Tıpkı bir köpek gibi davranır.犬のような動きをする。
Garip deneyler yapar,tıpkı bir bilim adamı gibidir.たくましいスポーツマンで、あまり科学記者らしくない。
Tıpkı Latince'deki gibi her cümlede yukarıdaki gibi bir genelleme yapılamaz.無論、ラテン文字と同様、すべて大文字にしても間違いではない。
Tıpkı Bruno gibi.ブロンズ像。
Tıpkı İngilizce'de pediatrics veya pediatry şeklinde kullanıldıkları gibi.英語ではエプサイロンあるいはエプスィロンのように発音される。
Bu tıpkı büyük bir baloncuğa benzer.巨大な風船のような容姿。
Yumurtadan çıkan larvalar tıpkı böcekler gibi 3 çift bacaklıdır.付属肢は他の三葉虫のように二枝型である。
Moskova'daki basın toplantısında "Sovyet insanlarının tıpkı kendileri gibi olduklarını" söyledi.モスクワの記者会見で彼女はロシア人が「我々と変わらない」 と話している。
Onda da tıpkı erkek kardeşi gibi yaşlılık fobisi vardır.兄に似てプライドも高い。
Tıpkı babası gibi fevri bir kişiliği vardır.父親似のまっすぐな性格。
Tıpkı diğer kardeşleri gibi (Örneğin Paul ünlü bir piyanisttir.)作風としては、虎徹と似る(一説には兄弟弟子。
Tıpkı çatışmacı kuram ve etkileşimcilik gibi.衝撃系と対立。
Tıpkı Psycho/ Sapık’taki Mrs. Bates gibi.バッキー体調不良の際のピンチヒッター。
Dünyanın dönüşünü, tıpkı öğüttüğü tahıllar gibi zamanın yokoluşunu temsil ederler.原作同様、再生後の世界でも姫宮家のメイド長として日々を過ごしている。
Tıpkı bir martı gibi gölü severmiş ve tıpkı bir martı gibi mutlu ve hürmüş.「湖のほとりにあなたみたいな若い娘がかもめのように自由で幸せに暮らしている。
Moskova'daki basın toplantısında "Sovyet insanlarının tıpkı kendileri gibi olduklarını" söyledi.在莫斯科的记者招待会上,她表示俄国人“就像我们一样”。
Tıpkı kendileri gibi aileleri de birbirleriyle çok yakındır.然后遍食家人,且有为亲邻馈者。
Tıpkı bir bilim adamına benzemektedir.當然最好是像我一樣成為一名教授。
Tıpkı bir köpek gibi davranır.言行有點像狗。
Ancak, 5B tasarısı da tıpkı 5A ya olduğu gibi yenilgiye uğramıştır.然而,5B案被否決而5A案卻獲得通過。
Tıpkı 20 yıl önceki gibi.这已经是廿多年前的往事了。
Tıpkı babası gibi fevri bir kişiliği vardır.她内在的超能力十分像她的父亲。
Böyle yapmakla da tıpkı seyis gibi Temuçin’den büyük mükâfat alacaklarını düşünmüşlerdi.這使他們對關於種子的偉大應許及他的王國治下更大的復興越發堅信不移。
Eylül 1610'dan itibaren Galileo,Venüs'ün tıpkı ay gibi evreleri olduğunu gördü.伽利略在1610年9月通过观测发现金星所呈现的所有相位与月球十分相似。
Tıpkı şiş kebap gibi bir sopaya dizilerek satışa sunulur.像卖可口可乐一样卖褚橙。
Karayip adalarından gelen bir yeteneği var, tıpkı bizim gibi.我們需要像你這樣有才能的人。
Nadide, oğlunu da tıpkı ailesinden gördüğü gibi aşırı korumacı bir tutumla yetiştirmiştir.高蠆也讓兒子高彊拜見韓起,韓起也說出對欒施一樣的評語。
Tıpkı diğer Leptonlardan olan müon gibi.相当于明十三陵各陵的祾恩门。
Kadınlara karşı tavrı tıpkı filmlerindeki gibi kaba ve şiddete meyillidir.她的爱心与人格犹如她的電影一样灿烂人间。
Kullanıcılara tıpkı bankalar aracılığı ile verilen IBAN benzeri bir araç olarak kullanılır.安全和权限被视为同其它用户空间所必需的服务器一样。
Tıpkı Milo gibi bir çılgındır.跟卡蜜拉一樣是人造人。
Kendimi tıpkı öldürülmeden önce kendi mezarları kazdırılan insanlar gibi hissettim.被發現前已被污染獸襲擊,猶如死城。
Aslında bu, tıpkı içi soğuk su dolu bir balonu alttan ısıtmaya benzer.它的外型基本上应当说是一个水下的熱气球。
Onlar elbette farklıdırlar, ama aynı türdendirler, tıpkı Gerçek'te ikilik olmadığı gibi.전류편은 그들의 크기와 비교하여 매우 얇아서 그것들은 자주 두께가 0인 것처럼 다루어진다.
Tıpkı Woods gibi öldüğü sanılır.그는 페스트로 사망한 것으로 추정된다.
Tıpkı babası gibi fevri bir kişiliği vardır.아버지처럼 정의를 위해 힘쓰는 모범적인 인물이다.
Örnek: njuh (koku) Okunuşu: nyuh O o - Tıpkı Türkçedeki 'O' sesini verir.노나라 대부 민마보가 이 말을 전해 듣고 "문사(文辭, 아름답게 꾸민 말)는 예를 행하기 위한 것이다.
Tıpkı kanguru faresinde olduğu gibi ön ayaklar çok kısa arka ayaklar ise çok uzundur.캥거루과에 속하는 대부분의 다른 종들보다, 앞발은 뒷발과 비교하여 상대적으로 길다.
Tıpkı bir martı gibi gölü severmiş ve tıpkı bir martı gibi mutlu ve hürmüş.היא אוהבת את האגם כמו שחף, והיא מאושרת וחפשיה כמותו.
Tıpkı Newton gibi ivmeyi bir hız değişimi olarak tanımlamıştı.כמו ניוטון, הוא תיאר תאוצה כקצב השינוי במהירות.
Percy’de tıpkı Jason gibi, ismi dışında hiçbir şey hatırlamıyor.כמו ג'ייסון הוא לא זוכר כלום, חוץ מאת שמו ואת שמה של אנבת'.
Spencer, toplumların tıpkı canlı organizmalar gibi işlediğini de öne surdu.ספנסר טען כי החברה עוברת אבולוציה באותו אופן שבו עוברים אותה המינים החיים.
Tıpkı günümüzde de çöplerin yakıldığı gibi.המרפסות נפוצות מאוד גם בימינו.
Tıpkı Bruno gibi.לא כך ברנל.
Dünyanın dönüşünü, tıpkı öğüttüğü tahıllar gibi zamanın yokoluşunu temsil ederler.הוא נודע בנסיונותיו להשיב לקדמותם נוהלי ביצוע מתקופת המלחין, כגון אלתור קדנצות.
Tıpkı yemek, içmek, konuşmak, yürümek, düşünmek gibi...לשיר, לרקוד, לטייל, לחשוב.
Garip deneyler yapar,tıpkı bir bilim adamı gibidir.לשם כך הוא אף משמש שפן ניסיונות אצל מדען אכזרי.
Tıpkı kendileri gibi aileleri de birbirleriyle çok yakındır.Подобна участ сполетява роднините и приближените му.
Namibya'da, tıpkı komşusu Güney Afrika Cumhuriyeti'nde olduğu gibi trafik soldan akmaktadır.Подобно на ЮАР движението в Намибия се извършва в лявата пътна лента.
Tıpkı Psycho/ Sapık’taki Mrs. Bates gibi.Живописта е сходна с тази в „Свети Пантелеймон“ в Нерези.
Moskova'daki basın toplantısında "Sovyet insanlarının tıpkı kendileri gibi olduklarını" söyledi.Говорейки на пресконференцията в Москва, Смит заявява, че руснаците били „също като нас“.
Armanyak tıpkı konyakta olduğu yıllandırma sürecine bağlı olarak çeşitli sınıflara ayrılır.Арманякът се продава под няколко класификации, които се отнасят за възрастта на брендито.
Tıpkı diğer dağ sümbülü türleri gibi gruplar hâlinde bulunurlar.Подобно е положението и на други места из планината.
Yarı finalde tıpkı Wimbledon finalinde olduğu gibi Serena Williams'a mağlup oldu.Две години по-рано тя побеждава Серина Уилямс на финала на Уимбълдън.
Bu tıpkı büyük bir baloncuğa benzer.Vrlo je sličan ciplu balavcu.
Diğer ulusları, tıpkı kendi ulusumuz hakkında yargıda bulunduğumuz gibi yargılayabilir.Nacije također, poput pojedinaca, mogu biti kažnjene za svoje prijestupe.
Topkapı Sarayı Bağdat 304 Yazmasının Tıpkıbasım Neşrine Göre Hazırlanmıştır.Statut je donesen na temelju kanona 304.
Tıpkı bir köpek gibi davranır.Ona se također prikazuje kao sova.
Karayip adalarından gelen bir yeteneği var, tıpkı bizim gibi."Naši neprijatelji su inovativni, te imaju resurse, kao i mi.
Şarkı tıpkı Welcome to the Jungle gibi Los Angeles hakkındadır.Časopis Blender označil skladbu Welcome to the Jungle ako najlepšiu skladbu o Los Angeles.