Ah, ne güzelsin, aşkım, ah, ne güzel! Gözlerin tıpkı birer güvercin!Wat vind ik je mooi, mijn allerliefste! Je bent zo mooi; je ogen zijn zo teer als duiven.
Ah, ne güzelsin, aşkım, ah, ne güzel! Gözlerin tıpkı birer güvercin!Ιδου, εισαι ωραια, αγαπητη μου ιδου, εισαι ωραια οι οφθαλμοι σου ειναι ως περιστερων.
Ah, ne güzelsin, aşkım, ah, ne güzel! Gözlerin tıpkı birer güvercin!Ето, хубава си, любезна моя, ето, хубава си; Очите ти са като на гълъбите.
Ah, ne güzelsin, aşkım, ah, ne güzel! Gözlerin tıpkı birer güvercin!О, ты прекрасен, возлюбленный мой, и любезен! и ложе у нас – зелень;
Ah, ne güzelsin, aşkım, ah, ne güzel! Gözlerin tıpkı birer güvercin!הנך יפה רעיתי הנך יפה עיניך יונים׃
Ah, ne güzelsin, aşkım, ah, ne güzel! Gözlerin tıpkı birer güvercin!ها انت جميلة يا حبيبتي ها انت جميلة. عيناك حمامتان
Ah, ne güzelsin, aşkım, ah, ne güzel! Gözlerin tıpkı birer güvercin!我 的 佳 偶 、 你 甚 美 麗 、 你 甚 美 麗 . 你 的 眼 好 像 鴿 子 眼
Ah, ne güzelsin, aşkım, ah, ne güzel! Gözlerin tıpkı birer güvercin!我的 佳偶 、 你 甚 美麗 、 你 甚 美麗 . 你 的 眼 好像 鴿子眼
Altın, tıpkı Bizans resimlerinde gördüğümüz bir tarzda kullanılmış, ve Hz.Myślę, że ten złoty działa w ten sam sposób, jak złoto na bizantyjskich obrazach.
Altın, tıpkı Bizans resimlerinde gördüğümüz bir tarzda kullanılmış, ve Hz.Myslím, že zlatá funguje jako zlatá v byzantských malbách a Marylin je zde místo Panny Marie.
Altın, tıpkı Bizans resimlerinde gördüğümüz bir tarzda kullanılmış, ve Hz.Parece-me que o dourado funciona como o ouro presente num quadro bizantino e ela substitui a Virgem maria.
Altın, tıpkı Bizans resimlerinde gördüğümüz bir tarzda kullanılmış, ve Hz.Мисля, че златото напомня за злато във византийска картина, а тя е заела мястото на Дева Мария.
Altın, tıpkı Bizans resimlerinde gördüğümüz bir tarzda kullanılmış, ve Hz.По-моему, это золото выполняет функции золота из византийских картин, а она заменила Богородицу.
Altın, tıpkı Bizans resimlerinde gördüğümüz bir tarzda kullanılmış, ve Hz.Я думаю, що золотий колір виконує роль золота на візантійських полотнах і вона посідає місце Діви Марії.
Ama 10, tıpkı bir gibi, tıpkı bir düzine yumurta gibi, tıpkı bir yumurta gibi, bir birimdir.그러니까 10은 한 개처럼, 계란 한 다스처럼 10 또한 단위입니다.
Ama 10, tıpkı bir gibi, tıpkı bir düzine yumurta gibi, tıpkı bir yumurta gibi, bir birimdir.1や 卵1ダースや 卵1個のように 1つの単位なのです 10が10個集まると100です
Ama 10, tıpkı bir gibi, tıpkı bir düzine yumurta gibi, tıpkı bir yumurta gibi, bir birimdir.Ale 10, tak jak jeden, tak jak tuzin jaj i jedno jajko, jest jednostką. I dziesięć dziesiątek tworzy sto.
Ama 10, tıpkı bir gibi, tıpkı bir düzine yumurta gibi, tıpkı bir yumurta gibi, bir birimdir.Dar 10, la fel ca 1, la fel ca o duzină de ouă, la fel ca un ou, 10 este o unitate.
Ama 10, tıpkı bir gibi, tıpkı bir düzine yumurta gibi, tıpkı bir yumurta gibi, bir birimdir.Ma 10, proprio come uno, come una dozzina di uova o come un uovo, 10 è un'unità. E 10 volte 10 fanno 100.
Ama 10, tıpkı bir gibi, tıpkı bir düzine yumurta gibi, tıpkı bir yumurta gibi, bir birimdir.Mais 10, tout comme un, comme une douzaine d'œufs, tout comme un œuf, 10 est une unité.
Ama 10, tıpkı bir gibi, tıpkı bir düzine yumurta gibi, tıpkı bir yumurta gibi, bir birimdir.Pero el 10, al igual que el uno, una docena de huevos o un huevo, es una unidad.
Ama 10, tıpkı bir gibi, tıpkı bir düzine yumurta gibi, tıpkı bir yumurta gibi, bir birimdir.Но 10 — как и 1, как и дюжина яиц, как и яйцо, — 10 — это элемент. А 10 десяток дают 100.
Ama 10, tıpkı bir gibi, tıpkı bir düzine yumurta gibi, tıpkı bir yumurta gibi, bir birimdir.Но 10, точно като едно, точно като една дузина яйца, точно като едно яйце, 10 е единица.
Ama 10, tıpkı bir gibi, tıpkı bir düzine yumurta gibi, tıpkı bir yumurta gibi, bir birimdir.אבל 10, בדיוק כמו אחד, בדיוק כמו תרייסר ביצים, בדיוק כמו ביצה, 10 הוא יחידה.
Ama 10, tıpkı bir gibi, tıpkı bir düzine yumurta gibi, tıpkı bir yumurta gibi, bir birimdir.ولكن 10، تماما مثل واحد، تماما مثل دزينة بيض، وتماما مثل بيضة، 10 هي وحدة.
Ama aslında bedava değil. en kötü tarafı ihtiyacı olmayan insanlara parayı sunmaktır tıpkı senin gibi, PileΑλλά δεν είναι δωρεάν. Το χειρότερο ήταν ότι προσφέρανε χρήματα σε ανθρώπους που δεν τα είχαν ανάγκη.
Ama bana biraz zaman, tıpkı bu kadar çok var istiyorum.Aber ich würde nur so weit kommen konnte, wenn sie mich etwas.
Ama bana biraz zaman, tıpkı bu kadar çok var istiyorum.Ale já bych dostal tak daleko, protože to, když něco na mě.
Ama bana biraz zaman, tıpkı bu kadar çok var istiyorum.Ale ja by som dostal tak ďaleko, pretože to, keď niečo na mňa.
Ama bana biraz zaman, tıpkı bu kadar çok var istiyorum.Ale, że mam tak daleko jak ten, kiedy trochę na mnie.
Ama bana biraz zaman, tıpkı bu kadar çok var istiyorum.Ampak sem dobil le, če je to, ko je malo na mene.
Ama bana biraz zaman, tıpkı bu kadar çok var istiyorum.Dar aş primit doar în măsura în care acest lucru, atunci când ea pic la mine.
Ama bana biraz zaman, tıpkı bu kadar çok var istiyorum.De kaptam csak, amennyire ezt, amikor kicsit rám.
Ama bana biraz zaman, tıpkı bu kadar çok var istiyorum.그녀가 내게 조금 때 난 그저까지 이렇게 했음.
Ama bana biraz zaman, tıpkı bu kadar çok var istiyorum.Maar ik zou net zo ver als deze kreeg, toen ze iets tegen me.
Ama bana biraz zaman, tıpkı bu kadar çok var istiyorum.Mais je suis aussi loin que cela, quand elle peu à moi.
Ama bana biraz zaman, tıpkı bu kadar çok var istiyorum.Ma mi ha altrettanto misura in cui ciò, quando lei po 'di me.
Ama bana biraz zaman, tıpkı bu kadar çok var istiyorum.Men jag hade fått lika långt som detta, när hon lite på mig.
Ama bana biraz zaman, tıpkı bu kadar çok var istiyorum.Men jeg havde fået lige så langt som dette, da hun lidt på mig.
Ama bana biraz zaman, tıpkı bu kadar çok var istiyorum.Mutta olin sai aivan näin pitkälle, kun hän hieman minua.
Ama bana biraz zaman, tıpkı bu kadar çok var istiyorum.Nhưng tôi chỉ như xa như thế này, khi cô cắn tôi.
Ama bana biraz zaman, tıpkı bu kadar çok var istiyorum.Tapi aku hanya punya sejauh ini, ketika ia menggigit padaku.
Ama bana biraz zaman, tıpkı bu kadar çok var istiyorum.Αλλά θα έχεις μόνο στο βαθμό που αυτό, όταν λίγο σε μένα.
Ama bana biraz zaman, tıpkı bu kadar çok var istiyorum.Але я б отримав настільки ж далеко, як це, коли вона вкусила мене.
Ama bana biraz zaman, tıpkı bu kadar çok var istiyorum.Но аз имам само доколкото това, когато тя малко ме.
Ama bana biraz zaman, tıpkı bu kadar çok var istiyorum.Но я бы получил столь же далеко, как это, когда она укусила меня.
Ama bana biraz zaman, tıpkı bu kadar çok var istiyorum.ولكن كنت أنا فقط حصلت على قدر ذلك ، عندما بت في وجهي.
Ama bana biraz zaman, tıpkı bu kadar çok var istiyorum.絶対に!私はスナップを聞いた。
Amaçlarını açıklayan sözcükleri var. Tıpkı Okinawalıların kullandığı "ikigai" sözcüğü gibi.Au cuvinte pentru simtamantul rostului, ikigai, precum cei din Okinawa.
Amaçlarını açıklayan sözcükleri var. Tıpkı Okinawalıların kullandığı "ikigai" sözcüğü gibi.De har gloser for det at føle et formål med livet, ikigai, som Okinawaerne.
Amaçlarını açıklayan sözcükleri var. Tıpkı Okinawalıların kullandığı "ikigai" sözcüğü gibi.De har ord för känslan av mening, ikigai, hos Okinawerna.
Amaçlarını açıklayan sözcükleri var. Tıpkı Okinawalıların kullandığı "ikigai" sözcüğü gibi.Ils ont des mots qui les inspirent, ikigai, comme à Okinawa.
Amaçlarını açıklayan sözcükleri var. Tıpkı Okinawalıların kullandığı "ikigai" sözcüğü gibi.Mají slovo vystihující smysl života, jako ikigai na Okinawě.
Amaçlarını açıklayan sözcükleri var. Tıpkı Okinawalıların kullandığı "ikigai" sözcüğü gibi.Mereka memiliki kata untuk tujuan hidup, ikigai, seperti orang Okinawa.
Amaçlarını açıklayan sözcükleri var. Tıpkı Okinawalıların kullandığı "ikigai" sözcüğü gibi.Sie haben Worte für den Sinn Ihres Daseins, wie "Ikigai" auf Okinawa.
Amaçlarını açıklayan sözcükleri var. Tıpkı Okinawalıların kullandığı "ikigai" sözcüğü gibi.Szavuk van az életcélra, az ikigaira, az okinawaiaknál.
Amaçlarını açıklayan sözcükleri var. Tıpkı Okinawalıların kullandığı "ikigai" sözcüğü gibi.Ze hebben een woordenschat voor een doel in hun leven, ikigai, voor de Okinawanen.
Amaçlarını açıklayan sözcükleri var. Tıpkı Okinawalıların kullandığı "ikigai" sözcüğü gibi.Έχουν λεξιλόγιο για την αίσθηση του σκοπού, ικιγκάι όπως οι κατοικοι της Οκινάουα.
Amaçlarını açıklayan sözcükleri var. Tıpkı Okinawalıların kullandığı "ikigai" sözcüğü gibi.Те имат дума за чувство за цел, икигаи, като хората от Окинава.
Amaçlarını açıklayan sözcükleri var. Tıpkı Okinawalıların kullandığı "ikigai" sözcüğü gibi.У них є термін для позначення життєвої цілі, ікігай, як у жителів Окінави.