Yunanistan'da lokum, tıpkı Türkiye'deki gibi Türk kahvesi ile birlikte servis edilir.Le café aussi se boit à la turque en Roumanie.
Tıpkı Bruno gibi.Como Bruno.
Yeryüzünü tıpkı Nuh tufanında olduğu gibi sular kaplar.Cuando se dejó el agua en la tierra; en esa agua venía los ngen-ko como dueño de ellas.
Tıpkı bir Ankilosaurus'a benzer.Su aspecto parece el de un Ankylosaurus.
Tıpkı bir armadilloya benzer.Es como estar en el ejército.
"Forgot About Dre", ikinci single olarak yayınlandı ve tıpkı önceki single gibi listelerde hit oldu."Forgot About Dre" fue lanzado como el segundo sencillo en 2000 y como el anterior, fue un éxito.
Tıpkı bir köpek gibi davranır.Es como un perro come perro.
Tıpkı radyonun sesi ilettiği gibi havadan görüntüyü iletmeyi aklına koymuştu.Como si mostrara mis senos por radio.
Forvet bölgesinde oynayan oyuncular tıpkı diğer bölgelerde oynayan oyuncular gibi çeşitlilik gösterirler.Nuevas Salas de Orden de Clase, es decir, zonas donde se reúnen jugadores que comparten la misma clase.
O da tıpkı amcası gibi büyü yolunu seçmiştir.Es mago al igual que su padre.
Purkinje hücreleri tıpkı domino taşları gibi birbirinin önüne hizalanmış olarak bulunur.Las células de Purkinje se encuentran alineadas como piezas de dominó colocadas una frente a la otra.
200 s. + tıpkıbasımlar ve tablolar.56.700 bocetos, dibujos y pinturas.
Darı biralarında üretim şekli tıpkı diğer bira türlerindeki gibidir.Este proceso es similar al que se emplea en algunos tipos de cerveza.
Tıpkı Goya'nın çalışmasında olduğu gibi Kore'de Katliam'da da iki ayrı parça vardır.En catalán la diéresis también tiene dos funciones.
İbn-i Haldun'a göre devletler de tıpkı insanlar gibi doğar, büyür, yaşlanır ve ölür.Al igual que los sims, las mascotas nacen, crecen y mueren.
Helberg, tıpkı babası Sandy Helberg gibi oyuncu olmayı tercih etti.Gunnar siempre quiso ser actor al igual que su padre, Oscar Johanson.
Daha sonrasında ise bazı tarihsel kitapçıklar tıpkıbasım olarak dağıtılmaya başlanmıştır.Del mismo modo, algunos libros de aventuras ahora son distribuidos por Uhrwerk.
Tıpkı yemek, içmek, konuşmak, yürümek, düşünmek gibi...Ahora voy, paseamos, hablamos.
Tıpkı bir “zayıf adam“ gibi.Aunque sólo era un "hombre palo".
Ankara: Tıpkıbasım (2000): Kaynak Yayınları.Foro Sol (2000): anunciador.
Bouguereau'nun Venüs'ünün pozu tıpkı Botticelli'ninki gibi asimetriktir.Los tipos femeninos que utiliza recuerdan claramente los de Botticelli.
Garip deneyler yapar,tıpkı bir bilim adamı gibidir.Autoproclamado, un gran inventor como un genio científico.
Onun kadar belli etmese de, o da tıpkı Angemon gibi kutsal güçler taşıyan bir digimondur.Lo que no sabía, es que, además de las almas humanas, necesita un alma tan fuerte como la suya propia.
Goya'nın çizdiği kurbanlar, tıpkı katilleri gibi anonimdir.La vittima, così come presentata da Goya, è tanto anonima quanto i suoi assassini.
Tıpkı bir martı gibi gölü severmiş ve tıpkı bir martı gibi mutlu ve hürmüş.Lei ama il lago, come un gabbiano, ed è felice e libera, come un gabbiano.
O da tıpkı amcası gibi büyü yolunu seçmiştir.Si diletta in trucchi di magia come il padrone.
Moskova'daki basın toplantısında "Sovyet insanlarının tıpkı kendileri gibi olduklarını" söyledi.Parlando ad una conferenza stampa a Mosca, Smith dichiarò che i russi erano "proprio come noi".
Her bir tüpün sonunda oluşan kusur, manyetik alanın tıpkı manyetik monopolün manyetik alanı gibi görünür.Al difetto che si è formato alla fine di ogni tubo, il campo magnetico sembra simile a quello di un monopolo.
Tıpkı Newton gibi ivmeyi bir hız değişimi olarak tanımlamıştı.Come Newton, egli descrisse l'accelerazione come il tasso di mutamento della velocità.
Gözetmen olmak da, tıpkı avcı olmak gibi bir çağrıdır.Una volta fuori da essa viene considerato al pari di un cacciatore.
Tıpkı benim bedenimin başkası için olduğu gibi.Tuttavia, proprio come per qualsiasi altra istituzione umana...
Tıpkı üçleme gibidir ama bu sefer aynı zamanda altı kere vurulur.Lo studente cade, come quattro giorni prima, ma questa volta è stato colpito a morte.
"Gerçek cadılar sıradan giysiler giyerler ve tıpkı sıradan kadınlara benzerler.La Vergine indossa le solite vesti e presenta la solita ampia aureola.
Tıpkı bir armadilloya benzer.Era simile a un gigantesco armadillo.
Bu da tıpkı "Marrano"da olduğu gibi küçük düşürücü bir ifadeydi.L'evento viene ricordato come il "Maracanazo".
Bouguereau'nun Venüs'ünün pozu tıpkı Botticelli'ninki gibi asimetriktir.Già pochi anni dopo il Borghini la riteneva di Botticelli.
Onda da tıpkı erkek kardeşi gibi yaşlılık fobisi vardır.Anche lei è una brillante maga come il fratello.
Bunlar, tıpkı bizim gibi Kutsal Ruh'u almışlar. Suyla vaftiz olmalarına kim engel olabilir?Кто может запретить креститься водою тем, которые, как и мы, получили Святого Духа?
Onlar elbette farklıdırlar, ama aynı türdendirler, tıpkı Gerçek'te ikilik olmadığı gibi.Действительно, между ними прослеживается некоторое сходство, обоим присущи отдаленные, но всё же важные черты.
Tıpkı Goya'nın çalışmasında olduğu gibi Kore'de Katliam'da da iki ayrı parça vardır.С ним, так же как и с Василиском будет две битвы.
İbn-i Haldun'a göre devletler de tıpkı insanlar gibi doğar, büyür, yaşlanır ve ölür.Блаватская пишет, что человеческие расы рождаются одна от другой, растут, развиваются, стареют и умирают.
O zaman Yıldırım tıpkı İnegöl (Bursa-İnegöl) demiş.А когда он говорил, из его уст словно рассыпался жемчуг».
Namibya'da, tıpkı komşusu Güney Afrika Cumhuriyeti'nde olduğu gibi trafik soldan akmaktadır.Как и в ЮАР, движение в Намибии левостороннее.
Değirmentaşı tıpkı göğün altın kazığın etrafında döndüğü gibi bir eksen etrafında tezginir (döner).Во всяком случае, оно должно совершать вращение вокруг своей оси, подобно Земле.
Böyle yapmakla da tıpkı seyis gibi Temuçin’den büyük mükâfat alacaklarını düşünmüşlerdi.Там они обнаружили, что обладают невероятно мощным колдовством.
Tıpkı babası gibi fevri bir kişiliği vardır.Я нашла человека, похожего на своего отца...
Türkiye'de de tıpkı diğer ülkelerde olduğu gibi iki çeşit cezaevi bulunmaktadır: tutuklu ve hükümlü cezaevi.Существуют две разновидности «общака» — в местах лишения свободы и вне мест лишения свободы.
Tıpkı bir martı gibi.Звучит половецкий марш.
Ankylomon, Tıpkı bir Ankilosaurus'a benzer.Его бакуган как и прежде Циклоид.
Tıpkı bugün olduğu gibi o dönemde de Güney Amerika’da kobaylar etleri için besleniyordu.Очевидно, в этот период он, подобно сегодняшним бизонам, был способен добывать корм из-под снега.
Dünyanın dönüşünü, tıpkı öğüttüğü tahıllar gibi zamanın yokoluşunu temsil ederler.В тексте композиции описываются сменяющиеся, как времена года, любовные чувства.
(Tıpkı Türkçe kitaplarda "Gelemiycekmi" değil de "Gelemeyecek mi?" yazması gibi)(Если хочешь, иди с нами (в латинской части «со мной», а не «с нами»)).
Tıpkı günümüzde de çöplerin yakıldığı gibi.По большому счету на сегодня — мусор.
Onda da tıpkı erkek kardeşi gibi yaşlılık fobisi vardır.Она выглядит точь-в-точь, как и старшая сестра парня.
Tıpkı yemek, içmek, konuşmak, yürümek, düşünmek gibi...Вспоминай как мы дрались, ссорились, гуляли.
Hala sevgilidirler fakat tıpkı Alice ve Shun gibi birbirleriyle görüşemezler.Может видеть духов, но не так четко как Ичиго и Карин.
Alman pasaportu tıpkı Alman kimlik kartları gibi yerel belediye kayıt büroları tarafından verilir.يتم إصدار جوازات السفر الألمانية تماماً مثل بطاقات الهوية الألمانية من قبل مكاتب تسجيل البلديات المحلية.
Tıpkı babası gibi fevri bir kişiliği vardır.هو أيضاً متوهم فخور مثل والده.
Moskova'daki basın toplantısında "Sovyet insanlarının tıpkı kendileri gibi olduklarını" söyledi.و مما صرحت به في حديثها بمؤتمرٍ صحفيٍ بـ موسكو مقولتها " ان الروس يشبهوننا تمامًا " .
Şair, öykülerinde de tıpkı şiirlerinde olduğu gibi sıradan insanları ve günlük hayatı konu edindi.وكما هو الحال في أشعاره فقد تناول الشاعر أيضاً في حكاياته موضوعات الحياه اليوميه والناس.