Bence, kamp da tıpkı böyle olacaktı, daha bile iyi.Ich stellte mir vor, dass es im Ferienlager auch so sein würde, nur noch besser.
Bence, kamp da tıpkı böyle olacaktı, daha bile iyi.Ik had het idee dat dat kamp net zo zou zijn, maar dan beter.
Bence, kamp da tıpkı böyle olacaktı, daha bile iyi.그리고 저는 캠프가 이런식일거라고 생각했죠, 물론 좀더 나은걸루요.
Bence, kamp da tıpkı böyle olacaktı, daha bile iyi.Luulin, että leirillä olisi samanlaista, mutta parempaa.
Bence, kamp da tıpkı böyle olacaktı, daha bile iyi.Myslela jsem si, že ten tábor bude něco podobného, ale lepší.
Bence, kamp da tıpkı böyle olacaktı, daha bile iyi.Och jag hade uppfattningen att kollo skulle vara likadant, fast bättre.
Bence, kamp da tıpkı böyle olacaktı, daha bile iyi.Og jeg havde den opfattelse, at lejren ville blive lige sådan, men bedre.
Bence, kamp da tıpkı böyle olacaktı, daha bile iyi.Predstavovala som si, že tábor bude presne o tom, ibaže lepší.
Bence, kamp da tıpkı böyle olacaktı, daha bile iyi.Şi impresia mea era că tabăra avea să fie exact aşa, dar mai bine.
Bence, kamp da tıpkı böyle olacaktı, daha bile iyi.Tenía esta idea de que el campamento iba a ser algo parecido a esto, pero mucho mejor.
Bence, kamp da tıpkı böyle olacaktı, daha bile iyi.Zdelo se mi je, da bo tabor ravno tak, samo še boljši.
Bence, kamp da tıpkı böyle olacaktı, daha bile iyi.Και θεωρούσα ότι η κατασκήνωση θα είναι ακριβώς έτσι, αλλά ακόμα καλύτερη.
Bence, kamp da tıpkı böyle olacaktı, daha bile iyi.И си мислех, че лагерът ще е нещо подобно, само че по-хубаво.
Bence, kamp da tıpkı böyle olacaktı, daha bile iyi.И я себе представляла, что в лагере будет ещё лучше.
Bence, kamp da tıpkı böyle olacaktı, daha bile iyi.Я ж собі уявляла, що у таборі буде щось подібне, а може, навіть і ще краще.
Bence, kamp da tıpkı böyle olacaktı, daha bile iyi.לכן חשבתי לעצמי שגם בקייטנה זה יהיה כך, ואף יותר טוב.
Bence, kamp da tıpkı böyle olacaktı, daha bile iyi.وبدت لي فكرة أن المخيم الصيفي هو نحو ذلك، لكن أفضل.
Bence, kamp da tıpkı böyle olacaktı, daha bile iyi.デラックス版なんだと思っていました (笑)
Benim için İngilizce, tıpkı bugün dünyadaki milyonlarca insan için olduğu gibi,Bagi saya, seperti halnya juga untuk jutaan orang lain di seluruh dunia pada saat ini,
Benim için İngilizce, tıpkı bugün dünyadaki milyonlarca insan için olduğu gibi,오늘날 전세계 수백만명의 사람들과 마찬가지로
Benim için İngilizce, tıpkı bugün dünyadaki milyonlarca insan için olduğu gibi,Per me, come per milioni di altre persone nel mondo oggi,
Benim için İngilizce, tıpkı bugün dünyadaki milyonlarca insan için olduğu gibi,Pour moi, comme pour des millions d'autres personnes partout dans le monde d'aujourd'hui,
Benim için İngilizce, tıpkı bugün dünyadaki milyonlarca insan için olduğu gibi, "sonradan edinilmiş" bir dil.Dla mnie, jak i dla millionów innych ludzi na świecie dzisiaj, angielski jest nabytym językiem.
Benim için İngilizce, tıpkı bugün dünyadaki milyonlarca insan için olduğu gibi, "sonradan edinilmiş" bir dil.Đối với tôi, và như hàng triệu người khác trên thế giới ngày nay, tiếng Anh là ngôn ngữ bắt buộc.
Benim için İngilizce, tıpkı bugün dünyadaki milyonlarca insan için olduğu gibi, "sonradan edinilmiş" bir dil.För mig, liksom för miljontals andra människor i världen idag, är engelskan ett förvärvat språk.
Benim için İngilizce, tıpkı bugün dünyadaki milyonlarca insan için olduğu gibi, "sonradan edinilmiş" bir dil.Für mich, wie für Millionen anderer Menschen auf der Welt heutzutage, ist Englisch eine erworbene Sprache.
Benim için İngilizce, tıpkı bugün dünyadaki milyonlarca insan için olduğu gibi, "sonradan edinilmiş" bir dil.Para mi, como para millones de personas alrededor del mundo hoy en día, el inglés es un idioma adquirido.
Benim için İngilizce, tıpkı bugün dünyadaki milyonlarca insan için olduğu gibi, "sonradan edinilmiş" bir dil.Para mim, como para milhões de outras pessoas, em todo o mundo, o inglês é hoje uma língua adquirida.
Benim için İngilizce, tıpkı bugün dünyadaki milyonlarca insan için olduğu gibi, "sonradan edinilmiş" bir dil.Pentru mine, ca şi pentru milioane de alţi oameni din întreaga lume, engleza este o limbă învăţată ulterior.
Benim için İngilizce, tıpkı bugün dünyadaki milyonlarca insan için olduğu gibi, "sonradan edinilmiş" bir dil.Pro mě, stejně jako dnes pro miliony jiných lidí na světě, je angličtina jazyk naučený.
Benim için İngilizce, tıpkı bugün dünyadaki milyonlarca insan için olduğu gibi, "sonradan edinilmiş" bir dil.Voor mij, zoals voor miljoenen andere mensen op de wereld vandaag, is Engels een aangeleerde taal.
Benim için İngilizce, tıpkı bugün dünyadaki milyonlarca insan için olduğu gibi, "sonradan edinilmiş" bir dil.Για εμένα, όπως και για εκατομμύρια άλλους ανθρώπους ανά την υφήλιο σήμερα, τα αγγλικά είναι δεύτερη γλώσσα.
Benim için İngilizce, tıpkı bugün dünyadaki milyonlarca insan için olduğu gibi, "sonradan edinilmiş" bir dil.Для меня, как и для миллиона других людей по всему миру, английский - это второй язык.
Benim için İngilizce, tıpkı bugün dünyadaki milyonlarca insan için olduğu gibi, "sonradan edinilmiş" bir dil.За мен, както и милиони други хора по света днес, английският е придобит език.
Benim için İngilizce, tıpkı bugün dünyadaki milyonlarca insan için olduğu gibi, "sonradan edinilmiş" bir dil.Як і для мільйонів людей по всьому світу, для мене англійська не є рідною мовою.
Benim için İngilizce, tıpkı bugün dünyadaki milyonlarca insan için olduğu gibi,עבורי, כמו גם עבור מליוני אנשים אחרים מסביב לעולם בימינו,
Benim için İngilizce, tıpkı bugün dünyadaki milyonlarca insan için olduğu gibi,بالنسبة لي ولملايين من البشر حول العالم اليوم,
Benim için İngilizce, tıpkı bugün dünyadaki milyonlarca insan için olduğu gibi,勉強して身につけました ある程度の年齢になってから
Bilgiyi ve verileri bu şekilde görüntülemenin tıpkı canlı bir bilgi denizinde yüzmek gibi olduğunu anladınız.Înţelegeţi că acest mod de vizualizare a datelor, e ca şi cum ai înota într-un grafic de informaţii viu.
Bilgiyi ve verileri bu şekilde görüntülemenin tıpkı canlı bir bilgi denizinde yüzmek gibi olduğunu anladınız.Je ziet wat ik bedoel: op deze manier kijken naar informatie lijkt op zwemmen in een levende infographic.
Bilgiyi ve verileri bu şekilde görüntülemenin tıpkı canlı bir bilgi denizinde yüzmek gibi olduğunu anladınız.결국 여러분들은, 정보를 보거나 이런 방법으로 자료들을 볾으로써, 마치 살아있는 정보들 즉, 인포그래픽 안에서
Bilgiyi ve verileri bu şekilde görüntülemenin tıpkı canlı bir bilgi denizinde yüzmek gibi olduğunu anladınız.אז אתם מבינים את הרעיון שלראות את המידע, בצורה הזו, דומה מאוד לשחיה
Bilgiyi ve verileri bu şekilde görüntülemenin tıpkı canlı bir bilgi denizinde yüzmek gibi olduğunu anladınız.لذلك يترسخ في أذهاننا عرض تلك المعلومات ، وعرض البيانات بهذه الطريقة ، يشبه الى حد كبير السباحة
Bilgiyi ve verileri bu şekilde görüntülemenin tıpkı canlı bir bilgi denizinde yüzmek gibi olduğunu anladınız.情報やデータをこの様に眺めるのは 画像主体の情報の中を 泳いでいるみたいでしょ。
Bilirsin, tıpkı bir kadının namusu gibi.Como la castidad de una mujer.
Bilirsin, tıpkı bir kadının namusu gibi.Kau tahu, seperti kesucian wanita
Bilirsin, tıpkı bir kadının namusu gibi.여자의 순정 막 이런 거 있잖아요
Bilirsin, tıpkı bir kadının namusu gibi.Você sabe... como a castidade feminina.
Bilirsin, tıpkı bir kadının namusu gibi.أنتِ تعلمين مثل عفة المرأة
Bir de, kuyruklar çoğu zaman manevra kabiliyetini kısıtlar. Tıpkı dinozor kılığındaki bu insanda olduğu gibi.Nào, trong phần lớn trường hợp cái đuôi làm giảm khả năng điều khiển như người ở trong bộ áo khủng long này.
Bir de, kuyruklar çoğu zaman manevra kabiliyetini kısıtlar. Tıpkı dinozor kılığındaki bu insanda olduğu gibi.Ogony zmniejszają ruchliwość, jak u osoby w kostiumie dinozaura.
Bir şeye bir şey yapıyoruz, Ve tıpkı sihir gibi, o hareket ediyor. Damla.Coś robimy, i jak za sprawą magii, porusza się.
Bir şeye bir şey yapıyoruz, Ve tıpkı sihir gibi, o hareket ediyor. Damla.Hacemos esto por aquí... ...y como por arte de magia se mueve.
Bir şeye bir şey yapıyoruz, Ve tıpkı sihir gibi, o hareket ediyor. Damla.Wir vermischen also etwas mit irgendetwas anderem und wie durch Magie, bewegt er sich, der Tropfen.
Bir şeye bir şey yapıyoruz, Ve tıpkı sihir gibi, o hareket ediyor.Facem ceva cu ceva şi ca prin minune, se mişcă.
Bir şeye bir şey yapıyoruz, Ve tıpkı sihir gibi, o hareket ediyor.Něco uděláme a skoro jako zázrakem se pohne.
Bir şeye bir şey yapıyoruz, Ve tıpkı sihir gibi, o hareket ediyor.Niečo tomu spravíme a skoro zázračne sa to pohne.
Bir şeye bir şey yapıyoruz, Ve tıpkı sihir gibi, o hareket ediyor.We doen ergens iets aan en hij beweegt als bij toverslag.
Bir şeye bir şey yapıyoruz, Ve tıpkı sihir gibi, o hareket ediyor.Κάνουμε κάτι για κάτι και είναι απλά σαν μαγεία, κινείται.
Bir şeye bir şey yapıyoruz, Ve tıpkı sihir gibi, o hareket ediyor.Мы соединяем что-то с чем-то и, словно по волшебству, он двигается.