Böylece şöyle bir görüş geliştiririz, tıpkı elektrostatikte olduğu gibi, mıknatısların bir etki alanı vardır.I dlatego istnieje pogląd, tak jak w dziedzinie elektrostatyki, że magnes wytwarza pole.
Böylece şöyle bir görüş geliştiririz, tıpkı elektrostatikte olduğu gibi, mıknatısların bir etki alanı vardır.그리고 이미 알고있듯이, 자석은 자기장을 만들어 냅니다
Böylece şöyle bir görüş geliştiririz, tıpkı elektrostatikte olduğu gibi, mıknatısların bir etki alanı vardır.Nyilván akkor van egy észrevételünk, akár csak az elektrosztatikában volt, hogy a mágnesek mezőt hoznak létre.
Böylece şöyle bir görüş geliştiririz, tıpkı elektrostatikte olduğu gibi, mıknatısların bir etki alanı vardır.Och så har vi detta begrepp, precis som vi hade i Elektrostatik, att en magnet genererar ett fält.
Böylece şöyle bir görüş geliştiririz, tıpkı elektrostatikte olduğu gibi, mıknatısların bir etki alanı vardır.Rovnako ako v elektrostatike, aj tu magnet vytvára magnetické pole.
Böylece şöyle bir görüş geliştiririz, tıpkı elektrostatikte olduğu gibi, mıknatısların bir etki alanı vardır.Y por eso tenemos esta idea, al igual que la tuvimos en electrostática, que un imán genera un campo.
Böylece şöyle bir görüş geliştiririz, tıpkı elektrostatikte olduğu gibi, mıknatısların bir etki alanı vardır.Тук го има същото понятие, като при електростатиката, че магнитът произвежда поле.
Böylece şöyle bir görüş geliştiririz, tıpkı elektrostatikte olduğu gibi, mıknatısların bir etki alanı vardır.בנוסף לזה, כמו שהיה באלקטרוסטטיקה, מגנט יוצר שדה מסביבו.
Böylece şöyle bir görüş geliştiririz, tıpkı elektrostatikte olduğu gibi, mıknatısların bir etki alanı vardır.لدينا هذه النظرية، تماماً كما كان لدينا في علم الكهرباء الساكنة. باختصار، المغناطيس يولد مجال
Böylece şöyle bir görüş geliştiririz, tıpkı elektrostatikte olduğu gibi, mıknatısların bir etki alanı vardır.所以我们有了这样的概念 就像我们在静电学中画的 这个磁体形成了一个场
Bu alanlarda buzulların çekilmesi, buzulların küçülmesi demek oluyor; tıpkı balondaki havanın boşalması gibi.후퇴하면서 동시에 수축하고 있거든요. 마치 풍선에서 바람이 빠져나가듯이 말입니다.
Bu alanlarda buzulların çekilmesi, buzulların küçülmesi demek oluyor; tıpkı balondaki havanın boşalması gibi.Lodowce cofając się, ulegają spłaszczeniu. tak jak balon, z którego ktoś spuszcza powietrze.
Bu alanlarda buzulların çekilmesi, buzulların küçülmesi demek oluyor; tıpkı balondaki havanın boşalması gibi.So wie sich die Gletscher zurückziehen werden sie auch flacher, als ob man die Luft heraus lässt.
Bu alanlarda buzulların çekilmesi, buzulların küçülmesi demek oluyor; tıpkı balondaki havanın boşalması gibi.אך כאשר הקרחונים נסוגים, הם גם מצטמקים, כמו אוויר המשוחרר מבלון.
Bu alanlarda buzulların çekilmesi, buzulların küçülmesi demek oluyor; tıpkı balondaki havanın boşalması gibi.لكن مع تراجع المجاري الجليدية , وانخفاضها أيضا , مثل الهواء الذي يكون خارجا من المنطاد .
Bu alanlarda buzulların çekilmesi, buzulların küçülmesi demek oluyor; tıpkı balondaki havanın boşalması gibi.まるで風船がしぼんでいくようです それで、この氷河には特徴があります
Bu bakış açısını beslemek istedim. Tıpkı mantarları büyüttüğüm gibi bu konuda bir topluluk oluşturdum.Aby pielęgnować tę myśl, podobnie jak grzyby, założyłam Społeczność Decompiculture.
Bu bakterinin, tıpkı ateşböcekleri gibi, biyoluminesans yapma, yani ışık üretebilme yeteneği var.A különleges tulajdonsága, hogy fényt bocsát ki magából, azaz biolumineszcens, mint a szentjánosbogár.
Bu bakterinin, tıpkı ateşböcekleri gibi, biyoluminesans yapma, yani ışık üretebilme yeteneği var.E' un batterio che ha la capacità di emettere luce quindi produce bioluminescenza come le lucciole.
Bu bakterinin, tıpkı ateşböcekleri gibi, biyoluminesans yapma, yani ışık üretebilme yeteneği var.이 박테리아는 빛을 내는 특성을 가지고 있습니다. 즉, 생물발광을 합니다. 반딧불이 발광을 하듯이 말입니다.
Bu bakterinin, tıpkı ateşböcekleri gibi, biyoluminesans yapma, yani ışık üretebilme yeteneği var.Njena posebnost je, da ustvarja svetlobo, torej bioluminescenco, tako kot kresnice.
Bu bakterinin, tıpkı ateşböcekleri gibi, biyoluminesans yapma, yani ışık üretebilme yeteneği var.Tato bakterie má speciální vlastnost, vyzařuje světlo, takže vytváří bioluminiscenci, stejně jako světlušky.
Bu bakterinin, tıpkı ateşböcekleri gibi, biyoluminesans yapma, yani ışık üretebilme yeteneği var.Тази бактерия има специалната дарба да произвежда светлина, тя прави биолуминисценция, също като светулките.
Bu bakterinin, tıpkı ateşböcekleri gibi, biyoluminesans yapma, yani ışık üretebilme yeteneği var.Ця бактерія має специфічну здатність світитись, тобто створювати біолюмінесценцію. Як світлячки.
Bu bakterinin, tıpkı ateşböcekleri gibi, biyoluminesans yapma, yani ışık üretebilme yeteneği var.לחיידק הזה יש תכונה מיוחדת - הוא מאיר; הוא יוצר ביו-לומינציה, כמו הגחליליות.
Bu bakterinin, tıpkı ateşböcekleri gibi, biyoluminesans yapma, yani ışık üretebilme yeteneği var.生物発光するわけで 蛍と似ています 別に細胞に何かしたわけではありません
Bu da, tıpkı önceki sorular gibi, yalnızca cebir bilmeyi değil, trigonometri bilmeyi de gerektiren bir soru.وهذه، كما في المسألة السابقة، اكثر من معرفة علم التفاضل والتكامل، فأنت بحاجة لمعرفة هويات علم حساب المثلثات
Bu dijital gövde gerçek ölçülerde, yani tıpkı öğrencilerin gerçek anatomiyi gördüğü boyutlarda.이 화면은 신체 크기와 1:1로 똑같습니다. 그래서 학생들이 실제 해부도를 보는 것 같죠.
Bu dijital gövde gerçek ölçülerde, yani tıpkı öğrencilerin gerçek anatomiyi gördüğü boyutlarda.Corpul digital e la scară naturală, deci exact modul cum studenţii văd anatomia în realitate.
Bu dijital gövde gerçek ölçülerde, yani tıpkı öğrencilerin gerçek anatomiyi gördüğü boyutlarda.Il nostro corpo digitale è a scala naturale, e così in questo modo gli studenti vedranno un'anatomia reale.
Bu dijital gövde gerçek ölçülerde, yani tıpkı öğrencilerin gerçek anatomiyi gördüğü boyutlarda.Na stole studenci uczą się anatomii na wirtualnym ciele prawdziwych rozmiarów.
Bu dijital gövde gerçek ölçülerde, yani tıpkı öğrencilerin gerçek anatomiyi gördüğü boyutlarda.Ons digitale lichaam is op ware grootte, precies wat studenten bij echte anatomie te zien krijgen.
Bu dijital gövde gerçek ölçülerde, yani tıpkı öğrencilerin gerçek anatomiyi gördüğü boyutlarda.הגוף הדיגיטלי הוא בגודל אמיתי, זו בדיוק הדרך בה הסטודנטים יראו את האנטומיה האמיתית.
Bu dijital gövde gerçek ölçülerde, yani tıpkı öğrencilerin gerçek anatomiyi gördüğü boyutlarda.مقياس الهيئة الرقمية الى حجم الجسم هو واحد الى واحد، لذلك هذا هو بالضبط الطريق للطلاب ليروا تشريح حقيقي.
Bu dijital gövde gerçek ölçülerde, yani tıpkı öğrencilerin gerçek anatomiyi gördüğü boyutlarda.これは 実際の解剖実習の際に 目にするものと全く同じです では少しデモンストレーションを
Bu fikir oldukça hoşlarına gitti çünkü orada yaşayanlar "Tıpkı bir denizaltında yaşamak gibi." diyordu.A loro piaceva perché le persone potevano viverci come in un sottomarino.
Bu fikir oldukça hoşlarına gitti çünkü orada yaşayanlar "Tıpkı bir denizaltında yaşamak gibi." diyordu.Le-a plăcut deoarece tipii ar fi putut oarecum trăi în ea -- similar cu traiul pe un submarin.
Bu fikir oldukça hoşlarına gitti çünkü orada yaşayanlar "Tıpkı bir denizaltında yaşamak gibi." diyordu.Les gustó porque los hombres podrían vivir allí -- como vivir en un submarino.
Bu fikir oldukça hoşlarına gitti çünkü orada yaşayanlar "Tıpkı bir denizaltında yaşamak gibi." diyordu.Mereka menyukainya karena orang-orang dapat hidup di sana -- seperti hidup dalam kapal selam.
Bu fikir oldukça hoşlarına gitti çünkü orada yaşayanlar "Tıpkı bir denizaltında yaşamak gibi." diyordu.Podobała im się, bo w sumie można by tam mieszkać -- tak jak w łodzi podwodnej.
Bu fikir oldukça hoşlarına gitti çünkü orada yaşayanlar "Tıpkı bir denizaltında yaşamak gibi." diyordu.Tetszett nekik, mert azok akik benne éltek volna, úgy érezték volna magukat mint egy tengeralattjáróban.
Bu fikir oldukça hoşlarına gitti çünkü orada yaşayanlar "Tıpkı bir denizaltında yaşamak gibi." diyordu.Ze vonden dat goed omdat de mannen daar zowat konden leven, zoals in een onderzeeër.
Bu fikir oldukça hoşlarına gitti çünkü orada yaşayanlar "Tıpkı bir denizaltında yaşamak gibi." diyordu.Она понравилась им потому, что парни могли жить там -- как в подводной лодке.
Bu fikir oldukça hoşlarına gitti çünkü orada yaşayanlar "Tıpkı bir denizaltında yaşamak gibi." diyordu.Харесали я, защото момчетата можели един вид да живеят там - все едно да живееш в подводница.
Bu Führer Gücün Karanlık Tarafını Parçalayacak! Tıpkı Rap Irkçılığı gibi!Führer murskaa pimeän puolen, kuten Apartheidin räpin
Bu Führer Gücün Karanlık Tarafını Parçalayacak! Tıpkı Rap Irkçılığı gibi!Führer rozgniecie Ciemną Stronę Mocy jak Apartheid
Bu Führer Gücün Karanlık Tarafını Parçalayacak! Tıpkı Rap Irkçılığı gibi!Il Führer schiaccerà il lato oscuro, come un Apartheid del rap
Bu Führer Gücün Karanlık Tarafını Parçalayacak! Tıpkı Rap Irkçılığı gibi!Le Füher va écraser la côté obscur comme l'Apartheid
Bu Führer Gücün Karanlık Tarafını Parçalayacak! Tıpkı Rap Irkçılığı gibi!O Fuher esmagará o lado negro como Apartheid
Bu genç bir şempanze. Genç olanlar yaşlılardan daha iyi, tıpkı insanlar gibi.Tinerii sunt mai buni decât bătrânii, ca şi la oameni.
Bu genç bir şempanze. Genç olanlar yaşlılardan daha iyi, tıpkı insanlar gibi.Младите шимпанзета са по-умни от старите, както хората.
Bugünkü anki bakış açımla kast ettiğim, oyunun, tıpkı uyku ve rüyalar gibi biyolojik bir yerinin olması.놀이는 생물학적으로 관련이 있어서, 마치 잠과 꿈의 관계와도 같습니다.
Bugünkü anki bakış açımla kast ettiğim, oyunun, tıpkı uyku ve rüyalar gibi biyolojik bir yerinin olması.Und zwar, dass Spielen eine biologische Rechtfertigung hat, wie Schlafen und Träumen auch.
Bugünkü anki bakış açımla kast ettiğim, oyunun, tıpkı uyku ve rüyalar gibi biyolojik bir yerinin olması.Она состоит в том, что игра - биологический процесс, как сон и сновидения.
Bugünkü anki bakış açımla kast ettiğim, oyunun, tıpkı uyku ve rüyalar gibi biyolojik bir yerinin olması.Тепер я вважаю, що гра є біологічним процесом, як сон і сновидіння.
Bugünkü anki bakış açımla kast ettiğim, oyunun, tıpkı uyku ve rüyalar gibi biyolojik bir yerinin olması.וזה שלמשחק יש תפקיד ביולוגי, בדיוק כמו לשינה וחלימה.
Bugünkü anki bakış açımla kast ettiğim, oyunun, tıpkı uyku ve rüyalar gibi biyolojik bir yerinin olması.و هو أن اللعب له جانب أحيائي, مثل النوم و الأحلام.
Bugünkü anki bakış açımla kast ettiğim, oyunun, tıpkı uyku ve rüyalar gibi biyolojik bir yerinin olması.遊びも重要だという考えです 生物学的に眠りと夢を研究して分かったのは
Bu insanların hepsi hemfikir, tıpkı bizler gibi.Ces gens pensent juste comme nous tous.
Bu insanların hepsi hemfikir, tıpkı bizler gibi.Diese Leute sind alle gleichgesinnt, so wie wir alle.