog zu Troppau en Jägerndorf en Graf zu Rietberg.
Kilit-ül-bahr denizin kilidi anlamını taşımaktadır.Nevrast betekent in het Sindarijns Herwaartse Kusten.
Ayrıca İrlanda Kraliçesi unvanın da taşımaktaydı.Ook koningin Victoria maakte de reis.
Eskiden insanların yük taşımak için kullandıkları araç.Vroeger werd hij gebruikt om een soort koets te trekken die mensen vervoerde of goederen.
OH-1 tamamen Japonya'da üretilen ilk helikopter olma özelliğini taşımaktadır.De SH-1000 is ook de eerste geïntegreerde synth die in Japan werd geproduceerd.
Araç otomobilden daha çok yolcu taşımak amacıyla kullanılır.Er zijn grotere voertuigen nodig om meer reizigers te kunnen vervoeren.
Türkiye’de de aynı anlamı taşımaktadır.Voor Ierland geldt hetzelfde.
Üçüncü koşul daha az önem taşımaktadır.De rest heeft een lage prioriteit.
1996 - Havaalanı yolunda Silah taşımaktan tutuklandı.In 1956 werd de vrachtwagen uitgevoerd met luchtremmen.
Temmuz-Ağustos-Eylül aylarında epeyce azalırsa da yine de bir miktar su taşımaktadır.De maanden juli tot en met september zijn echter wel wat droger.
Aracın müretttebatı MG 34 veya MG 42 taşımaktaydı.Er bestond een variant op de MG 34, de MG 34/41.
14 yaşından itibaren Hollanda'da kimlik taşımak zorunluluğu vardır.Vanaf 14 jaar moet je in Nederland een legitimatiebewijs bij je hebben.
Üzerimizde taşımak sevap mıdır?"A jeśli tak, to dlaczego się z nami nie kontaktują?”.
Bulunan eserlerin tasarımı ve bezemesi Vietnam ve Kamboçya eserleriyle benzerlik taşımaktadır.Forma i dekoracja przedmiotów wskazują, że ich kultura była związana z Wietnamem i Kambodżą.
Bu kızıl akbaba üzerinde bir GPS cihazı ve ayaklarında “Tel-Aviv Üniversitesi” etiketi taşımaktaydı.Miał on na sobie odbiornik GPS oraz obrączkę na nodze z napisem „Uniwersytet Telawiwski”.
Aynı zamanda, LucasArts'ın üç boyutlu grafikler kullanan ilk macera oyunu olma niteliğini de taşımaktadır.Jest to pierwsza przygodowa gra firmy LucasArts korzystająca z grafiki trójwymiarowej.
Ağır makineli tüfeği taşımaktadır.Używa ciężkiego karabinu maszynowego.
Ayrıca bu albüm bir nevi siyasi özellik te taşımaktadır.Pośrednio album nabrał także politycznego znaczenia.
Klip Türkiyede High Definition olarak çekilen ilk klip olma özelliğini taşımaktadır.Jako pierwszy serial meksykański został w całości nakręcony w High Definition.
Nargis Dutt Award, bir ulusal Hint Film Ödülü, onun adını taşımaktadır.Nagroda Nargis Dutt to nagroda indyjskiej National Film Award, promująca filmy wzmacniające jedność Indii.
Bazıları ise nükleer başlık da taşımaktadır.Niektórzy wzywali nawet do użycia broni nuklearnej.
1996 - Havaalanı yolunda Silah taşımaktan tutuklandı.W 1994 roku został aresztowany za wniesienie broni na pokład samolotu.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod