O da tıpkı amcası gibi büyü yolunu seçmiştir.Han skulle sedermera välja karriär som magiker.
Bu tıpkı büyük bir baloncuğa benzer.Den kan liknas med en stor gemensam balkong.
Zaten öyle iyi bir tırmanıcıdır ki, tıpkı sincap gibi ağaçlardan baş aşağı inme yeteğine sahiptir.Den är en mycket skicklig trädklättrare och kan klättra nedför en trädstam med huvudet först likt en ekorre.
Tıpkı bir köpek gibi davranır.Där får han uppträda som clown.
Purkinje hücreleri tıpkı domino taşları gibi birbirinin önüne hizalanmış olarak bulunur.Purkinjecellerna ligger uppradade som dominobrickor, staplade den ena framför den andra.
Tıpkı üçleme gibidir ama bu sefer aynı zamanda altı kere vurulur.De bytte frisparkskytt och denna gång var det Endōs tur att skjuta.
Tıpkı Newton gibi ivmeyi bir hız değişimi olarak tanımlamıştı.Låt avbilda dig som Newton.
Krshna, tıpkı Rama gibi, tanrı Vishnu'nun insan olarak bedenleşmiş halidir.Liksom Ramanuja ansåg Madhva att Brahman var en personlig gud, nämligen Vishnu.
Tıpkı Fars-Arap yazı sistemini kullanan diğer dillerde olduğu gibi Xiao'erjing de sağdan solda yazılır.Till skillnad från andra indiska skriftspråk så skrivs kharoṣṭhī från höger till vänster.
Tıpkı radyonun sesi ilettiği gibi havadan görüntüyü iletmeyi aklına koymuştu.Він мріяв про те, щоб так само, як звук, передавати по радіо зображення.
Onda da tıpkı erkek kardeşi gibi yaşlılık fobisi vardır.Має такий самий амулет, що і в брата.
Tıpkı babası gibi fevri bir kişiliği vardır.Має подібний до батька характер.
Tıpkı bir köpek gibi davranır.Вилаяв, як собаку!
Filmin de tıpkı konusu gibi çileli bir öyküsü vardır.Фільм дещо схожий сюжетом.
Garip deneyler yapar,tıpkı bir bilim adamı gibidir.Може бути допитаний так само як Вчений.
Tıpkı diğer kardeşleri gibi (Örneğin Paul ünlü bir piyanisttir.)В основному відомий як автор поетичної новели «Дзяди» (пол.
Hititler'de tanrılar, tıpkı insanlar gibidir.За ним стихійники є божими творіннями, як і людина.
Bu tıpkı biyolojik içeriğin DNA tarafından aktarılması gibidir.Задіяний у такому біологічному процесі, як Рекомбінація ДНК.
Bu kubbenin üzerinde Özgürlük Heykeli'nin bir tıpkıyapımı yer alır.На остові Свободи розташована Статуя Свободи.
Tıpkı kanguru faresinde olduğu gibi ön ayaklar çok kısa arka ayaklar ise çok uzundur.Як і більшості кенгурових задні ноги довгі і сильні, передні — значно коротші.
Moskova'daki basın toplantısında "Sovyet insanlarının tıpkı kendileri gibi olduklarını" söyledi.Během tiskové konference v Moskvě řekla, že jí ruští lidé připadají „stejní jako my“.
Tıpkı günümüzde de çöplerin yakıldığı gibi.V dnešní době se často peče také v troubě.
Tıpkı bir gergedan böceğine benzer.Podobá se stříšce (^).
Hititler'de tanrılar, tıpkı insanlar gibidir.Efebští bohové vypadají jako lidé.
Tıpkı yemek, içmek, konuşmak, yürümek, düşünmek gibi...Jak správně myslet, jednat a mluvit.
Tıpkı 20 yıl önceki gibi.Jako před 100 lety.
Tıpkı bir bilim adamına benzemektedir.Působil jako přírodovědec.
Ankylomon, Tıpkı bir Ankilosaurus'a benzer.Může jít o stejného dinosaura, jako Sarcosaurus.
Tıpkı Milo gibi bir çılgındır.Je podobný anilinu.
200 s. + tıpkıbasımlar ve tablolar.224 s., obrazové a fotografické přílohy.
Tıpkı babası gibi fevri bir kişiliği vardır.Má podobné schopnosti jako její otec.
Bu 4 kardeş tıpkı babaları Ellis Marsalis gibi jazz müzisyenleridir.Příjmení Marsalis nese rodina jazzových hudebníků: Ellis Marsalis, Sr.
Tıpkı üç bin yıl önce Exar Kun ve Ulic Qel-Droma'nın yaptığı gibi.Jejich činy přilákaly pozornost Ulica Qel-Dromy a jeho sithského mistra Exara Kuna.
Tıpkı Prens Prospero gibi Poe da bu hastalığın ölümcüllüğünü göz ardı etmekteydi.Ca și prințul Prospero, Poe a încercat să ignore fatalitatea bolii.
Tıpkı Latince'deki gibi her cümlede yukarıdaki gibi bir genelleme yapılamaz.Nici într-o limbă ca maghiara nu se accentuează toate cuvintele.
Tıpkı Hogan gibi, tıpkı The Rock gibi.Este de pe Pământ, la fel ca Roxy.
Genetik olarak, ebeveyninin tıpkısı olan döllere klon denir.Urmașii care sunt identic din punct de vedere genetic cu părinții lor se numesc clone.
Tıpkı bir bilim adamına benzemektedir.Știți, e ca în The Apprentice.
Bu bakımdan “soy bilim, tıpkı menşe analizi gibi, bedenin ve tarihin eklemlendiği yerdedir.”În note adiționale, „Astfel, chiar și produsele care sunt vândute ca și exemple ale tradiției și moștenirii.
Neticede Dünya tüm şeytanlıklardan arınır ve tıpkı Cennet gibi günahsız bir yere dönüşür.Absorbind atâtea păcate, piatra a devenit neagră, ca păcatul însuși.
Bu tıpkı büyük bir baloncuğa benzer.Seamănă cu un pițigoi mare.
Tıpkı bir köpek gibi davranır.Profesorul se comportă ca o maimuță!
Tıpkı senin gibi, genç ve hırslıydım.Am fost exact ca tine, tânăr și ambițios.
Moskova'daki basın toplantısında "Sovyet insanlarının tıpkı kendileri gibi olduklarını" söyledi.Egy moszkvai konferencián beszélve Smith kijelentette az „oroszok olyanok, mint mi”.
Tıpkı babası gibi fevri bir kişiliği vardır.Apjához hasonlóan lobbanékony természetű.
25 yaşında, tıpkı Jimmy gibi babası ile iyi geçinemez.60-ból, azonban ez akár apjára is vonatkozhat
Tıpkı sık sık anlatılan güzel bir fıkra gibi.Egy igen mulatságos tanuságokkal bővelkedő történet.
Bu tıpkı aynayla kaplı bir odada olmak gibidir.Én csak olyan vagyok, mint egy tükör, amiben láthatod magad.
Tıpkı Milo gibi bir çılgındır.Teljesen olyan, mint Toomas.
Deniz tıpkı Kuzey Atlantik Okyanusu gibi soğuk ve oksijence zengindir.Telelőhelyén az észak-amerikaihoz hasonló, hűvös, nedves az éghajlat.
Tıpkı Baştan Çıkarılmış gibi, çıktığı hafta 1. sırada USA Today bestseller listesine girdi.A regény végül felkerült a USA Today bestseller-listájára.
Tıpkı yemek, içmek, konuşmak, yürümek, düşünmek gibi...Képesek ember módjára enni, inni, beszélni és ruházkodni.
O da tıpkı Usagi gibi yengeç burcudur.Csákányospusztához hasonlóan Körtvélyespuszta is üdülőhely.
Tıpkı günümüzde de çöplerin yakıldığı gibi.Mára ez az állománya kipusztult, akárcsak a túrkevei is.
Bouguereau'nun Venüs'ünün pozu tıpkı Botticelli'ninki gibi asimetriktir.E lap szintén Botticelli munkájára emlékezteti az utókort.
Roman, tıpkı savunanlarda olduğu gibi, eleştirmenlerde de oldukça güçlü duygusal tepkilere neden olmuştur.A regény kritikusaiból és támogatóiból egyaránt heves érzelmi reakciókat váltott ki.
O da tıpkı amcası gibi büyü yolunu seçmiştir.Hän oli myös taikuri isänsä Magnifin tapaan.
12 yaşındaki Meggie, tıpkı babası Mortimer gibi bir kitap kurdudur.Myös Meggie osaa lukea hahmoja eloon kirjoista kuten isänsä.
Üç önemli yazmanın tıpkıbasımı ile Türkçe çevirisi Türk Dil Kurumu'nca yayımlandı.Turkkilaisia kieliä varten laadittiin 39 merkkiä käsittävä yhtenäinen kirjaimisto.
Türk Dil Kurumu tarafından tıpkıçekim sözünün uygun bir karşılık olduğu bildirilmektedir.Palkka on kuitenkin intialaisen mittapuun mukaan hyvä.