Amaçları tıpkı dediğin gibi dönüştürme çemberi yaratmak.- for at skabe transmutationscirklen.
Amaçları tıpkı dediğin gibi dönüştürme çemberi yaratmak.-för att skapa transmutationscirkeln.
Amaçları tıpkı dediğin gibi dönüştürme çemberi yaratmak.-voidakseen luoda syntetigrammin, aivan kuin sanoit.
Ama fusiform bozulmadığı için adam annesini tanıyabiliyor ve diyor ki "bu kadın tıpkı anneme benziyor."De gyrus fusiformus is intact en dus herkent de man zijn moeder wel. "O ja, ze ziet eruit als mijn moeder."
Ama fusiform bozulmadığı için adam annesini tanıyabiliyor ve diyor ki "bu kadın tıpkı anneme benziyor."Deoarece fusiformul e intact, tipul îşi recunoaşte mama,
Ama fusiform bozulmadığı için adam annesini tanıyabiliyor ve diyor ki "bu kadın tıpkı anneme benziyor."방추이랑은 손상되지 않았기 때문에, 남자는 여전히 그의 어머니를 알아볼 수 있고 "오, 그래 이 사람 저의 어머니처럼 보이네요." 라고 하지만,
Ama fusiform bozulmadığı için adam annesini tanıyabiliyor ve diyor ki "bu kadın tıpkı anneme benziyor."Koska fusiformis on kunnossa, hän voi silti tunnistaa äitinsä: "Hän näyttää äidiltäni."
Ama fusiform bozulmadığı için adam annesini tanıyabiliyor ve diyor ki "bu kadın tıpkı anneme benziyor."Mivel a fusiformis sértetlen, a fickó felismeri az anyját, "Ó igen, ez úgy néz ki, mint az anyám."
Ama fusiform bozulmadığı için adam annesini tanıyabiliyor ve diyor ki "bu kadın tıpkı anneme benziyor."ובגלל שה-fusiform gyrus תקין, הבחור עדיין יזהה את אמא שלו, ויגיד "אוקיי, זה נראה כמו אמא שלי."
Ama fusiform bozulmadığı için adam annesini tanıyabiliyor ve diyor ki "bu kadın tıpkı anneme benziyor."ولكن لأن الالتفاف المغزلي سليم، يستطيع هذا الشخص من التعرف على أمه، ويقول، "بالطبع، إنها تشبه أمي."
Ama fusiform bozulmadığı için adam annesini tanıyabiliyor ve diyor ki "bu kadın tıpkı anneme benziyor."まだ母親を認識でき こう言うのです 「ええ、母親に似ています」 でも感情の中枢への線が切断されているので
Ama tıpkı Majino Hattı gibi,Ale stejně jako Maginotova linie,
Ama tıpkı Majino Hattı gibi,Ale tak jak w przypadku Linii Maginota,
Ama tıpkı Majino Hattı gibi, Çin'in Sanal Seddi de bu seferki olayda yanlış tarafa bakıyordu.Ám mint ahogyan a Maginot vonal, a Kínai Nagy Tűzfal is rossz irányból közelíti ezt a kihívást.
Ama tıpkı Majino Hattı gibi, Çin'in Sanal Seddi de bu seferki olayda yanlış tarafa bakıyordu.Dar, ca linia Maginot marele firewall al Chinei era intr-o directie gresita pentru incercarea asta.
Ama tıpkı Majino Hattı gibi, Çin'in Sanal Seddi de bu seferki olayda yanlış tarafa bakıyordu.Maar zoals bij de Maginotlinie... stond de Grote Chinese Firewall verkeerd om... voor deze uitdaging.
Ama tıpkı Majino Hattı gibi, Çin'in Sanal Seddi de bu seferki olayda yanlış tarafa bakıyordu.Αλλά όπως η Γραμμή Μαζινό, το Μέγα Firewall της Κίνας ήταν λάθος προσανατολισμένο γι' αυτήν την πρόκληση.
Ama tıpkı Majino Hattı gibi,인터넷 만리장성 역시 잘못된 방향을 보고 있었습니다...
Ama tıpkı Majino Hattı gibi,Mais comme la Ligne Maginot,
Ama tıpkı Majino Hattı gibi,Namun seperti Garis Maginot,
Ama tıpkı Majino Hattı gibi,אבל בדומה לקו מאז'ינו,
Ama tıpkı Majino Hattı gibi,الجدار الناري العظيم للصين كان موجهاً للإتجاه الخاطئ
Ama tıpkı Majino Hattı gibi,この「万里のファイアウォール」は
Ama yük parçacıkların ve nesnelerin bir niteliğidir. Tıpkı kütle gibi.Ale ładunek jest właściwością cząstek oraz obiektów, zupełnie jak masa.
Ama yük parçacıkların ve nesnelerin bir niteliğidir. Tıpkı kütle gibi.Ma la carica è una proprietà delle particelle e degli oggetti, proprio come la massa.
Ama yük parçacıkların ve nesnelerin bir niteliğidir. Tıpkı kütle gibi.Men ladning er en egenskab for partikler og objekter, ligesom masse.
Ama yük parçacıkların ve nesnelerin bir niteliğidir. Tıpkı kütle gibi.Zamyslíte-li se nad tím, hmotnost je také pouze vlastnost.
Ama yük parçacıkların ve nesnelerin bir niteliğidir. Tıpkı kütle gibi.Но заряда является свойством частиц и объекты, как раз как массы.
Ancak, tıpkı Sardinya gibi, Okinawa'nın da uzun yaşam ile ilişkilendirebileceğimiz birkaç sosyal yapısı var.Dar, ca si Sardinia, Okinawa are cateva structuri sociale pe care le putem asocia cu longevitatea.
Ancak, tıpkı Sardinya gibi, Okinawa'nın da uzun yaşam ile ilişkilendirebileceğimiz birkaç sosyal yapısı var.De Szardíniához hasonlóan Okinawának is van néhány szokása, ami hozzájárulhat a hosszú életükhöz.
Ancak, tıpkı Sardinya gibi, Okinawa'nın da uzun yaşam ile ilişkilendirebileceğimiz birkaç sosyal yapısı var.Et, comme en Sardaigne, Okinawa a quelques principes sociaux que nous pouvons associer à la longévité.
Ancak, tıpkı Sardinya gibi, Okinawa'nın da uzun yaşam ile ilişkilendirebileceğimiz birkaç sosyal yapısı var.Men ligesom på Sardinien har Okinawa nogle få sociale konstruktioner vi kan kæde sammen med et langt liv.
Ancak, tıpkı Sardinya gibi, Okinawa'nın da uzun yaşam ile ilişkilendirebileceğimiz birkaç sosyal yapısı var.Men, likt Sardinien, har Okinawa ett antal sociala konstruktioner som vi kan förknippa med ett långt liv.
Ancak, tıpkı Sardinya gibi, Okinawa'nın da uzun yaşam ile ilişkilendirebileceğimiz birkaç sosyal yapısı var.Nhưng, cũng như Sardinia, Okinawa có một số cấu trúc xã hội được cho là giúp kép dài tuổi thọ.
Ancak, tıpkı Sardinya gibi, Okinawa'nın da uzun yaşam ile ilişkilendirebileceğimiz birkaç sosyal yapısı var.Pero al igual que en Cerdeña, Okinawa tiene algunos modelos sociales que podemos asociar con la longevidad.
Ancak, tıpkı Sardinya gibi, Okinawa'nın da uzun yaşam ile ilişkilendirebileceğimiz birkaç sosyal yapısı var.Podobně jako na Sardinii jsou i na Okinawě sociální struktury, které spojujeme s dlouhověkostí.
Ancak, tıpkı Sardinya gibi, Okinawa'nın da uzun yaşam ile ilişkilendirebileceğimiz birkaç sosyal yapısı var.역시 Sardinia처럼 오키나와에도 장수를 돕는 사회적 장치라고 할수 있는 것이 존재합니다.
Ancak, tıpkı Sardinya gibi, Okinawa'nın da uzun yaşam ile ilişkilendirebileceğimiz birkaç sosyal yapısı var.Tak jak na Sardyni, układ społeczny na Okinawie jest nierozerwalnie związany z długowiecznością.
Ancak, tıpkı Sardinya gibi, Okinawa'nın da uzun yaşam ile ilişkilendirebileceğimiz birkaç sosyal yapısı var.Але, як і Сардинія, Окінава має певні соціальні норми, які можуть бути пов'язаними з довголіттям.
Ancak, tıpkı Sardinya gibi, Okinawa'nın da uzun yaşam ile ilişkilendirebileceğimiz birkaç sosyal yapısı var.Но, подобно на Сардиния, Окинава има няколко социални конструкции, които можем да свържем с дълголетие.
Ancak, tıpkı Sardinya gibi, Okinawa'nın da uzun yaşam ile ilişkilendirebileceğimiz birkaç sosyal yapısı var.אבל, כמו בסרדיניה, באוקינאווה יש כמה מסגרות חברתיות שקשורות לתוחלת חיים ארוכה.
Ancak, tıpkı Sardinya gibi, Okinawa'nın da uzun yaşam ile ilişkilendirebileceğimiz birkaç sosyal yapısı var.ولكن , كما ساردينيا . أوكيناوا لديها القليل من التوجيهات الاجتماعيه التي بأمكاننا ربطها بالحياة المديدة .
Ancak, tıpkı Sardinya gibi, Okinawa'nın da uzun yaşam ile ilişkilendirebileceğimiz birkaç sosyal yapısı var.いくつかの社会構造があります 孤独は死への早道です
Arabalara da, tıpkı sanat gibi, duygusal bağlamda sanatın S si ile yaklaşılmalı - tabi kabul ederseniz.그래서 차는, 예술의 형태로 존재할 때 감성적인 면을 가져다 줍니다 -- 하지만 이를 받아 들였을 때만 가능하죠 -- 차를 예술과 같은 단계로 취급하며 받아들였을 때를 말입니다
Arabalara da, tıpkı sanat gibi, duygusal bağlamda sanatın S si ile yaklaşılmalı - tabi kabul ederseniz.また 車も芸術と同様に感情移入できるものだとするなら 芸術と同等に扱うべきでしょう ミケランジェロの作品を見てください
Aslında, Jonas ve tümörü birbirlerinden farklıydılar tıpkı siz ve yanınızda oturan kişi gibi.De fapt, Jonas și tumoarea sa erau la fel de diferiți unul de celălalt cum sunteţi voi de persoana de alături.
Aslında, Jonas ve tümörü birbirlerinden farklıydılar tıpkı siz ve yanınızda oturan kişi gibi.De hecho, Jonas y su tumor eran tan diferentes uno de otro como Uds de la persona que tienen sentada al lado.
Aslında, Jonas ve tümörü birbirlerinden farklıydılar tıpkı siz ve yanınızda oturan kişi gibi.실제로 조나스의 몸과 그의 종양은 여러분과 옆에 않아있는 사람의 DNA 만큼이나 달랐습니다
Aslında, Jonas ve tümörü birbirlerinden farklıydılar tıpkı siz ve yanınızda oturan kişi gibi.En fait, Jonas et sa tumeur étaient aussi différents l'un de l'autre que vous de la personne à côté de vous.
Aslında, Jonas ve tümörü birbirlerinden farklıydılar tıpkı siz ve yanınızda oturan kişi gibi.Faktum är att Jonas och hans tumör var lika olika varandra som du och personen som sitter bredvid dig.
Aslında, Jonas ve tümörü birbirlerinden farklıydılar tıpkı siz ve yanınızda oturan kişi gibi.Jonas en zijn tumor verschilden net zozeer van elkaar als jij en de persoon die naast je zit.
Aslında, Jonas ve tümörü birbirlerinden farklıydılar tıpkı siz ve yanınızda oturan kişi gibi.Jonas és a daganata annyira különbözőek voltak, mint valaki Önök közül és a mellette ülő személy.
Aslında, Jonas ve tümörü birbirlerinden farklıydılar tıpkı siz ve yanınızda oturan kişi gibi.Na verdade, o Jonas e o seu tumor eram tão diferentes um do outro como vocês e a pessoa sentada ao vosso lado.
Aslında, Jonas ve tümörü birbirlerinden farklıydılar tıpkı siz ve yanınızda oturan kişi gibi.Sebenarnya, DNA Jonas dan tumornya sama bedanya seperti DNA Anda dan orang di sebelah Anda.
Aslında, Jonas ve tümörü birbirlerinden farklıydılar tıpkı siz ve yanınızda oturan kişi gibi.Thực ra là, Jonas và khối u của nó khác với nhau như bạn và người ngồi bên cạnh bạn.
Aslında, Jonas ve tümörü birbirlerinden farklıydılar tıpkı siz ve yanınızda oturan kişi gibi.Ve skutečnosti, Jonáš a jeho nádor se od sebe odlišovali asi jako Vy a člověk sedící vedle Vás.
Aslında, Jonas ve tümörü birbirlerinden farklıydılar tıpkı siz ve yanınızda oturan kişi gibi.W rzeczywistości, Jonas i jego nowotwór byli tak różni od siebie jak ty i osoba siedząca obok ciebie.
Aslında, Jonas ve tümörü birbirlerinden farklıydılar tıpkı siz ve yanınızda oturan kişi gibi.Ο Τζόνας και ο όγκος του ήταν τόσο διαφορετικοί μεταξύ τους όσο και εσείς με το άτομο που κάθεται δίπλα σας.
Aslında, Jonas ve tümörü birbirlerinden farklıydılar tıpkı siz ve yanınızda oturan kişi gibi.Говоря точнее Джонас и его опухоль абсолютно отличались друг от друга, как вы и те, кто сидят рядом с вами.
Aslında, Jonas ve tümörü birbirlerinden farklıydılar tıpkı siz ve yanınızda oturan kişi gibi.למעשה, ג'ונס והגידול שלו היו שונים האחד מהשני כפי שאתם שונים מהאדם שיושב לצידכם.