Tipki biz onun oglunun ayaklarini alirken, o kadinin benim ayaklarimi opmeye calistigi gibi.Net zoals die vrouw mijn voeten probeerde te kussen toen we haar zonen meenamen.
Tipki biz onun oglunun ayaklarini alirken, o kadinin benim ayaklarimi opmeye calistigi gibi.Như là 1 người phụ nữ đã cố gắng hôn chân tôi. khi tôi đang bắt con trai của cô.
Tipki biz onun oglunun ayaklarini alirken, o kadinin benim ayaklarimi opmeye calistigi gibi.Práve tak, ako sa tá žena pokúšala pobozkať moje nohy, keď sme brali jej synov.
Tipki biz onun oglunun ayaklarini alirken, o kadinin benim ayaklarimi opmeye calistigi gibi.Proprio come quella donna ha cercato di baciare i miei piedi quando noi stavamo prendendo i suoi figli.
Tipki biz onun oglunun ayaklarini alirken, o kadinin benim ayaklarimi opmeye calistigi gibi.Sowie diese Frau versuchte meine Füsse zu küssen als wir ihre Söhne nahmen.
Tipki biz onun oglunun ayaklarini alirken, o kadinin benim ayaklarimi opmeye calistigi gibi.Tak jak tamta kobieta chciała całować moje, gdy zabieraliśmy jej synów.
Tipki biz onun oglunun ayaklarini alirken, o kadinin benim ayaklarimi opmeye calistigi gibi.Vidéo: L'amour ?
Tipki biz onun oglunun ayaklarini alirken, o kadinin benim ayaklarimi opmeye calistigi gibi.Ακριβώς όπως εκείνη η γυναίκα προσπάθησε να φιλήσει τα πόδια μου όταν της παίρναμε τους γιους της.
Tipki biz onun oglunun ayaklarini alirken, o kadinin benim ayaklarimi opmeye calistigi gibi.Видео: Любов? Любовта е хубава, ако можеш да я имаш.
Tipki biz onun oglunun ayaklarini alirken, o kadinin benim ayaklarimi opmeye calistigi gibi.Как та женщина старалась целовать мои ноги, когда мы забирали её сыновей.
Tipki biz onun oglunun ayaklarini alirken, o kadinin benim ayaklarimi opmeye calistigi gibi.אחרי שהרבה אנשים אמרו שלא אוכל לעשות זאת. ואני חושב שזה בא מהדאגה לטבע,
Tipki biz onun oglunun ayaklarini alirken, o kadinin benim ayaklarimi opmeye calistigi gibi.تماما مثل تلك المرأة التي حاولت تقبيل أقدامي عندما كنا نأخذ أولادها.
Tipki biz onun oglunun ayaklarini alirken, o kadinin benim ayaklarimi opmeye calistigi gibi.私の足に口づけしようとしたあの女性のように 恥ずかしく感じます
Tıpkı 26,5 milyon diğer Amerikalı gibi, ben bir yemek çölünde yaşıyorum,2천6백5십만명의 다른 미국인들과 마찬가지로, 저도 음식 사막에 살고 있습니다.
Tıpkı 26,5 milyon diğer Amerikalı gibi, ben bir yemek çölünde yaşıyorum,Ako 26.5 milióna Američanov aj ja žijem na potravinovej púšti
Tıpkı 26,5 milyon diğer Amerikalı gibi, ben bir yemek çölünde yaşıyorum,Al igual que 26,5 millones de otros estadounidenses, vivo en un desierto de alimentos,
Tıpkı 26,5 milyon diğer Amerikalı gibi, ben bir yemek çölünde yaşıyorum,Come 26,5 milioni di altri americani, Io vivo in un deserto alimentare,
Tıpkı 26,5 milyon diğer Amerikalı gibi, ben bir yemek çölünde yaşıyorum,Cũng giống như 26.5 triệu người Mĩ khác,
Tıpkı 26,5 milyon diğer Amerikalı gibi, ben bir yemek çölünde yaşıyorum,Net als 26,5 miljoen andere Amerikanen leef ik in een voedselwoestijn.
Tıpkı 26,5 milyon diğer Amerikalı gibi, ben bir yemek çölünde yaşıyorum,Precis som 26,5 miljoner andra amerikaner så bor jag i en matöken
Tıpkı 26,5 milyon diğer Amerikalı gibi, ben bir yemek çölünde yaşıyorum,So wie 26,5 Millionen andere Amerikaner lebe ich in der Essens-Wüste
Tıpkı 26,5 milyon diğer Amerikalı gibi, ben bir yemek çölünde yaşıyorum,Tak jak pozostałe 26,5 mln Amerykanów mieszkam na pustkowiu bez sklepów ze świeżym jedzeniem,
Tıpkı 26,5 milyon diğer Amerikalı gibi, ben bir yemek çölünde yaşıyorum,Tout comme 26,5 millions d'américains, je vis dans un désert alimentaire,
Tıpkı 26,5 milyon diğer Amerikalı gibi, ben bir yemek çölünde yaşıyorum,Úgy, mint 26,5 millió más amerikai, én is egy élelmiszer-sivatagban élek.
Tıpkı 26,5 milyon diğer Amerikalı gibi, ben bir yemek çölünde yaşıyorum,Как и другие 26,5 миллионов американцев, я живу в продовольственной пустыне,
Tıpkı 26,5 milyon diğer Amerikalı gibi, ben bir yemek çölünde yaşıyorum,Точно както още 26.5 милиона американци, аз живея в беден на храна район.
Tıpkı 26,5 milyon diğer Amerikalı gibi, ben bir yemek çölünde yaşıyorum,מגרשים ריקים. כמו 26.5 מיליון אמריקאים נוספים,
Tıpkı 26,5 milyon diğer Amerikalı gibi, ben bir yemek çölünde yaşıyorum,تماماً كـ 26,5 ملايين أمريكيين آخرين، أنا أعيش في صحراء من الأطعمة،
Tıpkı 26,5 milyon diğer Amerikalı gibi, ben bir yemek çölünde yaşıyorum,同其他 2,650 萬美國人一樣 我住喺一個食物荒蕪之地
Tıpkı 26,5 milyon diğer Amerikalı gibi, ben bir yemek çölünde yaşıyorum,私も ロサンジェルス市サウスセントラルという 「食料砂漠」に住んでいます "ドライブ スルー" と
Tıpkı ağaçların hareket ettiğini gördüğümde, ağaçların hışırtı sesi çıkardığını hayal etmem gibi.Allo stesso modo, quando vedo un albero muoversi immagino che quell'albero emetta un fruscio.
Tıpkı ağaçların hareket ettiğini gördüğümde, ağaçların hışırtı sesi çıkardığını hayal etmem gibi.Do mesmo modo que, quando vejo uma árvore a mexer, imagino a árvore a fazer um som sussurrante.
Tıpkı ağaçların hareket ettiğini gördüğümde, ağaçların hışırtı sesi çıkardığını hayal etmem gibi.Genauso, wie wenn ich einen Baum sich bewegen sehe, dann stelle ich mir vor, wie der Baum raschelt.
Tıpkı ağaçların hareket ettiğini gördüğümde, ağaçların hışırtı sesi çıkardığını hayal etmem gibi.Hasonlóképpen, amikor látom a fákat hajladozni, elképzelem, hogy susogó hangokat hallatnak.
Tıpkı ağaçların hareket ettiğini gördüğümde, ağaçların hışırtı sesi çıkardığını hayal etmem gibi.In acelasi fel in care, atunci cand un copac se misca, eu imi imaginez copacul fosnind.
Tıpkı ağaçların hareket ettiğini gördüğümde, ağaçların hışırtı sesi çıkardığını hayal etmem gibi.Keď vidím, ako sa hýbu stromy, predstavujem si zvuk šumenia listov.
Tıpkı ağaçların hareket ettiğini gördüğümde, ağaçların hışırtı sesi çıkardığını hayal etmem gibi.나무의 흔들림을 보면서 바스락거리는 소리를 상상하는 것과 마찬가지에요
Tıpkı ağaçların hareket ettiğini gördüğümde, ağaçların hışırtı sesi çıkardığını hayal etmem gibi.På samma sätt som att när jag ser ett träd röra sig, föreställer jag mig att trädet rasslar.
Tıpkı ağaçların hareket ettiğini gördüğümde, ağaçların hışırtı sesi çıkardığını hayal etmem gibi.Úplně stejně, jako když vidím, jak se pohybuje strom, tak si představuji, že ten strom vydává šustivý zvuk.
Tıpkı ağaçların hareket ettiğini gördüğümde, ağaçların hışırtı sesi çıkardığını hayal etmem gibi.Zoals wanneer ik bomen zie bewegen, ik mij verbeeld dat die boom een ruisend geluid maakt.
Tıpkı ağaçların hareket ettiğini gördüğümde, ağaçların hışırtı sesi çıkardığını hayal etmem gibi.Όπως όταν βλέπουμε τα κλαδιά ενός δέντρου να κινούνται, υποθέτουμε πως παράγεται ένα θρόισμα.
Tıpkı ağaçların hareket ettiğini gördüğümde, ağaçların hışırtı sesi çıkardığını hayal etmem gibi.По същия начин, когато видя да се движи дърво, си представям как дървото издава шумолящ звук.
Tıpkı ağaçların hareket ettiğini gördüğümde, ağaçların hışırtı sesi çıkardığını hayal etmem gibi.Таким же образом, когда я вижу, что дерево движется, я представляю, что дерево шелестит.
Tıpkı ağaçların hareket ettiğini gördüğümde, ağaçların hışırtı sesi çıkardığını hayal etmem gibi.Таким же чином, коли я бачу, що дерево рухається, я уявляю, що дерево шелестить.
Tıpkı ağaçların hareket ettiğini gördüğümde, ağaçların hışırtı sesi çıkardığını hayal etmem gibi.ממש כמו כשאני רואה עצים מתנועעים, ומדמיינת שהם משמיעים אוושה.
Tıpkı ağaçların hareket ettiğini gördüğümde, ağaçların hışırtı sesi çıkardığını hayal etmem gibi.بنفس الطريقة عندما أرى شجرة تتحرك، عندها أتخيل أن الشجرة تصدر صوت الحفيف.
Tıpkı ağaçların hareket ettiğini gördüğümde, ağaçların hışırtı sesi çıkardığını hayal etmem gibi.葉擦れの音を想像するのと一緒です 分かります?
Tıpkı Antijen sunucu hücrelerde olduğu gibi.A to je případ antigen prezentujících buněk.
Tıpkı Antijen sunucu hücrelerde olduğu gibi. B hücresinde bile var bu. önce bir B hücresi çizeyim.."Хистокомпатибилност" означава съвместимост на тъканите.
Tıpkı Antijen sunucu hücrelerde olduğu gibi.Dan inilah yg ada pada sel penyaji antigen.
Tıpkı Antijen sunucu hücrelerde olduğu gibi.Te białka wystepowały na powierzchni komórek prezentujących antygen.
Tıpkı Antijen sunucu hücrelerde olduğu gibi.Und das gilt für antigenpräsentierende Zellen.
Tıpkı Antijen sunucu hücrelerde olduğu gibi.Y este fue el caso de las células presentadoras de antígeno.
Tıpkı Antijen sunucu hücrelerde olduğu gibi.Це прояв антиген презентуючої клітини.
Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler.C'est comme la terre et le roi dans "Arthur"; ils sont inséparables, ils sont un.
Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler.Es como la tierra y el rey en "Arturo"; son inseparables, son uno.
Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler.Es ist wie das Land und der König in "Arthur"; man kann sie nicht voneinander trennen, sie sind Eins.
Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler.Het is zoals het land en de koning in "Arthur": ze zijn onscheidbaar, ze zijn één.
Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler.Je to jako když země a král (jako Artur) jsou od sebe nerozdělitelné, jsou jako jedno.
Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler.이건 마치 아더왕과 그 나라처럼 서로 분리될 수 없는 것입니다.