Ayrıca İtalyan pasaportu taşımaktadır.Он имеет итальянский паспорт.
Bu fazladan masraflar ödenmek zorundaydı ve bu da aracın ortalama masrafını yukarılara taşımaktaydı.Когда они были представлены, их стоимость равнялась стоимости среднего по размеру автомобиля.
Ayrıca kendi yöresinde nüfus oranına göre en çok üniversite mezunu olan köy özelliğini de taşımaktadır.Одновременно она чувствует, что с получением образования стала отличаться от большинства деревенских жителей.
Dünya nüfusunun üçte biri ile yarısı arasında bir kesim Hp bakterisini taşımaktadır.Каждый третий житель Земли хоть раз в жизни нуждается в донорской крови.
İkinci kuvvet ise 3500 gemiden oluşmakta ve 100 bin askeri taşımaktadır.Второй, ещё более впечатляющий, флот из 3 500 кораблей с 100 000 солдатами вышел с юга Китая.
Aynı zamanda halk oyunlarında da kullanılan kıyafetler, gündelik yaşamın izlerini taşımaktadır.Маски использовались и в повседневной жизни с целью скрыть лицо.
Bu gösterim belirsizlik taşımaktadır.Список содержит, по всей видимости, неточности.
Bu oyunlar Güney Amerika kıtasında yapılan ilk olimpiyat oyunları özelliğini de taşımaktadır..Это были первые Олимпийские игры, проходящие в Южной Америке.
Bu denklem onun adını taşımakta.Это отверстие носит его имя.
Kısacası "Zû’l-Nûn el-Mısrî" lâkabı, Mısır’ın Yûnus’u anlamını taşımaktadır.وكذلك قول الشاعر: رأيت الله أهلك قوم عاد ثمود وقوم نوح أجمعين.
Kullanıcılar, yolculuk sırasında eczacılardan sağladıkları yakıtı kendileri taşımaktaydı.وحمل مستخدمي الوقود مستلزماتهم من الصيدلية أثناء سفرهم.
7 Mayıs 1919'da açılan üniversite, 1955 yılından beri Polonyalı şair Adam Mickiewicz'in adını taşımaktadır.افتتحت الجامعة في 7 مايو 1919 وحملت اسم الشاعر البولندي آدم ميتسكيفيتش منذ عام 1955.
İlk Amerikan spor otomobili sayılan 1953 model Chevrolet Corvette birçok yenilik taşımaktadır.ويحمل نموذج شيفروليه كورفيت 1953 عدة ابتكارات والذي يعد أول سيارة رياضية أمريكية.
Böylelikle Dünya oldukça özgür bir şekilde hareket edebiliyor ama ışığı taşımak için katı olması gerekiyordu.وبالتالي يمكن للأرض أن تتحرك عبره بحرية إلى حد ما، ولكنه سيكون جامداً بما فيه الكفاية لنقل الضوء.
Bazıları ise nükleer başlık da taşımaktadır.يستطيع بعضها حمل رؤوس نووية.
General Joseph Gallieni askerleri cepheye taşımak için Paris taksilerini kullanmaya karar verir.وقررت باريس استخدام سيارات الأجرة لحمل جنود الجنرال جوزيف غالياني للجبهة.
Sınavlar ve liyakat kültürü, günümüz Çin'de yine büyük önem taşımaktadır.وحتى اليوم فإن الاختبارات وثقافة الجدارة ما تزال ذات قيمة في الصين.
Yani, gemi yasal olarak gereken filika sayısından daha fazlasını taşımaktaydı.لذلك فإن الشركة الصانعة فعلياً زودت السفينة بما هو أكثر من المنصوص عليه قانونياً.
Diğer bir kısmı ise halen aynı soyadı taşımaktadırlar.كما أن الاطفال الاخرين سيحملون نفس هذا اللقب.
1794 km uzunluğundaki kanal İmparator Yang Guang'ı Pekin ve Hangzhou arasında taşımak için yapılmıştır.وبلغت 1794 كيلومتر طولا وبنيت لحمل الإمبراطور يانغ غونغ بين بكين وهانجتشو.
OH-1 tamamen Japonya'da üretilen ilk helikopter olma özelliğini taşımaktadır.وتعد كاواساكي أو إتش-1 بأنها أول مروحية يتم إنتاجها بالكامل في اليابان.
Fidye ödeyerek esirlerin serbest bırakılmasını sağlamak için yanında 120,000 altın meblağ taşımaktaydı.عندما فقط وعد المهدي بدفع 120،000 ريال لهم انسحبوا.
Aynı zamanda Yunanistan pasaportuda taşımaktadır.يونان هو الشخصية المحوريَّة في سفر يونان.
Barabbas'ın hikâyesi, toplumsal olarak özel anlamlar taşımaktadır.حيث يفسرون أفكار بوليفار من منظور اشتراكي.
Telekomünikasyon, otomotiv ve ilaç sanayisi de büyük önem taşımaktadır.الاتصالات السلكية واللاسلكية وصناعة السيارات والصناعات الدوائية هي أيضا ذات أهمية كبيرة.
Pratibha Patil bugüne kadar tartışmalı bir seçimi kaybetmemiş olması özelliğini taşımaktadır.ويذكر أن براتيبها باتيل لم تخسر في حياتها أية انتخابات خاضتها.
Hukukî anlamda Islahat Fermanı, misak değil bir fermandır ve anayasal belge özelliği taşımaktadır.السرقة الأدبية ليست جريمة بحد ذاتها، ولكنها تعدّ انتهاكا لحقوق النشر والتأليف.
Bu uçak, uçak parçaları taşımak için değişime uğramıştır.قام رو ببناء طائرات جديدة من قطع الغيار.
Film, kült film statüsü taşımaktadır.فأخرج فيلما بعنوان إرحل.
İstanbul'daki Davutpaşa semti onun adını taşımaktadır.يحمل حي بيرم باشا في إسطنبول اسمه حتى اليوم.
Bu da milli değerleri unutmamak açısından önem taşımaktadır.بهذه الطريقة يتم تفادي التركيز على الجانب المالي فقط.
Bakü'deki 203 numaralı ortaokul onun adını taşımaktadır..المدرسة رقم 133 في يريفان سميت باسمه.
Belirli Antik Roma yollari bir özel yol isimi tasimaktaydi.عملت شركات خاصة على مكافحة حرائق روما قديما.
Yevgeni Mravinski'nin eserinde Russov!a taşımak istediği özelliklerdir.قائمة البراكين في روسيا You must specify vnum when using {{cite gvp}}.
Birçok tank 40 mm top taşımaktaydı.ولكن معظم الطائرات حملت خزانات وقود سعة 400 لتر.
Standart lançerinden üç füze taşımaktadır.وهو صاروخ ثلاثي المراحل.
Yüksek patlayıcı özellikte savaş başlığı taşımaktadır.تقوم بحمل رأس من المتفجرات الشديدة.
Bu yardım daha fazla yakıt taşımaktan daha fazla kullanışlıdır.هذه الطريقة كانت تستهلك كمية أكبر من الوقود.
Albüm kapağındaki yazı "İlk elektronik canlı-dijital albüm" anlamı taşımaktadır.إن تحديد نقطة واحدة خلال هذا المشوار على أنها «أول حاسوب اليكتروني رقمي» أمر صعب جدا.
Gemi Endonezya'dan ham madde taşımaktadır.تنقل السفن المواد الخام من أَنْدونِيسيَا
Birlikte çaldığı son grup Joe Strummer & The Mescaleros adını taşımaktadır.Ele também abriu concertos para Joe Strummer & The Mescaleros.
Bu silaha ait altı mermi ve aletleride taşımaktaydı.Foram necessários seis mil desses canhões.
Sınavlar ve liyakat kültürü, günümüz Çin'de yine büyük önem taşımaktadır.Os exames e a cultura do mérito ainda permanecem muito valorizados na China atual.
Günde ortalama 90.000 yolcu taşımaktadır.Diariamente são transportadas 90 mil pessoas.
Ayrıca, Linux'u taşımak için çalışıldı.Ele foi organizada também em Linux.
Ödül efsanevi oyuncu Alfredo Di Stéfano'nun adını taşımaktadır.O prêmio é nomeado pelo lendário jogador, Alfredo Di Stéfano.
Metro sistemi günlük 1.38 milyon yolcu taşımaktadır.Transporta diariamente cerca de 1,38 milhões de passageiros.
Fidye ödeyerek esirlerin serbest bırakılmasını sağlamak için yanında 120,000 altın meblağ taşımaktaydı.Uma soma de 120 000 peças de ouro foi paga pela liberdade dos prisioneiros.
Meksika ve İtalyan kanı taşımaktadır.McCarthy tem sangue Mexicano e Canadense.
Kostüm PETİT imzası taşımaktadır.Ele usa um modelo de assinatura.
Yani, gemi yasal olarak gereken filika sayısından daha fazlasını taşımaktaydı.Porém, acredita-se que o barco estava transportando mais pessoas do que estava registrado.
Muhtıra, ihtar kökeninden gelmektedir ve ihtar edilen şey anlamını taşımaktadır.Deriva do latim cadere (cair, perecer) e que formou, também, caducar.
Müzikal açıdan albüm 1970'lerin glam rock müzisyenleri David Bowie ve Queen'den esintiler taşımaktadır.O álbum atraiu influências de músicos de glam rock do final dos anos 1970 como David Bowie e a banda Queen.
Üzerimizde taşımak sevap mıdır?"Que nos é lícito esperar?"
Hikâye, Rus folkloründen izler taşımakta ve otobiyografik göndermeler içermektedir.A história tem ecos do folclore russo e pode conter referências autobiográficas.
Bu yazıların birçoğu otobiyografik özellik taşımaktadır.Alguns destes ensaios são autobiográficos.
DNA böylede biyolojik bilgi taşımak için değil, yapısal bir malzeme olarak kullanılır.Neste caso, o ADN utiliza-se como um material estrutural, mais que como um portador de informação biológica.
Diğer bir kısmı ise halen aynı soyadı taşımaktadırlar.Alguns destes centros mantiveram o mesmo nome.
Aracın müretttebatı MG 34 veya MG 42 taşımaktaydı.M em favor da MG 34 ou MG 42 carregada pela tripulação.
Bu gösterim belirsizlik taşımaktadır.Esta representação é imprecisa.