Ana içeriğe geç
Sözlük

tıpkı ile cümle

tıpkı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler.Nó như là vùng đất và vị vua Arthur,chúng không khác biệt, chúng là một.
Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler.Regno e re (cioè Artù) sono inseparabili, sono una cosa sola.
Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler.Seperti cerita Raja Arthur dan tanah kekuasannya, mereka tak terpisahkan, mereka bagaikan satu.
Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler.Sunt ca pământul şi regele în "Arthur", sunt inseparabile, sunt unul şi acelaşi lucru.
Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler.To tak jak ziemia i król w legendzie arturianskiej, są jednością.
Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler.Είναι σαν τη γη και τον βασιλιά στην ταινία "Αρθούρος", είναι αδιαχώριστα, είναι ένα.
Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler.Като земята и кралят в "Артур" - те са неразделни, те са едно.
Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler.Це як земля і король (тобто Артур), вони нероздільні, вони єдині.
Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler.Это как королевство и король в "Артуре"; они нераздельны, они одно целое.
Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler.זה כמו הארץ והמלך ב-"ארתור": הם בלתי ניתנים להפרדה, הם היינו הך.
Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler.إنها مثل الأرض والملك في فيلم "آرثر". ولا يمكن تجزئتهما، إنهما شئ واحد.
Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler.新しいOSを作るというのは 気まぐれでできるようなことではありませんでした
Tıpkı basım konusuna dönelim.Immers, laten we terug gaan naar het afdruk probleem.
Tıpkı basım konusuna dönelim.Pojďme zpět k té záležitosti s tiskem.
Tıpkı basım konusuna dönelim.Să ne întoarcem la aspectul legat de imprimare.
Tıpkı basım konusuna dönelim.Wróćmy do kwestii nadruku.
Tıpkı basım konusuna dönelim.Всъщност, нека се върнем към въпроса с отпечатването.
Tıpkı basım konusuna dönelim.На самом деле, давайте вернёмся к проблеме печати.
Tıpkı basım konusuna dönelim.Насправді, повернімося до проблем друку.
Tıpkı bay Rainsford gibi.Bây giờ, Martin, bạn không có để uống tất cả các đêm nay, bạn có?
Tıpkı bay Rainsford gibi.Enako kot gospod Rainsford.
Tıpkı bay Rainsford gibi.La fel ca domnul Rainsford.
Tıpkı bay Rainsford gibi.Nu, Martin, har du ikke at drikke det hele i aften, gør du?
Tıpkı bay Rainsford gibi.Nu, Martin, har du inte att dricka allt ikväll, tror du?
Tıpkı bay Rainsford gibi.Nyt, Martin, sinulla ei ole juoda se kaikki tänään, ethän?
Tıpkı bay Rainsford gibi.Ora, Martin, non avete a bere tutto stasera, vero?
Tıpkı bay Rainsford gibi.Sekarang, Martin, Anda tidak memiliki minum malam ini semua, kan?
Tıpkı bay Rainsford gibi.、SISばかげたことしないでください。 我々は状況の被害者です。
Tıpkı bay Rainsford gibi.Teraz, Martin, nemusíte piť to dnes, že?
Tıpkı bay Rainsford gibi.Teraz, Martin, nie musisz do picia to wszystko dziś w nocy, prawda?
Tıpkı bay Rainsford gibi.Tout comme Mr Rainsford
Tıpkı bay Rainsford gibi.Ugyanaz, mint a Mr. Rainsford.
Tıpkı bay Rainsford gibi.Wir sind das Opfer der Umstände. Genau wie Mr Rainsford.
Tıpkı bay Rainsford gibi.Zelfde als Mr Rainsford.
Tıpkı bay Rainsford gibi.Τώρα, Μάρτιν, δεν έχετε να πίνουν όλα απόψε, έτσι;
Tıpkı bay Rainsford gibi.Същото като г-н Rainsford.
Tıpkı bay Rainsford gibi.Тепер, Мартін, ви не маєте пити все це сьогодні ввечері, чи не так?
Tıpkı bay Rainsford gibi.Теперь, Мартин, вы не имеете пить все это сегодня вечером, не так ли?
Tıpkı bay Rainsford gibi.الآن ، مارتن ، لم يكن لديك ويشربه كل هذه الليلة ، أليس كذلك؟
Tıpkı beklenmedik şeyler bulma şansı anlamına gelen İngilizce "Serendipity" kelimesi gibi.158 00:14:22,500 --> 00:14:26,500 Так же как английское слово "интуитивная прозорливость"
Tıpkı beklenmedik şeyler bulma şansı anlamına gelen İngilizce "Serendipity" kelimesi gibi.C'est comme le mot "Sérendipité".
Tıpkı beklenmedik şeyler bulma şansı anlamına gelen İngilizce "Serendipity" kelimesi gibi.Come il termine inglese: "Serendipity" (Caso fortuito)
Tıpkı beklenmedik şeyler bulma şansı anlamına gelen İngilizce "Serendipity" kelimesi gibi.Just like the English word: "Serendipity" 영어의 Serendipity처럼 말입니다
Tıpkı beklenmedik şeyler bulma şansı anlamına gelen İngilizce "Serendipity" kelimesi gibi."Serendipity"
Tıpkı beklenmedik şeyler bulma şansı anlamına gelen İngilizce "Serendipity" kelimesi gibi.Tak jak angielskie słowo: "Serendipity" (Przypadkowe odkrycie)
Tıpkı belgesellerde gördüğünüz gibi bu şeyin 20 parçaya bölünmesini istemiyorum.Ich will nicht, dass dieses Ding in 20 Teile zerbricht, wie man es aus Dokumentationen kennt.
Tıpkı belgesellerde gördüğünüz gibi bu şeyin 20 parçaya bölünmesini istemiyorum.Ik wil niet dat dit ding in 20 stukken breekt zoals je wel eens in die documentaires ziet.
Tıpkı belgesellerde gördüğünüz gibi bu şeyin 20 parçaya bölünmesini istemiyorum.Jag vill inte att den här grejen går i 20 bitar som man sett på dokumentärer.
Tıpkı belgesellerde gördüğünüz gibi bu şeyin 20 parçaya bölünmesini istemiyorum.Jeg vil ikke have, at denne ting skal brække i 20 stykker som man ser i dokumentarerne.
Tıpkı belgesellerde gördüğünüz gibi bu şeyin 20 parçaya bölünmesini istemiyorum.Je ne veux pas que cette chose se brise en 20 morceaux comme vous l'avez vu dans les documentaires.
Tıpkı belgesellerde gördüğünüz gibi bu şeyin 20 parçaya bölünmesini istemiyorum.비행기가 산산조각나길 원하지 않았어요. 다큐멘터리에서 본 것처럼 말이에요.
Tıpkı belgesellerde gördüğünüz gibi bu şeyin 20 parçaya bölünmesini istemiyorum.Não quero que isto se parta em 20 pedaços como vemos nalguns documentários.
Tıpkı belgesellerde gördüğünüz gibi bu şeyin 20 parçaya bölünmesini istemiyorum.Nechcem, aby sa táto vec rozlámala na 20 kúskov, ako to vidíte v dokumentoch.
Tıpkı belgesellerde gördüğünüz gibi bu şeyin 20 parçaya bölünmesini istemiyorum.Nechci, aby se tahle věc rozpadla na 20 kusů tak, jak to ukazují v těch dokumentech.
Tıpkı belgesellerde gördüğünüz gibi bu şeyin 20 parçaya bölünmesini istemiyorum.Nem akarom, hogy a gép 20 darabra szakadjon, ahogy a dokumentumfilmekben szoktuk látni.
Tıpkı belgesellerde gördüğünüz gibi bu şeyin 20 parçaya bölünmesini istemiyorum.Nie chciałem być rozerwanym na 20 kawałków, tak jak widzicie to na filmach dokumentalnych.
Tıpkı belgesellerde gördüğünüz gibi bu şeyin 20 parçaya bölünmesini istemiyorum.Nočem, da ta stvar razpade na 20 kosov, kot vidite v dokumentarcih.
Tıpkı belgesellerde gördüğünüz gibi bu şeyin 20 parçaya bölünmesini istemiyorum.Non voglio che questa cosa si spezzi in 20 pezzi come si vede nei documentari.
Tıpkı belgesellerde gördüğünüz gibi bu şeyin 20 parçaya bölünmesini istemiyorum.No quiero que esto se rompa en 20 piezas como se ven en esos documentales.
Tıpkı belgesellerde gördüğünüz gibi bu şeyin 20 parçaya bölünmesini istemiyorum.Nu vreau ca avionul să se sfărâme în 20 de bucăți, cum vedem în acele documentare.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod