Ana içeriğe geç
Sözlük

tıpkı ile cümle

tıpkı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
13
ORT. KELİME
Tekstil ürünlerini tıpkı Avrupa'daki ve Kuzey Amerika'daki insanlar gibi eşit koşullarda satmayı başardılar.Mereka dapat menjual tekstil mereka secara setara dengan orang-orang di Eropa dan Amerika Utara.
Tekstil ürünlerini tıpkı Avrupa'daki ve Kuzey Amerika'daki insanlar gibi eşit koşullarda satmayı başardılar.Mohli predávať svoje látky za rovnakých podmienok ako ľudia z Európy a Severnej Ameriky.
Tekstil ürünlerini tıpkı Avrupa'daki ve Kuzey Amerika'daki insanlar gibi eşit koşullarda satmayı başardılar.Mohli prodávat své látky za stejných podmínek jako lidé z Evropy a Severní Ameriky.
Tekstil ürünlerini tıpkı Avrupa'daki ve Kuzey Amerika'daki insanlar gibi eşit koşullarda satmayı başardılar.Potevano vendere i tessuti alle stesse condizioni dell'Europa e del Nord America.
Tekstil ürünlerini tıpkı Avrupa'daki ve Kuzey Amerika'daki insanlar gibi eşit koşullarda satmayı başardılar.Pot să-şi vândă textilele în termeni egali ca oamenii în Europa şi America de Nord.
Tekstil ürünlerini tıpkı Avrupa'daki ve Kuzey Amerika'daki insanlar gibi eşit koşullarda satmayı başardılar.Pudieron vender sus textiles en los mismos términos que en Europa y América del Norte.
Tekstil ürünlerini tıpkı Avrupa'daki ve Kuzey Amerika'daki insanlar gibi eşit koşullarda satmayı başardılar.Sie verkauften ihre Textilien zu den gleichen Bedingungen wie Leute in Europa und Nordamerika.
Tekstil ürünlerini tıpkı Avrupa'daki ve Kuzey Amerika'daki insanlar gibi eşit koşullarda satmayı başardılar.Μπορούσαν να πουλούν τα υφάσματά τους σε ίσους όρους με τους ανθρώπους στην Ευρώπη και τη Βόρεια Αμερική.
Tekstil ürünlerini tıpkı Avrupa'daki ve Kuzey Amerika'daki insanlar gibi eşit koşullarda satmayı başardılar.Вони змогли продавати текстиль на рівних з Європою і Північною Америкою.
Tekstil ürünlerini tıpkı Avrupa'daki ve Kuzey Amerika'daki insanlar gibi eşit koşullarda satmayı başardılar.Можели да продават текстила си на равни начала с хората от Европа и Северна Америка.
Tekstil ürünlerini tıpkı Avrupa'daki ve Kuzey Amerika'daki insanlar gibi eşit koşullarda satmayı başardılar.ולמכור טקסטיל בתנאים זהים לאלה של האנשים באירופה וצפון אמריקה.
Tekstil ürünlerini tıpkı Avrupa'daki ve Kuzey Amerika'daki insanlar gibi eşit koşullarda satmayı başardılar.تمكنوا من بيع الأقمشة التي ينتجونها بنفس معايير الناس في أوروبا وفي أمريكا الشمالية
Tekstil ürünlerini tıpkı Avrupa'daki ve Kuzey Amerika'daki insanlar gibi eşit koşullarda satmayı başardılar.アフリカの国の間にも大きな差があるのです ガーナは真ん中あたり
Telefon sesi duyardım ve onu yeşil hissederdim çünkü tıpkı yeşil rengi gibi duyuluyordu.Aud un ton de telefon și mi se pare verde, pentru că sună ca și culoarea verde.
Telefon sesi duyardım ve onu yeşil hissederdim çünkü tıpkı yeşil rengi gibi duyuluyordu.Ho sentito il telefono squillare e ho sentito il verde perché ha lo stesso suono del colore verde.
Telefon sesi duyardım ve onu yeşil hissederdim çünkü tıpkı yeşil rengi gibi duyuluyordu.Ich hörte ein Telefonklingeln und es fühlte sich grün an, denn es klang genau wie die Farbe Grün.
Telefon sesi duyardım ve onu yeşil hissederdim çünkü tıpkı yeşil rengi gibi duyuluyordu.Ik hoorde een telefoontoon die groen aanvoelde omdat hij precies als de kleur groen klonk.
Telefon sesi duyardım ve onu yeşil hissederdim çünkü tıpkı yeşil rengi gibi duyuluyordu.J'ai entendu une sonnerie de téléphone, et elle semblait verte parce qu'elle sonnait comme la couleur verte.
Telefon sesi duyardım ve onu yeşil hissederdim çünkü tıpkı yeşil rengi gibi duyuluyordu.한 번은 전화 울리는 소리를 들었는데 녹색을 느꼈습니다. 녹색이랑 소리가 똑같았기 때문입니다.
Telefon sesi duyardım ve onu yeşil hissederdim çünkü tıpkı yeşil rengi gibi duyuluyordu.Oí sonar el teléfono y lo sentí verde porque tiene el mismo sonido del color verde.
Telefon sesi duyardım ve onu yeşil hissederdim çünkü tıpkı yeşil rengi gibi duyuluyordu.Ouvi o som de um telefone e pareceu-me verde porque soava exatamente igual à cor verde.
Telefon sesi duyardım ve onu yeşil hissederdim çünkü tıpkı yeşil rengi gibi duyuluyordu.Počul som zvoniť telefón, a zacítil som zelenú, pretože to znelo presne ako zelená farba.
Telefon sesi duyardım ve onu yeşil hissederdim çünkü tıpkı yeşil rengi gibi duyuluyordu.Saya mendengar suara telepon, dan rasanya itu berwarna hijau karena terdengar seperti suara warna hijau.
Telefon sesi duyardım ve onu yeşil hissederdim çünkü tıpkı yeşil rengi gibi duyuluyordu.Slyšel jsem oznamovací tón a cítil jsem zelenou, protože zněl jako zelená barva.
Telefon sesi duyardım ve onu yeşil hissederdim çünkü tıpkı yeşil rengi gibi duyuluyordu.Słyszałem telefon i widziałem zielony, bo dźwięk był podobny do tego koloru.
Telefon sesi duyardım ve onu yeşil hissederdim çünkü tıpkı yeşil rengi gibi duyuluyordu.Telefoncsörgést hallottam, és zöldnek érződött, mert pont úgy hangzott, mint a zöld szín.
Telefon sesi duyardım ve onu yeşil hissederdim çünkü tıpkı yeşil rengi gibi duyuluyordu.Tôi nghe tiếng điện thoại, và cảm giác nó xanh bởi nó nghe như màu xanh lá.
Telefon sesi duyardım ve onu yeşil hissederdim çünkü tıpkı yeşil rengi gibi duyuluyordu.Άκουγα τον τόνο του τηλεφώνου και τον ένιωθα πράσινο, επειδή ακουγόταν ακριβώς σαν το πράσινο.
Telefon sesi duyardım ve onu yeşil hissederdim çünkü tıpkı yeşil rengi gibi duyuluyordu.Звонок телефона я воспринимаю как зелёный, потому что он звучит одинаково.
Telefon sesi duyardım ve onu yeşil hissederdim çünkü tıpkı yeşil rengi gibi duyuluyordu.Чувах звъна на телефон и го чувствах зелен, защото той звучеше като зелен цвят.
Telefon sesi duyardım ve onu yeşil hissederdim çünkü tıpkı yeşil rengi gibi duyuluyordu.Я чую дзвінок телефону і відчуваю зелений колір, тому що він звучить просто так, як зелений колір.
Telefon sesi duyardım ve onu yeşil hissederdim çünkü tıpkı yeşil rengi gibi duyuluyordu.שמעתי צליל של טלפון, וזה הרגיש ירוק כי זה נשמע היה בדיוק כמו הצבע ירוק.
Telefon sesi duyardım ve onu yeşil hissederdim çünkü tıpkı yeşil rengi gibi duyuluyordu.سمعت نغمة هاتف، وشعرت بأنها خضراء لأن تردّدها وكأنه اللون الأخضر تمامًا.
Telefon sesi duyardım ve onu yeşil hissederdim çünkü tıpkı yeşil rengi gibi duyuluyordu.呼び出し音は 緑と同じ音でした BBCの時報はターコイズです
Tim'e dedim ki " Sadece mikropları görebilseydin tıpkı Costa Rica' da olmak gibi olurdu.""Als je al die microben eens kon zien, zou je je toch bijna in Costa Rica wanen."
Tim'e dedim ki " Sadece mikropları görebilseydin tıpkı Costa Rica' da olmak gibi olurdu.""Dacă ai vedea microbii, te-ai simți ca în Costa Rica.
Tim'e dedim ki " Sadece mikropları görebilseydin tıpkı Costa Rica' da olmak gibi olurdu.""Gdybyś mógł zobaczyć te mikroby, poczułbyś się prawie jak na Kostaryce.
Tim'e dedim ki " Sadece mikropları görebilseydin tıpkı Costa Rica' da olmak gibi olurdu.""Ha tudnád csak a mikrobákat figyelni, majdnem olyan, mintha Costa Ricában lennénk.
Tim'e dedim ki " Sadece mikropları görebilseydin tıpkı Costa Rica' da olmak gibi olurdu."Jeg fortalte Tim, "Hvis du bare kunne se mikroberne, det er lidt ligesom at være i Costa Rica. På en måde."
Tim'e dedim ki " Sadece mikropları görebilseydin tıpkı Costa Rica' da olmak gibi olurdu.""Keby si tak mohol vidieť mikróby, to je ako byť na Kostarike.
Tim'e dedim ki " Sadece mikropları görebilseydin tıpkı Costa Rica' da olmak gibi olurdu."제가 팀한테 말했죠. "미생물만 본다면 코스타 리카에 있는 것처럼 느껴질 거에요."
Tim'e dedim ki " Sadece mikropları görebilseydin tıpkı Costa Rica' da olmak gibi olurdu.""Nếu anh có thể nhìn thấy đám vi sinh, nó sẽ giống như là đang ở Costa Rica vậy.
Tim'e dedim ki " Sadece mikropları görebilseydin tıpkı Costa Rica' da olmak gibi olurdu."Řekla jsem Timovi:" Kdybys tak mohl vidět mikroby, bylo by to trochu jako být v Kostarice. Svým způsobem."
Tim'e dedim ki " Sadece mikropları görebilseydin tıpkı Costa Rica' da olmak gibi olurdu."Saya berkata pada Tim, "Jika anda lihat mikrobia itu, ini sama seperti ada di Kosta Rika."
Tim'e dedim ki " Sadece mikropları görebilseydin tıpkı Costa Rica' da olmak gibi olurdu.""Se conseguisses ver os micróbios, seria como estar na Costa Rica.
Tim'e dedim ki " Sadece mikropları görebilseydin tıpkı Costa Rica' da olmak gibi olurdu.""Se tu potessi vedere solo i microbi, sarebbe un po' come essere in Costa Rica.
Tim'e dedim ki " Sadece mikropları görebilseydin tıpkı Costa Rica' da olmak gibi olurdu.""Si tan solo pudieras ver los microbios, es casi como estar en Costa Rica, casi".
Tim'e dedim ki " Sadece mikropları görebilseydin tıpkı Costa Rica' da olmak gibi olurdu.""Wenn du bloß die Mikroben sehen könntest, wäre es schon fast wie in Costa Rica.
Tim'e dedim ki " Sadece mikropları görebilseydin tıpkı Costa Rica' da olmak gibi olurdu."Είπα στον Τιμ " Αν μπορούσες να δεις μόνο τα μίκροβια, είναι περίπου σαν να είσαι στην Κόστα Ρίκα. Περίπου.
Tim'e dedim ki " Sadece mikropları görebilseydin tıpkı Costa Rica' da olmak gibi olurdu.""Если бы ты мог видеть микробов, это было бы как на Коста-Рике.
Tim'e dedim ki " Sadece mikropları görebilseydin tıpkı Costa Rica' da olmak gibi olurdu."Казах на Тим, 'ако можеше да видиш микробите, ще се почустваш почти като в Коста Рика. Почти.'
Tim'e dedim ki " Sadece mikropları görebilseydin tıpkı Costa Rica' da olmak gibi olurdu."אני אוהבת לחשוב על חדרי הרחצה כעל יערות גשם טרופיים. אמרתי לטים, "אילו רק יכולת לראות את המיקרואורגניזמים.
Tim'e dedim ki " Sadece mikropları görebilseydin tıpkı Costa Rica' da olmak gibi olurdu."أخبرت تيم،"اذا كان بأستطاعه ان يرى المايكروبات، أنها مثل كوننا في كوستا ريكا،نوع ما."
Tim'e dedim ki " Sadece mikropları görebilseydin tıpkı Costa Rica' da olmak gibi olurdu."ある意味 コスタリカに いるようなものよ」と そして オフィスは温帯草原と 考えたいです
Tipki biz onun oglunun ayaklarini alirken, o kadinin benim ayaklarimi opmeye calistigi gibi.Ahogyan az a nő próbálta megcsókolni az én lábamat amikor elvittük a fiait.
Tipki biz onun oglunun ayaklarini alirken, o kadinin benim ayaklarimi opmeye calistigi gibi.Am realizat cinci mii de interviuri. Va voi arata ceva.
Tipki biz onun oglunun ayaklarini alirken, o kadinin benim ayaklarimi opmeye calistigi gibi."Da mesma forma como aquela mulher tentou beijar os meus pés "quando estávamos a levar os filhos dela".
Tipki biz onun oglunun ayaklarini alirken, o kadinin benim ayaklarimi opmeye calistigi gibi.Dneska jsem se opravdu nasmál.
Tipki biz onun oglunun ayaklarini alirken, o kadinin benim ayaklarimi opmeye calistigi gibi.Hoy me he reído mucho.
Tipki biz onun oglunun ayaklarini alirken, o kadinin benim ayaklarimi opmeye calistigi gibi.우리가 그녀의 아들들을 데려갈 때 그 여자가 제 발에 입맞추려 한것처럼요.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod