Kitaplarımdaki asıl karakterler tıpkı Rose Mapendo gibi güçlü ve tutkulu kadınlar.Главные герои моих книг - сильные и страстные женщины, как Роуз Мапендо.
Kitaplarımdaki asıl karakterler tıpkı Rose Mapendo gibi güçlü ve tutkulu kadınlar.Головні персонажі моїх книг - це сильні та пристрасні жінки, як Роуз Мапендо.
Kitaplarımdaki asıl karakterler tıpkı Rose Mapendo gibi güçlü ve tutkulu kadınlar.גיבורות ספרַי הן נשים חזקות ומלאות להט כמו רוז מאפנדו.
Kitaplarımdaki asıl karakterler tıpkı Rose Mapendo gibi güçlü ve tutkulu kadınlar.والأبطال في رواياتي هن نساء قوياتذوات عاطفة قوية كأمثال روز مابيندو
Kitaplarımdaki asıl karakterler tıpkı Rose Mapendo gibi güçlü ve tutkulu kadınlar.強い心と情熱を持った女性です 私は主人公を作り上げることはしません
Kordonlara bağlı düğümler ve dizeler bir çok kültürde kayıt tutmak için kullanılırdı. tıpkı Persler gibi.A ciência é a melhor ferramenta que já foi inventado para entender como o mundo funciona.
Kordonlara bağlı düğümler ve dizeler bir çok kültürde kayıt tutmak için kullanılırdı. tıpkı Persler gibi.La ciencia es el mejor instrumento jamas concebido para entender como funciona el mundo.
Kordonlara bağlı düğümler ve dizeler bir çok kültürde kayıt tutmak için kullanılırdı. tıpkı Persler gibi.Uzly viazané na povrazoch sa používali v mnohých kultúrach, napríklad v Perzii.
Kordonlara bağlı düğümler ve dizeler bir çok kültürde kayıt tutmak için kullanılırdı. tıpkı Persler gibi.Науката е най-доброто средство изнамерено за разбирането на това как работи света.
Korkuda tıpkı kurgudaki gibi, birşey diğerini yönlendirir.A félelemben, akár a szépprózában, az egyik dologból jön a másik.
Korkuda tıpkı kurgudaki gibi, birşey diğerini yönlendirir.Bij angst leidt, net als in fictie, een ding altijd naar een ander.
Korkuda tıpkı kurgudaki gibi, birşey diğerini yönlendirir.Dans la peur, tout comme dans la fiction, une chose conduit toujours à une autre.
Korkuda tıpkı kurgudaki gibi, birşey diğerini yönlendirir.En el miedo, como en la ficción, una cosa siempre lleva a otra.
Korkuda tıpkı kurgudaki gibi, birşey diğerini yönlendirir.Frica declanșează un șir de evenimente, la fel ca-ntr-o ficțiune.
Korkuda tıpkı kurgudaki gibi, birşey diğerini yönlendirir.In der Angst, wie auch im Roman, führt eins stets zum anderen.
Korkuda tıpkı kurgudaki gibi, birşey diğerini yönlendirir.In queste, come nei romanzi, da una cosa ne nasce l'altra.
Korkuda tıpkı kurgudaki gibi, birşey diğerini yönlendirir.소설에서처럼, 두려움은 항상 또 다른 것을 이끌어 냅니다.
Korkuda tıpkı kurgudaki gibi, birşey diğerini yönlendirir.No medo, assim como na ficção, uma coisa leva sempre a outra.
Korkuda tıpkı kurgudaki gibi, birşey diğerini yönlendirir.Ở sự sợ hãi, cũng giống như trong tiểu thuyết, một thứ luôn luôn dẫn dắt những điều khác.
Korkuda tıpkı kurgudaki gibi, birşey diğerini yönlendirir.Pri strahu, ravno tako kot v leposlovju, ena stvar vodi k drugi.
Korkuda tıpkı kurgudaki gibi, birşey diğerini yönlendirir.U strachu, stejně jako v beletrii, jedna věc vždy vede k další.
Korkuda tıpkı kurgudaki gibi, birşey diğerini yönlendirir.W strachu, tak jak w powieści, jeden wątek zawsze prowadzi do drugiego.
Korkuda tıpkı kurgudaki gibi, birşey diğerini yönlendirir.Στο φόβο, όπως και στη μυθοπλασία, το ένα γεγονός οδηγεί πάντα σε ένα άλλο.
Korkuda tıpkı kurgudaki gibi, birşey diğerini yönlendirir.В страхах, совсем как в книгах, одно событие приводит к другому.
Korkuda tıpkı kurgudaki gibi, birşey diğerini yönlendirir.Коли ми відчуваємо страх, так само як і в літературі, одна річ спричиняє іншу.
Korkuda tıpkı kurgudaki gibi, birşey diğerini yönlendirir.При страха, както в литературата, едно нещо води към друго.
Korkuda tıpkı kurgudaki gibi, birşey diğerini yönlendirir.בפחד, בדיוק כמו בספרות, דבר אחד תמיד מוביל לדבר אחר.
Korkuda tıpkı kurgudaki gibi, birşey diğerini yönlendirir.مثل ما هو الحال في الرواية, في الخوف شيء واحد يقود دائما الأخر
Korkuda tıpkı kurgudaki gibi, birşey diğerini yönlendirir.処女作 『奇跡の時代』を 書いていたとき-
Kuzeyden çıkan alan çizgileri her zaman güneye gitmek ister tıpkı pozitifin negatifi çekmesi gibi.El Norte siempre busca el sur de la misma forma que lo positivo busca lo negativo y viceversa.
Kuzeyden çıkan alan çizgileri her zaman güneye gitmek ister tıpkı pozitifin negatifi çekmesi gibi.Norte sempre procura sul da mesma forma que positivo sempre procura negativo, e vice versa.
Kuzeyden çıkan alan çizgileri her zaman güneye gitmek ister tıpkı pozitifin negatifi çekmesi gibi.Północ zawsze szuka południa, w ten sam sposób w jaki dodatnie szuka ujemnego i na odwrót.
Kuzeyden çıkan alan çizgileri her zaman güneye gitmek ister tıpkı pozitifin negatifi çekmesi gibi.Sever je vždy přitahován jihem stejně jako kladný přitahuje záporný a naopak.
Kuzeyden çıkan alan çizgileri her zaman güneye gitmek ister tıpkı pozitifin negatifi çekmesi gibi.Север винаги търси юг по същия начин, по който положителният заряд търси отрицателния и обратно.
Kuzeyden çıkan alan çizgileri her zaman güneye gitmek ister tıpkı pozitifin negatifi çekmesi gibi.צפון תמיד מחפש דרום, באותה צורה בה חיובי מחפש שלילי, ולהיפך.
Lütfen onu kendi oğlunmuş gibi büyüt, tıpkı şimdiye kadar yaptığın gibi.Considera a Sadao, el hijo mayor de tu marido, como si fuese hijo suyo, y críelo como tal.
Mesela saç ve sakal, tıpkı kanatlarda olduğu gibi.Als het haar en de baard, zoals de vleugels zelf.
Mesela saç ve sakal, tıpkı kanatlarda olduğu gibi.Come i capelli e la barba, come le stesse ali.
Mesela saç ve sakal, tıpkı kanatlarda olduğu gibi.Como el pelo y la barba, como las mismas alas.
Mesela saç ve sakal, tıpkı kanatlarda olduğu gibi.Napríklad srsť, brada, aj samotné krídla.
Mesela saç ve sakal, tıpkı kanatlarda olduğu gibi.Na příklad vlasy a vousy či křídla.
Mesela saç ve sakal, tıpkı kanatlarda olduğu gibi.Wie die Haare und der Bart, oder die Flügel selbst.
Mesela saç ve sakal, tıpkı kanatlarda olduğu gibi.Как волосы и борода, как сами крылья
Mesela saç ve sakal, tıpkı kanatlarda olduğu gibi.Наприклад, як у волоссі, бороді або у самих крилах.
Mildred, kapasitesini arttırdı tıpkı 1980'lerdeki ofis çalışanlarının yaptığı gibi.1980년대의 사무직 사람들이, 자신들의 일을 발전시킨 것처럼 발전하는 겁니다.
Mildred, kapasitesini arttırdı tıpkı 1980'lerdeki ofis çalışanlarının yaptığı gibi.Cô chuyển đổi vai trò, như là nhân viên văn phòng của những năm 1980 nâng tầm cuộc chơi của mình.
Mildred, kapasitesini arttırdı tıpkı 1980'lerdeki ofis çalışanlarının yaptığı gibi.Ea evoluează, cum au evoluat funcționarii din anii 1980.
Mildred, kapasitesini arttırdı tıpkı 1980'lerdeki ofis çalışanlarının yaptığı gibi.Ella mejora en su trabajo, como los oficinistas en 1980 que mejoraron sus roles.
Mildred, kapasitesini arttırdı tıpkı 1980'lerdeki ofis çalışanlarının yaptığı gibi.Fa un passo avanti, come hanno fatto gli impiegati degli anni '80.
Mildred, kapasitesini arttırdı tıpkı 1980'lerdeki ofis çalışanlarının yaptığı gibi.Povýší podobně, jako kancelářští pracovnící v 80. letech povýšili to, co mohli zvládnout.
Mildred, kapasitesini arttırdı tıpkı 1980'lerdeki ofis çalışanlarının yaptığı gibi.Rozszerzy kompetencje, jak pracownicy biurowi w latach 80.
Mildred, kapasitesini arttırdı tıpkı 1980'lerdeki ofis çalışanlarının yaptığı gibi.Sie ändert das Spiel, so wie die Büroangestellten in den 80ern die Spielregeln änderten.
Mildred, kapasitesini arttırdı tıpkı 1980'lerdeki ofis çalışanlarının yaptığı gibi.Ze breidt haar vaardigheden uit, net als de kantoorbediendes in de jaren 80.
Mildred, kapasitesini arttırdı tıpkı 1980'lerdeki ofis çalışanlarının yaptığı gibi.Θα βελτιώσει τη δουλειά της, όπως βελτίωσαν τις δυνατότητές τους οι εργάτες του 1980.
Mildred, kapasitesini arttırdı tıpkı 1980'lerdeki ofis çalışanlarının yaptığı gibi.Вона піднімає свою вартість, як офісні праціники 1980-х підняли вартість своєї роботи.
Mildred, kapasitesini arttırdı tıpkı 1980'lerdeki ofis çalışanlarının yaptığı gibi.Тя подобрява производителността си, както офис служителите през 80-те подобрили това, което могат да свършат.
Mildred, kapasitesini arttırdı tıpkı 1980'lerdeki ofis çalışanlarının yaptığı gibi.فهي تترك لعبتها مثل موظفي المكاتب في ثمانينات القرن الماضي فهم تركوا لعبتهم في ماتمكنوا القيام به
Mildred, kapasitesini arttırdı tıpkı 1980'lerdeki ofis çalışanlarının yaptığı gibi.ちょうど 1980年代に事務員たちが できる仕事の技量を上げたように 私たちが提供したいのは 何年も勉強しなければ使えないツールではなく
Mimari terimler içeren konuşmayı konuşma ingilizcesine çevirdikten sonra tıpkı bir logo yapmak kadar basit.Amit én aztán lefordítva egy építészeti nyelvrôl általános angolra, úg értelmeztem mint logó készítést.
Mimari terimler içeren konuşmayı konuşma ingilizcesine çevirdikten sonra tıpkı bir logo yapmak kadar basit.Ik begreep dit, nadat ik het van architectentaal had vertaald naar gewoon Engels, als logo-creatie.