Bu türünün ilk deneyi, tıpkı Galvani deneyinin optik eşdeğeri gibi.Toto je naprosto ojedinělý experiment svého druhu, jakási optická obdoba Galvaniho pokusu.
Bu türünün ilk deneyi, tıpkı Galvani deneyinin optik eşdeğeri gibi.Toto je prvý experiment svojho druhu, akýsi optický ekvivalent Galvaniho.
Bu türünün ilk deneyi, tıpkı Galvani deneyinin optik eşdeğeri gibi.Това е първия по рода си подобен експеримент, нещо като оптичния вариант на този на Галвани.
Bu türünün ilk deneyi, tıpkı Galvani deneyinin optik eşdeğeri gibi.Это первый такой эксперимент, своего рода оптический эквивалент эксперимента Гальвани.
Bu türünün ilk deneyi, tıpkı Galvani deneyinin optik eşdeğeri gibi.זהו ניסוי ראשון מסוגו, מין תאום אופטי של הניסוי של גלוואני.
Bu türünün ilk deneyi, tıpkı Galvani deneyinin optik eşdeğeri gibi.هذه أول تجربة مذهلة من نوعها , تطبيق بصري مكافئ لنظرية جالفاني .
Bu türünün ilk deneyi, tıpkı Galvani deneyinin optik eşdeğeri gibi.光(レーザー)で行った最初の実験といえます。 これは6、7年前に私のところの
Bu yüzden de vurdukları kişiye daha az sert vurduklarını zannediyorlar -- tıpkı gıdıklamada olduğu gibi.Cred că l-au lovit pe celălalt mai puțin tare decât în realitate - ca la gâdilat.
Bu yüzden de vurdukları kişiye daha az sert vurduklarını zannediyorlar -- tıpkı gıdıklamada olduğu gibi.Czyli wydaje im się, że uderzają słabiej niż w rzeczywistości, tak jak przy łaskotaniu.
Bu yüzden de vurdukları kişiye daha az sert vurduklarını zannediyorlar -- tıpkı gıdıklamada olduğu gibi.따라서 그들은 그들이 상대방에 비해 더 약하게 때렸다고 생각하게 됩니다. 간지럼 때처럼요.
Bu yüzden de vurdukları kişiye daha az sert vurduklarını zannediyorlar -- tıpkı gıdıklamada olduğu gibi.Por isso, acreditam que bateram com menos força do que fizeram — tal como as cócegas.
Bu yüzden de vurdukları kişiye daha az sert vurduklarını zannediyorlar -- tıpkı gıdıklamada olduğu gibi.Quindi in realtà pensano di avere colpito la persona meno forte di loro - un po' come nel solletico.
Bu yüzden de vurdukları kişiye daha az sert vurduklarını zannediyorlar -- tıpkı gıdıklamada olduğu gibi.Takže si myslia, že druhého buchli slabšie podobne ako to bolo so šteklením.
Bu yüzden de vurdukları kişiye daha az sert vurduklarını zannediyorlar -- tıpkı gıdıklamada olduğu gibi.Ze denken dat ze de persoon minder hard raken dan in werkelijkheid - een beetje zoals het kietelen.
Bu yüzden de vurdukları kişiye daha az sert vurduklarını zannediyorlar -- tıpkı gıdıklamada olduğu gibi.Έτσι πιστεύουν ότι χτύπησαν τον άλλον λιγότερο δυνατά -- κάπως σαν το γαργαλητό.
Bu yüzden de vurdukları kişiye daha az sert vurduklarını zannediyorlar -- tıpkı gıdıklamada olduğu gibi.Они думают, что бьют слабее, чем на самом деле — как со щекоткой.
Bu yüzden de vurdukları kişiye daha az sert vurduklarını zannediyorlar -- tıpkı gıdıklamada olduğu gibi.Так що вони насправді думають, що вони ударили людину менш жорстко, ніж отримали - як лоскіт.
Bu yüzden de vurdukları kişiye daha az sert vurduklarını zannediyorlar -- tıpkı gıdıklamada olduğu gibi.לכן הוא למעשה חושב שהוא היכה פחות חזק מאשר בפועל -- בערך כמו הדיגדוג.
Bu yüzden de vurdukları kişiye daha az sert vurduklarını zannediyorlar -- tıpkı gıdıklamada olduğu gibi.لذلك فانهم يعتقدون فعلا انهم قاموا بضرب الشخص أقل حدّة مما كانت يجب عليهم -- وليس مثل الدغدغة.
Bu yüzden de vurdukları kişiye daha az sert vurduklarını zannediyorlar -- tıpkı gıdıklamada olduğu gibi.くすぐりのときのように 一方たたかれるほうは
Çadırı tıpkı RABbin kendisine buyurduğu gibi konutun üzerine gerdi, çadır örtüsünü üzerine örttü.A roztiahol stán na príbytok a položil pokrov stánu naň na vrch, tak ako prikázal Hospodin Mojžišovi.
Çadırı tıpkı RABbin kendisine buyurduğu gibi konutun üzerine gerdi, çadır örtüsünü üzerine örttü.또 성막 위에 막을 펴고 그 위에 덮개를 덮으니 여호와께서 모세에게 명하신 대로 되니라
Çadırı tıpkı RABbin kendisine buyurduğu gibi konutun üzerine gerdi, çadır örtüsünü üzerine örttü.Lalu dibentangkannya atap Kemah dengan tutup bagian luar di atasnya seperti yang diperintahkan TUHAN
Çadırı tıpkı RABbin kendisine buyurduğu gibi konutun üzerine gerdi, çadır örtüsünü üzerine örttü.Người căng bong trên đền tạm , rồi trải lá phủ bong lên trên , y_như lời Ðức_Giê - hô-va đã phán dặn Môi-se .
Çadırı tıpkı RABbin kendisine buyurduğu gibi konutun üzerine gerdi, çadır örtüsünü üzerine örttü.Người căng bong trên đền tạm, rồi trải lá phủ bong lên trên, y như lời Ðức Giê-hô-va đã phán dặn Môi-se.
Çadırı tıpkı RABbin kendisine buyurduğu gibi konutun üzerine gerdi, çadır örtüsünü üzerine örttü.Potom postavil stánek v příbytku a dal přikrytí stánku svrchu na něj, jakož mu byl přikázal Hospodin.
Çadırı tıpkı RABbin kendisine buyurduğu gibi konutun üzerine gerdi, çadır örtüsünü üzerine örttü.Så bredte han ut dekket over tabernaklet og la varetaket ovenpå, således som Herren hadde befalt Moses.
Çadırı tıpkı RABbin kendisine buyurduğu gibi konutun üzerine gerdi, çadır örtüsünü üzerine örttü.spændte Teltdækket ud over Boligen og lagde Teltdækkets Dække ovenover, som HERREN havde pålagt Moses.
Çadırı tıpkı RABbin kendisine buyurduğu gibi konutun üzerine gerdi, çadır örtüsünü üzerine örttü.распростер покров над скиниею, и положил покрышку поверх сегопокрова, как повелел Господь Моисею.
Çadırı tıpkı RABbin kendisine buyurduğu gibi konutun üzerine gerdi, çadır örtüsünü üzerine örttü.ויפרש את האהל על המשכן וישם את מכסה האהל עליו מלמעלה כאשר צוה יהוה את משה׃
Çadırı tıpkı RABbin kendisine buyurduğu gibi konutun üzerine gerdi, çadır örtüsünü üzerine örttü.وبسط الخيمة فوق المسكن. ووضع غطاء الخيمة عليها من فوق. كما امر الرب موسى.
Çadırı tıpkı RABbin kendisine buyurduğu gibi konutun üzerine gerdi, çadır örtüsünü üzerine örttü.在 帳 幕 以 上 搭 罩 棚 、 把 罩 棚 的 頂 蓋 、 蓋 在 其 上 . 是 照 耶 和 華 所 吩 咐 他 的
Çadırı tıpkı RABbin kendisine buyurduğu gibi konutun üzerine gerdi, çadır örtüsünü üzerine örttü.在 帳幕 以上 搭 罩棚 、 把 罩棚 的 頂蓋 、 蓋 在 其上 . 是 照 耶和華 所 吩咐 他的
Çünkü balonda, tıpkı hayatta olduğu gibi, unulmadık yönlere gideriz.Bởi vì bên trong nó, giống như trong cuộc sống chúng ta đi trên những con đường không dự kiến.
Çünkü balonda, tıpkı hayatta olduğu gibi, unulmadık yönlere gideriz.Dans un ballon, comme dans la vie, on avance très bien dans des directions non prévues.
Çünkü balonda, tıpkı hayatta olduğu gibi, unulmadık yönlere gideriz.Denn im Ballon, das ist wie im Leben, gehen wir sehr bald in unvorhergesehene Richtungen.
Çünkü balonda, tıpkı hayatta olduğu gibi, unulmadık yönlere gideriz.Eftersom i ballongen, liksom i livet, rör vi oss lätt i oförutsedda riktningar.
Çünkü balonda, tıpkı hayatta olduğu gibi, unulmadık yönlere gideriz.왜냐하면 열기구는 마치 삶과 같아서 예측 불가능한 방향으로 오히려 더 잘 가기 때문입니다.
Çünkü balonda, tıpkı hayatta olduğu gibi, unulmadık yönlere gideriz.Mert a hőlégballonban, csakúgy mint az életben, nagyon szépen haladunk előre nem látható irányokba.
Çünkü balonda, tıpkı hayatta olduğu gibi, unulmadık yönlere gideriz.Omdat we in een ballon, net als in het leven in onvoorziene richtingen gaan.
Çünkü balonda, tıpkı hayatta olduğu gibi, unulmadık yönlere gideriz.Pentru că în balon, ca şi în viaţă, navigăm în direcţii neprevăzute.
Çünkü balonda, tıpkı hayatta olduğu gibi, unulmadık yönlere gideriz.Perchè nell'aerostato, come nella vita, ce la caviamo bene andando in direzioni inaspettate.
Çünkü balonda, tıpkı hayatta olduğu gibi, unulmadık yönlere gideriz.Ponieważ w balonie, jak w życiu, z łatwością podążamy w niezamierzonym kierunku.
Çünkü balonda, tıpkı hayatta olduğu gibi, unulmadık yönlere gideriz.Porque en el globo, como en la vida, vamos muy bien en direcciones imprevistas.
Çünkü balonda, tıpkı hayatta olduğu gibi, unulmadık yönlere gideriz.Porque no balão, assim como na vida, voamos em direções imprevistas.
Çünkü balonda, tıpkı hayatta olduğu gibi, unulmadık yönlere gideriz.Pretože v balóne, tak ako v živote, ideme do nepredvídateľných smerov.
Çünkü balonda, tıpkı hayatta olduğu gibi, unulmadık yönlere gideriz.Protože v balonu, stejně jako v životě, se pohybujeme do nepředvídatelných směrů.
Çünkü balonda, tıpkı hayatta olduğu gibi, unulmadık yönlere gideriz.Защото в балона, както в живота спокойно може да тръгнем в непредвидени посоки.
Çünkü balonda, tıpkı hayatta olduğu gibi, unulmadık yönlere gideriz.Потому что на воздушном шаре, как и в жизни, мы очень хорошо движемся в непредвиденных направлениях.
Çünkü balonda, tıpkı hayatta olduğu gibi, unulmadık yönlere gideriz.מפני שבכדור הפורח, כמו בחיים, אנחנו הולכים הרבה בכיוונים לא מתוכננים.
Çünkü balonda, tıpkı hayatta olduğu gibi, unulmadık yönlere gideriz.لان المنطاد مثله مثل الحياة يمكن ان تنطلق به بصورة رائعة جدا الى طرق جديدة وغير متوقعة
Çünkü balonda, tıpkı hayatta olduğu gibi, unulmadık yönlere gideriz.どっちへ行くか予測できないからです こっちへ行きたいのに
Çünkü istediği daha iyi dünyaya aktif bir katılımda bulunuyor, tıpkı bugün burada olan bizler gibi.Azért, mert tevékenyen hozzájárul egy jobb világ eléréséhez, csakúgy, mint önök itt ma.
Çünkü istediği daha iyi dünyaya aktif bir katılımda bulunuyor, tıpkı bugün burada olan bizler gibi.Fordi hun aktivt medvirker til at skabe en bedre verden nøjagtig ligesom alle os her i dag.
Çünkü istediği daha iyi dünyaya aktif bir katılımda bulunuyor, tıpkı bugün burada olan bizler gibi.왜냐하면 그녀는 더 나은 세상을 만들기 위해 오늘날 우리 모두가 그러하듯이 적극적으로 공헌하고 있으니까요.
Çünkü istediği daha iyi dünyaya aktif bir katılımda bulunuyor, tıpkı bugün burada olan bizler gibi.la acest lucru, ca noi toți, cei de față.
Çünkü istediği daha iyi dünyaya aktif bir katılımda bulunuyor, tıpkı bugün burada olan bizler gibi.Omdat ze een actieve bijdrage levert voor een betere wereld, net als wij allen, hier bijeen.
Çünkü istediği daha iyi dünyaya aktif bir katılımda bulunuyor, tıpkı bugün burada olan bizler gibi.Parce qu'elle apporte une contribution active à un monde meilleur, tout comme nous tous ici aujourd'hui.
Çünkü istediği daha iyi dünyaya aktif bir katılımda bulunuyor, tıpkı bugün burada olan bizler gibi.Perché contribuisce attivamente alla creazione di un mondo migliore, proprio come tutti voi.
Çünkü istediği daha iyi dünyaya aktif bir katılımda bulunuyor, tıpkı bugün burada olan bizler gibi.Porque ela dá um contributo activo para um mundo melhor, como todos nós que estamos aqui hoje.