Bu kubbenin üzerinde Özgürlük Heykeli'nin bir tıpkıyapımı yer alır.V tomto duchu je totiž vytvorená pochodeň Sochy slobody, ktorú má pripomínať.
Tıpkı Descartes'in Dualizm felsefesinde olduğu gibi.Východisko Descartovej filozofie.
Yemekte Chip tıpkı lisedeki gibi davranmaya başlar.Čiefová Po skončení základnej školy pôsobil ako robotník v Brezne.
Aşkın tarafında yer tutan Murat aslında kendi duygularının farkında değildir, tıpkı Duygu gibi.Prekvapený Simplicius si jeho vplyvom uvedomí, že on vlastne ani nevie čo je to láska.
200 s. + tıpkıbasımlar ve tablolar.100 s. + obrazové prílohy.
Burası, tıpkı Eyfel Kulesi gibi şehrin sembollerinden biri olmuştur.Toto, ako aj Eiffelova veža, sa stalo orientačným bodom mesta.
Tıpkı Mozart, Mendelsshon ve Schubert gibi dahi bir çocuktu.Že kot majhno so jo primerjali z Mozartom in Mendelssohnom.
Tıpkı Corbin gibi o da kısa sürelerde galibiyetler kazanıyordu.Kot Neisha je v izredno kratkem času osvojila Slovenijo.
Tıpkı diğer kardeşleri gibi (Örneğin Paul ünlü bir piyanisttir.)Je poosebljen, tako kot ostale igrače v besedilu (npr. pogumen levček).
Bobby, orduya alışmış ve tıpkı ilk günlerinde istediği gibi albay olmayı başarmıştır.Cloud stojo į SOLDIER tam, kad būtų panašus į jį, taptų Pirmos klasės kariu.
Tıpkı bir gergedan böceğine benzer.Sarnaneb Hariliku ahaskaaniga.
Onda da tıpkı erkek kardeşi gibi yaşlılık fobisi vardır.Mõnel juhul on ta ka nii hull kui tema vennad.
Moskova'daki basın toplantısında "Sovyet insanlarının tıpkı kendileri gibi olduklarını" söyledi.Oma raamatus "Reis Nõukogude Liitu" tegi Samantha kokkuvõtte: nad on samasugused nagu meie.
Tıpkı benim bedenimin başkası için olduğu gibi.Inimene on keha nagu teisedki asjad.
100 hakkında düşündüğümde, tıpkı bir paket tost ekmeği gibi.그래서 전 100을 토스터 패스트리 한 박스처럼 생각합니다.
100 hakkında düşündüğümde, tıpkı bir paket tost ekmeği gibi.100は1つのものでしょうか
100 hakkında düşündüğümde, tıpkı bir paket tost ekmeği gibi.Așadar atunci când vorbesc despre 100, este ca și la cutia de foi de foitaj.
100 hakkında düşündüğümde, tıpkı bir paket tost ekmeği gibi.Cuando pienso en el 100, es como la caja de tartaletas.
100 hakkında düşündüğümde, tıpkı bir paket tost ekmeği gibi.Donc, quand je pense à 100, c'est comme la boîte de biscottes.
100 hakkında düşündüğümde, tıpkı bir paket tost ekmeği gibi.Така че когато си мисля за 100, това е като кутията с тостер сладкиши.
100 hakkında düşündüğümde, tıpkı bir paket tost ekmeği gibi.אז כשאני חושב על 100, זה כמו קופסה של מאפי טוסטר.
100 hakkında düşündüğümde, tıpkı bir paket tost ekmeği gibi.فحين أفكر في 100، ذلك مثل علبة من المعجنات المحمصة.
12 ila 24 saat sonra, tıpkı öncesindeki gibi hepsini eski yerlerine aynen geri koyar.그런데 12시간에서 24시간 후에 자기 스스로 염색체를 재조립해 복구시켰습니다.
12 ila 24 saat sonra, tıpkı öncesindeki gibi hepsini eski yerlerine aynen geri koyar.12-24 órával később pontosan ugyanolyanná állt össze, mint amilyen volt.
12 ila 24 saat sonra, tıpkı öncesindeki gibi hepsini eski yerlerine aynen geri koyar.12 - 24 tuntia myöhemmin se on koonnut itsensä ennalleen.
12 ila 24 saat sonra, tıpkı öncesindeki gibi hepsini eski yerlerine aynen geri koyar.12 à 24 heures plus tard, il s'est réparé exactement comme il était auparavant.
12 ila 24 saat sonra, tıpkı öncesindeki gibi hepsini eski yerlerine aynen geri koyar.12 a 24 horas mais tarde, foi reconstituído tal como era antes.
12 ila 24 saat sonra, tıpkı öncesindeki gibi hepsini eski yerlerine aynen geri koyar.12 bis 24 Stunden später, hat sich alles wieder so zusammengefügt wie es war.
12 ila 24 saat sonra, tıpkı öncesindeki gibi hepsini eski yerlerine aynen geri koyar.12 ot 24 uur later zette hij het weer in elkaar, precies zoals het eerst was.
12 ila 24 saat sonra, tıpkı öncesindeki gibi hepsini eski yerlerine aynen geri koyar.12 până la 24 de ore mai târziu, l-a pus din nou laolaltă asa cum era la inceput.
12 ila 24 saat sonra, tıpkı öncesindeki gibi hepsini eski yerlerine aynen geri koyar.12 sampai 24 jam kemudian, dia sudah menggabungkannya persis seperti semula.
12 ila 24 saat sonra, tıpkı öncesindeki gibi hepsini eski yerlerine aynen geri koyar.12 με 24 ώρες μετά το συναρμολογεί ξανά, ακριβώς όπως ήταν πριν.
12 ila 24 saat sonra, tıpkı öncesindeki gibi hepsini eski yerlerine aynen geri koyar.12 עד 24 שעות לאחר מכן, זה חיבר אותם בחזרה יחד בדיוק כמו קודם
12 ila 24 saat sonra, tıpkı öncesindeki gibi hepsini eski yerlerine aynen geri koyar.12 إلى 24 ساعة لاحقاً، تقوم بوضعه سوياً مجدداً كما كانت من قبل.
12 ila 24 saat sonra, tıpkı öncesindeki gibi hepsini eski yerlerine aynen geri koyar.De doce a veinticuatro horas después, se vuelve a reconstituir, exactamente como estaba antes.
12 ila 24 saat sonra, tıpkı öncesindeki gibi hepsini eski yerlerine aynen geri koyar.In 12 - 24 ore viene riassemblato esattamente come era prima.
12 ila 24 saat sonra, tıpkı öncesindeki gibi hepsini eski yerlerine aynen geri koyar.W 12 do 24 godzin później wrócił do oryginalnego stanu.
12 ila 24 saat sonra, tıpkı öncesindeki gibi hepsini eski yerlerine aynen geri koyar.След 12 до 24 часа, го сглобява обратно както е бил преди.
12 ila 24 saat sonra, tıpkı öncesindeki gibi hepsini eski yerlerine aynen geri koyar.Через 12-24 часа он в том же состоянии, в котором был прежде.
12 ila 24 saat sonra, tıpkı öncesindeki gibi hepsini eski yerlerine aynen geri koyar.染色体は以前と同じように修復されます 多くの生物種はこのような特徴をもっています
1. boşluk için, "n" adet olasılık var, tıpkı geçtiğimiz iki örnekte olduğu gibi.첫 번째 칸에는 n가지 경우의 수가 있죠, 우리가 지난 2개의 예제에서 본 것처럼요.
1. boşluk için, "n" adet olasılık var, tıpkı geçtiğimiz iki örnekte olduğu gibi.Na první místo máme n možností, stejně jako to bylo v předchozích dvou příkladech.
1. boşluk için, "n" adet olasılık var, tıpkı geçtiğimiz iki örnekte olduğu gibi.Nel primo posto ci sono n possibilita', proprio come abbiamo fatto negli ultimi due esempi.
1. boşluk için, "n" adet olasılık var, tıpkı geçtiğimiz iki örnekte olduğu gibi.No primeiro ponto, há "n" possibilidades, tal como nós fizemos nos últimos dois exemplos.
1. boşluk için, "n" adet olasılık var, tıpkı geçtiğimiz iki örnekte olduğu gibi.Op de eerste plaats zijn er n mogelijkheden, net zoals in de voorbeelden.
1. boşluk için, "n" adet olasılık var, tıpkı geçtiğimiz iki örnekte olduğu gibi.На первом месте - n способов, так же, как мы делали и в двух предыдущих примерах.
1. boşluk için, "n" adet olasılık var, tıpkı geçtiğimiz iki örnekte olduğu gibi.На първото място имаме n възможности, точно както беше в последните два примера.
1. boşluk için, "n" adet olasılık var, tıpkı geçtiğimiz iki örnekte olduğu gibi.في الحال الأولى ثمة إمكانيات ن، مثلما نحن في آخر المثالين.
1. boşluk için, "n" adet olasılık var, tıpkı geçtiğimiz iki örnekte olduğu gibi.前の2つの例と同様にです。 ここには、n個の可能性があります。
2000'lerin ortalarında, buraya yakın bir yerde Nelson Mandela demişti ki tıpkı kölelik ve ırk ayrımı gibi,Nelson Mandela vergeleek, midden jaren 2000, niet ver hiervandaan, armoede met slavernij en Apartheid:
360 rengi algılayabildiğim bir noktaya ulaştım, tıpkı insan görüşü gibi.전자 눈을 통해 색을 들으면서 저는 인간의 눈으로 감지할 수 있는 360가지 색을 모두 구별할 수 있게 됐습니다.
360 rengi algılayabildiğim bir noktaya ulaştım, tıpkı insan görüşü gibi.Am ajuns la un punct în care eram capabil să disting 360 de culori, exact ca văzul uman.
360 rengi algılayabildiğim bir noktaya ulaştım, tıpkı insan görüşü gibi.Cheguei então a um ponto em que era capaz de distinguir 360 cores, tal e qual como a visão humana.
360 rengi algılayabildiğim bir noktaya ulaştım, tıpkı insan görüşü gibi.Dostal jsem se na úroveň, kdy jsem schopen rozeznat 360 barev, stejně jako lidský zrak.
360 rengi algılayabildiğim bir noktaya ulaştım, tıpkı insan görüşü gibi.Dostal som sa do bodu, keď som bol schopný vnímať 360 farieb, tak ako aj ľudské oko.
360 rengi algılayabildiğim bir noktaya ulaştım, tıpkı insan görüşü gibi.Giờ tôi đã đạt đến mức có thể nhận thức được 360 màu, như thị giác của con người.
360 rengi algılayabildiğim bir noktaya ulaştım, tıpkı insan görüşü gibi.Ich kam an einen Punkt, wo ich 360 Farben wahrnehmen konnte, genau wie das menschliche Sehvermögen.
360 rengi algılayabildiğim bir noktaya ulaştım, tıpkı insan görüşü gibi.Jadi saya sampai pada titik di mana saya dapat merasakan 360 warna, sama seperi penglihatan manusia.
360 rengi algılayabildiğim bir noktaya ulaştım, tıpkı insan görüşü gibi.Llegué a percibir 360 colores, como en la visión humana.
360 rengi algılayabildiğim bir noktaya ulaştım, tıpkı insan görüşü gibi.Op de duur was ik in staat om 360 kleuren te ervaren, zoals de menselijke visie.